Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2022/14296 E. 2025/12746 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2022/14296
Karar No
2025/12746
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/14296 Karar No : 2025/12746

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ...

Karşı Taraf (Davalı) : ...Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti:FETÖ/PDY terör örgütü ile bir bağının olmadığı, yasa dışı hiçbir oluşum içinde olmadığı, ankesörlü aranma iddiasının örgüt faaliyeti olarak kabul edilmesinin hukuken mümkün olmadığı, FETÖ/PDY'nin terör örgütü olarak kabul edildiği tarihten yıllar önceki yasal olan fiillerin, örgüt faaliyeti olarak kabul edilmesinin suç ve cezaların geçmişe yürümezliği, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi ve hukuk devleti ilkesi gibi temel hukuk ilkelerine aykırı olduğu, hakkında FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçlamasıyla yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen mahkumiyet kararının kesinleşmediği, masumiyet karinesinin ve suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca davacının adli yardım isteminin kabulüne karar verilerek gereği görüşüldü:

Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır. Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden biri olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan, idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Öte yandan, Anayasa Mahkemesi’nin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesiyle 27/06/1989 tarih ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “…Millî Güvenlik Kurulunca…” ve “…üyeliği, mensubiyeti veya…” ibarelerinin iptaline karar verilmiştir. Dolayısıyla, idari yargı mercilerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması neticesinde verilen mahkumiyet kararının kesinleşmesi, işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır. Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama neticesinde hakkında mahkumiyet kararı verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi de masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir.

Öte yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanması sonucu verilen ve Yargıtay ile Bölge Adliye Mahkemesi incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:...K:... sayılı kararında yer alan: ''...14/10/2019 tarihli ve gizli ibareli Ankesör/Büfe Analiz raporunda BAZ verilerine göre sanıkla birlikte 32 ve 34. ardışık grubunda yer alan ve hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayılı dosyasında aynı suçtan kamu davası açılan askeri personel T. D. hazırlık aşamasında müdafi eşliğindeki beyanında; "2013 yılı Ağustos Mardin 70. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığında göreve başladım. Göreve başladıktan 2 ay kadar sonra ismini bilmediğim İsmail'in devrettiği şahıs beni sabit numaradan aradı. Ben o dönemler Mardin Merkezde Hava Radar Misafirhanesinde kalıyordum. Bu şahıs telefonda benimle görüşmek istediğini ve Mardin de olduğunu ve benim nerede olduğumu sordu. Bende kendisine misafirhanede olduğumu söyledim. Bana misafirhaneden çıkmamı ve yukarıda köşe de beklediğini söyledi. Dediği gibi söylediği yere gittim, Laguna tarzı bir araç ile beni aldı ve ... Köy ... köy sitesinde bir eve beni götürdü. Bu evin nerede olduğunu görevlilerle tespit ettik. Bu eve gittiğimiz de bu ev de ... isimli biri şahıs bulunuyordu. Beni bu eve götüren cemaat abisi şahıs beni ... ile tanıştırdı ve benimle Mardin ilinde ... nün ilgileneceğiniz söyledi.(...) 2013 yılı Ekim ayından itibaren 2 yıl boyunca ... isimli şahıs ile cemaat görüşmeleri yaptık. 2013 yılı sonu ve 2014 yılı başında cemaatin illegal faaliyetleri ortaya çıkınca ben ... ile bu konuları tartıştım ve artık görüşmeye gelmeyeceğimi defalarca söyledim. Ben görüşmeleri kabul etmeyince sabit numaradan sürekli beni arıyordu ve görüşmeye gelmemi istiyordu." şeklinde beyanda bulunarak Mardin ilinde örgütün mahrem imamları tarafından sabit hatlardan arandığını kabul etmiştir.14/10/2019 tarihli ve gizli ibareli Ankesör/Büfe Analiz raporunda BAZ verilerine göre sanıkla birlikte 29. ardışık grubunda yer alan (Mardin ilinde) ve hakkında ...Ağır Ceza Mahkemesi'nin... E. sayılı dosyasında aynı suçtan kamu davası açılan askeri personel M. E. aşamalardaki beyanlarında Mardin ilinde örgütün mahrem imamları ile görüştüğünü ikrar etmiştir. 14/10/2019 tarihli ve gizli ibareli Ankesör/Büfe Analiz raporunda BAZ verilerine göre sanıkla birlikte 31. ardışık grubunda yer alan (Mardin ilinde) ve hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... E. sayılı dosyasında aynı suçtan kamu davası açılan askeri personel M. F. U. aşamalardaki beyanlarında Mardin ilinde örgütün mahrem imamları ile görüştüğünü ikrar etmiştir. 14/10/2019 tarihli ve gizli ibareli Ankesör/Büfe Analiz raporunda BAZ verilerine göre sanıkla birlikte 8, 14,15,17, 19, 21 ve 22. ardışık grubunda yer alan (Isparta ilinde) tanık A. S. hazırlık aşamasında; Isparta iline tayini çıktığında örgütün mahrem imamı tarafından sanıkla tanıştırıldığını, mahrem imamın sanıkla birlikte eve çıkmasını söylediğini, sanıkla birlikte bu doğrultuda eve çıktıklarını, mahrem imamla bir iki haftada bir görüştüklerini, bu görüşmelerde örgüt elebaşısının kitaplarının okunduğunu, kendilerinden himmet talep edildiğini bu mahrem imamın daha sonra sanıkla birlikte kendisini başka bir mahrem imama devrettiğini, bu yeni mahrem imamla 2014 yılı atamalarında tayinleri çıkana kadar görüştüklerini beyan ederek sanığı teşhis etmiştir..." yönünde tespitlerin bulunduğu görülmüştür. Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hükümde hukuki isabet bulunmamakta ise de, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisinin kesinleşmiş mahkumiyet kararıyla ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 20/11/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2022/14296, K. 2025/12746, T. 20.11.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2022-14296-e-2025-12746-k-89bdc588a535