Danıştay · Danıştay

Danıştay 2022/545 E. 2024/591 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2022/545
Karar No
2024/591

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/545 Karar No : 2024/591 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: Danıştay Beşinci Dairesinin 15/10/2021 tarih ve E:2017/99, K:2021/3115 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle uğradığını ileri sürdüğü 50.000,00-TL maddi tazminat ve 500.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle ödenmesi ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 3. ve 10. maddelerinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasaya Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 15/10/2021 tarih ve E:2017/99, K:2021/3115 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ve davacının 6749 sayılı Kanun'un 10. maddesine ilişkin Anayasa'ya aykırılık iddiası, anılan maddenin Anayasa Mahkemesinin 24/07/2019 tarih ve E:2016/205, K:2019/63 sayılı kararı ile iptaline karar verilmesi nedeniyle karar verilmesine imkan bulunmadığı gerekçesiyle, aynı Kanun'un 3.maddesi hakkındaki Anayasa'ya aykırılık iddiası ise yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; UYAP kayıtlarının incelenmesi sonucu, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., K:...sayılı kararı ile davacı hakkında ''Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı'' verildiği görülmüşse de; davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, 2014 yılı HSK seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarını desteklediğine ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Dijital materyaller yönünden, davacıya ait dijital materyallerde yapılan inceleme sonucu, FETÖ/PDY bağlantılı internet sitelerine erişim hususunun, davacı hakkında yukarıda aktarılan diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden bu karar nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 50.000,00-TL maddi tazminat ve 500.000,00-TL manevi tazminatın yasal faiziyle ödenmesi isteminin de reddi gerektiği, Öte yandan, davacı tarafından dava açma süresi geçtikten sonra verilen 18/09/2018 tarihli savunmaya cevap dilekçesinde dava konusu karar nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesi ile parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de, dosyanın tekemmül aşaması dikkate alındığında ayrı bir davanın konusunu oluşturabilecek nitelikte olan ve davanın genişletilmesi yasağı kapsamında kalan istemin incelenme olanağının bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, Anayasa ve 2802 sayılı Kanun uyarınca hakimlik teminatına sahip olan yargı mensupları hakkında ceza soruşturması bulunması halinde öncelikle görevden uzaklaştırılmaları, sonra da usulüne uygun soruşturma yapılıp buna göre karar verilmesi gerektiği ancak, bu yolun izlenmesi yerine herhangi bir soruşturma açılmadan ve savunması dahi alınmadan sadece kanaate dayalı olarak meslekten ihraç edildiği; aleyhinde beyanda bulanan tanık Y.S.'nin ifadelerinin soyut ve gerçek dışı olduğu, tanığın ifadesinde geçen ve FETÖ/PDY yapılanmasının Söke Adliyesindeki hakim ve savcıların abisi konumda olduğu belirtilen ihraç hakim A.T.T. ile cuma namazına hiç gitmediği, hatta ifadede adı geçen camiye dahi hiç gitmediği, bu kişi ile özel hiçbir samimiyetinin ve diyaloğunun olmadığı, diğer tanık Y.Ö.'nün de beyanlarının soyut ve duyumdan ibaret olduğu, 2014 yılı adli tatil döneminde nöbetçi hakim olması nedeniyle Eylül 2014 tarihinde yani seçim sürecinde 1 ay yıllık izin kullandığı, tanıklar ile çok kısa bir süre çalıştığı, tanıkların kendisini gerçek anlamda tanımadığı ancak hakkında suizanda bulundukları, söz konusu yapı ile irtibat ve iltisakının olmadığı, 2014 HSK seçimleri döneminde söz konusu yapı tarafından desteklenen adaylar lehine hiçbir söylem ve eylem içerisinde olmadığı; dijital materyallerinde sadece FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı internet sitelerine erişim sağlandığının gerçek dışı olduğu, FETÖ/PDY ile bağlantısı olmayan başta TRT olmak üzere çeşitli haber sitelerine erişim sağlamak suretiyle gündemi takip ettiğinin aynı raporda açıkça görüldüğü, dolayısıyla bu hususun aleyhine delil olarak kullanılmasının kabul edilebilir olmadığı; demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün nasıl ihlal edildiğinin Daire kararında belirtilmediği; süreçte başta adil yargılanma hakkı olmak üzere Anayasa ve AİHS'de korunan hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında, FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın ... tarihinde kesinleştiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, ceza soruşturmasında terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 15/10/2021 tarih ve E:2017/99, K:2021/3115 sayılı kararının ONANMASINA, 3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4.Kesin olarak, 18/03/2024 tarihinde oyçokluğu karar verildi. KARŞI OY X- 667 sayılı KHK'nin 3. maddesinin 1. fıkrasında, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen hakim ve savcılar hakkında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca karar verileceğine ilişkin düzenleme gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir. Davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin keyfilikten uzak ve somut veri ve delillere dayanması gerekir. Dosyanın incelenmesinden; Dairece karara gerekçe yapılan tanık ifadelerinin, davacının FETÖ/PDY üyesi olduğuna ya da bu yapı ile iltisak veye irtibatı olduğuna dair görgüye dayalı somut bilgiler içermediği, beyanların soyut nitelikteki duyum ve tahmine dayalı olduğu görülmektedir. Ayrıca davacının, dijital materyallerinde elde edilen verilerin de davacının FETÖ terör örgütü ile iltisak veya irtibatını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu çerçevede, davalı idarece, bakılmakta olan dosyada, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulamadığı, sunulan tanık beyanları ile diğer delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilik ve nitelikte olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak veya irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığından, davacının temyiz isteminin kabulü ile Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2022/545, K. 2024/591, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2022-545-e-2024-591-k-52a811f4e8b2