Danıştay · Danıştay

Danıştay 2024/1483 E. 2024/2639 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2024/1483
Karar No
2024/2639
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/1483 Karar No : 2024/2639

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Kurumu VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...İşletmecileri Derneği VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Onüçüncü Dairesinin 01/02/2024 tarih ve E:2023/2139, K:2024/467 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 15/02/2014 tarih ve 28914 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliği'nin (Yönetmelik), 30/12/2014 tarih ve 29221 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu İdari Yaptırımlar Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik ile değişik, 29. ve 30. maddeleri ile 35. maddesinin birinci fıkrası ve 43. maddesinin ikinci fıkrasının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 01/02/2024 tarih ve E:2023/2139, K:2024/467 sayılı kararıyla; Dairelerinin 29/11/2021 tarih ve E:2015/873, K:2021/4052 sayılı dava konusu Yönetmelik'in 29. maddesinin ikinci fıkrasının, 30. maddesinin birinci fıkrasının ve 35. maddesinin birinci fıkrasının iptali, 29. maddesinin birinci fıkrası ve 43. maddesinin ikinci fıkrası yönünden ise davanın reddi yolundaki kararına karşı taraflarca yapılan temyiz başvurusu sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09/02/2023 tarih ve E:2022/1023, K:2023/187 sayılı kararıyla; "... Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Onüçüncü Dairesi kararının, iptale ve 29. maddenin 1. fıkrasının iptali istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmı, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar, kararın anılan kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, "Teknik altyapının kurulması ve iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin ihlaller, milli güvenlik, kamu düzeninin ihlali, haberleşmenin engellenmesi ve gizliliğine dokunulması, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmemesi sebepleri ile yetkilendirmesi fesh/iptal edilen şirketler ile söz konusu şirket hisselerinden en az yüzde beşine (%5) sahip ortaklar, yönetim kurulu üyeleri ile tüzel kişiliği idareye yetkili kişiler tarafından kurulmuş şirketler yeniden yetkilendirilmez." hükmünü içeren 35. maddenin 1. fıkrasının, Kurulumuzca da uygun bulunan, "...mezkûr kişiler tarafından kurulmuş şirketlerin de elektronik haberleşme sektöründe yetkilendirme alarak bu alanda faaliyet göstermesi imkânını süresiz olarak ortadan kaldırdığı, mezkûr ihlâller ile ilişkisi ortaya konulmayan kişilerin kurduğu/kuracağı şirketlerin tümüyle yasaklanması niteliğindeki düzenlemenin, ölçülülük ilkesine uygun olmadığı, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun âdil bir denge bulunmadığı ve Kanun ile Kurum'a verilen genel yetkinin de böyle bir ikincil düzenlemeye cevaz vermeyeceği, kanunî dayanağı aşar şekilde ve sektöre girişe ilişkin belirsiz süreli bir yasak getirildiği sonucuna varıldığından, düzenlemede hukuka uygunluk görülmediği" yolundaki iptal gerekçesinin, teknik altyapının kurulması ve iletişimin tespiti, dinlenmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin ihlaller, milli güvenlik, kamu düzeninin ihlali, haberleşmenin engellenmesi ve gizliliğine dokunulması, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmemesi sebepleri ile yetkilendirmesi fesh/iptal edilen şirketler yönünden değil sadece "yetkilendirmesi iptal edilen şirket hisselerinden en az yüzde beşine (%5) sahip ortaklar, yönetim kurulu üyeleri ile tüzel kişiliği idareye yetkili kişiler tarafından kurulmuş şirketler" yönünden hüküm ifade edeceğine ve -madde metninin mezkur kişilere yer verilmesi yönüyle hukuka aykırılığının tespit edildiği dikkate alındığında- idarece yeniden düzenleme yapılırken anılan gerekçe doğrultusunda hüküm tesis edileceğine şüphe bulunmamaktadır. Daire kararının, dava konusu Yönetmeliğin 43. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemi yönünden davanın reddine ilişkin kısmına gelince; Dava konusu Yönetmeliğin "Tekerrür" başlıklı 43. maddesinin 2. fıkrasında, "(2) 30'uncu madde kapsamında idari para cezası uygulanmış bir işletmecinin üç yıl içinde aynı yükümlülüğü ihlâl etmesi durumunda yetkilendirmesi fesh/iptal edilir." kuralına yer verilmiştir. Madde metninde, yukarıda hukuka aykırı olduğu sonucuna varılan dava konusu 30. maddeye atıf yapılmıştır. Atıf yapılan 30. maddenin, "...hangi durumda "idari para cezası", hangi durumda "yetkilendirme iptali" yaptırımları uygulanacağının belirsiz olduğu; şirketlere elektronik haberleşme hizmetlerinin sunulması ve/veya elektronik haberleşme şebekesi sağlanması hakkı veren yetkilendirmenin, yalnızca yetkilendirme ücretinin ödenmemesi ya da ağır kusur hâllerinde iptal edilebileceği, düzenlemelerin bu yönüyle sınırları belirsiz ve öngörülmesi mümkün olmayan yaptırımlar getirdiği, bu durumun hukukî güvenlik ve belirlilik ilkelerini ihlâl ettiği, bu itibarla, sınırları belirsiz ve öngörülmesi mümkün olmayan yaptırımlar getirdiği anlaşılan mezkûr düzenlemenin, hukukî güvenlik ve belirlilik ilkelerini ihlâl etmesi sebebiyle hukuka aykırı olduğu" değerlendirmesi karşısında, 30. madde kapsamında işlenen fiilin tekerrürü halinde uygulanacak yaptırımı düzenleyen 43. maddenin 2. fıkrasının da hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla, temyize konu Daire kararının, dava konusu Yönetmeliğin 43. maddesinin 2. fıkrasının iptali istemi yönünden davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasında hukuki isabet bulunmamaktadır." gerekçesiyle Daire kararının iptale ilişkin kısmı ile 29. maddenin birinci fıkrası yönünden davanın reddine ilişkin kısmının onanmasına, 43. maddesinin ikinci fıkrası yönünden davanın reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verildiği; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesinin birinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihaî kararlarının Danıştayda temyiz edilebileceği; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunun, idari dava dairelerinden ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği; 2577 sayılı Kanun'un 49/4 ve 50. maddelerinde, Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmayıp, Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurulları kararlarına uyulmasının zorunlu olduğu kuralının yer aldığı; Aktarılan Kanun hükümlerine göre, Danıştay dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararların Danıştay İdari ve Vergi Dava Daireleri Kurullarınca bozulması hâlinde Danıştay dava dairelerine ısrar imkânı tanınmadığından, bozma kararına uyularak İdari Dava Daireleri Kurulu kararında belirtilen gerekçelerle dava konusu Yönetmelik'in 43. maddesinin ikinci fıkrasının iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, dava konusu Yönetmeliğin 30. maddesinin iptaline karar verilmiş olmasının 43. maddesinin 2. fıkrasının da iptalini gerektirmediği; söz konusu madde hükümünün, 30. madde hükmü olmasa dahi 5809 sayılı Kanun'un 60. maddesinde aynı şekilde yer aldığı, korunan hukuki değerin belli olduğu ve Kurumlarının anılan Kanun ile tanınan yetki doğrultusunda düzenleme yaptığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin ikinci fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkün olduğu belirtilmiş; dördüncü fıkrasında, "Danıştayın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davaların temyizen incelenmesinde bu madde ile ısrar hariç 50. madde hükümleri kıyasen uygulanır." denilmiş; 50. maddesinin dördüncü fıkrasında ise Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükme bağlanmıştır. Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu kararı; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 09/02/2023 tarih ve E:2022/1023, K:2023/187 sayılı kısmen bozma kararında belirtilen gerekçeler göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, usul ve hukuka uygun bulunmakta ve bozulmasını gerektirecek bir hukuka aykırılık taşımamaktadır.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu Yönetmeliğin 43. maddesinin 2. fıkrasının yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 01/02/2024 tarih ve E:2023/2139, K:2024/467 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 05/11/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2024/1483, K. 2024/2639, T. 05.11.2024, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2024-1483-e-2024-2639-k-017022e7a12a