Danıştay · Danıştay

Danıştay 2023/1198 E. 2024/2591 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2023/1198
Karar No
2024/2591
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1198 Karar No : 2024/2591

TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) :... Bakanlığı VEKİLİ :Av....

İSTEMİN KONUSU :Danıştay İkinci Dairesinin 23/01/2023 tarih ve E:2022/4500, K:2023/307 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Başmüfettiş olarak görev yapan davacı tarafından, 19/11/2012-27/04/2017 tarihleri arasında davalı idarenin çeşitli makamlarına hitaben verdiği suç duyurusu, şikâyet ve müracaat dilekçelerinin işleme konulmamasına ve saklıya alınmasına ilişkin 26/05/2017 tarihli Bakanlık onayı ile hak arama ve dilekçe hakkı gibi temel haklarının engellendiği ve anılan onayda kendisi hakkında gerçek dışı, itibarsızlaştırıcı ve küçük düşürücü ithamlarda bulunularak kişilik haklarına alenen saldırı yapıldığından bahisle, uğradığı manevi zarara karşılık 200.000,00-TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte hesaplanarak ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen... tarih ve E:..., K:...sayılı kararın onanmasına dair Danıştay İkinci Dairesinin 27/09/2022 tarih ve E:2021/17321, K:2022/4518 sayılı kararının, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 53/1-g ve 53/1-h maddeleri uyarınca yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılarak yeniden karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay İkinci Dairesinin 23/01/2023 tarih ve E:2022/4500, K:2023/307 sayılı kararıyla; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Yargılamanın yenilenmesi" başlıklı 53. maddesi hükmü aktarıldıktan sonra; Yargılamanın yenilenmesi müessesesinin sayma yoluyla belirlenerek, bazı ağır yargılama hatalarından ve noksanlarından dolayı, maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden kararların bertaraf edilmesini ve daha önce kesin hükme bağlanmış olan bir dava hakkında yeniden yargılama ve inceleme yapılmasını sağlayan olağanüstü bir kanun yolu olduğu; 2577 sayılı Kanun'un 53. maddesinde sayılan sebeplerin varlığı hâlinde ancak kesin hükme ilişkin esas kararı vermiş olan mahkemeden istenebileceği, Buna göre, bir hüküm kesinleşmedikçe, ona karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilemeyeceği gibi, yargılamanın yenilenmesi, sadece kesinleşmiş olan esasa ilişkin nihai kararlara karşı, hüküm aleyhine olan tarafça başvurulabilecek olağanüstü bir kanun yolu olduğundan, bir hükme ilişkin mahkeme kararı Danıştay incelemesinden geçmek suretiyle kesinleşmiş olsa bile yargılamanın yenilenmesi yoluyla ancak hüküm mahkemesi kararının değiştirilmesinin istenebileceği, Danıştayın temyiz veya karar düzeltme talebi üzerine verdiği kararlara karşı ise yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulamayacağı, Dava konusu olayda; Ticaret Bakanlığında; başmüfettiş olarak görev yapan davacı tarafından, 19/11/2012-27/04/2017 tarihleri arasında davalı idarenin çeşitli makamlarına hitaben verdiği suç duyurusu, şikâyet ve müracaat dilekçelerinin işleme konulmamasına ve saklıya alınmasına ilişkin 26/05/2017 tarihli Bakanlık onayı ile hak arama ve dilekçe hakkı gibi temel haklarının engellendiği ve anılan onayda kendisi hakkında gerçek dışı, itibarsızlaştırıcı ve küçük düşürücü ithamlarda bulunularak kişilik haklarına alenen saldırı yapıldığından bahisle, uğradığı manevi zarara karşılık 200.000,00-TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte hesaplanarak ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada; 20.000,00-TL manevi tazminat kısmının kabulü ile davalı idarece davacıya ödenmesine; fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin ise reddi yolunda ... İdare Mahkemesince verilen ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararın davalı idare tarafından kaldırılması istemiyle yapılan istinaf başvurusunun kabul edilerek davanın reddi yolunda... