Danıştay · Danıştay
Danıştay 2023/1429 E. 2024/738 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2023/1429
- Karar No
- 2024/738
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1429 Karar No : 2024/738 TEMYİZ EDENLER :I- (DAVACI): ... Turizm Taşımacılık ve Servis Ticaret AŞ VEKİLİ: Av. ... II-(DAVALI): ... Bakanlığı VEKİLİ:Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 09/11/2022 tarih ve E:2019/8972, K:2022/6375 sayılı kararının, taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 30/05/2018 tarih ve 10581842 sayılı Makam Oluru belirlenen Okul Servis Araçlarının Çalıştırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar'ın 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10 ve 11. maddelerinin, EK-1: "Okul Servis Araçlarının Çalıştırılması Tip Şartnamesi", EK-2: "Okul Servis Araçları Sözleşmesi" ve EK-3: "Okul Servis Çalıştırma İşinde İsteklilerin Değerlendirilmesine İlişkin Puanlama Kriterleri" başlıklı kısımlarının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 09/11/2022 tarih ve E:2019/8972, K:2022/6375 sayılı kararıyla; Anayasa'nın 10, 41 ve 90. maddeleri, Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3. maddesi, 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu'nun 34. maddesi, 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 2. maddesi, Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nin 4. maddesi, Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 1 ve 3. maddeleri, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7. maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesine atıfta bulunularak; Okul Servis Araçlarının Çalıştırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar'ın; 10. maddesinin 2. fıkrası, EK-1: "Okul Servis Araçlarının Çalıştırılması Tip Şartnamesi" başlıklı kısmının 3/1. maddesinin (e) bendi ve EK-2: "Okul Servis Araçları Sözleşmesi" başlıklı kısmının 4/b/1. maddesinin (e) bendi yönünden; 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun 7. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. mddesinin 1. fıkrasının (p) bendinde; kara, deniz, su ve demiryolu üzerinde işletilen her türlü servis ve toplu taşıma araçları ile taksi sayılarını, bilet ücret ve tarifelerini, zaman ve güzergâhlarını belirlemek büyükşehir belediyeleri ve belediyelerin görev ve sorumlulukları arasında sayıldığından, büyükşehir belediyesi olan yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içinde, büyükşehir belediyesi bulunmayan yerlerde belediye sınırları içinde yapılan okul servis taşımacılığı konusunda fiyat tarifelerini belirleme yetkisinin sırasıyla büyükşehir belediyelerine ve belediyelere ait olduğu, dava konusu düzenlemelerde münhasıran büyükşehir belediyesi ve belediye sınırları içerisinde yapılan servis taşımacılığı konusunda büyükşehir belediyeleri ve belediyelerin kendi mevzuatından kaynaklı fiyat tarifelerini belirleme yetkilerini dikkate alan bir düzenleme öngörülmemesi, başka bir ifadeyle eksik düzenleme yapılmış olması nedeniyle hukuka uyarlık görülmediği, Usul ve Esaslar'ın; 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan "D sınıfı sürücü belgesi için en az beş yıllık, D1 sınıfı sürücü belgesi için en az yedi yıllık sürücü belgesine sahip olmak" cümlesi yönünden; Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 9. maddesinde, okul servis araçlarını kullanacak şoförlerin 26 yaşından gün almış ve 66 yaşından gün almamış olmaları gerektiğinin düzenlendiği, okul servis araçlarında görevli şoförlerin bu görevini yerine getirebilmesi için araç içindeki öğrencilerden daha üstün yaşa ve tecrübeye dolayısıyla sorumluluk düzeyine sahip olması gerektiğinden bahse konu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin sürücü belgesinin alınabilme yaş sınırlarını düzenleyen 76. maddesi uyarınca, otobüs kullanmak için alınması gereken "D" sınıfı sürücü belgesi için 24 yaşını bitirmiş olmak, minibüs kullanmak için alınması gereken "D1" sınıfı sürücü belgesi içinse ise 21 yaşını bitirmiş olmak şartının arandığı, Buna göre, dava konusu düzenleme uyarınca "D" sınıfı sürücü belgesi ile okul servis araçlarında şoför olarak çalışabilecek kişilerin en erken 29 yaşından, "D1" sınıfı sürücü belgesi ile okul servis araçlarında şoför olarak çalışabilecek kişilerin ise en erken 28 yaşından büyük olmalarının gerektiği, Dava konusu düzenleme ile, her ne kadar okul servis araçlarında görev yapacak şoförlerin