Danıştay · Danıştay
Danıştay 2023/945 E. 2023/779 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2023/945
- Karar No
- 2023/779
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/945 Karar No : 2023/779 KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Başkanlığı - ... - (E-Tebligat) (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 15/02/2023 tarih ve E:2021/350, K:2023/111 sayılı kararının düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, imzası taklit edilerek şahsı adına ve adi ortaklığa bağlı olarak adına tesis edilen mükellefiyete yönelik işlemlerin iptali ile söz konusu mükellefiyetlere dayanılarak adına tahakkuk ettirilen vergi ve cezaların kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. .... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: Davacı tarafından, imzası taklit edilmek suretiyle şahsı adına tesis edilen mükellefiyete yönelik işlem (Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğünde ... vergi kimlik numaralı) ile kendisinin de ortak yapıldığı ... ortaklığı nedeniyle adına tesis edilen (Sarıgazi Vergi Dairesi Müdürlüğünde ... vergi kimlik numaralı) mükellefiyete yönelik işlemin iptali ve söz konusu mükellefiyetlere dayanılarak adına tahakkuk ettirilen vergi ve cezaların kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. Uyuşmazlıkta, davacı tarafından mükellefiyet tesisine esas alınan belgelerdeki imzaların kendisine ait olmadığı, mükellefiyet tesisi için kimseye de vekâlet vermediği, buna rağmen adına mükellefiyet tesis edildiğini öğrenince söz konusu mükellefiyetin silinmesi için kapanış evraklarını imzalamak durumunda kaldığı, imza örnekleri alınarak yapılacak inceleme sonucunda bu durumun ortaya çıkacağı iddia edilmiştir. Bu iddianın doğruluğunun araştırılması amacıyla bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Bu doğrultuda ara kararıyla davalı idareden davacı adına tesis edilen mükellefiyete esas belgeler ile davacıdan mükellefiyet tesisi öncesi ve sonrasında farklı tarihlerde olmak üzere, davacı tarafından atılmış imzaları içerir belgelerin asılları istenilmiştir. Ayrıca İmza Örneği Alma Tutanağı ile davacının imza örnekleri de alınmıştır. Ara kararına istinaden dava dosyasına ibraz edilen mükellefiyet tesisine esas alınan belgelerde yer alan imzaların davacının eli ürünü olup olmadığının tespitine yönelik bilirkişi incelemesi yapılması için dosya Adalet Bakanlığı Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi-Adli Belge İnceleme Şubesine gönderilmiştir. Anılan hususlar hakkında bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, mükellefiyet kapanışı ve işi bırakma bildirimlerindeki imzaların davacıya ait olduğu, mükellefiyet tesisi amacıyla kullanılan belgelerdeki imzaların ise teşhise götürecek karakteristik materyal, önemli yazı ve tanı unsuru içermeyen, basit tersimli imzalar olmaları nedeniyle davacının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği belirtilmiştir. Olayda, mükellefiyet tesisine esas alınan belgelerdeki imzanın davacının eli ürünü olmadığının ortaya çıktığı, bu durumun davacı iddialarını doğruladığı, söz konusu bilirkişi raporuna davalı tarafından itiraz edilmediği birlikte değerlendirildiğinde mükellefiyet tesisine esas alınan belgelerdeki imzanın davacıya ait olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davacı adına tesis edilen mükellefiyetler ile söz konusu mükellefiyetlere dayanılarak tahakkuk ettirilen vergi ve cezalarda hukuki isabet bulunmamaktadır. Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle davacı adına tesis edilen mükellefiyetleri iptal etmiş, anılan mükellefiyetler nedeniyle davacı adına tahakkuk eden vergi ve cezaları kaldırmıştır. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesinin 05/07/2018 tarih ve E:2016/5347, K:2018/3887 sayılı kararı: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinin (B) fıkrasında, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan ve olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu kurala bağlanmıştır. Takdiri delillerden olan ve teknik bilgi veya uzmanlık isteyen konularda yaptırılan bilirkişi incelemeleri sonucu düzenlenen raporların karara esas alınabilmesi için mahkemenin karar vermesine yönelik bilgiyi tereddütten uzak bir şekilde ortaya koyması gerekmektedir. Bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda, mükellefiyet tesisi amacıyla kullanılan belgelerdeki imzaların teşhise götürecek karakteristik materyal, önemli yazı ve tanı unsuru içermeyen, basit tersimli imzalar olmaları nedeniyle davacının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği belirtilmiştir. Ayrıca davacı tarafından mükellefiyet terkini için 07/01/2009 tarihli yazı ile yapılan başvuruda "faaliyet gösterdiğimiz iş yerini 31.12.2008 tarihinde kapatmış bulunmaktayız" şeklinde beyanda bulunduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, mükellefiyet kaydının yazılı gerekçeyle iptali yolundaki Vergi Mahkemesi kararının değinilen hüküm fıkrasında hukuka uygunluk görülmemiştir. Öte yandan, Vergi Mahkemesince yeniden verilecek kararda, davanın vergi ve cezalara ilişkin kısmı hakkında değerlendirme yapılarak hüküm kurulması gerektiği tabiidir. Daire, bu gerekçeyle kararı bozmuş; davacının karar düzeltme istemini reddetmiştir. .... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı: Mahkeme ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 15/02/2023 tarih ve E:2021/350, K:2023/111 sayılı kararıyla temyiz istemini reddetmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI: Kurul kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek düzeltilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: İmzası taklit edilerek adına mükellefiyet tesis edildiği, mükellefiyetin tesis edildiği tarihte yurt dışında ikamet ettiği ve kendi adına vergi kaydı açılması için kimseye vekalet vermediği, bilirkişi raporu ile mükellefiyetin tesis edilmesine dayanak dilekçede bulunan imzanın tarafına ait olmadığının tespit edildiği, karar düzeltme isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesinde yazılı sebepler bulunmadığından, karar düzeltme isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, karar düzeltme dilekçesinde ileri sürülen iddialar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, 6545 sayılı Kanun'la yürürlükten kaldırılan ve aynı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmaya devam olunan (mülga) 54. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (c) işaretli bendi uyarınca istemin kabulünü gerektirecek nitelikte bulunduğundan, davalının karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 15/02/2023 tarih ve E:2021/350, K:2023/111 sayılı kararı kaldırıldıktan sonra davalının temyiz istemi yeniden incelenerek gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Davacı tarafından, imzası taklit edilerek şahsı adına ve adi ortaklığa bağlı olarak adına tesis edilen mükellefiyete yönelik işlemlerin iptali ile söz konusu mükellefiyetlere dayanılarak adına tahakkuk ettirilen vergi ve cezaların kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı Kanun'un 20. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, Danıştay, bölge idare mahkemeleri ile idare ve vergi mahkemelerinin, bakmakta oldukları davalara ait her türlü incelemeyi kendiliğinden yapacakları, Mahkemelerin belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilecekleri, bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesinin mecburi olduğu, haklı sebeplerin bulunması halinde bu sürenin, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabileceği kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, bu Kanun'da hüküm bulunmaması durumunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun uygulanacağı belirtilen hâller arasında "bilirkişi" de sayılmıştır. Aynı maddenin (2) numaralı fıkrasında, bu Kanun ve (1) numaralı fıkrada, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na atıfta bulunulan haller saklı kalmak üzere, vergi uyuşmazlıklarının çözümünde Vergi Usul Kanunu'nun ilgili hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinin (B) fıkrası uyarınca vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlığın çözümü, davacı adına tesis edilen mükellefiyetin davacının rızası dahilinde tesis edilip edilmediği; mükellefiyetin konusunu teşkil edecek ticari faaliyetin de davacı veya yetkili şahsı tarafından yürütülüp yürütülmediğinin belirlenmesine bağlıdır. Davacı tarafından, imzası taklit edilerek şahsı adına ve adi ortaklığa bağlı olarak adına tesis edilen mükellefiyete yönelik işlemlerin iptali ile söz konusu mükellefiyetlere dayanılarak adına tahakkuk ettirilen vergi ve cezaların kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. Davacı tarafından, mükellefiyet tesisine yönelik evraklarda adına atılan imzaların sahte olduğu, ayrıca adi ortaklık sözleşmesinde atılan imzanın da kendisine ait olmadığı iddia edilmiştir. Bilirkişi tarafından ilgili evraklara atılan imzaların incelemesi sonucu düzenlenen raporda, mükellefiyet tesisi amacıyla kullanılan belgelerdeki imzaların teşhise götürecek karakteristik materyal, önemli yazı ve tanı unsuru içermeyen, basit tersimli imzalar olmaları nedeniyle davacının eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği belirtilmiştir. Dolayısıyla, bilirkişi raporunda yer alan bu tespit, mahkeme tarafından bu konuda ulaşılan sonucu destekleyici mahiyette bulunmamıştır. Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, ... tarafından başka bir işleme karşı açılan ve.... Vergi Mahkemesinin... sayılı esasına kaydedilen davada, davalı idare tarafından anılan dosyaya sunulan inceleme raporu eki tutanakta şu hususlar tespit edilmiştir. i. Ömer Ümit İşmen'in 05/11/2012 tarihinde ifadesine başvurulmuş ve inceleme elemanınca anılan ifade ilgili tarihte tutanak altına alınmıştır. ii. Kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca adi ortaklık tarafından "İstanbul ili Ümraniye ilçesi ... ada ... pafta ... parsel"de yer alan arsanın üzerinde bina inşa edildiği, anılan sözleşmede inşa edilen binanın 9 numaralı bağımsız bölümünün müteahhide kalacağının kararlaştırıldığı tespit edilmiştir. iii. Adi ortaklık tarafından, ... numaralı bağımsız bölüm için davacı adına 19/12/2008 tarihli fatura düzenlenmiştir. UYAP üzerinden temin edilen TAKBİS kayıtlarının incelenmesinden davacının anılan 9 numaralı bağımsız bölüme 04/10/2007 tarihinde malik olduğu görülmüştür. Diğer taraftan, davacı Ömer Ümit İşmen, İstanbul .... Asliye Hukuk Mahkemesinde 04/06/2009 tarihinde ... ve başka bir şahsa karşı tapu iptali ve tescil davası açmıştır. Bu dava anılan mahkemenin 2009/311 esasına kaydedilmiştir. Anılan davanın dava dilekçesinde davacı vekili tarafından, davacının söz konusu inşaat yapımı için ... ile kâr ve zararı paylaşmak kaydı ile aralarında adi ortaklık sözleşmesinin (Kadıköy 7. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye kayıtlı) tanzim edildiği iddia edilmiştir. 2577 sayılı Kanun'un 20. maddesinin (1) numaralı fıkrasında yer alan kural ve resen araştırma ilkesi uyarınca yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda işin esasının ve dava konusu işlemlerin hukuka uygunluğunun yeniden incelenmesi gerektiğinden, ısrar kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davalının temyiz isteminin KABULÜNE, 2- .... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 05/07/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. X - KARŞI OY: Karar düzeltme istemine ilişkin dilekçede ileri sürülen sebepler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun (mülga) 54. maddesinde yazılı sebeplerden hiçbirine uymadığından, karar düzeltme isteminin reddi gerektiği oyuyla karara katılmıyoruz.