Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/3062 E. 2024/2299 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/3062
- Karar No
- 2024/2299
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/3062 Karar No : 2024/2299
TEMYİZ EDEN (DAVALI) :... Kurulu VEKİLİ :Av....
KARŞI TARAF (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU :Danıştay Beşinci Dairesinin 08/02/2022 tarih ve E:2017/2119, K:2022/347 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 08/02/2022 tarih ve E:2017/2119, K:2022/347 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan kararın 31/10/2018 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacı hakkında tanık sıfatıyla ifade veren ... isimli şahsın beyanı yönünden, ... isimli şahsın ... Cumhuriyet Savcılığınca alınan 05/09/2016 tarihli ifadesinde, davacının 2014 yılı HSK seçimlerinde bağımsız adayları destekleyen kişilerle birlikte hareket ettiğini ve organizasyonlarına katıldığını beyan ettiği görülmekteyse de davacının açıkça örgütün sözde bağımsız adaylarını desteklediğine ya da bu adaylar lehine seçim çalışması yaptığına dair bir beyanda bulunulmadığının anlaşıldığı; diğer yandan, yargı mensubu olarak görev yapan ...ve ... isimli şahısların davacının talebi üzerine ceza soruşturması aşamasında alınan ifadeleri, dava dosyasındaki diğer bilgi ve belgelerle birlikte incelendiğinde; anılan şahıslar tarafından, davacının FETÖ ile bir bağının bulunmadığı gibi bu konuda herhangi bir duyumlarının da olmadığı, davacının örgütle herhangi bir ilgisinin olmadığı, 2014 yılı HSK seçimlerinde Yargıda Birlik Platformu lehine çalışmalar yaparak, birlikte çalıştığı meslektaşlarını cemaat yapılanmasına karşı uyardığı yönünde beyanlarda bulunulduğu, davalı idare tarafından da anılan şahısların ifadelerinde belirttiği bu hususlara yönelik herhangi bir beyanda bulunulmadığının görüldüğü; netice itibarıyla, başka delillerle desteklenmeyen ...isimli tanığın beyanının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığına mektup gönderen ...ve ... isimli şahısların beyanı yönünden, söz konusu mektup incelendiğinde, davacının 2014 yılı HSK seçimlerinde bağımsız adayları destekleyen kişilerle birlikte hareket ettiği ve organizasyonlarına katıldığının beyan edildiği, ancak davacının talebi üzerine ceza soruşturması aşamasında ifadeleri alınan yargı mensupları ... ve ...isimli şahısların beyanları incelendiğinde davacının 2014 yılı HSK seçimlerinde Yargıda Birlik Platformu adaylarını desteklediği ve... ile aralarında husumet olduğunu doğrulayan birçok beyan olduğu ve davacının yargılandığı dosyada... isimli şahsın talimat yolu ile alınan beyanında da davacının örgütle herhangi bir bağlantısına şahit olmadığını belirttiğinin görüldüğü; netice itibarıyla, ... ve ... isimli şahısların beyanlarının, ceza soruşturması aşamasında ifadeleri alınan yargı mensupları ... ve ... isimli şahısların beyanları ile birlikte değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacı hakkında inceleme izni verilmesine ilişkin kararda yer alan ... Kod adlı Gizli Tanık ifadesi yönünden, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen başkaca soruşturma bulunup bulunmadığı yönünde yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen 12/01/2021 tarihli cevapta, inceleme izni verilmesine ilişkin bu dosya ile ilgili disiplin soruşturmasının akıbetine ilişkin bilgi verilmediğinden, Hâkimler ve Savcılar Kurulu 3. Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı inceleme izni verilmesine ilişkin kararında yer verilen ... kod Adlı Gizli tanığın ifadesinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığı hususunda somut tespitler içermediğinden değerlendirmeye alınmadığı, Davacının şüpheli sıfatı ile verdiği beyanı yönünden; davacının ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 14/08/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı incelendiğinde, üniversiteye hazırlık döneminde ücretsiz olması ve maddi imkansızlıklar nedeniyle örgüte müzahir dershaneye gittiğini ve bu durum dışında söz konusu örgütle herhangi bir ilişkisinin bulunmadığını beyan eden davacının eğitim ve ekonomik sebepler dışında örgütsel saikle hareket ettiğine dair somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin davalı idarece