Danıştay · Danıştay

Danıştay 2022/1929 E. 2023/2499 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2022/1929
Karar No
2023/2499

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1929 Karar No : 2023/2499 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 29/11/2021 tarih ve E:2017/4512, K:2021/4155 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem:Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük ve sosyal haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/11/2021 tarih ve E:2017/4512, K:2021/4155 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmediğinden işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın (istinaf kanun yoluna başvurulmadığından) 22/04/2019 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacı hakkında terör örgütüne üyelik suçundan beraat kararı verilmiş olmasının, idari yargılama yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgüt mensubu olduğuna, 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde "bağımsız" adayları için oy istediğine ve diğer hususlara yönelik tanık ifadeleri ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek, söz konusu tanık ifadelerinin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varıldığı, YARSAV üyeliği yönünden, davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan yönelik destekleyici bir unsur olduğu belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararlarda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı mali haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük ve sosyal haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, OHAL'in ilan tarihte yürürlükte olan 2802 ve 6087 sayılı Kanun hükümlerinin HSK tarafından uygulanmadığı, Daire kararında idare tarafından bu kanunların uygulanmamasına ilişkin gerekçe gösterilmediği, OHAL düzenlemelerine göre meslekten ihraç edildiği için OHAL sürecinin sona ermesi ile birlikte hakkındaki ihraç kararının da yok hükmünde olacağı için görevine iade kararı verilmesi gerektiği, OHAL süreci bahane edilerek savunma hakkı verilmemesinin hukuken kabul edilebilir olmadığı, idarenin OHAL kurumunu suiistimal ederek keyfi davrandığı, hukuka aykırı meslekten çıkarma kararları verildiği, hakkındaki terör suçlamasının iftira olduğu, Anayasaya sadakat yükümlülüğüne aykırı bir eylemi veyahut işleminin olmadığı, ayrıca mesleğin gereklerine ve etik ilkelere aykırı eylem ve işleminin olmadığı, meslekten çıkarılma kararından sonra üretilen kanıtların ispata elverişli olmadığı, soyut ve kurgu oldukları, tanık beyanlarının soyut olduğu ve bir suça ilişkin olmadığı, kendisini kurtarmak isteyen itirafçı beyanlarına itibar edilmemesi gerektiği, hâkimlik ve savcılık güvencesinin yok sayıldığı, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı ile hukuki güvenlik ilkesinin ihlal edildiği, ceza davasından beraat etmiş olmasına rağmen meslekten çıkarma kararının farklı nitelendirilerek, iltisak ve irtibat iddiasına ilişkin basit bir değerlendirmenin yeterli görülmesinin hukuka aykırı olduğu, AİHS’nin 8. maddesi kapsamında korunan haklarının ihlal edildiği, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, suç ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edildiği, AİHM’nin A.A. ve H.B./Türkiye kararının lehine delil olarak değerlendirilmesi gerekirken görmezden gelindiği, AİHM’nin 2021 yılında içinde eşinin de bulunduğu hâkim ve savcılar hakkında ihlal kararı verdiği, kendisi hakkında uygulanan uygulamanın da başlangıçtan beri haksız olduğu, Danıştay’ın istikrar kazanmış içtihatlarının da lehine olduğu, 15/07/2016 tarihinden önce yasal olan bir derneğe üye olmayı suç sayan bir yargılamanın adil olmadığı, açığa alınma tarihinde elde delil bulunmadığı, bu durumun idarenin öngörülebilirlik ilkesine aykırı olduğu, tanık B.K.O.’nun beyanlarının hayal mahsulü olduğu, 04/08/2002 tarihinde evlendiği, okulu o yılın Kasım ayında bitirebildiği, eşinin kura kararnamesi ile Bolu ili Gerede ilçesine kura çekmesi üzerine tayinini aynı yere aldırdığı, evliyken başka bir yere çalışmaya gitmediği, okurken çalıştığı ve kendisi gibi çalışan biriyle ev kiraladığı, kız kardeşinin de yanında kaldığı, diğer tanığın kendisini kurtarmak için söylediği yalanlara itibar edilmemesi gerektiği, kendisinden oy istemek gibi bir durumun söz konusu olmadığı, bu beyanların gerçeğe aykırı olduğu, meslek derneğine üye olmanın aleyhine delil olarak kabul edilmesinin hukuki olmadığı, OHAL'in 18/07/2018 tarihinde kalktığından OHAL KHK’sı uyarınca verilen tedbir kararının da kendiliğinden kalkmış sayılması gerektiği, hukuka ve hakkaniyete aykırı kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Daire kararında da belirtildiği üzere, davacının ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın (istinaf kanun yoluna başvurulmadığından) 22/04/2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 29/11/2021 tarih ve E:2017/4512, K:2021/4155 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 02/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2022/1929, K. 2023/2499, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2022-1929-e-2023-2499-k-9f2e18e42cba