Danıştay · Danıştay

Danıştay 2024/1749 E. 2024/2328 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2024/1749
Karar No
2024/2328
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1749 Karar No : 2024/2328

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Odası VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... 2- ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 07/02/2024 tarih ve E:2022/3869, K:2024/646 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... AŞ'ye ait Şanlıurfa ili, Karaköprü ilçesi, ...Mahallesi, ... parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 11/03/2022 tarih ve 5301 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 07/02/2024 tarih ve E:2022/3869, K:2024/646 sayılı kararıyla; Davalı idarelerin süre aşımı ve ehliyet itirazları yerinde görülmemiş, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesindeki "nazım imar planı" ve "uygulama imar planı" tanımları, 6. maddesi, 9. maddesinin 2. fıkrası, Ek-3. maddesi, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 4. maddesindeki "çevre düzeni planı" tanımı, 26. maddesindeki "imar planı değişikliği" tanımı ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının (A) bendine yer verilerek, Dosyada bulunan plan açıklama ve araştırma raporunun incelenmesinden, uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin Özelleştirme Yüksek Kurulunun 24/05/2017 tarih ve 2017/33 sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile ilgili olarak Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca verilen 16/09/2020 tarih, E:2020/1624, K:2020/1492 sayılı iptal kararının gereğini yerine getirmek için tesis edilen dava konusu işlem ile; alanda sosyal donatı alanlarının arttırıldığı ve plan değişikliği ile önerilen ek nüfusun ihtiyacı olan eğitim, sağlık ve ibadet alanlarına doğacak ihtiyacın Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde belirtilen yürüme mesafelerini geçmeyecek şekilde mevcut imar planında ayrılmış alanlar içerisinden karşılanabileceğine dair yapılan araştırma ve analizler dikkate alındığında, anılan Yönetmelik'te öngörülen asgari birim alanın üzerinde donatı alanları öngörüldüğünün anlaşıldığı, Bu durumda, uyuşmazlık konusu taşınmazların bulunduğu alanda imar planı yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ve Cumhurbaşkanlığına ait olduğu, dava konusu imar planları yapılırken ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alındığı, 1/1000 uygulama imar planı değişikliğinin 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğine, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin ise üst ölçekli imar planı kararlarına uygun olduğu, 3194 sayılı Kanun'un 9. maddesinin 2. fıkrasında verilmiş olan yetkiye istinaden Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığınca yalnızca dava konusu parseller ile sınırlı bir alana ilişkin olarak imar planı yapıldığı, dava konusu imar planları ile yukarıda anılan iptal kararının gereği yerine getirilerek sosyal donatı alanlarının arttırıldığı, ayrıca plan değişikliği ile önerilen ek nüfusun ihtiyacı olan sosyal donatı alanı ihtiyacının nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin gerekli araştırma ve analizlerin yapıldığı, planların çevresi ile uyumlu, arazi kullanım dengelerini bozmayacak şekilde hazırlandığı, bu nedenlerle çevre imar bütünlüğünün bozulmadığı, dava konusu imar planlarında şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, dava konusu planlar yapılırken önceki planların iptaline dair mahkeme kararının gereklerinin yerine getirilmediği, Özelleştirme İdaresince yapılacak her ölçekteki imar planının çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği, bunun için söz konusu imar planları ile alana getirilen nüfus yoğunluğunun hesap edilmesi, ilgili idarelerle gerekli koordinasyon sağlanarak bu nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik altyapı alanı miktarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise karşılanması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması ve yeni kullanım kararının ulaşım altyapısına etkisinin değerlendirilmesi gerektiği, bu kapsamda iptal kararı öncesinde taşınmaz planlarda dini tesis alanı, sağlık tesisi alanı, pazar alanı, sosyo kültürel tesis alanı, ticaret alanı ve yol olarak ayrılmış iken yeni planlarda taşınmaza konut kullanımı getirildiği ve kalıcı bir nüfus artışına sebebiyet verildiği göz önünde bulundurulduğunda dava konusu imar planları hazırlanırken alanda yaşaması öngörülen nüfus için gereken sosyal ve teknik altyapı miktarının değerlendirilmesi ve bu nüfusun getireceği ulaşım ve trafik yükü ile etkilerinin plan açıklama raporunda detaylı bir şekilde ortaya konulması gerektiği halde bu hususlara riayet edilmediği, imar planları hazırlanırken Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nin 7, 11 ve 26. maddelerinde belirtilen kurallara uyulmadığı, uyuşmazlık konusu taşınmazda yapılan plan değişikliği ile değiştirilen sosyal donatı kullanımı yerine yeni bir alan önerilmediği gibi getirilen yeni kullanımın ihtiyacına yönelik de yeni donatı alanlarının ayrılmadığı, bu durumun şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idareler tarafından, Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ: Özelleştirme Yüksek Kurulunun ...tarih ve... sayılı kararı ile onaylanan 1/15000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile uyuşmazlık konusu taşınmazın konut alanı, lise alanı ve yol olarak planlandığı; anılan plan değişikliklerinin iptali istemiyle TMMOB Şehir Plancıları Odası ...Şubesi tarafından açılan davada, Danıştay Altıncı Dairesinin 09/12/2019 tarih ve E:2017/4550, K:2019/13700 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, bu kararın Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/09/2020 tarih ve E:2020/1624, K:2020/1492 sayılı kararıyla "...dava konusu imar planları ile alanda getirilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanı miktarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmesi, alanda bu ihtiyacın karşılanması mümkün ise sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması, mümkün değil ise nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin yapılması sonucunda dava konusu imar planlarının hazırlanması gerekirken, bu hususlar yerine getirilmeksizin onaylanan söz konusu imar planlarının, çevre imar bütünlüğünü bozmayacak nitelikte olduğundan söz edilebilmesine bu haliyle olanak bulunmamaktadır." gerekçesiyle bozularak söz konusu plan değişikliklerinin iptaline karar verildiği; bunun