Danıştay · Danıştay

Danıştay 2024/3074 E. 2025/1400 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2024/3074
Karar No
2025/1400
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/3074 Karar No : 2025/1400

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme ve Tescil Şube Müdürlüğünde ... olarak görev yapan davacı tarafından, "gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgili bulunan bilgi ve belgeleri görevli veya yetkili olmayan kişilere açıklamak" fiilini işlediğinden bahisle Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/13 maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılması gerekmekte ise de, anılan Tüzüğün 15. maddesi uyarınca bir alt ceza uygulanarak "24 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Tunceli Valiliği İl Polis Disiplin Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; O tarihte yetkili ... İdare Mahkemesinin davanın reddi yolundaki ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, Danıştay Beşinci Dairesinin 02/04/2019 tarih ve E:2016/26805, K:2019/2334 sayılı bozma kararı ile bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, Kararda yer verilen mevzuatın incelenmesinden, soruşturmacı tarafından teklif edilen cezaların yetkili disiplin kurullarınca görüşülmesi sırasında, eylemin sabit görülerek Tüzüğün 15. maddesi uyarınca alt ceza uygulanması gerektiği yönünde kanaate ulaşılması durumunda, asıl cezayı vermeye yetkili disiplin kurullarının bu yetkilerini kendilerinin kullanacağı, verecekleri kararların ise 3201 sayılı Kanun'da belirtilen makamlar tarafından onaylanacağının anlaşıldığı, Bu durumda Tüzük'te öngörülen ve davacı hakkında önerilen "meslekten çıkarma" cezasının Genel Müdürlük Yüksek Disiplin Kurulunda görüşülmesi, Tüzüğün 15. maddesinde öngörülen koşulların varlığı halinde bir derece alt ceza uygulanması kararının da, meslekten çıkarma cezasında olduğu gibi, 3201 sayılı Kanun'un ek 7. maddesinde yer alan hüküm gereğince valinin önerisi, Genel Müdürlük Yüksek Disiplin Kurulunun görüşü ve Bakanın onayı ile kesinleşmesi gerektiğinden, il polis disiplin kurulunda görüşülüp karara bağlanarak, valinin onayı ile tesis edilen dava konusu işlemde yetki unsuru yönünden hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 15/01/2024 tarih ve E:2021/3034, K:2024/323 sayılı kararıyla; 3201 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinde, polis memurlarına her derecedeki disiplin cezalarını vermeye il polis disiplin kurullarının yetkili olduğunun kurala bağlandığı, ceza verme yetkisine sahip olan kurulun alt ceza uygulanması konusunda da yetkisinin bulunduğu, Bu itibarla dava konusu işlemde yetki unsuru yönünden hukuka aykırılık bulunmadığından, Mahkemece, uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemin yetkili makam tarafından tesis edilmediği gerekçesiyle iptali yolunda verilen kararda hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Uyuşmazlığa ilişkin yargılama safahatı aktarılarak ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun benzer nitelikteki kararına atıf yapılarak; temyiz incelemesi sırasında, temyiz merciinin, aynı yasal düzenlemeyle farklı bir sonuca ulaşmasının, ilk bozma ve buna uyularak verilmiş olan yargı kararının aynı mevzuat karşısında yeniden değerlendirilmesinin, taraflar ve uygulama açısından istikrar ve kazanılmış haklar yönünden, aykırı sonuçlar yaratabileceği; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun kararda atıf yapılan kararında, İdare Mahkemesince, Danıştayın ilgili Dairesinin temyiz incelemesi sonucunda vermiş olduğu bozma kararına uyulmak suretiyle verilen kararın, Dairesince yeniden temyizen incelenmesi aşamasında yapılacak incelemenin, Mahkeme kararının bozma kararına uygun olup olmadığı, bir başka anlatımla bozma kararının gereklerinin yerine getirilip getirilmediği, kararın bozma kararı doğrultusunda olup olmadığı konusuyla sınırlı olduğu, nitekim 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50/4 maddesinde, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmüne yer verilerek, bu hususun Kanun hükmü hâline getirildiğinin belirtildiği; bununla birlikte, kanunda geçmişe etkili bir değişiklik yapılması, o konuda sonradan bir içtihadı birleştirme kararının alınması, Anayasa Mahkemesince kanun hükmünün iptal edilmesi, kamu düzenini ilgilendiren bir usûl kuralı dikkate alınmadan karar verilmiş olması, Anayasa Mahkemesince bireysel başvuruda aynı konuda hak ihlaline karar verilmesi gibi durumlarda usûli kazanılmış haktan söz edilemeyeceğinin yüksek yargı içtihadıyla kabul edildiği; bu hususun Anayasa Mahkemesi kararında da ifade edildiği; Danıştay Beşinci Dairesinin bozma kararına uyularak kararın gereğinin yerine getirilmesine yönelik verilen dava konusu işlemin iptali