dosyaya sunulamadığı görüldüğünden, davacının beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği, Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince yapılan ara kararına davalı idare tarafından verilen cevapta, davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin... sayılı) disiplin dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı, Davacı hakkında inceleme izni verilmesine ilişkin kararda muhalefet şerhi yönünden, davacı hakkında FETÖ terör örgütü içerisinde aktif ve sorumlu düzeyde faaliyet gösterip adli mekanizma içerisinde himmet adı altında para topladığı iddiasıyla inceleme izni verilmesine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ...Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat veya iltisaklı olduğu tespit edilen ve meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen ... ve ... isimli üyelerin davacı hakkında inceleme izni verilmesine ilişkin karara katılmayarak muhalefet şerhi kullandıkları görülmekle birlikte kararda yaptıkları açıklamalar incelendiğinde bu şerhin örgütsel saikle yapıldığına yönelik herhangi bir beyan içermediğinin anlaşıldığı, bu nedenle davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığına yönelik değerlendirmeye alınmadığı, Ankesörlü/Sabit hat telefon görüşmesi kaydı yönünden, Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığınca hazırlanan söz konusu Rapor incelendiğinde; davacının kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan ... no'lu GSM hattının İstanbul İl Merkezindeki... numaralı ankesörlü telefondan 15/11/2014 tarihinde (2) kez arandığı ve 18:08:56'da 3 saniye ve 18:08:59'da 0 saniye görüşme yapıldığı, davacıdan önce veya sonra yapılan aramaya ilişkin kayıt bulunmadığının anlaşıldığı; büfe/ankesörden yapılan aramaların "yakın zaman diliminde birbirini takip eden peşi sıra arama (ardışık arama)" veya "farklı tarih ve zaman diliminde belirli gün aralığı dahilinde arama (periyodik arama)" şeklinde olmayan tekil aramalar olduğu, bu haliyle söz konusu aramaların Yargıtay .. Ceza Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında belirtilen kriterleri taşımadığı ve ardışık arama olarak nitelendirilmesine imkân bulunmadığı; davacının kendi adına kayıtlı ve kullanımında olan GSM hattının tek bir tarihte ankesör/sabit hattan aranmış olmasının, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, Dijital materyallerin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu yönünden, davalı idare tarafından, davacının rota haber, aktif haber isimli FETÖ ile iltisaklı olup örgütün propagandasını yapan internet sitelerine giriş yapması hususunun davacının FETÖ ile irtibat ve/veya iltisaklı olduğunu gösterir delil niteliğinde olduğu ileri sürülmüşse de, sadece bu sitelere giriş yapılmış olmasının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğuna yönelik yeterli bir tespit olarak kabulüne olanak bulunmadığı, bu tespitlerin davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmediği, Diğer hususlar yönünden, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla, davacının sosyal çevresi anlamında en yakını kabul edilebilecek eşi ... ile ilgili yapılan araştırmada, eşinin hâlen Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığının anlaşıldığı, netice itibarıyla, davacının sosyal çevre bilgilerinin, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı veya bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 19/10/2020 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı, Öte yandan, davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi hâlinde yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle, Dava konusu kararların iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının neden yerinde görülmediğinin gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, meslekten çıkarılan bazı hâkim ve savcılar tarafından açılan davalarda Dairenin verdiği bir kısım ret kararlarında yer alan değerlendirmeler ile bu dosyadaki iptal kararının gerekçesinde çelişkilerin bulunduğu; Daire kararlarında dava konusunun atipik özelliği ile disiplin işlemi olmadığı ve FETÖ terör örgütü ile iltisak ve irtibat kavramları esas alarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtilmiş iken hatta bu bağlamda anılan örgüt ile "sosyal