Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/2879 E. 2023/3092 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/2879
- Karar No
- 2023/3092
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2879 Karar No : 2023/3092 TEMYİZ EDENLER : I-DAVACILAR: 1)... 2) ... 3) ... mirasçıları ..., ..., ... 4) ... 5) ... 6) ... 7) ... VEKİLİ: Av. ... II-DAVALI: ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ: Av. ... İSTEMLERİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Samsun ili içerisinde ve çevresinde trafik akışının sağlıklı, düzenli ve verimli bir şekilde sağlanması kapsamında Samsun-Ordu Devlet Yolunun Canik Belediyesi sınırları içerisinde Asarcık Köprülü Kavşağı ile Belediye Evleri arasında kalan kesimde katlı yol inşa edildiği, inşa edilen katlı yolun Samsun ili, Canik ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde bulunan taşınmazlarının önünde yer aldığı ve katlı yol yapım işinin konum, görünüm, manzara, estetik prestij, ulaşım gibi unsurlar yönünden taşınmazlarında değer kaybına neden olduğu ileri sürülerek değer kaybı karşılığı 5.000,00 TL (miktar artırım dilekçesi ile 63.994,47 TL) maddi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; Samsun-Ordu Devlet Yolunun yolunun şehir merkezinde katlı yol çalışması yapılarak farklı seviyede yapılması sonrasında davacılara ait taşınmazın değer yitirdiği ve oluşan maddi zararın kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece karşılanması gerektiği, mahallinde yapılan keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda davacıların taşınmazlarında Ekim 2015 tarihi itibarıyla 63.994,47 TL değer kaybı belirlendiği, davacıların miktar artırım dilekçesi ile istemlerini 63.994,47 TL'ye yükselttikleri, Mahkemece dosyaya sunulan bilirkişi raporu hükme esas alınabilir nitelikte bulunarak ve davacıların miktar artırım dilekçesi dikkate alınarak davanın kabulü ile 63.994,47 TL maddi tazminatın keşif tarihi olan 19/10/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı tarafından davacılara ödenmesine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 29/09/2021 tarih ve E:2016/13828, K:2021/4395 sayılı kararıyla; Dava konusu olayda, idarece yürütülen şehirlerarası karayolu viyadük çalışması neticesinde davacılara ait Samsun ili, Canik ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parselde bulunan arsa ve üzerindeki yapının değer yitirdiğinin ortaya çıkması halinde oluşan maddi zararın, kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca davalı idarece karşılanması gerektiği, Ancak taşınmazın bulunduğu Samsun-Ordu Devlet Karayolu'nun Canik Belediyesi sınırları içinden geçen Asarcık Köprülü Kavşağı ile Belediye Evleri arasında kalan kesimde, köprülü kavşak düzenlemesine ilişkin imar planı değişikliği ve bu plana göre de köprülü kavşak çalışmalarının yapıldığı anlaşıldığından, İdare Mahkemesince davacıların murisinin dava konusu taşınmazları edindiği tarih itibarıyla köprülü kavşak düzenlemesi ile ilgili imar planı ve notlarındaki durumun ne olduğunun tespit edilmesi, şayet imar düzenlemesinde söz konusu yapı (köprülü kavşak) öngörülmüş ve davacılar murisi tarafından taşınmaz buna rağmen edinilmiş ise, idarenin herhangi bir tazminat yükümlülüğünün doğmayacağında duraksama bulunmadığı, Aksine bir durumun geçerli olması halinde ise, taşınmazların meri imar planındaki kullanım fonksiyonu, arsa vasıflı taşınmazın ve üzerindeki yapının hukuki durumu ve köprülü kavşağın taşınmazlar üzerindeki etkisi, taşınmazların kullanımı ve ulaşım olanaklarına göre değer kaybı araştırılarak bir karar verilmesi gerekeceği, Bu bağlamda, İdare Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde ise, emsal alınan taşınmazlar ile dava konusu taşınmazların benzer ve farklı yönlerinin neler olduğu belirtilmeden m² birim fiyatları tespit edilerek dava konusu taşınmazların değer kaybının hesaplandığı, viyadüğün yapılmasından önce ve sonrasında o bölgedeki yapılarda viyadük yapılmasıyla birlikte herhangi bir değer artış veya azalışı olup olmadığı hususu araştırılmaksızın zarar hesabı yapıldığı, ayrıca dava konusu taşınmazlar ile viyadük arasında ne kadar mesafe bulunduğu ve aradaki mesafenin dava konusu taşınmazların değer kaybının hesaplamasında esas alınan kriterlere etkisinin ne