Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/2214 E. 2024/2590 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/2214
- Karar No
- 2024/2590
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2214 Karar No : 2024/2590
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av....
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2021 tarih ve E:2017/723, K:2021/3151 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun...tarih ve ...sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin yine aynı Kurulun... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 18/10/2021 tarih ve E:2017/723, K:2021/3151 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında ceza soruşturması sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının idari yargılama yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı, Kararın, "Davacı Hakkındaki Tanık Beyanı" kısmında yer verilen davacının 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarını destekler nitelikte tavırlar sergilediğine ve diğer hususlara yönelik tanık ifadesinin, "Konut Aramasında Ele Geçirilen Dokümanlar" kısmında yer verilen davacının evinde yapılan aramada FETÖ'ye ait yayın organlarına ait dökümanların ve örgüt elebaşı Fetullah Gülen'e ait kitapların bulunması hususunun ve "Dijital Materyaller" kısmında yer verilen davacıya ait dijital materyallerde yapılan incelemede örgüt mensuplarının örgütsel haberleşme amacıyla kullandıkları programlardan biri olan Eagle isimli uygulamanın arayüzünün görüntüsünün, örgüt mensuplarının nasıl ifade vermesi gerektiğine dair internetten indirilmiş verinin ve FETÖ lideri Fethullah Gülen'in mehdi olduğu yönünde bilgi içerir Hâkim... tarafından verilen mahkeme kararının bulunması hususlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile iltisakının ve irtibatının olduğu kanaatine varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davacı tarafından, Anayasa ve 2802 sayılı Kanun'da belirlenen usul ve güvenceler dikkate alınmadan, hakkında soruşturma açılıp savunması dahi alınmadan ve hiçbir kişiselleştirme yapılmadan, iltisak ve irtibat gibi soyut kavramlara dayanılarak tesis edilen dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu, olağanüstü hal durumunda alınan kararların olağanüstü hal kararı alınmasına sebep olan olay ile konu birlikteliğinin bulunmasının gerektiği, yalnızca geçici, tedbir niteliğinde kararlar alınabileceği, oysa HSK Genel Kurulu'nun tedbiri aşan ceza niteliğinde meslekten çıkarma kararları aldığı, durumun gerektirdiği ölçünün kesinlikle aşıldığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, davalı idarece delil olarak sunulan bilgi ve belgelerin dava konusu işlem tesis edildikten sonra elde edildiği, karar verdikten ve kesinleştirdikten sonra delillerin toplanması, usulü işlemlerin ikmalinin hukuki olmadığı ve adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçlaması ile hakkında açılan ceza soruşturmasında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, bahse konu kararın bakılan davada dikkate alınmamasının hukuka aykırı olduğu, meslek hayatı boyunca demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal edecek hiçbir eyleminin olmadığı, dosyada böyle bir somut eylemden bahsedilmediği, 2014 yılı HSYK seçimlerindeki tavrına yönelik tanık beyanlarının gerçek dışı olduğu, KYOK kararındaki tanık beyanlarından seçim döneminde herhangi bir eylemimin bulunmadığının anlaşılacağı, ev aramasında ele geçen kitapların, ailesinin ikametgahındaki kitaplar olduğu, kendi ikametgahında ele geçmeyen bu kitapların aleyhe bir delil olarak hükme esas alınamayacağı, "kripto çözüldü 150 bin fetöcü kıskaçta" başlıklı internet haberinin www....com.tr sitesinde yayınlanan bir haber olduğu, Türkiye'nin en çok okunan haber sitelerinden birinde ülkemiz için hayati önem taşıyan bir konuda yapılan haberin milyonlarca insan gibi tarafınca da okunduğu, yine aynı şekilde internette yayınlanan tanımadığı bir hakimin kararına yer verilen haberin okunmuş olmasının suç olarak kabul ediliyor ise yayınlanmasına ve okunmasına müdahale edilmesi gerektiği, bu haberler herkesin okumasına açık olduğundan aleyhe delil olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu, KYOK kararında yer alan ve lehe olan hususların dikkate alınmadığı, savunma hakkı, adil yargılanma hakkı, özel hayata saygı hakkı, silahların eşitliği ilkesi, kanunilik ve ölçülülük ilkelerinin ihlal edildiği, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Diğer yandan, Daire kararının "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" kısmının "Davacıya İlişkin Süreç" bölümünde sözü edildiği üzere, davacı hakkında başlatılan ceza soruşturması sonucunda,... Cumhuriyet Başsavcılığının... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 18/10/2021 tarih ve E:2017/723, K:2021/3151 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 30/10/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.