tecrübeli kişilerden oluşması amaçlanmışsa da, öngörülen yaş koşulu ile Okul Servis Araçları Yönetmeliğinin 9. maddesinde düzenlenen yaş sınırı arasında uyumsuzluk bulunduğundan, dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı, Usul ve Esaslar'ın; 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi ile EK-1 Okul Servis Araçları Çalıştırılması Tip Şartnamesi'nin 6. maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendi yönünden; Okul Servis Araçlarının Çalıştırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar'ın 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, taşımanın gerçekleştirileceği taşıtların gerçek kişiler, gerçek kişiler adına, tüzel kişilerde ise üçte birinin tüzel kişiler adına tescilli olması gerektiğinin düzenlendiği, Okul Servis Araçları Yönetmeliği'nin 8. maddesinin 3. fıkrasında ise, gerçek ve tüzel kişilerin, birlikte taşıma hizmeti yapabileceği, ancak bu durumda taşımacının taşımayı gerçekleştireceği taşıtların üçte birinin taşımacıların adlarına tescilli olmasının zorunlu olduğu kuralına yer verildiği, Buna göre, Okul Servis Araçlarının Çalıştırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar'ın 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendinde, üst norm olan Okul Servis Araçları Yönetmeliği' ile belirlenen kuralı sınırlandırıcı ve daraltıcı mahiyette bir düzenlemeye yer verildiği, Okul Servis Araçlarının Çalıştırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar'ın ekinde yer alan Okul Servis Araçları Çalıştırılması Tip Şartnamesi'nin 6. maddesinin ikinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan, tüzel kişilere ait araçların en fazla iki okulda öz mal olarak gösterileceği, öz mal olarak gösterilen araçlann sözleşme yapılan okullarda çalışmadığının tespit edilmesi halinde ise o ildeki tüm okul sözleşmelerinin iptal edileceği yolundaki düzenlemenin, üst hukuk normlarında yer almayan bir kural olduğu ve dayanak Kanun ve Yönetmelik ile çizilen sınırı aşan nitelikte ve mevzuatta öngörülmeyen şekilde sınırlandırmalar ve cezai müeyyideler içerdiğinden dava konusu düzenlemelerin üst hukuk normlarına ve hukuka aykırı oldukları, Usul ve Esaslar'ın; 11. maddesinin (a) ve (b) fıkraları, EK-1 Okul Servis Araçları Çalıştırması Tip Şartnamesi'nin 6. maddesinin (a) ve (b) fıkraları ile Ek-2 Okul servis araçları Sözleşmesi'nin 7. maddesinin (d) ve (e) fıkraları yönünden; Dava konusu düzenlemeler ile, Türk Ceza Kanunu'nda düzenlenen bir takım suçlar bakımından, okul servis araçlarında çalışacak şoför ve rehber personelde aranacak şartların düzenlediği, Çocukların fiziksel ve psikolojik olarak gelişimlerini henüz tamamlamamış olmaları nedeniyle yetişkinlere göre daha özel bir koruma altında olmaları gerektiği, bu nedenle çocukların/öğrencilerin taşınması ile ilgili her türlü faaliyetin hassasiyet ve duyarlılık içinde yürütülmesinin önem taşıdığı, nitekim Çocuk Haklarına Dair Sözleşmesi ile benimsenen "Çocuğun Üstün Yararı İlkesi"nin, çocukların yararının her zaman ve her koşulda öncelikli olarak korunmasını, karşılaşılan tüm sorunlarda çocuk yararına çözümlerin tercih edilmesini emreden bir ilke olduğu, Diğer bireylere nazaran korunmaya daha çok muhtaç olan çocuklar/öğrenciler için pozitif ayrımcılık yapılarak ve çocuğun üstün yararı gözetilerek, okul servis araçlarına yönelik özel düzenlemelerin getirildiği dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı, Usul ve Esaslar'ın; 9. maddesinin (ç) bendinde yer alan "Her yıl okul servis şoförlüğüne uygun olduğuna dair aile hekiminden veya ilgili sağlık sunucusundan alacağı okul servis şoförlüğü yapabileceğine ilişkin sağlık raporu" ibaresi ile (d) bendinde yer alan "Rehber personelin, okul servis rehber personeli olmaya uygun olduğuna dair aile hekimliğinden veya ilgili sağlık sunucusundan aldığı rapor" ibareleri yönünden; 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 5. maddesinin 3. fıkrasında, ilgili mevzuatta birinci basamak sağlık kuruluşları ve resmî tabiplerce düzenlenmesi öngörülen her türlü rapor, sevk evrakı, reçete ve sair belgelerin aile hekimleri tarafından düzenleneceği kuralına yer verildiği, okul servis aracı şoförünün yürütmekte olduğu kamu hizmetinin önemi ve niteliği göz önünde bulundurulduğunda, mesleğini yapmasının uygun olduğuna dair aile hekiminden rapor alınması gerekliliğine yönelik dava konusu düzenlemelerde hukuka, kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığı, Usul ve Esaslar'ın; dava konusu diğer kısımları yönünden; Bahse konu düzenlemelerin, dayanak Kanun ve Yönetmelik hükümlerini açıklayıcı ve uygulamaya yönelik ayrıntıları belirleyen nitelikte oldukları, anılan düzenlemelerin üst hukuk normlarına ve hukuka aykırı bir yönlerinin bulunmadığı gerekçesiyle, Okul Servis Araçlarının Çalıştırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar'ın; 6. maddesinin 1. fıkrasının (ç) bendi, 9. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi 10. maddesinin 2. fıkrası, EK-1: "Okul Servis Araçlarının Çalıştırılması Tip Şartnamesi" başlıklı kısmının 3/1. maddesinin (e) bendi ile 6. maddesinin 2. fıkrasının (ç) bendi, EK-2: "Okul Servis Araçları Sözleşmesi" başlıklı kısmının 4/b/1. maddesinin (e) bendinin iptaline, Usul ve Esaslar'ın dava konusu diğer kısımları yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, Usul ve Esaslar'ın; 11. maddesinin (a) ve (b) fıkraları, EK-1 Okul Servis Araçları Çalıştırması Tip Şartnamesi'nin 6. maddesinin (a) ve (b) fıkraları ile Ek-2 Okul Servis Araçları Sözleşmesi'nin 7. maddesinin (d) ve (e) fıkraları yönünden; düzenlemelerin masumiyet karinesine aykırı olduğu, Devletin kişilerin lekelenmeme hakkını öncelikle koruması gerektiği, düzenlemenin ceza yargılamasında masumiyet karinesini destekler nitelikte olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun amacına aykırı olduğu, öğrencilerle servis şoföründen/rehber personelden daha etkin ve önemli bir role sahip öğretmenler yönünden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 48/5. maddesinde sayılan suçlardan mahkum olmamak şartı aranırken servis şoförü/rehber personel için öngörülen kovuşturma bulunmamak şartının amaca uygun ve orantılı bir düzenleme olarak kabul edilemeyeceği, bu kişiler hakkında beraat kararı verilmesi halinde çalışma özgürlüğünün de engellenmiş olacağı; öte yandan, kovuşturma olup olmadığını araştırma yetkisi bulunmayan işverene böyle bir yükümlülük getirilmesinde de hukuki isabet bulunmadığı, düzenlemenin ulusal ve uluslararası hukuk kuralları ile hukukun temel ilkelerine aykırı olduğu; Usul ve Esaslar'ın; 9. maddesinin (ç) bendinde yer alan "Her yıl okul servis şoförlüğüne uygun olduğuna dair aile hekiminden veya ilgili sağlık sunucusundan alacağı okul servis şoförlüğü yapabileceğine ilişkin sağlık raporu" ibaresi ile (d) bendinde yer alan "Rehber personelin, okul servis rehber personeli olmaya uygun olduğuna dair aile hekimliğinden veya ilgili sağlık sunucusundan aldığı rapor" ibareleri yönünden; 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu ile Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nde düzenlenmemiş bir görevin, dava konusu düzenlemelerle aile hekimlerine verilmesinin hukuka aykırı olduğu, aile hekimlerinin servis şoförü ve rehber personelin psikolojik muayenesini yapma konusunda uzman olmadığı, raporların uzman hekimlerden oluşan bir kurul tarafından tam teşekküllü hastanelerce düzenlenmesi gerektiği, düzenlemelerin içeriğinde raporların niteliği net olarak belirtilmediğinden ve hastanelere sevk hakkı tanınmadığından dava konusu hükümlerin eksik düzenleme nedeniyle hukuka aykırı oldukları; haklarında davanın reddine karar verilen diğer dava konusu düzenlemeler yönünden; düzenlemeler ile sözleşme özgürlüğüne müdahale edildiği, davalı idarenin tarafı olmadığı sözleşmeler hakkında tüm ülke sathında belirli kriterler öngörmesinin hukuka aykırı olduğu, temyize konu kararın davanın reddine ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, dava konusu düzenlemelerin, okul servis araçları ile ilgili ülke genelinde yaşanan olumsuzlukların önlenmesi ve taşımacılığın bir standarda bağlanarak daha etkin ve güvenli biçimde sunulması amacıyla yapıldığı, düzenlemelerin çocukların üstün yararı gözetilerek, hukuka ve hizmet gereklerine uygun olarak tesis edildikleri, temyize konu kararın iptale ilişkin kısımlarının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısımlarının usul ve hukuka uygun bulunduğu, temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuş olup; Davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen davanın reddi, kısmen dava konusu düzenlemelerin iptali yolundaki Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 09/11/2022 tarih ve E:2019/8972, K:2022/6375 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 01/04/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.