Danıştay · Danıştay
Danıştay 2023/3028 E. 2025/488 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2023/3028
- Karar No
- 2025/488
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/3028 Karar No : 2025/488
TEMYİZE EDEN (DAVALI): ... Kurulu VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/03/2023 tarih ve E:2020/264, K:2023/3252 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: İdare Mahkemesi Üyesi olarak görev yapmakta iken, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/03/2023 tarih ve E:2020/264, K:2023/3252 sayılı kararıyla;2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 62. maddesi ile 69. maddesinin 1. ve son fıkralarında yer alan kurallar aktarılarak, Uyuşmazlıkta, davacı hakkında düzenlenen 31/05/2017 tarihli soruşturma raporunda; "...İncelenen yürütmenin durdurulması kararları verildiği sırada, ortada henüz bir iddianame dahi bulunmadığı, kaldı ki yasa koyucunun yürütmenin durdurulması müessesesiyle bir an önce karar verilerek telafisi güç zararların ortaya çıkmasının engellenmesini amaçladığı, dolayısıyla yürütmenin durdurulması isteminin incelenmesi aşamasında, uzun sürmesi muhtemel bir ceza davasının sonucunun beklenilmesinin de bu müessesenin amacıyla bağdaşmayacağı, bu haliyle mahkeme tarafından işin esasına geçilerek değerlendirme yapılmasında mevzuat ve içtihat açısından olağan dışı bir durumun bulunmadığı tarafımızca değerlendirilmiştir. Öte yandan ilgili hâkimlerin kasıtlı olarak bu yönde bir karar verip vermediklerinin anlaşılabilmesi amacıyla başvurulan tanıklardan Y.N., soruşturma konusu dosyaların hiçbir aşamasında yer almadığı gibi ifadesinde de somut nitelendirmelerden ziyade soyut nitelikte belirlemelerde bulunduğu, A.K. tarafından ise ilk olarak, soruşturma konusuyla ilgisi olmayan il içi atamalara ilişkin değerlendirmelerde bulunulduğu, akabinde azlık oyunun gerekçesinin açıklandığı ve yürütmenin durdurulması kararının verilmesinden yaklaşık altı ay geçtikten sonraki duruma ilişkin kişisel kanaate dayalı hukuki görüşünün belirtildiği anlaşılmıştır. Sonuç olarak, mahkemenin maddi olayın değerlendirilmesinde ve hukuki yorumunda mevzuat ve içtihat açısından hâkimin takdir yetkisini aşacak veya mevzuata açıkça aykırı bir husus bulunmadığı, ayrıca, ilgili hâkimler tarafından menfaat gözeterek, kasıtlı bir şekilde hareket edildiğine ve yargı yetkisinin herhangi bir şekilde kötüye kullanıldığına ilişkin her türlü şüpheden uzak somut bir delil de bulunmadığı görülmüş olup, iddiaların muahezeyi gerektirmediği.." belirtilerek davacı hakkındaki soruşturma evrakının işlemden kaldırılması gerektiği sonuç ve kanaatine yer verildiği, Diğer yandan, davacının, dava konusu disiplin cezasının dayanağı olan fiillerine ilişkin olarak "görevi kötüye kullanma" suçu nedeniyle hakkında yürütülen ceza yargılaması sonucunda .... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararı ile "..somut olayda sanıkların eylemleri sonucunda ekonomik bir zarar olasılığı da ortaya çıkmadığı gibi sanıkların yargısal faaliyet kapsamında takdir yetkisini aşacak şekilde eylemde bulundukları sabit olmadığı.." gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun'un (CMK) 223/2-a maddesi uyarınca anılan suçun yasal unsurlarının oluşmadığından beraatine karar verildiği ve bu kararın taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın 03/10/2018 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Olayda, her ne kadar davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, ... İl Emniyet müdürlüğü emrinde komiser ve komiser yardımcısı rütbesiyle görev yapan ve daha sonra FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile irtibat ve iltisakları nedeniyle 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle kamu görevinden ihraç edilen ilgililerin sahtecilik suçunu işlediklerinden bahisle haklarında verilmiş olan meslekten çıkarma cezalarına karşı açılmış olan idarî davalarda, o dönemde ... İdare Mahkemesi üyesi olarak görev yapan davacının, FETÖ/PDY'nin amaç ve hedefleri doğrultusunda hareket ederek, aynı örgütle irtibat ve iltisakları nedeniyle meslekten çıkarılan kişileri koruma güdüsüyle usul ve yasaya aykırı olarak yürütmenin durdurulması isteminin kabulü yolunda oy kullanması sonucu oyçokluğu ile meslekten çıkarma cezalarının yürütmesinin