Danıştay · Danıştay

Danıştay 2023/434 E. 2024/2464 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2023/434
Karar No
2024/2464
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/434 Karar No : 2024/2464

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Kurulu VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ...

İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 14/10/2022 tarih ve E:2018/4988, K:2022/6962 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 14/10/2022 tarih ve E:2018/4988, K:2022/6962 sayılı kararıyla; Davacının ikinci kez yapılan duruşma talebi ve davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın (istinaf başvurusunda bulunulmadığından) 02/10/2020 tarihinde kesinleştiği, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, her ne kadar...isimli tanık ifadesinde; davacının, 2014 yılı HSK seçimleri döneminde Yargıda Birlik Platformu adaylarını desteklemediğini, FETÖ/PDY'yi terör örgütü olarak görmediğini ve kaldığı evde ismini vermediği ev arkadaşının idari yargı sınav sorularının bir kısmını tersten sorulmuş bir şekilde o dönem kaldıkları eve getirip kendisine gösterdiğini söylediğini, bağımsız görünümlü paralel yapı adaylarından ...'nin gerçekleştirdiği toplantıya katılıp katılmadığını bilmediğini beyan etmiş ise de, davacının bu ifadeye karşılık olarak; Yargıda Birlik Platformunun desteklediği listeye eksiksiz oy verdiğini, idari yargı hakim adaylığı sınavlarından hiçbirisini kazanamamış olması nedeniyle kendisine soru verilmiş olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını ve ... isimli örgütün sözde bağımsız adayı tarafından yapılan toplantıdan bilgisinin olmadığını belirttiği, dava dosyasında davacının bu beyanlarının aksini ortaya koyan, ...'nün beyanlarını destekleyen ve davacının 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde bağımsız adaylarını desteklediğine, örgüt üyeleriyle birlikte hareket ettiğine, İdari Yargı Hakim Adaylığı sınav sorularının örgüt tarafından daha önce kendisine verildiğine ilişkin birbiriyle tutarlı tanık beyan(lar)ı, somut tespit(ler) ya da başkaca bilgi ve belgeler bulunmadığı anlaşıldığından,....'nün anılan beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak kabulüne olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı, Tanık ...'nün ifadesinde, davacının 2014 yılı HSK üye seçimleri döneminde sessiz kaldığını, seçimlerde hangi adayları destekleyeceğini belli etmediğini, FETÖ/PDY irtibatı nedeniyle meslekten çıkarılan meslektaşları ile birlikte hareket ettiğinin söylendiğini belirttiği görülmekte ise de, davacının 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını açıkça desteklediğine, onlar lehine seçim çalışması yürüttüğüne, seçimde örgüt lehine sandık müşahitliği yaptığına ya da örgütsel herhangi bir faaliyette bulunduğuna ilişkin somut verilere dayalı bir beyanda bulunmadığı, tamamen şahsi yoruma, duyumlarına ve harici gözlemlerine dayalı beyanda bulunduğu görüldüğünden, tanık ...'nün ifadesinin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak kabulüne olanak bulunmadığı sonucuna varıldığı, Davacının kendi beyanı yönünden, lise döneminde ailesinin yönlendirmesiyle eğitim amacıyla FETÖ/PDY yapılanmasına ait okula gittiğini, üniversite döneminde ise barınma amacıyla kalmış olduğu FETÖ/PDY yapılanmasına ait evden kısa bir süre sonra ayrıldığını ve söz konusu yapıyla irtibatını kestiğini beyan eden davacının bu beyanlarının, bir başka ifadeyle barınma ya da eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden, davacının anılan beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacı ile ilgili 15/05/2018 tarihli tutanakta yer alan otel kayıt bilgileri yönünden, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının konakladığı mekanların tamamının kamu kurumlarına ait olduğu, davacı ile aynı tarih aralığında kamu kurumlarına ait tesislerde konaklama yapan ve Polnet kayıtlarında hakkında FETÖ/PDY şerhi bulunan kişilerin davacı ile örgütsel faaliyet kapsamında aynı yerde konakladığını ispatlar mahiyette de bir belge sunulmadığının görüldüğü, netice itibarıyla, davacının konaklama kayıtlarına ilişkin 15/05/2018 tarihli tutanakta yer verilen tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, ... Otelde yapılan toplantı yönünden, davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan 23/05/2015 tarihli yazının incelenmesinden, örgütün önde gelen militan hakim ve Cumhuriyet savcılarının, 16-19 Mayıs 2015 tarihleri arasında ... otelde bir araya gelerek, örgüt üyeleri hakkında son dönemde verilen tutuklama ve ihraç kararları sonrası alınabilecek önlemler ile yapılacak faaliyetleri kararlaştırdıkları ve bu toplantıya davacının da katıldığının belirtildiğinin görüldüğü, Bununla birlikte, bu konuya ilişkin olarak davalı idarenin Dairelerinin diğer derdest dosyalarında sunduğu bilgi ve belgeler incelendiğinde; "... 