yolundaki Mahkemeleri kararı, yargılama sürecinde maddi ve hukuki koşullarda bir değişiklik olmamasına rağmen, Danıştay İkinci Dairesi tarafından aynı mevzuat hükmünün farklı şekilde yorumlanması suretiyle aksi yöndeki bir gerekçe ile bozulmuş ise de; Danıştay Beşinci Dairesinin bozma kararı üzerine verilen dava konusu işlemin iptali yolundaki Mahkemeleri kararı ile davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu açık olduğundan, dava konusu işlemde hukuka uyarlılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesi eklenmek suretiyle dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, kararın hukuka aykırı olduğu ve eksik inceleme ile verildiği; dava konusu işlemin hukuka uygun olarak tesis edildiği; davanın reddi icap ettiği belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/06/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY X- 3201 sayılı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte bulunan ek 5. ve ek 7. maddelerinde yer alan, il polis disiplin kurullarının, kuruldukları il emniyet kadrosundaki polis memurlarına ait bütün disiplin cezalarını vermeye yetkili olduğu ve bu kurulların polis memurları hakkında verdikleri meslekten çıkarma cezalarının valinin önerisi, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun görüşü ve Bakanın onayıyla kesinleşeceği yolundaki düzenlemenin, 7068 sayılı Kanun'un 17. ve 18. maddelerinde aynen yer aldığı görülmektedir. Öte yandan, yargılamanın geldiği aşama itibarıyla usuli kazanılmış hak kavramının ve istisnalarının değerlendirilmesi gerekmiştir. Yargıtayın 04/02/1959 tarih ve E:1957/13, K:1959/5 sayılı ve 09/05/1960 tarih ve E:1960/21, K:1960/9 sayılı içtihadı birleştirme kararlarıyla hukukta uygulamaya giren usuli kazanılmış hak kavramı, bir davada, mahkemenin veya tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine (diğeri aleyhine) doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hak olarak tanımlanmaktadır. İlk derece mahkemesinin doğru bularak uyduğu bozma kararı üzerine, temyiz yerinin bozma kararı ile benimsediği esaslara aykırı şekilde bozma kararı verememesi olarak tanımlanan bu ilkenin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12/07/2006 tarih ve E:2006/4-519, K:2006/527 sayılı kararında da belirtildiği üzere, kimi istisnaları da bulunmaktadır. (Aynı doğrultuda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21/01/2004 tarih ve E:2004/10-44, K:2004/19; 03/02/2010 tarih ve E:2010/4-40, K:2010/54 sayılı kararları bulunmaktadır.) Usuli kazanılmış hak ilkesine göre, mahkemenin, bozmaya uymasından sonra, yeni bir içtihadı birleştirme kararı ya da geçmişe etkili bir kanun çıkması; uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmesi hallerinde, usuli kazanılmış hakka göre değil, ortaya çıkan yeni hukuki durumlara göre karar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararına uyulmasında olduğu gibi, kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış hakkın uygulanması mümkün değildir. Bu açıdan uyuşmazlık ele alındığında, o tarih itibarıyla yetkili ... İdare Mahkemesince davanın reddine ilişkin verilen karar, Danıştay Beşinci Dairesinin 02/04/2019 tarih ve E:2016/26805, K:2019/2334 sayılı kararıyla; Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünde öngörülen ve davacı hakkında önerilen "meslekten çıkarma" cezasının Genel Müdürlük Yüksek Disiplin Kurulunda görüşülmesi, Tüzüğün 15. maddesinde öngörülen koşulların varlığı halinde bir derece aşağı cezanın uygulanması kararının da, meslekten çıkarma cezasında olduğu gibi, 3201 sayılı Kanun'un ek 7. maddesinde yer alan hüküm gereğince valinin önerisi, Genel Müdürlük Yüksek Disiplin Kurulunun görüşü ve Bakanın onayı ile kesinleşmesi gerektiğinden, İl Polis Disiplin Kurulunda görüşülüp karara bağlanarak, valinin onayı ile tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle bozulmuş ise de, Danıştay Beşinci Dairesince, maddi hataya dayalı olarak bozma kararı verildiği sonucuna varılmıştır. Zira, 3201 sayılı Kanun'un işlem tarihinde yürürlükte bulunan ek 5. maddesinde ve 7068 sayılı Kanun'un 17. maddelerinde yer alan, il polis disiplin kurullarının, kuruldukları il emniyet kadrosundaki polis memurlarına ait bütün disiplin cezalarını vermeye yetkili olduğuna ilişkin düzenlemeler açık olup anılan hususlar değerlendirilmeden Danıştay Beşinci Dairesince yukarıda belirtilen gerekçeyle verilen bozma kararına, idare mahkemesince uyulması neticesinde, davacı lehine usuli kazanılmış hak oluştuğundan bahsetmeye olanak bulunmamaktadır. Bu itibarla temyize konu karar açısından, işin esasının incelenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2024/3074, K. 2025/1400, T. 25.06.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2024-3074-e-2025-1400-k-0afad7765493