düzeyde olduğunun belirlenmediğinin anlaşıldığı, Ayrıca, dava konusu taşınmazların değer kaybının keşif tarihi itibarıyla hesaplandığı, ancak davacılar tarafından idarenin katlı yol yapım eylemi nedeniyle zararlarının tazmini istemli başvuruları dikkate alınarak dava konusu taşınmazların değer kaybı hesabının idareye başvuru tarihi esas alınarak yapılması gerektiği gerekçesiyle ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Samsun-Ordu kara yolu üzerindeki viyadük çalışması nedeniyle taşınmazlarda oluşan değer kaybına yönelik ... İdare Mahkemelerinde açılan benzer nitelikteki dava dosyalarında da işbu dava dosyasında bulunan bilirkişi raporu ile aynı biçimde, benzer görüş ve değerlendirmelere yer verilerek (bazı dosyalarda aynı bilirkişi heyeti tarafından) tazminat miktarının hesaplandığı, söz konusu dosyalarda verilen kararların tazminat miktarının kabulüne ilişkin kısmının bakılan davaya ilişkin bozma kararında araştırılmasına gerek görülen hususlara değinilmeyerek Danıştay Onuncu Dairesinin incelemesinden geçerek onandığı (örneğin; Mahkemelerinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı), benzer hukuki durumda olan davacılar açısından hakkaniyet ve yargı kararlarının da benzer uyuşmazlıklar bakımından istikrar gereği davalı idare tarafından Samsun ili, Canik ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda bulunan davacılara ait yapı ve arsanın önünden geçmekte olan Samsun-Ordu kara yolu üzerindeki viyadük çalışması nedeniyle davacıların maliki olduğu taşınmazda meydana gelen değer kaybına karşılık tazminatın davalı idare tarafından davacıya ödenmesinin gerektiği, Nitekim; bu hususta, Anayasa Mahkemesinin 21/01/2015 tarih ve 2013/135 başvuru numaralı "Ahmet Saygılı ve Şefıka Saygılı Başvurusu" kararında "Yargısal kararlardaki değişiklikler, hukukun dinamizmini ve mahkemelerin yaklaşımlarını yaşanan gelişmelere uyarlama kabiliyetlerini yansıtması yönüyle olumludur. Ancak, uygulamadaki birlikteliği sağlamaları beklenen yüksek mahkemeler içinde yer alan dairelerin ya da farklı yargı kollarına ait mahkemelerin benzer davalarda tatmin edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmalarının, bir kararın belirli bir daireye ya da farklı yargı koluna düştüğü takdirde onanacağı veya olumlu neticeleneceği, başka bir daire tarafından ele alındığı takdirde bozulacağı veya olumsuz neticeleneceği gibi birbirine zıt sonuçların ortaya çıkma beklentisinin, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu açıktır. Ayrıca, böyle bir algının toplumda yerleşmesi halinde, bireylerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına duymaları beklenen güven zarar görebilir." ifadelerine de yer verilerek, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verildiği, Değer kaybının hesaplanma tarihi yönünden, yerleşik yargı içtihatları gereği taşınmazda oluşan değer kaybının davanın açıldığı tarih esas alınmak suretiyle belirlenmesi gerektiği, dosyaya sunulan bilirkişi raporunda da davanın açıldığı tarihte taşınmazda oluşan değer kaybının 59.398,46 TL olarak hesaplandığı görüldüğünden, davacıların taşınmazında oluşan 59.398,46 TL değer kaybı tazminatının, kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde davalı idare tarafından davacılara ödenmesi, davacıların fazlaya ilişkin 4.596,01 TL tazminat isteminin ise reddedilmesi gerektiği sonucuna varıldığı, Kabul edilen tutara işletilecek yasal faiz yönünden, uyuşmazlıkta, davacıların gerçek zararının (taşınmazda oluşan değer kaybı) katlı yolun inşa edilmesiyle doğduğu, davacıların, anılan zararın tazmini istemiyle davalı idareye başvurarak davalı idareyi bu tarih itibarıyla temerrüde düşürdüğü, davalı idarece tazminat isteminin kabul edilmemesi nedeniyle, fazlaya ilişkin hakları saklı tutulmak kaydıyla 5.000,00 TL tazminatın işleyecek yasal faizi ile ödenmesi istemiyle açılan davada, meydana gelen zararlarının tespiti amacıyla Mahkemelerince yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde tespit edilen ve davacılar tarafından ıslah edilen bu yeni zarar miktarının, davacıların, olay tarihi veya idareye başvurma tarihi veya dava tarihi itibarıyla elde etmek istediği gerçek zararı olduğu, Bu durum kararda aktarılan hususlarla birlikte değerlendirildiğinde; esasen davacının