üzerine Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanarak 11/03/2022 tarih ve 5301 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla onaylanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları ile taşınmazın düşük yoğunluklu gelişme konut alanı, (E:1.20, Yençok:30,50 m) lise alanı (E:1, Yençok:15,50 m), park ve yol olarak planlandığı anlaşılmaktadır. Dava konusu imar planlarına ait pafta ve plan açıklama raporlarının incelenmesinden; dava konusu imar planları ile taşınmazın bulunduğu alana getirilen nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanı miktarının mevzuat ile öngörülen standartlara uygun olup olmadığının değerlendirilmediği, bu ihtiyaç alanda karşılanmadığı gibi nerede ve nasıl karşılanacağına ilişkin araştırma ve analizlerin de yeterli şekilde yapılmadığı görüldüğünden dava konusu imar planlarının iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddi yolunda verilen Daire kararının bozulması ve söz konusu planların iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A maddesi uyarınca gereği görüşüldü: Üyeler ... ve ...'in; Anayasa'nın 135. maddesine göre kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının, belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan kamu tüzel kişilikleri olduğu ve bu meslek kuruluşlarının, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamayacağı esasları göz önünde bulundurulduğunda, davacı Odanın, dava konusu işlemin iptalini istemekte hukuken korunması gereken bir menfaatinin bulunmadığı yönündeki usule ilişkin oylarına karşılık, davacı Odanın ehliyetli olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek, işin esasına geçildi.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Altıncı Dairesinin temyize konu 07/02/2024 tarih ve E:2022/3869, K:2024/646 sayılı kararının ONANMASINA, 3.14/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY X- Anayasa'nın "Devletleştirme ve Özelleştirme" başlıklı 47. maddesinin 2. fıkrasında, "Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir." hükmüne yer verilmiştir. 18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7142 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanunun "Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri" başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür." hükmü yürürlükten kaldırılmakla birlikte 4046 sayılı Kanunun Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevlerinin sayıldığı 3. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenleme yürürlükte bulunmaktadır. Her ne kadar, 703 sayılı KHK'nın "Kurulların Görevleri" başlıklı geçici 8. maddesinde, bu KHK ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilmiş ise de; Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanunla verilmiş görev ve yetkilerin bizzat kimin tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmemiştir. Nitekim, 703 sayılı KHK'nın geçici 8. maddesine dayanılarak hazırlanan 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanunun 3. maddesinin 1. fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanunla verilmiş görev ve yetkileri kullanacak makamın bizzat "Cumhurbaşkanı" olduğu belirtilmiştir. Görüleceği üzere, 703 sayılı KHK veya yasal bir düzenleme ile yetkili makam tespit edilmediğinden Genelgeye ekli 1 sayılı listenin üçüncü sırasında Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkileri kullanacak makamı gösteren ayrık bir düzenlemeye daha gerek duyulmuştur. Öte yandan, 4046 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 1. fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkisinin tevdi edildiği makamın Cumhurbaşkanı olduğu 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesine ekli 1 sayılı listenin üçüncü sırasında tespit edilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler arasındaki özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlara ilişkin her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonlarının onaylanması hususunda karar verecek makamın genelge hükümleri ile tespit edilmesi normlar hiyerarşisine açıkça aykırıdır. Yetki kuralları, idari kararların Anayasa ve kanunların yetkili kıldığı organ, makam ve kamu görevlileri tarafından alınmasını ifade etmektedir. "Görev ve yetki" kamu düzeninden olup varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınması hususunda karar verecek makamın da alt düzenleyici işlem niteliğindeki genelge ile değil, Anayasanın 47. maddesinin 2. fıkrasının açık hükmü gereğince ancak üst hukuk normu niteliğindeki kanun ile düzenlenmesi gerekmektedir. Bu nedenle, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler konusunda bizzat karar alacak makamın üst hukuk normlarında belirlenmediği, 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Genelgeye ekli 1 sayılı listenin üçüncü sırasında tespit edilmiş yetkiye dayalı şekilde işlem tesis edildiği dikkate alınarak dava konusu işlemin yetki kuralları yönüyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır. Öte yandan, 703 sayılı KHK'nın 85. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi ile 4046 sayılı Kanuna eklenen geçici 29. madde, 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla 703 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde "görülmekte olan işler"in bu tarih itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin de "geçici" nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 703 sayılı KHK yürürlüğe girdikten sonra tesis edilen 11/03/2022 tarihli işlemin 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden işler kapsamında olduğundan söz edilemez. Bu itibarla, 11/03/2022 tarih ve 5301 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun geçici 29. maddesi kapsamındaki görülmekte olan işler niteliğinde bulunmadığından, bu maddeye dayanılarak işlem tesis edilmesi hukuken mümkün değildir. Kaldı ki, geçici 29. maddeyle sadece bu KHK'nın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca "görümekte olan işlerin" Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına ilişkin düzenlemeye gerek duyulmuş olması da, Özelleştirme Yüksek Kurulunun geçici 8. madde kapsamında olmadığını göstermektedir. Bu durumda, dava konusu imar planlarının yetki unsuru yönünden hukuka aykırı olmaları nedeniyle iptaline karar verilmesi gerekirken davanın reddi yolunda verilen Daire kararında isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması ve dava konusu işlemlerin iptali gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2024/1749, K. 2024/2328, T. 14.10.2024, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2024-1749-e-2024-2328-k-5ac28a130ec4