durdurulmasına karar verildiğinden bahisle, 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ise de; yukarıda ayrıntısına yer verilen ve "davacının menfaat gözeterek, kasıtlı bir şekilde hareket ettiğini ve yargı yetkisinin herhangi bir şekilde kötüye kullanıldığına ilişkin her türlü şüpheden uzak somut bir delil de bulunmadığını, iddiaların muahezeyi gerektirmediğini ve davacı hakkındaki soruşturma evrakının işlemden kaldırılması gerektiğini" belirten disiplin soruşturma raporundaki tespitler ve disiplin cezasına konu aynı yargısal faaliyeti nedeniyle hakkında açılan ceza yargılamasında "davacının yargısal faaliyet kapsamında takdir yetkisini aşacak şekilde eylemde bulunduğunun sabit olmadığı" tespitini de içeren beraat kararında yer alan değerlendirmeler dikkate alındığında, davacının, yalnızca FETÖ ile irtibatı veya iltisakı nedeniyle meslekten çıkarılması hususunun görev aldığı davalarda FETÖ/PDY'nin amacı doğrultusunda hareket ederek karar verdiğini ortaya koymakta yeterli olamayacağı, söz konusu davalarda FETÖ'nün amaç ve nihai hedefi doğrultusunda hareket ettiğine dair somut bir delil sunulmadığı, anılan dosyalarda FETÖ'nün amaç ve nihai hedefi doğrultusunda hareket ettiğine yönelik tespitlere yer verilmediği, bir başka ifadeyle hâkim olarak görev yapan davacının sahip olduğu yargısal takdir hakkının sınırlarını aşarak örgütsel amaçlarla hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından, davacıya isnat edilen eylemlerin sübuta ermediği ve bu haliyle davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka uygunluk bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, Netice itibarıyla, davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Dairenin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle anılan kararların davacıya ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davalı idare tarafından, davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işleme karşı açtığı davanın reddedildiği ve anılan kararın temyiz aşmasında onanarak kesinleştiği, ... İdare Mahkemesi üyesi olarak görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylem ve işlemleri ile ilgili olarak hazırlanan soruşturma raporunda soruşturmayı yapan kurul müfettişinin soruşturma evrakının işlemden kaldırılması yönündeki kanaatinin yetkili Daire nezdinde bağlayıcılığının olmadığı, yine davacının dava konusu disiplin cezasının dayanağı olan fiillerine ilişkin olarak "görevi kötüye kullanma" suçu nedeniyle hakkında yürütülen ceza yargılaması sonucunda ...Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-a maddesi uyarınca anılan suçun yasal unsurlarının oluşmadığından beraatine karar verilmiş olmasının da 2802 sayılı Kanun'un 69. maddesinin son fıkrası açısından hukuki bir etkisinin olmadığı, davacının hüküm giymemiş olmasının Kanun'un anılan maddesi uyarınca meslekten çıkarılmasına engel olmadığı, kaldı ki davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün gizli haberleşme programı olan ByLock isimli programının kullanıcısı olduğu ve "silahlı terör örgütüne üyelik" suçundan yapılan ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:...K:...sayılı kararı ile 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, tüm bu hususlar birlikte ele alındığında alındığında; ... İdare Mahkemesinde dava açan emniyet mensupları hakkında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak ve kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik suçlarından adli soruşturma yürütüldüğü bildirildiği halde herhangi bir araştırma yapmaksızın ve soruşturma sonucunu beklemeksizin oyçokluğu ile yürütmenin durdurulması yönünde karar verilmesi durumunun hukuki yanılgı ile izah edilemeyeceği, Mahkeme Başkanının muhalif kalmasına rağmen davacının kararda ısrar ettiği dolayısıyla eyleminin kesinlikle yargısal takdire ilişkin olmayıp planlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine ve örgütsel hiyerarşi içerisinde kendilerine verilen görevi yerine getirmeye yönelik olduğu belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararların davacıya ilişkin kısmının iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 29/03/2023 tarih ve E:2020/264, K:2023/3252 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 03/03/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.