Danıştay · Danıştay

Danıştay 2024/651 E. 2025/957 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2024/651
Karar No
2025/957
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/651 Karar No : 2025/957

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ...Odası 2-... Odası 3- ...Odası VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 30/10/2023 tarih ve E:2021/8364, K:2023/7688 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 11/07/2021 tarih ve 31538 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişiklik yapılan Plansız Alanlar Yönetmeliği'nin; 2. maddesinin 1. fıkrasına eklenen 5. bendin, 4. maddesinin 1. fıkrasının 4. bendinin, 20. bendindeki "muhtarlığa bildirim yapılmadan başlanan" ibaresinin, 30 ve 34. bentlerinin ve bu fıkraya eklenen 35. bendinin, 43. maddesinin, 50. maddesinin, 51. maddesinde yapılan değişikliğin 57. maddesinin 1. fıkrasının, 58. maddesinin, 63. maddesinde yapılan muhtelif değişikliklerin ve 64. maddesinin iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 30/10/2023 tarih ve E:2021/8364, K:2023/7688 sayılı kararıyla; 1.Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 2. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 2. maddesinin 1.fıkrasına eklenen 5. bent yönünden; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, "Büyükşehir belediyesi sınırının il sınırı olması nedeniyle mahalleye dönüşen ve nüfusu 5.000’in altında kalan yerlerin, kırsal yerleşim özelliğinin devam edip etmediğine büyükşehir belediye meclisince karar verilir. (Ek cümleler:14/2/2020-7221/6 md.) Büyükşehir belediye meclisince aksine bir karar alınmadıkça, uygulama imar planı yapılıncaya kadar bu alanlardaki uygulamalar 27 nci madde hükümlerine göre yürütülür. 27 nci maddede belirtilen projeler, ilçe belediyesince onaylanır ve muhtarlığa bildirilir. Kırsal alanlarda iş yeri açma ve çalışma izni; kadimden kalan veya yapıldığı tarihteki mevzuat kapsamında yola cephesi olmaksızın inşa edilen yapılar ile köy yerleşik alanlarda kalan yapılara kırsal yapı belgesine, yerleşik alan sınırı dışındaki diğer yapılara ise yapı kullanma izin belgesine göre verilir. Köylerde bulunan konutlarda, iş yeri açma ve çalışma izni alınarak ev pansiyonculuğu yapılabilir. Kamuya ait bir yaya veya taşıt yoluna cephe sağlanmadan yapı inşa edilemez, parsel oluşturulamaz. Yerleşme ve yapılaşma özellikleri, mimari doku ve karakteri, gelişme düzey ve potansiyeli açısından önem arz eden köylerde bu özellikleri korumak, geliştirmek ve yaşatmak amacıyla muhtarlık katılımı ile ilgili idarelerce köy tasarım rehberleri hazırlanabilir. Köy tasarım rehberleri ilgili idare meclisi kararı ile onaylanır ve uygulanır." hükümlerine yer verildiği, 6360 sayılı Kanun ile Aydın, Balıkesir, Denizli, Hatay, Malatya, Manisa, Kahramanmaraş, Mardin, Muğla, Ordu, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa ve Van illerinde, sınırları il mülki sınırları olmak üzere aynı adla büyükşehir belediyesi kurulduğu ve bu illerin il belediyelerinin büyükşehir belediyesine dönüştürüldüğü, Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, Erzurum, Gaziantep, İzmir, Kayseri, Konya, Mersin, Sakarya ve Samsun büyükşehir belediyelerinin sınırlarının ise il mülki sınırları olarak belirlendiği, bu illerin bazı kısımlarında, büyükşehir belediye meclisince kırsal özelliği devam etmediği yönünde aksine bir karar alınmadığından uygulama imar planı yapılıncaya kadar bu alanlardaki uygulamaların 27. madde hükümlerine göre yürütüleceğinin düzenlendiği, başka bir ifadeyle henüz uygulama imar planı bulunmadığından bu alanlarda bu düzenleme yapılmasaydı dahi Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği dışında başka bir mevzuatın uygulanmasının hukuken mümkün olmadığı, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinin, imar planı bulunmayan alanlarda uygulama imkanı bulunduğundan, dava konusu düzenlemenin yeni bir durumu değil, imar planı bulunmayan kırsal yerleşik alan ve civarında uygulanır demek suretiyle, mevcut uygulamayı ifade ettiği ve yasaya uygun düzenleme yapıldığı, 2. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle değiştirilen Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1.fıkrasının 4. bendi yönünden; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 27. maddesinin 7. fıkrasında "Çevre düzeni planında açıkça belirtilmediği takdirde, ihtiyaç duyulması halinde, köyün gelişme potansiyeli ve gelişme düzeyi de dikkate alınarak (...) özel kanunlara ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu alanlarda yapılaşma kararı ve ifraz şartları belediye sınırı il sınırı olan yerlerde büyükşehir belediye meclisi, diğer yerlerde il genel meclisi kararı ile belirlenir. Tespitler kadastro paftasına işlenerek tapu sicilinde belirtilir. İhtiyaç duyulması halinde mevcut köy yerleşik alan sınırları il genel meclislerince yeniden belirlenebilir." hükmüne yer verildiği, Köy yerleşik alan sınırının yukarıda alıntılanan Kanun hükmü uyarınca köy yerleşik alanı ve civarı sınırının tespitinde, bu alanın en fazla 300 metre dışından geçecek şekilde yerleşimin mülkiyet dokusu, morfolojisi ve doğal eşikleri dikkate alınacağı, tespit yapılacak mezranın sınırı, tespiti yapılan köye bağlı olması ve mevcut binaların en dışta olanları arasındaki mesafenin toplam 300 metreyi aşmaması durumunda köy ve mezraların yerleşik alanı sınırı birlikte tespit edilebileceği, söz konusu mesafenin 300 metreyi aştığı durumlarda ise köy ve mezraların yerleşik alanı sınırı ayrı ayrı tespit edileceği ve ihtiyaç duyulması halinde ilgili idare meclisince yeniden belirlenebileceğinden davacıların bu düzenlemeye yönelik hukuka aykırılık iddiasına itibar edilmediği, öte yandan, düzenlemenin günümüz dünyasındaki sosyal ve demografik değişim ve dönüşüm, sosyal ve ekonomik dengesizlikler gibi birtakım baskı ve tehdit faktörlerinin, halihazırdaki yerleşimin kırsal karakterine yansıyan olumsuz izdüşümünü kırmak bağlamında ve şehirli ya da köylünün gereksinimleri sonucunda ele alınarak hızlı biçimde azalma eğiliminde olan kırsal nüfusu canlandırmak adına yapıldığı sonucuna varıldığı, 3. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle değiştirilen Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1.fıkrasının 20. bendi yönünden; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 27. maddesinde, belediye ve mücavir alanlar dışında köylerin köy yerleşik alanlarında, civarında ve mezralarda yapılacak konut, entegre tesis niteliğinde olmayan ve imar planı gerektirmeyen tarım ve hayvancılık amaçlı yapılar ile köyde oturanların ihtiyaçlarını karşılayacak bakkal, manav, berber, köy fırını, köy kahvesi, köy lokantası, tanıtım ve teşhir büfeleri ve köy halkı tarafından kurulan ve işletilen kooperatiflerin işletme binası gibi yapılar için yapı ruhsatının aranmayacağı, ancak etüt ve projelerin valilik onayını müteakip muhtarlığa bildiriminin zorunlu olduğu, bu fıkrada belirtilen projelerin, valilik onayı ve muhtarlığa bildirim şartı sağlanmadan veya projesine aykırı yapı yapıldığının muhtarca tespiti ya da öğrenilmesi halinde durumun, muhtar tarafından ivedilikle valiliğe bildirileceği hüküm altına alınmış olup dava konusu düzenlemeler ile Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 27. maddesine uyumlu hale getirildiği, ayrıca muhtarlığa bildirim yapılmamasının, "ruhsatsız, ruhsat ve eklerine, fen ve sağlık kurallarına aykırı olan, kat nizamı, taban alanı, komşu mesafeleri, ön cephe hattı, bina derinliği ve benzeri konularda yapıldığı dönemdeki mevzuat hükümlerine uygun olmaması ile komşu parsele, yola, kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış alanlara tecavüz eden veya inşaat yasağı olan yerlere inşa edilmesi" gibi imar mevzuatına aykırılıkların sadece bir unsuru olarak belirtildiğinden dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, 4. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle değiştirilen Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1.fıkrasının 30. bendi yönünden; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 27. maddesinin önceki halinde, muhtarlık iznine yer verilmişken 02/08/2013 tarih ve 28726 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6495 sayılı Kanun'un 73. maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 27. maddesindeki muhtarlık izni, muhtarlığa bildirim olarak yeniden düzenlenip Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği 3194 sayılı Kanun'un 27. maddesine uyumlu hale getirildiğinden dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, 5. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle değiştirilen Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1.fıkrasının 34. bendi yönünden; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 27. maddesinin 7. fıkrasında "Çevre düzeni planında açıkça belirtilmediği takdirde, ihtiyaç duyulması halinde, köyün gelişme potansiyeli ve gelişme düzeyi de dikkate alınarak (...) özel kanunlara ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu alanlarda yapılaşma kararı ve ifraz şartları belediye sınırı il sınırı olan yerlerde büyükşehir belediye meclisi, diğer yerlerde il genel meclisi kararı ile belirlenir. Tespitler kadastro paftasına işlenerek tapu sicilinde belirtilir. İhtiyaç duyulması halinde mevcut köy yerleşik alan sınırları il genel meclislerince yeniden belirlenebilir." hükmüne yer verildiği, Köy yerleşik alan sınırının yukarıda alıntılanan Kanun hükmü uyarınca köy yerleşik alanı ve civarı sınırının tespitinde, bu alanın en fazla 300 metre dışından geçecek şekilde yerleşimin mülkiyet dokusu, morfolojisi ve doğal eşiklerin dikkate alınacağı, tespit yapılacak mezranın sınırının, tespiti yapılan köye bağlı olması ve mevcut binaların en dışta olanları arasındaki mesafenin toplam 300 metreyi aşmaması durumunda köy ve mezraların yerleşik alanı sınırının birlikte tespit edilebileceği, söz konusu mesafenin 300 metreyi aştığı durumlarda ise köy ve mezraların yerleşik alanı sınırının ayrı ayrı tespit edileceği ve ihtiyaç duyulması halinde ilgili idare meclisince yeniden belirlenebileceğinden davacıların bu düzenlemeye yönelik hukuka aykırılık iddiasına itibar edilmediği, öte yandan, düzenlemenin günümüz dünyasındaki sosyal ve demografik değişim ve dönüşüm, sosyal ve ekonomik dengesizlikler gibi birtakım baskı ve tehdit faktörlerinin, halihazırdaki yerleşimin kırsal karakterine yansıyan olumsuz izdüşümünü kırmak bağlamında ve şehirli ya da köylünün gereksinimleri sonucunda ele alınarak hızlı biçimde azalma eğiliminde olan kırsal nüfusu canlandırmak adına yapıldığı sonucuna varıldığı, 6. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1.fıkrasına eklenen 35. bent yönünden; Dava konusu düzenlemenin dağınık yerleşim tanımına ilişkin olduğu, düzenleme ile köylerde ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi kapsamında kırsal özelliği devam eden mahallelerde arazinin parçalı ve engebeli topografyası nedeniyle yerleşilebilir alanların kısıtlı kaldığı ve köy/mahalle mülki sınırları içinde halkın konutunu ve müştemilatını kendi bağ, bahçe veya tarlasında yaptığından belediye sınırı il sınırı olan yerlerde ilçe belediye meclisinin teklifi üzerine büyükşehir belediye meclisi kararıyla, diğer yerlerde ise valiliklerce tespit edilerek il genel meclisi kararıyla belirlenen iskan alanlarının dağınık yerleşim olarak tanımlanması kanuna aykırı olmadığından, söz konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, 7. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 15. maddesiyle değiştirilen Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 43. maddesi yönünden; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 27. maddesinin 7. fıkrasında "Çevre düzeni planında açıkça belirtilmediği takdirde, ihtiyaç duyulması halinde, köyün gelişme potansiyeli ve gelişme düzeyi de dikkate alınarak (...) özel kanunlara ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu alanlarda yapılaşma kararı ve ifraz şartları belediye sınırı il sınırı olan yerlerde büyükşehir belediye meclisi, diğer yerlerde il genel meclisi kararı ile belirlenir. Tespitler kadastro paftasına işlenerek tapu sicilinde belirtilir. İhtiyaç duyulması halinde mevcut köy yerleşik alan sınırları il genel meclislerince yeniden belirlenebilir." hükmüne yer verildiği, Köy yerleşik alan sınırının yukarıda alıntılanan Kanun hükmü uyarınca köy yerleşik alanı ve civarı sınırının tespitinde, bu alanın en fazla 300 metre dışından geçecek şekilde yerleşimin mülkiyet dokusu, morfolojisi ve doğal eşiklerin dikkate alınacağı, tespit yapılacak mezranın sınırının, tespiti yapılan köye bağlı olması ve mevcut binaların en dışta olanları arasındaki mesafenin toplam 300 metreyi aşmaması durumunda köy ve mezraların yerleşik alanı sınırının birlikte tespit edilebileceği, söz konusu mesafenin 300 metreyi aştığı durumlarda ise köy ve mezraların yerleşik alanı sınırının ayrı ayrı tespit edileceği ve ihtiyaç duyulması halinde ilgili idare meclisince yeniden belirlenebileceğinden davacıların bu düzenlemeye yönelik hukuka aykırılık iddiasına itibar edilmediği, öte yandan, düzenlemenin günümüz dünyasındaki sosyal ve demografik değişim ve dönüşüm, sosyal ve ekonomik dengesizlikler gibi birtakım baskı ve tehdit faktörlerinin, halihazırdaki yerleşimin kırsal karakterine yansıyan olumsuz izdüşümünü kırmak bağlamında ve şehirli ya da köylünün gereksinimleri sonucunda ele alınarak hızlı biçimde azalma eğiliminde olan kırsal nüfusu canlandırmak adına yapıldığı sonucuna varıldığı, 8. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 18. maddesiyle değiştirilen Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 50. maddesi yönünden; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 15. maddesinin son fıkrasında, "İmar planı dışında kalan alanlarda yönetmeliklerinde tayin edilecek miktarlardan küçük ifrazlara izin verilmez." hükmü yer almakta olup bu hükümden imar planı bulunmayan alanlarda belli ölçülerde kadastro parsellerinin ifrazının mümkün olduğu sonucuna varıldığı, bu çerçevede, anılan hükümden ifrazı mümkün olan alanlarda ifraz edilmese bile belli bir yüzölçüme sahip parsellerde birden fazla yapı yapılmasının mümkün olduğu, Dava konusu düzenlemede, ifraz edilmedikçe bir parsel üzerine yapılacak konut, tarımsal ve hayvancılık amaçlı yapılar ve bunların lüzumlu müştemilat binaları dışında birden fazla yapı yapılamayacağının açıkça belirlendiği, ancak, bir yapıda birden fazla bağımsız bölüm yapılabilmesi için belli koşullar getirildiği: parselin 1500 m²'den büyük ve hisseli olması, maliklerin muvafakatinin bulunması, binalar arasındaki mesafelerin (6.00) metreden az olmaması, diğer yapılaşma koşullarına uyulmak kaydı ile her bir binanın yapı inşaat alanının 250 m²'yi toplam yapı inşaat alanının ise 750 m² yi geçmemesi, bu şartların bulunması halinde sözü edilen parsellerde, hissedar sayısını ve her durumda 3 adeti geçmemek koşuluyla birden fazla bina yapılabileceği belirtilmiş olup belirli bir büyüklüğe ve koşullara sahip parsellerde belli koşullar altında birden fazla bina yapılabilmesine imkan veren dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, 9. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 19. maddesiyle değiştirilen Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 51. maddesi yönünden; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 6495 sayılı Kanun'un 73. maddesiyle değişik 27. maddesindeki "köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturma" kaldırılarak yeniden düzenlenip Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 51.maddesi, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 27. maddesine uyumlu hale getirildiği ve başka bir düzenleme yapılmadığından dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, 10. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 21. maddesiyle değiştirilen Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 57. maddesi yönünden; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 6495 sayılı Kanun'un 73. maddesiyle değişik 27. maddesindeki "köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturma" ibaresinin kaldırıldığı, "muhtarlıkça izin verilmesi" koşulunun da kaldırılarak "ilgili idare onayı alınması ve muhtarlığa bildirimde bulunma" koşulu getirilerek yeniden düzenlenip Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 51.maddesinin de, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 27. maddesine uyumlu hale getirildiği ve başka bir düzenleme yapılmadığı anlaşıldığından dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, 11. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 22. maddesiyle değiştirilen Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 58. maddesi yönünden; Dava konusu düzenlemenin Yönetmeliğin 57. maddesi kapsamı dışında kalan yapılara ilişkin olduğu, dolayısıyla davacıların "57. maddeye yeni düzenleme ile geniş kullanıcı ve kullanım alanı getirilmesi üzerine, yapı ruhsat ve izni aranmayan alanlar genişletilerek bu alanlar dışında kalan alanların azaltıldığı" iddiasına itibar edilmediği, dava konusu düzenleme ile Yönetmeliğin 57. maddesi kapsamı dışında kalan ve Yönetmeliğin 58. maddesi kapsamında yapılacak yapıların, başka bir ifadeyle yapı ruhsatına ve yapı kullanma iznine tabi olan yapıların ancak 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği kapsamında plan yapılmak suretiyle inşa edilmesi gerektiği hüküm altına alınmış olup dava konusu düzenlemede hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı, 12. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 24. maddesiyle değiştirilen Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 63. maddesi yönünden; Üst ölçek planı bulunmayan iskan dışı alanlarda bulunan parsellerde yapılacak inşaatlarda parsel sınırlarına (5.00) metreden fazla yaklaşmamak koşulunun dava konusu düzenleme ile (3.00) metreden fazla yaklaşmamak olarak değiştirilerek yapılaşma alanlarının arttırıldığı, bu durumun tarımsal alanların kaybına daha fazla yol açacağı iddia edilmiş ise de, inşaat alanı katsayısı % 5'den fazla olmamak, yapı inşaat alanları toplamı hiçbir koşulda (250) m²'yi geçmemek koşullarında herhangi bir değişikliğe gidilmediğinden, davacıların üst ölçek planı bulunmayan iskan dışı alanlarda bulunan parsellerde yapılacak inşaatlarda yapı yaklaşma sınırında yapılan değişikliğin tarımsal alanların kaybına daha fazla yol açacağı iddiasına itibar edilmediği, Yine, üst ölçek planı bulunmayan iskan dışı alanlarda bulunan parsellerde yapılacak inşaatlarda yapı yüksekliğinin (6.50) metreden (7.50) çıkarılmasının yapılaşma alanlarının arttırılması ve bu şekilde tarımsal alanların kaybına yol açacağı iddiasına ilişkin olarak inşaat alanı katsayısı % 5'den fazla olmamak, yapı inşaat alanları toplamı hiçbir koşulda (250) m²'yi geçmemek koşullarında herhangi bir değişikliğe gidilmediğinden, davacıların üst ölçek planı bulunmayan iskan dışı alanlarda bulunan parsellerde yapılacak inşaatların ihtiyacı nedeniyle yapı yüksekliğinin 1 metre arttırılmasının tarımsal