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararın onanmasına dair Danıştay İkinci Dairesinin 27/09/2022 tarih ve E:2021/17321, K:2022/4518 sayılı kararının, yargılanmanın yenilenmesi yoluyla kaldırılarak yeniden temyiz incelemesi yapılmasının istenildiğinin anlaşıldığı, Bu durumda, 2577 sayılı Kanun'un 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, kesinleşmiş olsa da, ancak taraflar arasında uyuşmazlığı sonlandıran hüküm mahkemesi kararına karşı yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunulabilmesi, Danıştayın temyiz veya karar düzeltme talebi üzerine verdiği kararlara karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulmasının hukuken mümkün olmaması karşısında, Danıştayca temyizen verilmiş olan onama kararının yargılanmanın yenilenmesi yoluyla yeniden incelenmesi olanağı bulunmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi isteminin incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yargılamanın yenilenmesi istemi ile ilgili olarak esas kararı veren mahkeme tarafından karar verilmesi gerekirken, yetkisi olmayan Danıştay İkinci Dairesince karar verilmesinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-a maddesine aykırı olduğu, bu madde uyarınca davaların yetki yönünden reddedilmesi ve dosyanın yetkili mercie gönderilmesi gerekirken temyize konu kararın verildiği; kesin onama kararına ilişkin yargılamanın yenilenmesi isteminin sebeplerinden birinin, davaya katılması yasak olan bir üyenin katılımıyla temyiz yargılamasının gerçekleştirilmiş olması olduğu, aynı üyenin, yargılamanın yenilenmesi isteminin karara bağlandığı kararda da imzasının bulunduğu; kanun koyucunun, ilk derece aşaması için bir yol öngörmesine rağmen kanun yolu aşamasında ortaya çıkabilecek yargılamanın yenilenmesini gerekli kılan bu ağır hukuk ihlâllerini gözardı ettiği ve bunlar için yargılamanın yenilenmesi başvuru yolunu kabul etmediğinin düşünülemeyeceği, yargılamanın yenilenmesini gerekli kılan ağır ihlallerin Danıştay'da temyiz yargılaması aşamasında da ortaya çıkması durumunda bu sebep için de yargılamanın yenilenmesi yolunun geçerli olduğunun kabulü gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, yargılamanın yenilenmesi isteminin incelenmeksizin reddine dair karar hukuka uygun olduğundan temyiz isteminin reddi gerektiği; davacının yargılamanın yenilenmesi talebine ilişkin olarak; hâkimin yasaklılık hâlinin oluşmadığı, ilgili onay işleminde imzası bulunan kişi ile akrabalık bağı olan Danıştay üyesinin, istinaf aşamasında verilen kararın onanmasına ilişkin kararda heyette yer almasının davaya etki etmediği ve davacının durumunda değişiklik yaratacak bir dahli bulunmadığı, ayrıca Daire kararının verildiği tarihte onayda imzası bulunan kişinin artık görevde olmadığı ve verilen kararda bu durumun etkili olduğuna dair bir değerlendirme yapmanın hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yargılamanın yenilenmesini gerektiren hukuki şartların oluşmadığı, temyiz talebinin dayandırıldığı gerekçelerin hukuki isabetten yoksun olduğu ve kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değişik "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin maddede sınırlı olarak sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği kuralı yer almış; aynı Kanun'un 45/6. maddesinde, Bölge İdare Mahkemelerinin 46. maddeye göre temyiz yolu açık olmayan kararlarının kesin olduğu, 48. maddesinin 6. fıkrasında temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması hâlinde de kararı veren mercii tarafından temyiz isteminin reddine karar verileceği, anılan maddenin 7. fıkrasında ise; temyizin kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hâllerde, 2. ve 6. fıkralarda sözü edilen kararların, dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin olarak verileceği belirtilmiştir. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 5. fıkrasında, bölge idare mahkemesinin verdiği ısrar kararının temyizi hâlinde, konusuna göre Danıştay İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulunca incelenip karara bağlanacağı; 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunun İdare Mahkemelerince verilen ısrar kararlarını ve idari dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği hüküm altına alınmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Dosyanın incelenmesinden; ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı manevi tazminatın kısmen kabulü kısmen reddi yolundaki kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile kabul edilerek davanın reddine karar verildiği; bu kararın ise davacının temyizi üzerine, Danıştay İkinci Dairesinin 27/09/2022 tarih ve E:2021/17321, K:2022/4518 sayılı kararı ile onanmasına -kesin olarak- karar verildiği; davacı tarafından Danıştay İkinci Dairesinin anılan kararının yargılanmanın yenilenmesi yoluyla kaldırılarak yeniden temyiz incelemesi yapılmasının istenilmesi üzerine de, aynı Dairenin 23/01/2023 tarih ve E:2022/4500, K:2023/307 sayılı kararı ile yargılamanın yenilenmesi isteminin incelenmeksizin reddine hükmedildiği ve bu karara karşı da davacı tarafından temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır. 2577 sayılı Kanun ve Danıştay Kanunu'nda yer alan hükümlerden de anlaşılacağı üzere; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, idare mahkemelerince/bölge idare mahkemelerince verilen ısrar kararlarının yanı sıra Danıştay idari dava dairelerinin yalnızca ilk derece mahkemesi olarak baktıkları davalarda verdikleri nihai kararları temyiz yoluyla incelemekle görevli kılınmış olup, idari dava dairelerinin temyizen baktıkları davalarda verdikleri kararların İdari Dava Daireleri Kurulunca incelenme olanağı bulunmamaktadır. Bu durumda; Danıştay İkinci Dairesince temyiz aşamasında kesin verilen onama kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından incelenme olanağı bulunmadığından, bu davada bilahare Daire tarafından verilen yargılamanın yenilenmesi isteminin incelenmeksizin reddine dair kararın kaldırılması talebi de incelenemeyecektir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin incelenmeksizin reddine, 2. 30/10/2024 tarihinde, oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY X- 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun -23/03/1990 tarih ve 3919 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle değişik- 38. maddesinde, İdari Dava Daireleri Kurulunun İdare Mahkemelerince verilen ısrar kararlarını ve idari dava dairelerince ilk derece mahkemesi olarak verilen kararları temyizen inceleyeceği hüküm altına alınmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun -18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değişik- "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde ise, Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin maddede sınırlı olarak sayılan davalar hakkında verdikleri kararların, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği hükümleri bulunmaktadır. Anılan Kanun hükümlerinin birlikte incelenmesinden; 2577 sayılı Kanun'un 18/06/2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değişik 46. maddesi ile, Danıştay dava dairelerinin, önceki kanun vasfını haiz 2575 sayılı Kanun'un 23/03/1990 tarih ve 3919 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle değişik 38. maddesinde belirtilen, yalnızca ilk derece mahkemesi olarak verdiği kararlarla sınırlı olmaksızın, verdiği "nihai kararlar"a karşı da temyiz yolunun açılmış olduğunun kabulü gerekmektedir. Yargılamanın yenilenmesi talebinin asıl davanın kesinleşmesinden sonra yapılabilmesi ve yeni bir yargılama sürecini başlattığı dikkate alındığında, talebin yöneltildiği yargı yerince verilen kararın uyuşmazlığı kesin olarak sonlandıran bir karar olması nedeniyle, bu karara karşı yargı yolunun açılması, adil yargılanma hakkının bir gereği olan iki dereceli yargılama ilkesinin de bir gereğidir. Bu bağlamda yargılamanın yenilenmesi talebinin incelenmeksizin reddi yolunda verilen Daire kararın nihai bir karar olması sebebiyle, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun Kurulumuzca incelenmesi gerekmektedir. Öte yandan, 2577 sayılı Kanun’un "Yargılamanın Yenilenmesi" başlıklı 53. maddesinin 1. fıkrasında "Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinden verilen kararlar hakkında, aşağıda yazılı sebepler dolayısıyla yargılamanın yenilenmesi istenebilir." hükmüne yer verilmiş ve yargılamanın yenilenmesi sebepleri sıralanmış, 2. fıkrasında ise, "Yargılamanın yenilenmesi istekleri esas kararı vermiş olan mahkemece karara bağlanır." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun maddesinin bütünüyle incelenmesinden, yargılamanın yenilenmesi talebinin hangi yargı merciinde ele alınacağına ilişkin temel bir çerçeve çizmekle birlikte, yargılamanın yenilenmesi sebeplerinin bazıları bakımından, sebebin ortaya çıktığı safhanın dikkate alınması gerektiğine de işaret edilmektedir. Bu bağlamda, "esas kararı vermiş olan mahkeme" kavramının, ilgili yargılamanın safhalarına ve bu safhalarda verilen kararların hukuki niteliğine göre yorumlanması gerekmektedir. Örneğin, yargılamanın yenilenmesi sebebi, ilk derece mahkemesi aşamasında verilen kararlarla sınırlı bir hukuka aykırılığı işaret ediyorsa, bu durumda "esas kararı vermiş olan mahkeme" ilk derece mahkemesi olacaktır. Ancak, yargılamanın yenilenmesi sebebi, istinaf veya temyiz aşamasında verilen kararlara ilişkin ise bu durumda ilgili istinaf mahkemesi veya Danıştay dairesinin bu kavram çerçevesinde değerlendirilme yapması gerekecektir. Bununla birlikte, yargılamanın yenilenmesi mekanizmasının, adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak, yargılamanın tüm aşamalarında usule ve esasa uygun bir inceleme yapılmasını sağlamaya yönelik olağanüstü bir kanun yolu olduğunun da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu doğrultuda, "esas kararı vermiş olan mahkeme" kavramı, yargılamanın hangi aşamasında ortaya çıkarsa çıksın, başvurunun dayandığı sebebin etkili bir şekilde incelenmesini mümkün kılacak şekilde yorumlanmalıdır. Davacı, yargılamanın yenilenmesi isteminin sebeplerinden birini, davaya katılması yasak olan bir üyenin katılımıyla temyiz yargılamasının gerçekleştirilmiş olması iddiasına dayandırmaktadır. Hâkimin yasaklılık sebeplerini inceleyerek bu konuda karar verme yetkisi, öncelikli olarak hâkimin mensup olduğu mahkemeye aittir. Bu nedenle, bir Danıştay üyesinin yasaklılık durumunun incelenmesi ve değerlendirilmesi hususunda, ilk derece mahkemesi ya da istinaf merci tarafından karar verilmesi, yasal düzenlemelere ve usul hukuku kurallarına aykırılık teşkil eder. Zira yasaklılık sebebinin yanlış merci tarafından değerlendirilmesi, hem usul kurallarının ihlaline yol açacak hem de yargılamanın yenilenmesi talebinin hukuken geçerli bir şekilde incelenmesini imkânsız hale getirecektir. Bu durum, adil yargılanma hakkının ihlaline ve yargılamanın yenilenmesi talebinin temelini oluşturan hak arama özgürlüğünün zedelenmesine neden olabilir. Dolayısıyla, yasaklılık sebeplerinin yalnızca yetkili yargı merciince incelenmesi ve karara bağlanması gerektiği açıktır. "Kararı veren mahkemeyi, yargılamanın iadesi sebebinin ortaya çıktığı aşamadaki kararı veren mahkeme olarak anlamak ve kanun yolu aşamasındaki yargılamanın iadesi hâllerinin bölge adliye veya Yargıtay'da incelenmesini kabul etmek kanaatimizce daha uygundur. Aksi hâlde, ya kanun yolu aşamasındaki bir yargılamanın iadesi sebebi incelenemez hâle gelecektir ki, bu adalet hissini zedeler ve yargılamanın iadesinin amacıyla bağdaşmaz veya üst derecede gerçekleşen bir hatayı alt derecede incelemek gibi sistemi tersine çevirecek garip bir durum ortaya çıkartacaktır." (ÖZEKES, Muhammet, Pekcanıtez Usûl Medeni Usûl Hukuku, C. III, 15. Bası, İstanbul, 2017, s.2343) Bu durumda, davacı tarafından ileri sürülen bu sebebin doğrudan temyiz aşamasına ilişkin olması nedeniyle, istemin İdare Mahkemesi ya da Bölge İdare Mahkemesince değil, "esas kararı" veren Mahkeme sıfatıyla Danıştay İkinci Dairesince karara bağlanması gerekmektedir. Bu itibarla, yargılamanın yenilenmesi talebinin incelenmeksizin reddi yolunda verilen Daire kararın nihai bir karar olması sebebiyle, bu karara karşı yapılan temyiz başvurusunun kabulü ile yukarıda belirtilen gerekçeyle temyize konu yargılamanın yenilenmesi isteminin incelenmeksizin reddi kararının bozulması ve dosyanın, istemin esası hakkında karar verilmek üzere Danıştay İkinci Dairesine gönderilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2023/1198, K. 2024/2591, T. 23.03.1990, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2023-1198-e-2024-2591-k-4eb7f7b95a42