Danıştay · Danıştay

Danıştay 2023/2168 E. 2024/657 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2023/2168
Karar No
2024/657

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/2168 Karar No : 2024/657 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Bakanlığı VEKİLİ : ... 2-... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay İkinci Dairesinin 27/12/2022 tarih ve E:2021/1527, K:2022/6889 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Emniyet amiri olarak görev yapan davacı tarafından, Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı "2016 Yılı Rütbe Terfi Sınavı" konulu işleminin iptaline ve 120.000,00-TL manevi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 27/12/2022 tarih ve E:2021/1527, K:2022/6889 sayılı kararıyla; Anayasa'nın, davanın açıldığı tarihteki haliyle 124. maddesinde; 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 55. maddesinin, davanın açıldığı tarihteki haliyle 11. ve 18. fıkralarında; 10/05/2015 tarih ve 29351 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik'in, davanın açıldığı tarihteki haliyle 12. ve 26. maddelerinde; 05/05/2016 tarih ve 29703 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Yönetmelik değişikliğinin, davanın açıldığı tarihteki haliyle 28. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kurallar aktarılarak, Dava konusu işlem yönünden, Bir hiyerarşik normlar sistemi olan hukuk düzeninde, alt düzeydeki normların, yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldığı, normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa'nın bulunduğu, daha sonra gelen kanunların yürürlüğünü Anayasa'dan, tüzüklerin yürürlüğünü kanunlardan, yönetmeliklerin ise yürürlüğünü kanun ve tüzüklerden aldığı, dolayısıyla bir normun, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesinin mümkün bulunmadığı, Dava konusu düzenleme gibi adsız düzenleyici işlemlerin ise; kanun, yönetmelik ve benzeri hukuk kaynaklarının uygulanmasına ilişkin ayrıntıları ve uygulama şeklini gösteren düzenleyici işlemler olduğu, Bu çerçevede, dava konusu düzenlemenin kapsamına bakıldığında, Yönetmelik değişikliği ve yargı kararları doğrultusunda yapılacak sözlü sınavın uygulanmasına ilişkin hükümlere yer verildiği, üst norm niteliğinde yer alan Kanun ve Yönetmelik'e aykırı hüküm içermediği, Polis Akademisi Başkanının teklifi, Emniyet Genel Müdürünün oluru ile yürürlüğe konulduğunun görüldüğü, Uyuşmazlıkta, 2015 yılı rütbe terfi sözlü sınavında başarısız olan davacı tarafından, sözlü sınavda uygulanan yönetmelik hükümlerinin bir kısmı hakkında Danıştay (Kapatılan) Onaltıncı Dairesince verilen 25/01/2016 tarih ve E:2015/21285 sayılı yürütmenin durdurulması kararı üzerine, sınavın tüm sonuçları ile ortadan kalktığı ileri sürülerek 2016 yılı rütbe terfi sınavlarının ve yöneticilikle ilgili hizmet içi eğitim ve eğitim sonrası sınav iş ve işlemlerinin yapılmasına ilişkin ülke çapında uygulanacak esasları düzenleyen 06/05/2016 tarihli "2016 Yılı Rütbe Terfi Sınavı" konulu işlemin iptali istemiyle dava açılmış ise de, anılan düzenlemenin, üst norm niteliğinde olan 6638 sayılı Kanun ile değişik 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 55. maddesi, 10/05/2015 tarih ve 29351 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Emniyet Hizmetleri Sınıfı Personeli Rütbe Terfileri ve Değerlendirme Kurullarının Çalışma Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmelik'te yer alan esaslar ile yargı kararı üzerine yapılan Yönetmelik değişikliğinde öngörülen kriterler çerçevesinde yürürlüğe konulduğu ve hukuka aykırılık içermediği, 120.000,00-TL manevi tazminat istemi yönünden, Manevi tazminatın, malvarlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin değil, manevi tatmin aracı olup, başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışının, manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu hale getirdiği, manevi tazminata hükmedilebilmesi için