Danıştay · Danıştay

Danıştay 2022/1716 E. 2023/3111 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2022/1716
Karar No
2023/3111

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1716 Karar No : 2023/3111 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 08/11/2021 tarih ve E:2016/58060, K:2021/3480 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı mali hakların ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi ve 6749 sayılı Kanun'un (667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin) 3. maddesinin 1. fıkrasının Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 08/11/2021 tarih ve E:2016/58060, K:2021/3480 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın kesinleştiğinin görüldüğü, Bununla birlikte, davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, Davacının eşi ile ilgili maddi ve hukuki süreç ile davacının durumunun değerlendirilmesi yönünden, davacının eşi tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı mali hakların ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi talebiyle açılan davada, Dairelerinin 24/02/2020 tarih ve E:2016/58120, K:2020/1559 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, öte yandan, davacının eşinin, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin .. tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü, Bu durumda, FETÖ'nün yapısı ve işleyiş kuralları uyarınca evlilik ve aile yaşamına kadar yansıyan faaliyetlerde bulunduğu ve davacının aile birlikteliği içerisinde birlikte yaşadığı eşinin (yargı kararıyla tespit edilen) FETÖ silahlı terör örgütü içerisindeki konumu dikkate alındığında, davacının söz konusu örgütün faaliyetlerinden ve eşinin örgüt içerisindeki konumundan haberdar olmamasının, bir yargı mensubu olarak yürüttüğü meslek itibarıyla sahip olduğu nitelikler ve donanım ile hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, davacının, eşinin söz konusu örgüt içerisindeki faaliyetlerine karşı çıktığı yönünde bir delil de bulunmadığı, bu durumun, bir yargı mensubu olarak üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan ve bağımsız ve tarafsız "olması" kadar bağımsız ve tarafsız "görünmesi" de gereken davacı açısından bağımsızlık ve tarafsızlığından şüphe edilmesine ve dolayısıyla FETÖ ile irtibat ve iltisakı bulunduğu kanaati oluşmasına neden olan bir delil niteliğinde olduğu sonucuna varıldığı, Unvanlı görev yönünden, davacının FETÖ/PDY terör örgütünün yargıda etkin olduğu dönemde CMK 250. maddesi ve TMK 10. maddesi ile özel yetkili Ağır Ceza Mahkemesi üyesi olarak görevlendirilmesinin, anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu, Diğer hususlar yönünden, davacının çocuklarının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir okullarda eğitim almış olması hususu, davacı hakkında yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olarak değerlendirildiği belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı mali hakların ödenmesi gereken tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, adli ve idari yönden neyle suçlandığına ilişkin hiç bir delil, bilgi veya belge tarafına sunulmadan meslekten ihraç edilmesine ilişkin tesis edilen dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu, hakkında 2802 ve 6087 sayılı Kanun hükümleri uyarınca disiplin soruşturması yürütülerek bir karar verilmesi gerekirken 667 sayılı KHK'nin 3. maddesine istinaden ihraç edilmesinin hukuka aykırı olduğu, usulüne uygun savunması alınmadan meslekten çıkarılamayacağı, 6087 sayılı Kanun gereğince meslekten çıkarma kararını verme yetkisi davalı idarenin 2. Dairesine ait olmasına rağmen, davalı idare Genel Kurulu tarafından meslekten ihracına karar verilmesinin yetki gasbı niteliğinde olduğu, 667 sayılı KHK ile getirilen düzenlemenin suç ve ceza içeren düzenleme mahiyetinde olmasına rağmen geçmişe etkili olarak uygulanması nedeniyle suç ve cezaların kanuniliği ile suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkelerinin ihlal edildiği, dava konusu kararda kişiselleştirme yapılmadığından suç ve cezaların şahsiliği ilkesinin ihlal edildiği, tarafına isnat edilen eylem bildirilmediğinden bilgilendirilme hakkının ihlal edildiği, 667 sayılı KHK'nin 3. maddesinin, 2802 ve 6087 sayılı Kanun hükümlerinin meslekten çıkarılmaya ilişkin hükümlerini değiştirir mahiyette olması nedeniyle düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olduğu ve bu hususta Dairece bir karar verilmediği, kendisinin talebi dışında özel yetkili mahkemede görevlendirmesinin yapıldığı, bunun dışında dava konusu kararda yer verilen ve FETÖ/PDY terör örgütüne iltisak ve irtibat bakımından sayılan kriterlerin şahsında gerçekleşmediği, dava konusu kararla masumiyet karinesinin ihlal edildiği, evliliğinin örgüt faaliyeti kapsamında olmadığı, Daire kararında örgütün evlilik kurumu ile ilgili faaliyetlerine atıf yapılarak kendisinin de aynı şekilde evlilik yaptığı algısı oluşturulmasının Anayasa'da teminat altına alınan özel hayata saygı hakkını ihlal ettiği, eşi hakkında verilen mahkumiyet kararının henüz kesinleşmediği, eşinin örgütte bulunduğu iddia edilen konumunun somut olarak açıklanmadığı, eşinin hangi davranışından ne şekilde haberdar olabileceği veya olması gerektiğinin değerlendirilmediği, başarılı, oturdukları lojmana yakın ve ekonomik açıdan uygun olması nedeniyle çocuklarını örgüte müzahir okula göndermesinin delil olarak değerlendirilemeyeceği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan açılan ceza soruşturması sonucunda, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve bu kararın aynı tarihte kesinleştiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçunu işlediği iddiasıyla açılan ceza soruşturması sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, her ne kadar davacı tarafından Anayasa'ya aykırılık iddiasının Dairece karşılanmadığı ileri sürülmüş ise de, Kurulumuzca davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmediğinden, bu husus bozma sebebi olarak görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 08/11/2021 tarih ve E:2016/58060, K:2021/3480 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 13/12/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2022/1716, K. 2023/3111, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2022-1716-e-2023-3111-k-1b9779c0708f