alanların kaybına daha fazla yol açacağı iddiasına da itibar edilmediği, Ayrıca, üst ölçek planı bulunmayan iskan dışı alanlarda bulunan parsellerde yapılacak inşaatlarda yapı yüksekliklerin 2 katına kadar artırılmasının yapılaşma alanlarının arttırılması ve bu şekilde tarımsal alanların kaybına yol açacağı iddiasına ilişkin olarak inşaat alanı katsayısı % 5'den fazla olmamak, yapı inşaat alanları toplamı hiçbir koşulda (250) m²'yi geçmemek koşullarında herhangi bir değişikliğe gidilmediğinden davacıların üst ölçek planı bulunmayan iskan dışı alanlarda bulunan parsellerde yapılacak inşaatların 2 katına kadar artırılmasının tarımsal amaçlı yapıların teknik gereklilik arz etmesi, buna dair teknik raporun hazırlanarak ilgili idare ve il tarım ve orman müdürlüğünün uygun görüş bildirmesi şartına bağlandığından dava konusu düzenlemenin bu kısmında da aykırılık bulunmadığı, 13. Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesiyle değiştirilen Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 64. maddesi yönünden; İskan dışı alanlarda yapılacak entegre tesis niteliğinde olmayan tarımsal amaçlı seralar ile 75 m² taban alanı ve 150 m² toplam yapı inşaat alanı ile kat adedi bodrum dahil 2’yi ve parselde 1 adedi geçmemek kaydıyla yapılacak bağ evlerine dair düzenlemenin iskan dışı alanlardaki plansız ve ruhsatsız biçimde genişleyen yapılaşmaları ve böylece toprak kayıplarını arttıracağı iddiasına ilişkin olarak her ne kadar bu yapılar yapı ruhsatına tabi değilse de bu yapıların inşasında ilgili il tarım ve orman müdürlüğünün uygun görüşü ve ilgili idarenin izninin alınması, etüt ve projelerinin ruhsat vermeye yetkili idarece incelenmesi, fen, sanat ve sağlık kurallarına uygun olması zorunlu tutulduğundan davacıların tarımsal toprak kayıplarının artacağı iddiasına itibar edilmediği gerekçesiyle, Dava konusu düzenlemelerde hukuka aykırılık görülmeyerek davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALAR : Davacılar tarafından, dava konusu düzenlemenin anılan hükümlerinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacıların temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 30/10/2023 tarih ve E:2021/8364, K:2023/7688 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 30/04/2025 tarihinde, dava konusu Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının 4. ve 34. bentleri ile 43. maddesinin 5. ve 9. fıkralarında yer alan "en fazla 300 metre" ibareleri yönünden oyçokluğu, diğer kısımları yönünden oybirliği ile karar verildi.

KARŞI OY

X- Plansız Alanlar İmar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 4. maddesiyle, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin değişiklik yapılan 4. maddesinin 1. fıkrasının 4. bendinde, daha önce, "Köy ve mezraların cami, köy konağı gibi köy ortak yapıları ile köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanlar tarafından, yapımı tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine uygun olarak inşa edilmiş yapıların toplu olarak bulunduğu yerlerde mevcut binaların en dışta olanlarının dış kenarlarından geçirilen çizginin içinde kalan alan köy yerleşik (meskun) alanını; bu çizgi ile 100 m. dışından geçirilecek olan, valiliklerce tespit edilerek il idare kurulunca karara bağlanan sınırın içinde kalan alan köy yerleşik alanı civarını" şeklinde tanımlanan "belediye ve mücavir alan sınırları dışında kalan köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarı" açısından, yerleşik alan civarı, yerleşik alanın tespit edildiği çizgi ile 100 metre dışından geçirilecek alan olarak ifade edilmiş iken, yapılan değişiklik ile, köy yerleşik alanı sınırı ile en fazla 300 metre dışından geçirilecek olan alan olarak belirlenmiştir. Ayrıca, Yönetmeliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının 34. bendinde yapılan değişiklik ile, "kırsal yerleşik alan ve civarı" tanımlanmış olup, büyükşehirlerde, İmar Kanunu'nun 8. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi kapsamında kırsal özelliğinin devam ettiği ilçe belediye meclisinin teklifi üzerine büyükşehir belediye meclisince kararlaştırılan yerlerde cami, köy konağı gibi köy ortak yapıları ile yapımı tarihinde yürürlükte bulunan mevzuat hükümlerine uygun olarak inşa edilmiş yapıların toplu olarak bulunduğu yerlerde, mevcut binaların en dışta olanlarının dış kenarlarından geçirilen çizginin içinde kalan alanın kırsal yerleşik alan; bu çizgi ile en fazla 300 metre dışından geçirilecek olan ve ilçe belediye meclisinin teklifi üzerine büyükşehir belediye meclisince karara bağlanan sınırın içinde kalan alanın ise kırsal yerleşik alan civarını ifade edeceği düzenlenmiştir. Anılan bent ile uyumlu olacak şekilde, "Köy ve mezraların yerleşik alanı ve civarı ile kırsal yerleşik alanlar ve civarının tespiti " başlıklı 43. maddede de yapılan değişiklik ile, mevcut binaların tespit edilerek tutanak altına alınacağı ve kadastral paftaya veya hâlihazır haritalara aktarılacağı, tutanakla belirlenen binaların en dışta olanlarının dış kenarlarından düz çizgi ile birleştirilerek bir alan oluşturulacağı ve köy ve mezraların yerleşik alanı ve kırsal yerleşik alan sınırının tespit edileceği, bu alanın en fazla 300 metre dışından geçecek şekilde yerleşimin mülkiyet dokusu, morfolojisi ve doğal eşikleri dikkate alınarak bu alanların civarının tespit edileceği, köy ortak yapılarının bulunduğu mezralarda ve köye bağlı mahallelerde ise, yerleşik alan ve civarı tespitinin, köy yerleşik alan ve civarının tespiti ile ilgili usullere uyulmak koşuluyla yapılacağı ve tespit yapılacak mezranın sınırı, tespiti yapılan köye bağlı olması ve mevcut binaların en dışta olanları arasındaki mesafenin toplam 300 metreyi aşmaması durumunda, köy ve mezraların yerleşik alanı sınırı birlikte tespit edilebileceği, söz konusu mesafenin 300 metreyi aştığı durumlarda ise köy ve mezraların yerleşik alanı sınırının ayrı ayrı tespit edileceği hükme bağlanmıştır. Yukarıda yer verilen düzenlemelerde, yerleşik alanların (köy/mezra) civarı, daha önce, yerleşik alan sınırı ile 100 metre dışından geçirilecek sınır kapsamında belirlenmekte iken, 100 metrelik alanın, 300 metreye çıkarıldığı, Yönetmelik'te ilk defa tanımlanmış olan kırsal yerleşik alan civarı açısından da 300 metrelik mesafenin belirlendiği görülmüştür. Anılan değişikliğe ilişkin olarak davalı idarece; taşkın, heyelan, çığ ve kaya düşmesi gibi afet riski olan, dere yatağı ve sıhhi ve jeolojik açıdan üzerinde yapı yapılmasında mahzur bulunan alanlar ile tarım, orman, mera ve sit alanları gibi korunan alanların, ilgili kurum ve kuruluşlardan görüş alınarak hâlihazır harita veya kadastro paftaları üzerine işleneceği, ayrıca yapılacak tespite ilişkin 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nda belirtilen izinlerin alınacağı, dolayısı ile belirlenen 300 metrelik alanın tamamının yapılaşmaya açılmayacağı belirtilmiş ise de, civar tespitinde daha önce belirlenmiş olan 100 metrenin 300 metreye çıkarılmasına ilişkin zorunluluğun hukuki, teknik ve nesnel gerekçelerinin ortaya konulamadığı, köy/mezra/kırsal yerleşik alanların civarı olarak daha geniş bir alanda yapılaşma imkanı tanınarak, tarım ve orman alanlarının azalmasına sebebiyet verilebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, temyize konu kararın, Plansız Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının 4. ve 34. bentleri ile 43. maddesinin 5. ve 9. fıkralarında yer alan "en fazla 300 metre" ibarelerine ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2024/651, K. 2025/957, T. 30.04.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2024-651-e-2025-957-k-7557200af914