Danıştay · Danıştay

Danıştay 2023/2547 E. 2023/2728 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2023/2547
Karar No
2023/2728

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2547 Karar No : 2023/2728 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... vasisi ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 08/05/2023 tarih ve E:2018/3260, K:2023/5886 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ...sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 08/05/2023 tarih ve E:2018/3260, K:2023/5886 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesinin... tarih ve E:..., K:... kararıyla esastan reddedildiği, anılan kararın Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 29/09/2021 tarih ve E:2021/2013, K:2021/9142 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiğinin anlaşıldığı, ByLock delili yönünden, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş "ByLock CBS Sorgu Sonucu Raporu" ile "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" ve davacıya ait ByLock yazışma içerikleri ile davacının yargılandığı Ceza Mahkemesi kararında yer alan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının "..." ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı, Davacının adının geçtiği ByLock yazışma içeriği yönünden, dava dosyasına sunulan ... ID numaralı kullanıcıya ait ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı incelendiğinde, anılan ByLock kullanıcısının yazışmalarında, davacının açıkça isim ve soyisim bilgilerine yer verildiği, söz konusu yazışma içeriğinin, davacı hakkında işbu dosya kapsamında aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt içerisinde yer aldığına, örgüt mensubu olduğuna, örgütün özel önem verdiği yargısal konu ve dosyalarda önemli roller üstlendiğine ve diğer hususlara yönelik ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, söz konusu ifadelerin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı, Yıllık (Albüm) Kurulu üyeliği/Sınıf Başkanlığı yönünden, davacının örgütün yargıda etkin olduğu dönemde Yıllık (Albüm) Kurulu üyeliği yapmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğunun değerlendirildiği, Unvanlı Görev yönünden, davacının, FETÖ/PDY terör örgütünün HSK'da etkin olduğu dönemde CMK'nın 250. maddesi uyarınca özel yetkili Cumhuriyet savcısı olarak görevlendirilmesi hususunun, diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının bu hususa ilişkin beyanlarına itibar edilmeyerek anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, OHAL döneminde alınan tedbirler çerçevesinde mesleğinden çıkarıldığı bu şekilde kamu görevinden çıkarma işleminin Anayasal dayanağının olmadığı; Anayasa'da düzenlenen hakimlik ve savcılık teminatının ortadan kaldırılmasına sebebiyet verecek 6087 ve 2802 sayılı Kanun'u işlevsiz hale getiren düzenlemeler getirilmek suretiyle hakim ve savcılara tanınan usuli güvence olan savunma hakkının ihlal edildiği, tarafına savunma hakkı dahi verilmediği; hukuka uygun olarak toplanmayan istihbari bilgilerin hakkında tesis edilen meslekten çıkarma kararına dayanak yapılamayacağı, özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği; görevini kimseden emir ve talimat almadan tarafsız ve bağımsız bir şekilde ifa ettiği; ByLock kullanıcısı olmadığı, hukuka uygun yol ve yönetmelerle elde edilmeyen delillerin yargılamada kullanılamayacağı; tanık E.Y.'nin beyanlarının gerçek dışı olduğu, bu tanığın yalan tanıklıktan hüküm giydiği; 1999 yılında yaptığı Yıllık (Albüm) Kurulu üyeliğinin ihraç gerekçesi yapılmasının hukuken kabul edilebilir olmadığı, HSK kararı ile Daire kararının gerekçesinin hukuki gerekçelerinin olmadığı, burada yapılan tespitlerin anayasal sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini gösterecek nitelikte ve vasıfta olmadığı, süreçte başta savunma hakkı olmak üzere Anayasa ve AİHS'de korunan hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 08/05/2023 tarih ve E:2018/3260, K:2023/5886 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 22/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2023/2547, K. 2023/2728, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2023-2547-e-2023-2728-k-287f8993b1a2