birliktelik" görüntüsü vermenin veya örgütün amaçlarına yardımcı olmanın söz konusu kavramları kapsayacağını kabul edilmiş iken bu davada, davacı hakkında meslekten çıkarma işlemine yeter somut tespitlerin göz ardı edilmesinin hukuka aykırı olduğu, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı bir dershanede eğitim görmesine ilişkin beyanının, Dairenin yalnızca davacının ifadesine dayanarak ve eğitim saikiyle hareket edildiğini gösteren herhangi bir tespit olmadığı gerekçesiyle delil olarak kabul edilmediği, ancak benzer dosyalarda davacıların bu tür savunmalarının aleyhlerine delil sayıldığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü sivil imamları tarafından kullanılan ankesörlerin detaylı incelemeye tabi tutulduğu, örgütün gizlilik stratejisi kapsamında sivil imamların, ilgilileri farklı ankesörlerden aramaları yönünde talimat aldıkları, ancak bazen bu talimatın gevşeklik gösterilerek aynı ankesörden arama yapıldığı, bu nedenle ardışık aramaların tespit edildiği ve bu durumun soruşturmalar kapsamında alınan tanık ifadeleri ve belgelerle ortaya konduğu, dolayısıyla tekil aramaların da üzerinde durulması gerektiği ve eksik inceleme yapıldığı, 2010-2014 yılları arasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yargı teşkilatında etkin bir güce ulaştığı, bu gücün korunması amacıyla 2014 HSK üye seçimlerinin örgüt açısından büyük önem arz ettiği, örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçim çalışmalarında aktif rol aldıkları, çeşitli ziyaretler, organizasyonlar ve ByLock üzerinden iletişim kurdukları, seçim gününde ise örgütlü faaliyetlerine devam ettikleri, davacının seçim dönemindeki tavırlarının da bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiği, tanık ifadelerinin münferit eylemler olarak ele alınmasının hukuka uygun olmadığı ve davacının davranışlarının netleştirilmesinin Kurullarından istenmesinin hukuki dayanağı bulunmadığı, davacıdan ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesi sonucunda adli yargı mercilerince ceza hukuku bağlamında yapılan tespitlerin Daire tarafından dikkate alınmasının hukuka aykırı olduğu, irtibat ve iltisakla ilgili delillerin adli soruşturma ve kovuşturmadan farklı bir şekilde ele alınması gerektiği, adli yargının bu tespitlerinin karara dayanak yapılmasının çelişki yarattığı, ayrıca verilerin örgütsel saikle oluşturulduğunun ispatının istenmesinin hukuki dayanaktan yoksun ve yerine getirilmesi imkânsız bir talep olduğu, davacıyla ilgili şikâyet bilgisi olarak sunulan dilekçelerin, elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğunun ortaya konulmadığı gerekçesiyle değerlendirmeye alınmadığı, Kurulları tarafından ihbar ve şikâyet dilekçelerinin 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 97. maddesi kapsamında disiplin hukuku bağlamında ele alınarak değerlendirildiğinden salt şikayet dilekçesi üzerine Kurul tarafından verilen karar sonucuna göre hareket etmenin hatalı değerlendirmeye yol açacağı, dilekçede davacı hakkındaki isnatların ve söz konusu dilekçenin iltisak ve irtibat noktasında ne şekilde değerlendirildiğinin kararda tartışılmamasının isabetsiz olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davacı tarafından, temyiz dilekçesinin süre yönünden reddinin gerektiği, FETÖ/PDY ile herhangi bir bağının bulunmadığı, söz konusu kararda örgütle irtibatlı olduğu iddia edilen hâkim ve savcılar arasında adının geçmediği, kararın somut delillere dayanmadan alındığı, mesleğini bağımsız ve tarafsız şekilde yürüttüğü, eşi ...'nin ... Bölge Adliye Mahkemesi'nde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı, davalı idarenin hakkında şüpheye yer bırakmayacak şekilde bir delil sunamadığı, davalı idarenin temyiz dilekçesinde aleyhine tanık beyanlarından bahsedilmişse de, bu beyanların somut olarak ispat gücünün bulunmadığı, dosyada yer alan yargı mensubu....'nin tanık beyanının incelendiğinde müvekkilin görevden çıkarılmasına dayanak oluşturabilecek bir beyanının olmadığı, ayrıca tanıklar ile müvekkilin ve hâlen Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan eşinin kişisel husumeti bulunduğu için bu beyanların şüpheli olduğu ve aleyhe delil olarak kullanılmaması gerektiği, tanık beyanlarında örgütün sözde bağımsız adaylarını desteklediğine veya seçim çalışması yaptığına dair herhangi bir somut ifade yer almadığı, gizli tanığın ise müvekkili tanımadığını açıkça belirttiği ve ifadelerinin hukuki bir geçerliliğinin bulunmadığı, ceza soruşturması kapsamında ifadesine başvurulan ...'nin vermiş oldukları ifadelerden anlaşılacağı üzere hiçbir şekilde FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisak içerisinde olmadığı, temyiz dilekçesinde ankesörlü telefon kayıtlarına dayanılmışsa da, Emniyet raporunun kabul anlamına gelmemek kaydıyla, kendi adına kayıtlı GSM hattının 15/11/2014 tarihinde İstanbul'daki bir ankesörlü telefondan 3 saniye ve 0 saniyelik iki arama ile arandığı, bu sürelerde herhangi bir konuşmanın gerçekleşemeyeceği, bu tür tekil aramaların Türkiye'deki herkes için olabileceği ve bu durumun Yargıtay ... Ceza Dairesi ile Yargıtay ... Ceza Dairesi kararlarında belirtilen ardışık arama kriterlerini karşılamadığı, bilirkişi raporuna göre, ankesörlü aramaların ticari yerlerden (..., ... gibi) geldiğinin anlaşıldığı, bu durumun FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davaya konu kararın sebep, amaç, konu yönlerinden sakat olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 21/06/2023 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevabın dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosya tekemmül ettiğinden davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2.Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu kararların iptaline ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 08/02/2022 tarih ve E:2017/2119, K:2022/347 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 10/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY X- Dava; yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Anayasa'nın 138. maddesinde, hâkimlerin bağımsızlığı vurgulanmış ve vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri gerektiği belirtilmiş, hiçbir organ veya kişinin mahkemelere veya hâkimlere emir veya talimat veremeyeceği, genelge gönderemeyeceği veya tavsiye ve telkinde bulunamayacağı vurgulanmıştır. 139. maddesinde ise hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarih ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun "Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi" kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir. Dolayısıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır. 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, "meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan "olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK'nın 3. maddesi ile "terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen" üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir. Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını "kavuşan, bitişen, birleşen", irtibatlı kavramını ise "bağlantılı" olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için birtakım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması hâlinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 2014 yılı HSK seçimlerinde bağımsız adayları destekleyen kişilerle birlikte hareket ettiğine ve organizasyonlarına katıldığına yönelik ... ve...'nin beyanları, Gizli Tanık ...'in davacı hakkında FETÖ terör örgütü içerisinde aktif ve sorumlu düzeyde faaliyet gösterip adli mekanizma içerisinde himmet adı altında para topladığına ilişkin iddiası nedeniyle HSK 3. Dairesince 14/01/2016 tarihinde inceleme izni verilmiş olması, bu izne ilişkin kararda FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle irtibat veya iltisaklı olduğu tespit edilen ve meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen... ve ... isimli üyelerin muhalefet şerhi koyması, FETÖ/PDY bağlantılı dershaneye gittiğine yönelik kendi beyanı, davacıdan ele geçirilen dijital materyallerin incelenmesinden rota haber, aktif haber isimli FETÖ ile iltisaklı olup örgütün propagandasını yapan internet sitelerini takip ettiğinin tespit edilmiş olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varıldığından, meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun dava konusu kararlarında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddi gerektiği, bu nedenle de davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.