Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/2511 E. 2023/3057 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/2511
- Karar No
- 2023/3057
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2511 Karar No : 2023/3057 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 17/03/2022 tarih ve E:2017/2146, K:2022/1155 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/03/2022 tarih ve E:2017/2146, K:2022/1155 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan kararın 10/07/2019 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacının ceza yargılamasında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının iltisak ve irtibat yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, ByLock dışında diğer haberleşme uygulamaları yönünden, davacıya ait cep telefonunda FETÖ/PDY terör örgütünün haberleşme metotlarından kakao talk uygulamasının bulunmasının, kararda yer verilen tespit ve açıklamalar doğrultusunda davacının anılan örgüt ile irtisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı, Diğer hususlar yönünden, davacının eşinin Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde subay olarak görev yapmakta iken 669 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarıldığı, Davacının eşinin, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan ağırlaştırılmış müebbet cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği, FETÖ'nün kararda yer verilen yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin (yargı kararıyla tespit edilen) FETÖ silahlı terör örgütü içerisindeki konumu dikkate alındığında, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin örgüt içerisindeki konumundan haberdar olmamasının, bir yargı mensubu olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, davacının, eşinin söz konusu örgüt içerisindeki faaliyetlerine karşı çıktığı yönünde bir delil de bulunmadığı, bu durumun, bir yargı mensubu olarak üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan ve bağımsız ve tarafsız "olması" kadar bağımsız ve tarafsız "görünmesi" de gereken davacı açısından bağımsızlık ve tarafsızlığından şüphe edilmesine ve dolayısıyla FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına neden olan bir delil niteliğinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, tetkik hâkiminin görüşünü kabul etmediği; Danıştay Savcısının görüşünün yanlış, olaya, oluşa ve hukuka aykırı olduğu; herhangi bir terör örgütü üyesi, iltisak veya irtibatlısı olmadığı; meslek hayatı boyunca bu örgütün lehine bir karar vermediği; anayasal hâkimlik teminatının ihlal edildiği; iltisak ve irtibat kavramlarının idarenin subjektif yorumu olduğu ve hukuka uygun olmadığı; mahkemelerin idarenin işlemlerinin tamamlayıcısı değil yargılayıcısı olduğu; Anayasa'ya aykırılık iddiasının gerekçesiz reddedilmesinin hukuka uygun olmadığı; darbe girişimine katılmadığı; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Anayasa'ya aykırı olduğu; işlemden Resmi Gazete'de ilan edilmesiyle haberdar olunduğunun kabul edilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği; işlemin olağanüstü bir tedbir olarak nitelendirilmesinin kabul edilemeyeceği, nitekim kesin neticeler doğurucu mahiyette bulunduğu; yargılama boyunca usul hükümlerinin davalı idare lehine ihlal edildiği; makul sürede yargılanmadığı; işlem tarihinde bu örgütün silahlı terör örgütü olduğuna dair Yargıtay kararının mevcut olmadığı; işlemden iki yıl sonra kendisiyle ilgili olmayan delillerin gerekçe gösterilmesinin hukuka aykırı olduğu; 2014 HSYK seçimlerinde özgürce oy kullandığı; Bakanlıkta çalıştığı dönemde örgüt gruplarına üye olmadığı; eşiyle kendisinin tanışarak evlendiği; mesleğini icra ederken demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal etmediği; meslek hayatı süresince disiplin soruşturması dahi geçirmediği; disiplin işlemi aşamasında sağlanması gereken usuli teminatların dikkate alınmadığı; olayda 2802 ve 6087 sayılı Kanun'ların tatbik edilmesi gerektiği; soruşturma yapılmadığı ve savunma hakkı tanınmadığı; Daire kararında kaynağı ve dayanağı belirsiz bir kanaate dayalı işlemin hukuka uygun kabul edildiği; işlem tarihinden sonraki bilgi, belge ve delillere göre işlem tesis edilemeyeceği; ihraç kararı verilirken objektif kriter tespit edilmediği; aleyhine tanık beyanının bulunmadığı; kakaotalk ve coco isimli programlarla bir ilgisinin bulunmadığı, kullanıcısı olmadığı, cep telefonu ve dijital materyallerinde böylesi uygulamaların tespit edilmediği; Daire kararının hakkaniyet ve ölçülülük ilkelerine aykırı olduğu; olağanüstü hal mevzuatında olağanüstü halin gerektirdiği tedbirler arasında yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasının bulunmadığı; işlemde gerekçe belirtilmediği, somut bir fiilinden bahsedilmediği ve şahsileştirme yapılmadığı; iltisak ve irtibat kavramlarının belirsiz olduğu, kanun hükmünde kararnamelerin geçmişe etkili olarak uygulandığı, bu sebeple erişilebilir, açık ve hukuken öngörülebilir olmadıkları; Dairenin bağımsız ve tarafsız olmadığı; karar gerekçesinin hukuken yeterli olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması", sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan beraat kararının istinaf kanun yoluna başvurulmadan 10/07/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 17/03/2022 tarih ve E:2017/2146, K:2022/1155 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 11/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.