Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/1361 E. 2024/651 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/1361
- Karar No
- 2024/651
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/1361 Karar No : 2024/651 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 01/11/2021 tarih ve E:2017/1764, K:2021/3378 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisaklı ve irtibatlı olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve manevi haklarının yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun) iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 01/11/2021 tarih ve E:2017/1764, K:2021/3378 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş; davacının duruşma talebi kabul edilmeyerek ve dosyanın resen duruşmaya konulmasına gerek görülmeyerek, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ise ciddi bulunmayarak işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; UYAP kayıtlarının incelenmesinden, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Soruşturma No:..., K:... sayılı kararı ile davacı hakkında "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunun beraberinde başka suç işleme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme" suçlarından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiğinin anlaşıldığı, Bununla birlikte, davacı hakkında terör örgütüne üye olma suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının, hal, hareket ve söylemleri itibarıyla FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisaklı olduğuna, anılan örgüt mensuplarıyla birlikte hareket ettiğine, 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde "bağımsız" adaylarını destekler nitelikte tutum ve davranışlar sergilediğine ve diğer hususlara yönelik tanık beyanları ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve manevi haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, işlemde ve Daire kararında somut delil olarak kabul edilebilecek herhangi bir bilgi veya belge ya da tanık anlatımı bulunmadığı; dosyaya tanık beyanı olarak sunulan ancak tanık beyanı olarak kabul edilmesi mümkün olamayan beyanlarda dahi şahsı aleyhine kanaat açıklaması dışında herhangi bir beyan mevcut olmadığı; ifadeler incelendiğinde, hakkında görgüye hatta duyuma dayalı dahi en küçük somut bir bulgu ya da beyan olmadığının görüleceği; yaptığı mesleğin hassasiyeti gereği sosyal çevrede de adliyedeki hâkim ve savcılarla vakit geçirmenin oldukça doğal ve hayatın olağan akışına uygun olduğu, bu vakit geçirmelerin de, halka açık olan polis evinde okey ve kağıt oyunu oynamakla halı sahada futbol maçı yapmaktan ibaret bulunduğu; gerek polis evi gerekse halı sahanın halka açık olup gizli buluşma yeri olmadığı; Y.E.'nin beyanındaki diğer kişilerin de bu oyunlara katıldığı; ev komşularıyla da aynı şekilde vakit geçirdiği; bu kişilerin eşlerinin de benzer şekilde toplandığı; bu sebeple bu gibi tesadüflerin delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı; dosyaya sunulan ve düşünce açıklamasından ibaret olan bu beyanların, tanık beyanı olarak kabul edilmesi ve delil değerlendirmesinde dikkate alınmasının mümkün bulunmadığı; mesleğini icra ettiği sürede tamamen hukuk ve vicdan çerçevesinde kararlar aldığı; hayatının hiçbir döneminde ne özel yaşantısında ne de mesleki yaşantısında birilerinden emir ya da talimat almadığı; gözaltına alındığı esnada yapılan aramada örgüte ilişkin bir delil bulunmadığı; hayatının hiçbir döneminde örgütle bir ilişkisinin bulunmadığı; öğrencilik dönemleri dahil mesleğinin her aşamasında kendisini tanıyan kişilerin o zaman HSK üyesi olan T.A. hakkında gönderdikleri ve idari soruşturma dosyasına dahil olan beyanların da dikkate alınması, gerekirse bu kişilerin tanık olarak ifadelerinin alınması gerektiği; staj aşamasında hain terör örgütü mensubu olan ... Sulh Ceza Hâkimi İ.K.'nin yaşam tarzı ve hayat felsefesi sebebiyle mesnetsiz beyanlarda bulunarak staj sürecine sekte vurmak istediği ancak adliyede görev yapan ve halen görevinin başında olan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının araya girmesiyle bu düşüncesinden vazgeçtiği; HSK seçimlerinde bağımsız adayların toplantılarına katılmadığı aksine YBP adaylarının, görev yaptığı Elbistan ve etrafındaki üç toplantısına da iştirak ettiği; gerek YSK tarafından düzenlenen seçimlerde gerekse HSK seçimlerinde kimseden talimat veya bilgi almadan kendi bildiği düşünceyle oylarını kullandığı; yaşam tarzı ve hayat felsefesi olarak hain terör örgütü ve benzeri hiçbir oluşumla en küçük bir ilgisi, alakası veya bağlantısı olmayan bir vatandaş olduğu iddialarıyla Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de, ceza soruşturmasında terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, davacı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna hitaben yazdığı ve 09/02/2024 tarihinde kayıtlara giren dilekçesi ile ... Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen talimata istinaden, ifadesinin R.S. isimli tanık tarafından alındığını, ancak bu tanığın belirttiği gibi, söz konusu ifadede HSK seçimlerinde karışık oy verdiğini söylemediğini, çünkü bu şekilde oy vermediğini, bu konudaki tutanağın dosyaya getirtilmesini talep etmiştir. UYAP kayıtlarının incelenmesinden, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... sayılı talimat evrakı gereği, davacı hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih ve Talimat No:... sayılı şüpheli ifade tutanağının düzenlendiği; tutanağa göre ifade verenin şüpheli sıfatıyla davacı, ifadeyi alanın da Cumhuriyet Savcısı sıfatıyla R.S. olduğu; ifadenin son sayfasında, davacının "Yine R. savcının tavsiyesi ile seçimlerde İ.Ç., Ö.T., R.K., T.A., M.Y. gibi isimlere de oy vermiştim." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Temyizen incelenen Daire kararında, Cumhuriyet Savcısı R.S.'nin davacı hakkındaki beyanları da yer almış olup R.S.'nin beyanlarında, "... Cumhuriyet Başsavcılığının talimat evrakında bu kişinin ifadesini ben almıştım. O ifadesinde de HSK seçimlerinde karışık oy kullandığını belirtmişti. ..." şeklinde beyanda bulunduğu hususuna yer verilmiştir. Davacı tarafından verilen ifadenin değerlendirilmesinden, 2014 yılı HSK üye seçimlerinde örgütün sözde ''bağımsız'' adaylarına oy verdiğini açıkça belirtmediği; ancak isimlerini saydığı adaylara da oy verdiğini, "... M.Y. gibi isimlere de oy vermiştim." şeklinde belirttiği; bu çerçevede, saydığı oylarının dışındaki diğer oylarını hangi adaylara verdiğini açıklamadığı; tanık R.S.'nin de yorum yoluyla davacının "karışık oy kullandığını" belirttiği kanaati hasıl olmuştur. Buna göre, söz konusu ifade, dosyada yer verilen diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının bu iddiasına itibar edilmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 01/11/2021 tarih ve E:2017/1764, K:2021/3378 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. 21/03/2024 tarihinde oybirliği ile kesin olarak karar verildi.