ilk dava açarken yüksek oranlı yargılama harçları vb. nedenlerden dolayı tazmini isteminde bulunduğu bedel dava dilekçesinde düşük belirtilmiş ise de; davacının tazminine karar verilmesi konusunda gerçek iradesini yansıtan miktarın, ıslah ile arttırılan gerçek zararı olduğunun, bu gerçek zararın, Mahkemelerince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi veya ıslah dilekçesinin verildiği tarihte değil, esasen olay tarihinde ya da idareye başvuru tarihinde ortaya çıktığı, ancak, davacı tarafından miktarı tam olarak bilinemediğinden ve tespit edilemediğinden dava açılırken talep edilemeyen bir zarar olduğunun kabulü, bu kabul doğrultusunda da ıslahla artırılan dava değerinin tamamına dava açma tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunun kabulü gerektiğinden, davacılar tarafından talep edilen ve Mahkemelerince kabul edilen 59.398,46 TL maddi tazminatın tamamına dava açma tarihi olan 17/03/2014 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesi eklenmek suretiyle ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, Mahkeme kararının aleyhlerine olan kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, usul yönünden, 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca davanın süresinde açılmadığı, esas bakımından ise, bilirkişi raporunun denetime elverişsiz olduğu, rapora itirazlarının dikkate alınmadığı, hüküm altına alınan tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilemeyeceği, Mahkemece katlı yolun kamunun üstün menfaati için inşa edildiği kabul edilmesine rağmen bu kabulün hükme yansıtılmamasının hatalı olduğu, idareleri harçtan muaf olmasına rağmen aleyhlerine harca hükmedildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davacılar tarafından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı idare tarafından, savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile ... İdare Mahkemesi ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Üye ...'nın, "Samsun-Ordu Devlet Yolu'nun Canik Belediyesi sınırları içerisinde Asarcık Köprülü Kavşağı ile Belediye Evleri arasında kalan kesimde inşa edilen katlı transit yol yapım işlemine esas olan 07/05/2007 tarihli yatay ve düşey güzergah planı ve Nisan 2010 tarihli detay projelerinin iptali istemiyle açılan davanın temyizen görüm ve çözümünde Danıştay Altıncı Dairesinin görevli olduğu dikkate alındığında, anılan katlı transit yol yapımı nedeniyle taşınmazda meydana geldiği ileri sürülen değer kaybının tazmini istemiyle açılan bu davada verilen ilk kararın, Danıştay Altıncı Dairesinin de katılımının sağlandığı müşterek kurulca temyizen incelenmesi gerektiği" yolundaki oyuna karşılık, ilk kararın temyiz incelemesinin Danıştay Onuncu Dairesince yapılmasında isabetsizlik bulunmadığına oyçokluğu ile karar verilerek, işin esasına geçildi: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K... ısrar kararının ONANMASINA, 3.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/12/2023 tarihinde, usulde ve esasta oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- ... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, Danıştay Onuncu Dairesinin 29/09/2021 tarih ve E:2016/13828, K:2021/4395 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz. KARŞI OY XX- Temyize konu kararın kabul edilen maddi tazminata işletilecek yasal faizin başlangıcı yönünden incelenmesinden, İdare Mahkemesince, değer kaybından oluşan tazminatın tamamının dava açma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak, faiz başlangıcı tarihlerinin, taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınarak dava dilekçesiyle talep edilen kısım için dava açma tarihi veya davalı idareye başvuru tarihi; ıslah edilen kısım için ise ıslah dilekçesinin kayda girdiği tarih olarak belirlenmesi gerekmektedir. Uyuşmazlıkta, dava dilekçesiyle talep edilen miktar için davalı idareye başvuru tarihinden; ıslah edilen miktar için ıslah tarihinden itibaren yasal faizin işletilmesi gerekirken, hükmedilen maddi tazminat miktarı için yasal faiz başlangıcının dava açma tarihi olarak belirlenmesine ilişkin temyize konu kararın bu kısmında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulü ile ısrar kararının, yasal faizin başlangıç tarihi yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.