Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/629 E. 2024/2351 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/629
- Karar No
- 2024/2351
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/629 Karar No : 2024/2351
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 02/11/2023 tarih ve E:2022/11299, K:2023/15114 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (A) fıkrası uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 02/11/2023 tarih ve E:2022/11299, K:2023/15114 sayılı kararıyla; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Dairelerince UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada ... tarih ve K:...sayılı karar ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın istinaf kanun yoluna başvurulmadığından 15/06/2023 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının kendi beyanı yönünden, davacının hakim-savcı sınavlarına örgüte ait evlerde hazırlandığına dair tanık ifadeleri ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının ve kendi ifadesinin değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek söz konusu ifadelerin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı, HTS kayıtları yönünden; davacının, haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma yürütülen hepsi yargı mensubu birçok kişi ile görüşme kaydı bulunduğu tespiti ile ilgili olarak davacı tarafından hakim olarak görev yapması nedeniyle bu durumun normal olduğu, bu görüşmelerin suç olduğuna dair dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, davacının bu kişiler hakkında soruşturma açılacağını bilmesinin imkansız olduğu gibi iletişim kurduğu kişilerin çoğunun hâlâ görevde olduğu, bu tespitin iltisak ve irtibat noktasında delil olarak değerlendirilemeyeceği ileri sürülmüş ise de, davacının bu beyanlarına itibar edilmeyerek, haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında işlem yapılan kişilerle yaptığı görüşmeleri içerir HTS kayıtlarının davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir yaptırım niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davacı tarafından, dava konusu kararın yetki yönünden sakat olduğu, hakimlerin azledilemeyeceği, OHAL KHK'larının Anayasa'ya aykırı olduğu, irtibat ve iltisak gibi muğlak kavramların kamu görevinden ihraç için gerekçe kabul edilmesinin hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı, davacının FETÖ veya başka herhangi bir terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunmadığı gibi hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan ceza davasında da beraat kararı verildiği ve bu kararda kalmış olduğu evde herhangi bir örgütsel faaliyete katılmadığının ve başkaca örgütsel faaliyetinin bulunmadığının tespit edildiği, davacı hakkındaki iddia ve tanık beyanlarının 17/25 Aralık öncesine ilişkin olduğu, bu tarihten önce söz konusu yapının terör örgütü olarak nitelendirilemeyeceği, nitekim İnsan Hakları Avrupa Mahkemesine danışmanlık hizmeti veren ve Mahkemece referans alınan Venedik Komisyonunca düzenlenen raporda, yapının geniş bir legal ağa sahip olduğu, insanların bu ağ ile zamanında temas etmiş olmasının çok muhtemel olduğu, bu örgütün ne zamandan beri terör örgütü olduğunun yargı kararıyla ortaya konulması gerektiği, aksi halde suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesinin ihlal edileceğinin belirtildiği, davacının örgütle irtibat ve iltisakını gösteren hiçbir somut iddia ve delil bulunmadığı, somut delillerle desteklenmeyen tanık ifadelerinin iltisak ve irtibat için geçerli bir delil olmadığı, ankesörlü telefon görüşmesi iddiasının asılsız olduğu, çelişki içeren bu kayıtların davacı aleyhine delil olarak kullanılamayacağı, davacının haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyesi oldukları isnadıyla işlem yapılan kişilerle görüşmesine ilişkin tespitin ise FETÖ ile iltisak ve irtibatı gösteren bir delil olarak değerlendirilemeyeceği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Daire kararında belirtildiği üzere, davacının, ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür. 375 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 02/11/2023 tarih ve E:2022/11299, K:2023/15114 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 17/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.