Danıştay · Danıştay

Danıştay 2024/770 E. 2024/2350 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2024/770
Karar No
2024/2350
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/770 Karar No : 2024/2350

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av....

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 25/09/2023 tarih ve E:2022/10561, K:2023/11970 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (A) fıkrası uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 25/09/2023 tarih ve E:2022/10561, K:2023/11970 sayılı kararıyla; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Dairelerince UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ceza davası açıldığı ve ...Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğinin anlaşıldığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının kendi beyanı yönünden, davacının üniversite döneminde örgüte müzahir evlerde kaldığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına, örgüte ait mülakat evinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ile üniversite döneminde örgüte müzahir evlerde kaldığına, sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına ve diğer hususlara yönelik kendi beyanının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir yaptırım niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (A) fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğu, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'ndaki güvencelere aykırı şekilde tesis edilen dava konusu işlemin şekil, sebep ve amaç yönünden hukuka aykırı olduğu, FETÖ'ye ait evlerde barınma amacıyla kaldığı ve bunun tamamen maddi sebeplere dayandığı, söz konusu evlerin basit öğrenci evleri olduğu ve mahrem bir yapısı bulunmadığı, toplamda bir yıl süreyle bu evlerde kalan davacı hakkında FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğuna yönelik değerlendirme yapılmasının hatalı olduğu, salt bu evlerde kalmasının FETÖ ile irtibat ve iltisaklı olduğunu kanıtlamayacağı gibi kaldığı dönemde söz konusu yapı ve oluşumun örgüt vasfında olduğunu bilmesinin de mümkün olmadığı, mesleğe kabulünden önce bilinmekte olan bu durum sebebiyle meslekten çıkarılmasının hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu, söz konusu yaptırımın AİHS ve Anayasa çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde bir yaptırım olmadığı, örgütsel bir aktivite içinde rol almadığı, 17/25 Aralık olayları sonrasında söz konusu yapı ile olan temasını kesme gayreti içerisine girdiğinin dikkate alınması gerektiği, sadakat yükümlülüğüne aykırı şekilde davrandığını ortaya koyan somut hiçbir delil ve gerekçe bulunmaksızın ve kişiselleştirme yapılmaksızın verilen kararın adil yargılanma hakkını, gerekçeli karar hakkını, makul sürede yargılanma hakkını, özel hayata saygı hakkını, kamu hizmetine girme hakkını, mülkiyet hakkını, silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesini, suç ve cezaların geçmişe yürütülemeyeceği ilkesini, suç ve cezaların kanuniliği ilkesini, masumiyet karinesini, hakimlik ve savcılık teminatını, ölçülülük ilkesini ve ayrımcılık yasağını ihlal ettiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Öte yandan, UYAP ortamında yapılan incelemede ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca üzerine atılı suçu işlediğine dair cezalandırılmasına yeter derecede her türlü kuşkudan uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden beraatine karar verildiği, anılan karara karşı istinaf başvurusunda bulunulduğu ancak ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin E:... sayılı dosyasının derdest olduğu, henüz bir karar verilmediği görülmüştür. 375 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 25/09/2023 tarih ve E:2022/10561, K:2023/11970 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 17/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2024/770, K. 2024/2350, T. 17.10.2024, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2024-770-e-2024-2350-k-7ab4518b6206