Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/1604 E. 2023/2737 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/1604
- Karar No
- 2023/2737
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1604 Karar No : 2023/2737 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ:Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) :... Kurulu VEKİLİ:Av. ... İSTEMİN KONUSU:Danıştay Beşinci Dairesinin 16/11/2021 tarih ve E:2017/2332, K:2021/3754 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve... sayılı kararının iptali istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 16/11/2021 tarih ve E:2017/2332, K:2021/3754 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; UYAP ortamında yapılan inceleme sonucunda, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ceza davası açıldığı ve ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:2018/409 sayılı dosyasında yargılamanın devam ettiğinin anlaşıldığı, Davacının kendi beyanları ve davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı, Yurt dışında eğitimi yönünden, davacının, FETÖ'nün Adalet Bakanlığında ve HSK'da etkin olduğu dönemde 2008-2009 yılları arasında yüksek lisans yapması amacıyla gerekli izin verilerek yurt dışına gönderildiğine ve 2012 yılında 1 yıl süreyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde görevlendirildiğine ilişkin tespitin davacı hakkındaki diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgütle iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:Davacı tarafından, HSYK Genel Kurulunca, haksız bir şekilde irtibatlı ve iltisaklı olarak değerlendirildiği, dava konusu kararın cezalandırmaya ilişkin olduğu, işlemde adil yargılanma kurallarının uygulanması gerektiği; 667 sayılı KHK’nın 3. maddesindeki düzenlemenin Anayasa’nın 121. maddesine ve bu maddenin yollama yaptığı kanuna da aykırı olduğu; hakkındaki soruşturma dosyasına ulaşamadığı, silahların eşit olması, tanık dinletme, tanıkları sorgulama, bilirkişi incelemesi yaptırma, belge ve bilgi sunma imkânı tanınmadığı; kimsenin önceden bildirilmeyen ve davranışlarını o norma göre düzenleme imkanı verilmeyen kurallara göre sonradan sorumlu tutulamayacağı; bir ceza yaptırımı olan meslekten çıkarmanın KHK ile düzenlenemeyeceği; HSYK kararında irtibat ve iltisak fiillerine hangi anlamların yüklendiği konusunda bir açıklık bulunmadığı; hakkındaki işlemin hukuksal anlamda bir tedbir olmayıp nihai bir işlem olduğu; işlemlerde kişiselleştirme yapılmadığı, 667 sayılı KHK’nın (6749 sayılı Kanun) 3, 4/2 ve 10. maddelerinin, Anayasa'nın 2, 7, 13, 15, 36, 38, 70, 121, 125, 128, 138, 139, 140. maddelerine aykırı olmaları nedeniyle Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca def'i yoluyla Anayasa Mahkemesine götürülmesi gerektiği; MGK kararlarının müvekkil aleyhinde kullanılmasının hukuka aykırı bir delil kullanımı olduğu; hakkındaki inceleme ve soruşturma 2802 sayılı Yasa hükümlerine göre başlatıldığından aynı usul ve yasa hükümleri ile devam edilmesi ve sonraki yasa değişikliklerinin uygulanmaması gerektiği, KHK’da hâkim-savcıların meslekten çıkarma işlemleri yapılırken 2802 sayılı Yasanın uygulanmayacağına dair açık bir hüküm bulunmadığı; hakkındaki beyanlarda suç oluşturabilecek hiçbir husus bulunmadığı, beyanların gerçeklikten uzak, soyut, genel geçer ve dayanaksız olduğu, işlem tarihinden sonra bu ifadelerin alınmış olduğu; G.B.'nin kesin ve net bilgisinin olmadığını ifade etmesine rağmen, edindiği "izlenim ve düşüncesine" dayanarak karar verilmesinin hukuka uygun olmadığı, bu ifadenin cezadan kurtulmak ve etkin pişmanlıktan faydalanıp daha az ceza almak için "izlenim, düşünce"ye dayalı olduğunun anlaşıldığı; H.İ.K. ile ingilizce sınavlarına hazırlık ve Jean Monnet bursu ile ilgili tavsiye vermek için görüşmüş olabileceği, bu kapsamda konuşmalarının normal olduğu, bunun dışında H.İ.K ile bir irtibatının olmadığı, Y.G.'nin ifadesinde yer verdiği diğer kişi ve olaylar hakkında bilgisinin olmadığı; Anayasa Mahkemesince, 2016/22697 başvuru numaralı, 03/06/2020 karar tarihli hakkındaki karar ile, temyize konu karara dayanak yapılan iddialar ile aynı olan ve iddianamede delil olarak gösterilen iddiaların incelendiği ve bu iddiaların dayanaksız olduğuna, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verildiği; itirafçı beyanlarının yasak delil kapsamında bulunduğu; kişisel gayreti sayesinde elde ettiği ve vasıflarıyla hak ettiği yurtdışı yüksek lisans ve çalışmalarının FETÖ/PDY yapılanmasının lütfuymuş gibi gösterilmesinin hukuka uygun olmadığı; tarafsız ve bağımsız bir şekilde görev yapmadığı, vicdani kanaatine göre karar vermediği, anayasal düzene sadakat göstermediğine ilişkin olarak kararda somut hiçbir olay, olgu ve iddiaya yer verilmediği; dava konusu işlemin tesis edildiği sırada davalı idarenin elinde hiçbir delilin olmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI:Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek işin esası incelendi, gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a)Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b)Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacı hakkında "FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma" suçu isnadıyla açılan davanın, ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:...sayılı dosyasında halen derdest olduğu ve anılan Mahkemece 23/06/2022 tarihinde tutuklamaya yönelik yakalama kararı verildiği ancak davacının henüz yakalanamadığı anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçunun tespitinde delil olarak değerlendirilecek bir kısım fiil ve davranışlar, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecek nitelikte olduğundan, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin bu davada, ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' isnadıyla açılan ceza davasında verilecek kararın beklenmesi gerekmemektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Davacının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 16/11/2021 tarih ve E:2017/2332, K:2021/3754 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4.Kesin olarak, 22/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.