'diğer hakim ve savcılarla birlikte cemaat mensubu oldukları, ... Otelde toplandıkları, hükümet aleyhine neler yapabilecekleri, Cumhurbaşkanından nasıl nefret ettikleri, nasıl zulüm gördükleri konularında konuştukları ve ne yapmaları gerektiği konusunda planlar yaptıkları' hususlarına ilişkin olarak yapılan soruşturma sonucu, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını engellemeye teşebbüs edildiğine dair bir eylem tespit edilmediği anlaşıldığından ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve... sayılı kararı ile Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği görülmüştür." yönünde tespitlerde bulunulduğunun görüldüğü, Netice itibarıyla, davalı idarece dava dosyasına sunulan ve hangi kişi/kurum tarafından düzenlendiği belli olmayan 23/05/2015 tarihli bilgi notu mahiyetindeki yazının haricinde, söz konusu toplantının örgütsel mahiyette bir organizasyon olduğunu ve davacının bu toplantıya örgütsel saiklerle katıldığını ispatlar nitelikte herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi veya belge sunulmadığı görüldüğünden, davacının iddiaları ile dava dosyalarında yer alan tespitler de dikkate alındığında, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine imkan bulunmadığı sonucuna varıldığı, Davacıyla ilgili ihbar, şikayet ve inceleme bilgisi yönünden, davacının örgütle iltisakı ve/veya irtibatı olduğuna ilişkin somut veriler içermeyen, Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından da işlem yapıldığına ilişkin bilgi bulunmadığı anlaşılan ihbar/şikayet dilekçeleri ile inceleme raporunun, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, Davacı hakkında düzenlenen iddianamede ve beraat kararı içeriğinde yer alan deliller yönünden, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan beraat kararı verilmiş olmasının, davacının 667 sayılı KHK uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlem ile bu işleme karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin işlemin hukuka uygun olup olmadığı yönünden Dairelerince bakılan bu davada yapılan idari yargılama açısından bağlayıcılığının bulunmadığı, bununla birlikte, ...Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan tespit ve değerlendirmelerin, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatı noktasında incelendiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının göstergesi olabilecek herhangi bir delil ya da bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, Netice itibarıyla, davacı hakkında düzenlenen iddianame ile beraat kararı içeriğinde yer alan hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca idari soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan 17/05/2022 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 06/09/2022 tarihli cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin ... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından ve anılan dosyada Hakimler ve Savcılar Kurulunca daha önceden verilmiş bir meslekten çıkarma kararının bulunması ve kararın kesinleşmesi nedeniyle Hakimler ve Savcılar Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yeniden "karar verilmesine yer olmadığına" karar verildiği belirtildiğinden, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgileri yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 17/05/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da, davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyan nitelikte herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararda hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının karşılanmadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, Dairece davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisaklı olduğu noktasında katı bir bakış açısıyla sonuca varıldığı, davacının hâkimlik ve savcılık mesleğinde kalmasının uygun olup olmaması yönünden yapılan değerlendirmede sübut derecesinin aranmasının usul ve yasaya aykırılık oluşturduğu, Dairenin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatları nedeniyle meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile işbu dosyadaki gibi verilen iptal kararlarının gerekçelerinde ciddi çelişkiler bulunduğu, davacının seçim dönemindeki hal ve hareketlerine ilişkin olan tanık beyanlarının olasılığa dayalı yorum ve varsayımlardan hareketle yapılan çıkarım olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğu, salt davacının beyanlarının esas