Danıştay · Danıştay
Danıştay 2023/2249 E. 2025/556 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2023/2249
- Karar No
- 2025/556
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2249 Karar No : 2025/556
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 16/06/2022 tarih ve E:2020/2034, K:2022/4939 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Ağır Ceza Mahkemesi ... olarak görev yapmakta iken FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş olan davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin ... tarihli ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 16/06/2022 tarih ve E:2020/2034, K:2022/4939 sayılı kararıyla; 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. ve 72. madde hükümlerine yer verildikten sonra, Final Okyanus olarak isimlendirilen soruşturmanın başlangıcına neden olan iddia ve olaylar zincirine bir bütün olarak bakıldığında, davacının bu eylemini yargısal takdir kapsamında değil, FETÖ terör örgütünün amaç ve menfaatleri doğrultusunda FETÖ terör örgütünün zihniyetine yarayacak bir bilinçten hareketle yerine getirdiği ve bu yönüyle eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varıldığı, Kaldı ki, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile yine aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararının iptali ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve parasal haklarının ve 100.000,00 TL manevi tazminatın işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Dairelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı (kararda sehven ... tarih ve E:..., K:... sayılı yazılmış) kararı ile, "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, Öte yandan, dava konusu uyuşmazlık 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesinde düzenlenen zaman aşımına ilişkin hükümler çerçevesinde incelendiğinde; davacının dava konusu disiplin cezasına konu fiilinin ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararının verildiği 27/06/2013 tarihinde işlendiği, Dairelerinin 29/03/2022 tarihli (kararda sehven 01/03/2022 tarihli yazılmış) ara kararıyla davalı idareye, davacının dava konusu disiplin cezası ile cezalandırılmasına neden olan eylemi ile ilgili herhangi bir ceza soruşturması ve kovuşturması açılıp açılmadığının sorulması üzerine verilen 13/05/2022 tarihli (kararda sehven18/04/2022 tarihli yazılmış) cevapta, davacının anılan eylemi ile ilgili olarak herhangi bir kovuşturma izninin bulunmadığının belirtildiği, dolayısıyla dava konusu disiplin cezasına konu eylemle ilgili olarak, disiplin cezası verme yetkisi bakımından zaman aşımının uzamasını gerektirecek herhangi bir ceza soruşturması veya kovuşturmasının bulunmadığı dikkate alındığında, 2802 sayılı Kanun'un 74. maddesinde düzenlenen "Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez." hükmü uyarınca, dava konusu disiplin cezasının verildiği 30/04/2019 tarihi itibarıyla ceza verme yetkisi bakımından beş yıllık zaman aşımı süresinin geçirildiği sonucuna ulaşıldığı, Bu durumda, her ne kadar davacının dava konusu meslekten çıkarma cezasına konu eyleminin sabit olduğu anlaşılmakta ise de, eylemin işlendiği tarih itibarıyla 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğradığından, davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında ve bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yaptığı itirazın reddine ilişkin ... tarih ve E:..., K:... sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, anılan Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, 2802 sayılı Yasa'da disiplin soruşturmasına başlama tarihi bakımından meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezaları yönünden zamanaşımı süresinin öngörülmemesi, bir başka deyişle bu cezaların "soruşturma zamanaşımından" hariç tutulması ve bu bağlamda iradi olarak bir düzenleme yapıldığı göz önüne alınırsa, soruşturma zamanaşımından muaf olan bir eylemin, ceza verme yetkisi bakımından zamanaşımı ile karşılaşmasının hukuki yönden bir izahının olamayacağı; kanun koyucunun hâkim ve savcılar için, bu davanın da konusu olduğu üzere, eylem suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile belli koşullar altında meslekten çıkarma cezasının uygulanabileceğini hüküm altına almış iken, diğer disiplin cezaları için öngörülen zamanaşımı prosedürünün meslekten çıkarma disiplin cezası için geçerli olmayacağını öngörerek kurallar ihdas ettiği, 2802 sayılı Yasa'da meslekten çıkarma cezası yönünden özel bir süre düzenlemesine gidilmediği gibi bu ceza için disiplin soruşturmasına başlanmasının süre kaydına bile tabi tutulmamış olduğu, başka bir deyişle diğer disiplin cezaları için belirtilen süre sınırından muaf görüldüğü; dava konusu disiplin cezasına esas eylemlerin FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve menfaatleri doğrultusunda gerçekleştirildiğinin sabit olduğu, gizlilikle kendi amaçları uğruna faaliyet gösteren bir yapı her halükarda sonradan ortaya çıkacağından, davacının, geçmişte terör örgütünün güçlenmesine hizmet eden eylemlerini zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle cezalandırmamanın hukuk kaidelerine uygun olmayacağı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararın iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 16/06/2022 tarih ve E:2020/2034, K:2022/4939 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 10/03/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Dava konusu işlemin kanuni dayanağı olan 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasında, diğer disiplin cezaları dışında hususi bir düzenleme getirilmiş ve disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilebileceği hükme bağlanmıştır. Kanun'un "Ceza soruşturması veya kovuşturması ile disiplin soruşturmasının bir arada yürütülmesi ve zamanaşımı" başlıklı 72. maddesinin 2 ve 3. fıkralarında, "Meslekten çıkarma ve yer değiştirme cezalarını gerektiren eylemler hariç olmak üzere, bu Kanuna göre disiplin soruşturmasını gerektiren eylemlerin işlenmesinden itibaren üç yıl geçmiş ise disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezasını gerektiren eylemin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Disiplin cezasını gerektiren eylem, aynı zamanda bir suç teşkil eder ve bu suç için kanunda daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş olur ve ceza soruşturması veya kovuşturması da açılır ise, ikinci fıkrada belirtilen süre yerine bu süreler uygulanır." hükmüne yer verilerek, meslekten çıkarma cezasının soruşturma ve ceza verme zaman aşımına tabi olmadığı açıkça düzenlenmiştir. Hem kanuni düzenlemedeki fiiller hem de dava konusu işlemin sebebi olan fiiller, belli sürelerin geçmesi ile düzelmeyecek veya düzeltilemeyecek, bizatihi mesleğin özelliği gereği her daim bulunması gerekli özelliklerin artık yitirilmiş olması olarak değerlendirilebilecek niteliktedir. Buna göre söz konusu fiiller, disiplin hukuku bağlamında "korunan hukuki yarar" açısından da zaman aşımı dışındadır. Buna göre, 2802 sayılı Kanun'da, "meslekten çıkarma" ve "yer değiştirme" disiplin cezalarına ilişkin olarak herhangi bir zaman aşımı süresi öngörülmediğinden ve anılan disiplin cezaları zaman aşımı müessesesi dışında tutulduğundan, disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle dava konusu kararın iptali yolunda verilen Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyoruz.