Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/2427 E. 2023/2768 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/2427
- Karar No
- 2023/2768
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2427 Karar No : 2023/2768 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUS: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/02/2022 tarih ve E:2017/440, K:2022/546 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 17/02/2022 tarih ve E:2017/440, K:2022/546 sayılı kararıyla;Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; ...Ağır Ceza Mahkemesini...tarih ve E:..., K... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile "...incelenen dosya kapsamına göre; sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçu yönünden CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca sanığa barodan zorunlu müdafii tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden karar verildiği, 2-Sanığın savunmasında ve tanık beyanlarında adı geçen E.A. ve B.G. isimli şahıslar hakkında silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan soruşturma ve kovuşturma yapılıp yapılmadığının, yapılmış ise bu soruşturma/kovuşturmalarda şahısların savunmalarına ilişkin evrakların birer örneklerinin İstinaf/Yargıtay denetimine esas olmak üzere getirtilerek dosyaya eklenmesi, lüzumlu görülmesi halinde mahkemecede tanık sıfatı ile dinlenilerek ve CMK'nın 217. maddesi gereğince duruşmada sanık ve müdafiine okunarak bu hususta savunması da alınarak tüm delillerin birlikte gözetilerek hukuki değerlendirmenin yapılması gerektiği,..." gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/1-e maddesi uyarınca bozulduğu, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu davacıya ilişkin ceza yargılamasının ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... esasına kayden devam etmekte olduğunun görüldüğü, Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının kendi beyanları yönünden, davacının örgüt mensubu olduğuna, sınavlara örgütün hâkimlik-savcılık sınav çalışma evinde hazırlandığına, hâkim adaylığı döneminde örgüte ait evlerde kaldığına ve bu dönemde başka örgüt mensuplarıyla görüşmeler yaptığına yönelik kararda yer verilen tanık ifadeleri ile davacının üniversiteye hazırlık sürecinde örgüte müzahir dershaneye gittiği ve üniversite eğitimi döneminde örgüte ait evlerde kaldığı yönündeki kendi ifadelerinin ve tanık ifadelerine karşı beyanlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık ifadelerine karşı beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, FETÖ ile 2011 yılından sonra hiç bir bağının ve ilişkisinin kalmadığı, hem idari hem cezai hem de adli olmak üzere hakkında yürütülen tüm soruşturma ve kovuşturmalarda 2011 sonrası hakkında FETÖ ile ilgili tek bir bağlantının dahi tespit edilmediği; 2011 yılının Ağustos ayında hakimliğe başladığı, hakimlik mesleğine yakışmayacak hiçbir davranışta bulunmadığı; 2011 yılına kadar hayatının FETÖ ile kesiştiği kısımlarla ilgili olarak FETÖ'nün terör örgütü olduğunu bilmediği; kendisiyle aynı şartları taşıyan Cumhuriyet Savcısı C. S.'nin ve Hakim H. M. M.'nin halen görevde olduğu; hakimlik mesleğine yakışmayacak hiç bir davranışta bulunmadığı, hakimlik onuruna ve şerefine leke sürecek hiç bir şey yapmadığı, hakim olduğu süre boyunca, görüşü, düşüncesi, giyimi, dini, mezhebi, ırkı, teni v.s nedeni ile hiç bir insanı ayırmadığı, Türkiye Cumhuriyeti mevzuatı neyi gerektiriyorsa onu yaptığı, kimseden emir talimat almadığı, vicdana ve hukuka uygun olmayan hiç bir karar vermediği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, bu kararın ... Bölge Adliye Mahkemesi... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bozulduğu ve davacının halen... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında ceza yargılamasının devam ettiği anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında, iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise, ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren, örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, ceza yargılamasında terör örgütüne üye olma suçunun ispatını sağlayacak delil niteliğinde bulunmayan fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden farklı değerlendirilebileceğinden, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yapılan yargısal denetime ilişkin bu davada, davacının ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilecek kararın beklenmesinin gerekli olmadığı sonucuna varılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 17/02/2022 tarih ve E:2017/440, K:2022/546 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 27/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.