alındığı, Dairenin, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı okulda öğrenim görmesi ve üniversitede örgüte ait evde kalınması hususunu, eğitim/barınma saikiyle hareket edildiğinin aksini gösteren bir tespit olmadığı gerekçesiyle delil olarak kabul etmediği, bu hususun Dairece benzer bazı dosyalarda aleyhe delil olarak kabul edildiği, idarelerinin kişinin iç dünyasındaki bir güdülenmenin aksini ispat etmesinin, bu bağlamda bir tespiti dosyaya sunmasının mümkün olmadığı, Dairenin de bunu öngöremeyeceği, Dairenin davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne ait evden yaşadığı sıkıntılar nedeniyle ayrılarak örgütle bağını kopardığı şeklindeki beyanına itibar etmesine rağmen, davacının 17-25 Aralık öncesinde dini konulara ilgi duyduğu için Fetullah Gülen'in kitaplarını okuduğuna dair beyanını değerlendirmediği, davacının beyanları arasındaki çelişkiyi gidermeden eksik inceleme ile karar vermesinin hatalı bir yaklaşım olduğu, Dairenin idari yargılama usulünde geçerli “resen araştırma ilkesi" çerçevesinde öncelikli yetkisini kullanarak tüm verilere sahip olduktan sonra dosya kapsamında yer alan tüm bilgi ve belgelerle birlikte bir değerlendirme yaparak sonucuna göre karar vermesi gerektiği, bu davalarda ilgililer hakkındaki her delilin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisakı gösterdiği gibi davacının iltisak ve irtibatını gösteren bu kadar delilin rastlantı, tevafuk, tesadüf veya yanlış anlaşılma ile açıklanmasının hayatın olağan akışına uygun olmayacağı, idareleri tarafından ihbar ve şikâyet dilekçeleri 2802 Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 97. maddesi kapsamında disiplin hukuku bağlamında ele alınarak değerlendirildiğinden salt şikayet dilekçesi üzerine verilen karar sonucuna göre hareket etmenin hatalı değerlendirmeye yol açacağı gibi dilekçede somut tespitlerle desteklenen iddiaların dikkate alınmamasının doğru olmadığı, davacı hakkında mevcut delillerin, bir Cumhuriyet savcısı tarafından değerlendirmeye tabi tutulması neticesinde bu delillerin “terör örgütü üyeliği” suçu yönünden kamu davası açmak için “yeterli” olduğu takdir edilmekle kamu davasının açılmış olduğu ve iddianamedeki delillerin iltisak ve irtibat hususunu ortaya koyduğunu savunmalarına rağmen bu hususun dikkate alınmadığı, Daire tarafından irtibat ve iltisak için yeterli görülmediği belirtilen delillerin, ceza mahkemesince değerlendirilerek davacının eylemlerinin sempatizanlık boyutunda olduğu yönünde tespite ulaşıldığı, meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının, işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, bu şekildeki bir ifadenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 31/01/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevaba ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2.Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 14/10/2022 tarih ve E:2018/4988, K:2022/6962 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 21/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X-Dava; yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacı tarafından,667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. Anayasa'nın 138. maddesinde, hâkimlerin bağımsızlığı vurgulanmış ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri gerektiği belirtilmiş, hiçbir organ veya kişinin mahkemelere veya hâkimlere emir veya talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği veya tavsiye ve telkinde bulunamayacağı vurgulanmıştır. 139. maddesinde ise hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir. Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır. Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 2014 yılı HS(Y)K üye seçimlerine ilişkin sergilediği tutum ve davranışlarına ilişkin tanık beyanları ve lise döneminde FETÖ/PDY yapılanmasına ait okula gittiğine, üniversite döneminde ise FETÖ/PDY yapılanmasına ait evde kısa bir süre kaldığına yönelik kendi beyanı, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yargılandığı ceza mahkemesinde hakkında verilen beraat kararında yer alan, eylemlerinin örgüte sempati düzeyinde kaldığına yönelik tespit ve 16-19 Mayıs 2015 tarihleri arasında ... Otelde yapılan toplantıya katılması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varıldığından, meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun dava konusu kararında hukuka aykırılık; bu kararın iptali yolundaki temyize konu kararda hukuki isabet bulunmadığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2023/434, K. 2024/2464, T. 21.10.2024, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2023-434-e-2024-2464-k-7abff1cfff5e