Danıştay · Danıştay
Danıştay 2024/2356 E. 2025/500 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2024/2356
- Karar No
- 2025/500
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/2356 Karar No : 2025/500
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1- ... Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Anonim Şirketi 2- ... Otel İşletmeleri Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ....
KARŞI TARAF : 1-(DAVALI) ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
2- DAVALI YANINDA MÜDAHİL: ... Bankası Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 15/05/2024 tarih ve E:2023/656, K:2024/2981 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Muğla ili, Marmaris ilçesi, ... Mahallesi eski ..., ..., ... ve ... sayılı (yeni ...) taşınmazlarda alan düzeltmesi, tevhit, ifraz, terk ve cins değişikliği yapılmasına ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığının... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 15/05/2024 tarih ve E:2023/656, K:2024/2981 sayılı kararıyla; Davalı idarenin süreye ilişkin itirazı yerinde görülmeyerek, Dosyanın incelenmesinden; dava konusu ... parsel sayılı taşınmazın, 09/07/2021 tarih ve 4264 sayılı ve 31/08/2021 tarih ve 4438 sayılı Cumhurbaşkanı kararlarıyla özelleştirme kapsam ve programına alındığı, dava konusu işlem tesis edilirken, 22/07/2022 tarihinde güncel kadastral ölçüm yaptırıldığı ve komşu 1520 sayılı parselin uyuşmazlık konusu alana tecavüzünün 229.71 m² olduğunun tespit edildiği, yine alanda ... Sulh Hukuk Mahkemesinin .../... sayılı dosyasında 13/02/2018 tarihinde yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu fen bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, kadastral pafta ve İller Bankasının 24/10/2011 tarihli halihazır haritasından faydalanılarak teknik çalışmanın yapıldığı, İçmeler Mahallesinin kadastro koordinat siteminin ED-50 olması sebebiyle mevcut dönüşüm parametreleri kullanılarak kadastral mülkiyetleri de (ITRF) koordinat sistemine dönüştürüp koordinat birliği sağlamak suretiyle halihazır pafta ile zemin durumunu cephe ölçüleriyle kontrol edilerek yapılan çakıştırma sonucunda, komşu ... sayılı parselin uyuşmazlık konusu alana tecavüzünün 212.05 m² olduğunun tespit edildiği, Marmaris Mal Müdürlüğü tarafından anılan işgale ilişkin 2018 yılında düzenlenen ecrimisil ihbarnamelerinin işletmeci ... Otel'e gönderildiği, ... parsel sayılı taşınmaz üzerindeki yapının tamamı için 3194 sayılı İmar Kanunu'nun Geçici 16. maddesi uyarınca düzenlenen 14/09/2022 tarihli yapı kayıt belgesinde de, komşu hazine parseline taşmış duvar alanının 229.71 m² olduğu beyanının görüldüğü, Bu durumda, taşınmaz üzerindeki işgalin, işlem tarihindeki mevcut durumu esas alınmak suretiyle davalı idarece tevhit işleminin tesis edildiği, Dava konusu taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına yönelik karara karşı herhangi bir dava açılmadığı ve özelleştirmeye dair bu kararın yasal geçerliliğini koruduğu, dayanak 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarına da dava açılmamış olması nedeniyle, dayanağı imar planları doğrultusunda hazırlanan dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, Diğer yandan, 4046 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tesis edilen dava konusu işlemlerin, 3194 sayılı Kanun'un 15. maddesindeki sınırlamalara tabi olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, eski ..., ..., ... ve ... sayılı taşınmazların tevhidi sonucu oluşan ... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydında "bu parsel üzerinde ... nolu parsel 229.71 m2 tecavüzlüdür" şerhinin bulunduğu, ... sayılı taşınmaz üzerinde de otel işletmelerinin bulunduğu, ... sayılı taşınmazın geri alım sözleşmesi ile kredi borcuna teminat olarak tapusunun Denizbanka devredildiği, 1972 yılında düzenlenen kadastro paftasında ... sayılı parsel ile ... sayılı parsel arasında yol olduğu, ... tarihinde aradaki yolun ihdas suretiyle ... ve ... sayılı parseller olarak tescil edildiği, 1986 yılında ... sayılı parselin ... Otel tarafından satın alındığı, ... Otele ait eski ... parsel sayılı taşınmaz ile ... parsel sayılı taşınmazın tevhidi sonucu ... sayılı parselin oluştuğu, 1985 yılı ölçü teknikleri ile anılan işlemlerin yapıldığı, daha sonraki tarihlerde ölçü tekniklerinin değiştiği ve bu durumun, sınır ve koordinatlarda kaymalara sebep olduğu, 2022 yılında yapılan dava konusu