Danıştay · Danıştay
Danıştay 2022/119 E. 2023/2502 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2022/119
- Karar No
- 2023/2502
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/119 Karar No : 2023/2502 TEMYİZ EDEN (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ...Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 28/06/2021 tarih ve E:2016/57758 , K:2021/2321 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine ve 667 sayılı KHK'nın 3/1 maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 28/06/2021 tarih ve E:2016/57758, K:2021/2321 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan kararın 06/03/2019 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacı hakkında terör örgütüne üyelik suçundan beraat kararı verilmiş olmasının, idari yargılama yönünden bağlayıcılığının bulunmadığı, ByLock delili yönünden, davacının eşi C.K. hakkında düzenlenen "ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı" ile "ByLock Tespit Tutanağı"nın incelenmesinden; davacının eşi C.K. adına kayıtlı olan ...GSM numarasından, ... IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiğinin anlaşıldığı, YARSAV üyeliği yönünden, davacının YARSAV üyeliğinin FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyan bir unsur olarak değerlendirildiği, Dijital materyaller yönünden, davacıya ait dijital materyallerden elde edilen verilerin davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararlarda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, ceza davasından beraat ettiği, bu kararın kesinleştiği, beraat kararı dikkate alınmaksızın davasının reddine karar verildiği, masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiği, iki yargı kolunda farklı karar verilerek hukuki güvenlik ilkesinin ihlal edildiği, meslek hayatı boyunca herhangi bir disiplin soruşturması geçirmediği, almış olduğu kararlarda bağımsızlığını, tarafsızlığını kaybetmediği, benzer durumda Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun H. S. ve B. B başvurusunda masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiğine karar verildiği, hakkındaki delillerin hukuken delil niteliğinde olmadıkları, mahkemenin sadece niyet okuyuculuk yaptığı, eşinin adına kayıtlı numarayı sadece eşinin kullanmış olduğu, izin dilekçesinde iletişimin numarası olarak eşinin numarasının yazmasının sebebinin o tarihlerde sorunlu hamilelik yaşaması sebebiyle iletişimde problem yaşanmasının önüne geçilmek istenmesi olduğu, eşi adına kayıtlı hattı kullanmadığının ceza mahkemesi kararınca sabit olduğu, kendisinin ByLock kullanmadığı, eşinin kullandığının iddia edildiği, eşinin hakkındaki iddialar ve suçlamalar nedeniyle cezalandırılmasının evrensel hukuk kurallarına aykırı olduğu, YARSAV'ın bağımsız yargıçların kendi aralarında oluşturduğu bir oluşum olduğu, hiçbir bağımsız yargıcın özgür iradesi ile faaliyetine katıldığı bağımsız bir oluşumun faaliyetleri nedeniyle cezai sorumluluğa tabi tutulamayacağı, Zaman gazetesine erişim sağlamanın ihraç kararını yasal hale getirmeyeceği, davacıyla ilgili ortaya atılan delillerin işlem tarihînden sonra elde edilen deliller olduğu, ihraç işleminin sebep unsuru yönünden sakat olduğu, iltisak ve irtibat kavramlarının muğlak ve keyfi uygulamalara yol açacak nitelikte oldukları, soyut kavramlara dayanılarak verilen cezanın hukuki belirlilik ilkesine aykırılık oluşturduğu, OHAL dönemi çıkartılan 667 sayılı KHK hükümlerinde tipiklik unsurunun tanımlanmadığı, tipiklik konusunda idareye takdir yetkisinin verilmesinin kabul edilemeyeceği, eylem tarihlerinde yürürlükte olmayan KHK hükümlerine göre ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğu, hukuka uygun ve etkili adli ve idari soruşturma yapılmaksızın doğrudan ihraç kararı verilmesinin hukuken kabul edilebilir olmadığı, hakkında uygulanan KHK hükümlerinin Anayasaya aykırı olduğu, dava konusu işlemin Anayasa'nın 38. maddesine aykırı olduğu, bu işlemle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde belirtilen bağımsız mahkeme ilkesinin, masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiği ve temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra Anayasaya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Daire kararında da belirtildiği üzere, davacının ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve anılan kararın 06/03/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 28/06/2021 tarih ve E:2016/57758, K:2021/2321 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Kesin olarak, 02/11/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.