Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/873 E. 2024/2702 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/873
- Karar No
- 2024/2702
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/873 Karar No : 2024/2702
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 27/12/2023 tarih ve E:2018/1884, K:2023/20549 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ...tarih ve ...sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık 10.000,00-TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 27/12/2023 tarih ve E:2018/1884, K:2023/20549 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan kararın, ... Bölge Adliye Mahkemesi ...Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla davacı yönünden bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile yine Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca davacının beraatine karar verildiği; bu karara karşı Cumhuriyet savcısı ve davacı tarafından yapılan istinaf başvurularının da ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği ve anılan kararın tarafların temyiz etmemesi üzerine 19/12/2023 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, Davacının ceza yargılamasında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının irtibat ve iltisak yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden de bağlayıcılığının bulunmadığı, Davacının unvanlı görev olarak özel yetkili mahkemede görevlendirilmesi ve hakkında yürütülen disiplin işlemleri yönünden, kararda yer verilen açıklamalar, ilgili tanık beyanları, özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesine atanmadan önce son sekiz yıl boyunca asliye hukuk mahkemesi hâkimi olarak görev yaptığını beyan eden davacının, FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da ve yargı kurumlarında etkin olduğu dönemde "İzmir Askeri Casusluk Davası" olarak bilinen davaya bakan ve örgütün stratejik önemde gördüğü özel yetkili olarak kurulan Ağır Ceza Mahkemesinde (TMK 10. maddesi uyarınca özel yetkili) üye hâkim olarak görevlendirilmiş olması ve bu davada usul ve yasaya aykırı işlem ve eylemler gerçekleştirdiğinden bahisle hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda HSK ... Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 2802 sayılı Kanun'un 69/son maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması hususları ile davacının anılan hususlara karşı beyanları bir bütün değerlendirildiğinde, davacının anılan beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle ileri sürdüğü maddi zararına karşılık 10.000,00-TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, iptali istenen idari karar verilmeden önce gerek mesleği sebebiyle ve gerek bir vatandaş olması sebebiyle sahip olduğu hakları kullandırılmadığı, kendini savunabilmesini sağlamak için hiçbir şekilde haberdar edilmediği, yapılan işlemle ilgili kendisine herhangi bir bilgi ve belge verilmediği ve savunmasına dahi müracaat edilmeden meslekten çıkarılmasına karar verildiği; bir hukuk devletinin organlarında olması ve uyulması gereken yönetimde açıklık, silahlarda eşitlik ve adil yargılanma ilkelerine hiçbir şekilde uyulmayarak hukuka aykırı bir şekilde dava konusu kararların verildiği ve mağdur edildiği; kararlarını alırken belirli usul kuralları ve yargılama ilkeleri ile bağlı olması ve hakkında karar verdiği kişinin haklarını gözetmesi gereken idarenin bu usul ve ilkelere uymadan aldığı kararın hukuka uyarlılığından söz etmenin mümkün olmadığı; dava konusu karar içeriklerinde, herhangi bir terör örgütüne veya milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan ve bu yönde değerlendirilme yapılmasına neden olan hususlardan hiçbirinin gösterilmediği ve ortaya konulmadığı; kararların hiçbir yerinde bizzat ismi zikredilerek ve şahsileştirme yapılarak kendisine herhangi bir eylem ve fiil isnadında bulunulmadığı, kendisiyle ilgili herhangi somut ve hukuki bir delil ve olgu gösterilmediği; meslekten çıkarma kararından kısa bir süre önce ...tarihinde verdiği ... sayılı kararı ile karar tarihinden geriye yönelik olarak yapılan 3 yıllık mesleki çalışma performansı ve mesleki başarısının incelenmesi sonucunda C defterinde başarılı bulunduğu, bu kararın kendisine tebliğ edildiği ve bu incelemenin karar tarihinde geçerli olan 2802 sayılı Kanun ve bu Kanunun ilgili hükümlerine dayanılarak çıkarılmış olan... karar nolu “Birinci sınıfa ayrılan ve birinci sınıf olan hakim ve savcıların çalışmalarının değerlendirilmesi esaslarına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ilke kararı”nda tespit edilen esaslara göre yapıldığı; anılan karara konu 3 yıllık inceleme süresi içinde hakkında yapılan tüm soruşturma ve kovuşturmalara sebep olarak ... Özel Yetkili... Ağır Ceza Mahkemesinde görev yaptığı dönemin gösterildiği, Dairenin red kararında FETÖ’ye ilişkin tespit ve değerlendirmeler başlığı altında yapılan açıklamalarda örgütle ilgili YCGK örgütü amacını ve faaliyetlerini belirten kararı ile diğer mahkemelerin karar tarihleri ile örgüt içinde yer almış tanık ve şüphelilerin soruşturma ve kovuşturma sıralarında verdikleri beyanların tarihleri dikkate alındığında tamamının darbe teşebbüsü sonrası tarihlerde ve hakkında HSK tarafından alınan meslekten uzaklaştırma kararından sonra verilmiş kararlar ve şahıs ifadeleri olduğunun görüleceği; hakimlik görevini yaparken bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerine aykırı davrandığını ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlüğünü ihlal ettiğine dair meslekten çıkarılmasına dair karar içeriğinde herhangi bir anlatım, açıklama, kendisini zan altına sokacak herhangi bir somut ve hukuki delil ve olgu gösterilmediği; aleyhine olarak HSK tarafından ileri sürülen tüm hususlar ve isnatların, Anayasanın 138. ve devamı maddeler kapsamındaki mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı ilkeleri kapsamında kalan, yargılama faaliyetinde bulunan bir hakim tarafından yargı yetkisi ve takdir hakkı kapsamında usulüne ve hukuka uygun bir şekilde verilmiş olan ve kanun yollarına başvuru sırasında öne sürülebilecek hususları içeren ara kararlar olduğu; kendisi ve eşi hakkında silahlı terör örgütü üyeliği suçu nedeniyle yapılan ceza yargılaması neticesinde beraat kararı verildiği ve anılan beraat kararının kesinleştiği; Dairenin red kararı vermesinde itibar ettiği ve dayanak delil olarak gösterdiği hususlar incelendiğinde, davasının haklılığının ortada olduğu; davalı idarenin taraflı ve önyargılı bir şekilde başlattığı ve halen sonuçlanmamış ve bu haliyle masumiyet karinesine aykırılık teşkil edecek olan iddiaları dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. UYAP kayıtlarının incelenmesinden, ceza yargılaması sonucunda davacı hakkındaki beraat kararının 19/12/2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 27/12/2023 tarih ve E:2018/1884, K:2023/20549 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 07/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.