tevhid işleminin de yeni ölçü tekniklerine göre yapıldığı, ... sayılı parselin ... sayılı parsele tecavüzünün bulunmadığı, varsa bile 20 m²'lik bir tecavüzden bahsedilebileceği, bu nedenlerle tevhid işlemi yanıltıcı olduğundan, aksi yönde verilen Daire kararında isabet bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI: Davalı idare yanında müdahil tarafından, davacıların temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacıların temyiz istemlerinin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 15/05/2024 tarih ve E:2023/656, K:2024/2981 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Kesin olarak, 05/03/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un "Özelleştirme Yüksek Kurulu"nun yapısını düzenleyen 3. maddesinin 1. fıkrası, 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte, anılan Kanun'un gerek 2. maddesinde gerekse 3. maddesinin diğer fıkralarında Özelleştirme Yüksek Kurulunun hukuki varlığı korunarak, görev ve yetkileri muhafaza edilmiştir. 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 85. maddesinin (f) bendi ile 4046 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 29. maddesinde, bu KHK'nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihi itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işlerin Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağı öngörülmüş olup, bu maddede ifade edilen "görülmekte olan işlerin", 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin "geçici" nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 09/07/2018 tarihinden sonra münhasıran Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait bulunan "Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar vermek; bu kuruluşların satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve işin gereğine uygun saîr hukuki tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek ve özelleştirme işlemlerinin tamamlanması için süre tespit etmek" hususundaki görevlerin devam eden işler kapsamında olduğundan söz etmek mümkün değildir. Diğer bir deyişle, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinden önce özelleştirme kapsam ve programına alınmış olan kuruluşlara ait devam eden işleri sonuçlandırmak konusunda Cumhurbaşkanlığı Makamına verilen geçici ve sınırlı yetkinin, 09/07/2018 tarihinden sonra Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkileri kapsayacak şekilde genel ve sürekli bir yetkiye dönüştüğünü kabul etmek hukuken mümkün bulunmamaktadır. Zira Anayasa'nın 47. maddesinin 2. fıkrası uyarınca özelleştirmeye ilişkin esas ve usullerin kanun ile düzenlenmesi zorunlu olduğundan ve 4046 sayılı Kanun'da Özelleştirme Yüksek Kuruluna verilen görev ve yetkilerin Kurul'un yapısı yeniden oluşturuluncaya kadar bizzat hangi makam tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmediğinden, 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi'ne dayanılarak Özelleştirme Yüksek Kurulu'na ait görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığı Makamınca kullanılamayacağı açıktır. Diğer yandan, Özelleştirme Yüksek Kurulu, Anayasa'nın amir hükmü gereği özel bir kanun ile kurulmuş olup, herhangi bir bakanlık ya da kamu kurum ve kuruluşu bünyesinde olan bir kurul niteliğinde olmadığından, bu Kurul'un 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 8. maddesinde belirtilen "kurul" olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu itibarla, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre, "Kanun'un 1. maddesinde sayılan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar vermek; bu kuruluşların satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve işin gereğine uygun saîr hukuki tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek ve özelleştirme işlemlerinin tamamlanması için süre tespit etmek" özelleştirme uygulamalarında yetkili tek karar organı olarak öngörülen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevi olarak düzenlendiğinden, her ne kadar görülmekte olan davanın konusu olmasa da, uyuşmazlığa konu alanın özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin 09/07/2021 ve 31/08/2021 tarihli Cumhurbaşkanı kararlarında yetki yönünden hukuka uygunluk bulunmadığı, anılan kararlara dayalı olarak tesis edilen dava konusu işlemde de belirtilen nedenle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, temyiz istemlerinin kabulü ile, temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.