kişinin fiziki yapısını zedeleyen, yaşama ve kazanma gücünün azalması sonucunu doğuran olayların meydana gelmesi veya idarenin hukuka aykırı bir işlem veya eylemi sonucunda ağır bir elem ve üzüntünün duyulmuş olması ya da şeref ve haysiyetin rencide edilmiş olması gerektiği, Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, yargı kararlarının uygulanmaması nedeniyle usulsüz terfi ettirilenlerin emrinde çalıştığı, bu durum nedeniyle baskı altında olduğu, maddi ve manevi eziyete maruz kaldığı iddia edilmiş ise de, sözlü sınava dair verilen iptal kararlarının, usule dair iptal kararı niteliğini haiz olduğu, her iptal kararının tazminat sonucunu doğurmayacağı; bu yönüyle dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun bulunduğu, bu çerçevede yukarıda anılan şartların oluşmadığı görüldüğünden, davacının manevi tazminat isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hakkında herhangi bir adli veya idari ceza kararının mevcut olmadığı; terör örgütleriyle bir bağının bulunmadığı; Danıştayın, davalı idarenin 2015 yılı rütbe terfi sınavını iptal ettiği, idarenin, bu kararın gereklerini tam olarak uygulamadan 2016 yılı rütbe terfi sınavlarını gerçekleştirdiği; böylece, 2015 yılında haksız yere terfi eden ve bir üst kadroyu işgal eden kişiler nedeniyle 2016 yılı rütbe terfi sınavında bir üst kadroda yeterli boş yer olmadığı veya az kadro olduğu gerekçesiyle birçok kişinin terfi etmesinin engellendiği, idarenin, 2015 yılı rütbe terfi sınavları için verilen iptal kararını uygulamadığından dolayı ortaya çıkan hukuksuzluğun, 2016 yılı rütbe terfi sınavlarında da yeni hukuksuzluklara yol açtığı; Daire kararının hukuka uygun olmadığı; makul sürede yargılama yapılmadığı; idarenin kesinleşmiş yargı kararlarını uygulamadığı; eksik inceleme ile hüküm verildiği; kararda taleplerinin karşılanmadığı; temel haklarının ihlal edildiği; dosyanın Danıştay ve Ankara İdare Mahkemeleri nezdinde görülmekte olan dava dosyalarıyla birleştirilmesi, maddi tazminat için bilirkişi atanması, 12.000.000,00-TL manevi tazminat verilmesi gerektiği; adil yargılama yapılmadığı; ağır vekalet ücretleri ile cezalandırıldığı; adli yardım talebinin kabul edilmesinin uygulamaya yansımadığı; yargılama giderlerinin taksitlendirilmesi, mağduriyetlerinin giderilmesi ve eski hale getirilmesi icap ettiği belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idareler tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen incelenmeksizin reddi, kısmen reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 38. maddesinde yer verilen bağlantı müessesesinin, çok sayıdaki dava dosyasının tek dava dosyasında birleştirilmesi anlamına gelmemesi ve anılan Kanun'da birleştirmeye ilişkin herhangi bir hükme yer verilmemesi nedeniyle birleştirme talebi reddedilerek, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Davacının maddi ve manevi tazminat istemleri ve bu istemlere yönelik temyiz istemi yönünden; Temyiz dilekçesinde, maddi tazminat istemi için bilirkişi atanması ve 12.000.000,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi istemlerinde bulunulmuş ise de, bu istemlerin, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olduğu ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, davacının maddi ve 120.000,00-TL'yi aşan manevi tazminat isteminin ve bu istemlere yönelik temyiz talebinin incelenmesine hukuken olanak bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay İkinci Dairesinin temyize konu 27/12/2022 tarih ve E:2021/1527, K:2022/6889 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Davacının maddi ve 120.000,00-TL'yi aşan manevi tazminat isteminin ve bu istemlere yönelik temyiz isteminin İNCELENMEKSİZİN REDDİNE, 4. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 5. 21/03/2024 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2023/2168, K. 2024/657, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2023-2168-e-2024-657-k-0b8da6781364