Danıştay · Danıştay

Danıştay 2021/1934 E. 2023/3051 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
Danıştay
Esas No
2021/1934
Karar No
2023/3051

T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2021/1934 Karar No : 2023/3051 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 02/12/2020 tarih ve E:2018/2835, K:2020/5497 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarma karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinin 1. fıkrasının iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 02/12/2020 tarih ve E:2018/2835, K:2020/5497 sayılı kararıyla; Davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi, davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş; "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacı hakkında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraat kararı verildiği ve UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu kararın kesinleştiğinin görüldüğü, Bununla birlikte, davacının terör örgütüne üye olma suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, örgütün ilgilendikleri kişiler için açtığı çalışma evlerinde sınava hazırlandığı ve diğer hususlara yönelik ifadeler, davacının bu ifadelere karşı beyanları ve hizmet belgesinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekten çıkarma karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Anayasa'ya aykırı olduğu; temel hak ve hürriyetlerin olağanüstü hallerde sınırlandırılmasına ilişkin şartlara uyulmadığı; milletlerarası yükümlülüklere, ölçülülük ilkesine uyulması ve çekirdek haklara dokunulmaması gerektiği; savunma hakkı tanınmadığı; tanık beyanının işlemden sonraki tarihlerde verildiği; makul sürede ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği; başarılı bir meslek hayatı bulunduğu; darbe teşebbüsünden sonra hakkında bir suç unsuruna rastlanmadığı ve bu teşebbüsle bir alakasının mevcut olmadığı; ihraç kararının hukuka aykırı olduğu; kendisiyle ilgili somut bir delil bulunmadığı ve ceza yargılaması neticesinde beraat kararı verildiği; hakkında yeterli bir idari soruşturma yapılmadığı; dava konusu idari işlemin unsurları yönünden sakat olduğu ve evrensel hukuk ilkelerine uygun bulunmadığı; delillerin işlemden sonraki tarihlere ilişkin olduğu; eski eşiyle evliliğinin örgütle alakasının olmadığı; eski eşinin örgütle bir alakasının bulunduğunu bilseydi evlenmeyeceği, zira öğrendikten sonra da boşanma davası açtığı, artık bir ilgisinin bulunmadığı; mesleğini eşiyle tanışmadan önce elde ettiği; bu hususların suç ve cezaların şahsiliği ilkesiyle bağdaşmadığı; tanık K.A.'nın ifadesinin lehine olduğu; tanık B.B.'nin ifadesinin kendi bilgi ve görgüsüne dayalı olmadığı; tanık E.Ş.'nin beyanında aleyhine bir hususun mevcut olmadığı; ceza yargılaması esnasında bu tanığın dinlenmesini kendisinin talep ettiği; işlem tarihinde bu tanığın ifadesinin bulunmadığı; öte yandan bu ifadenin soyut ve iftira niteliğinde olduğu; tanığın doğrudan tanık olmadığı ve olaylarla ilgili gerçek dışı beyanda bulunduğu; kendisinin ya da çevresinin tanığı ya da çevresini tanımasının mümkün olmadığı; kendisini tanıyan tanıkların lehine ifade verdikleri; bilgisine başvurulmasını istediği kişiler bulunduğu; bu tanığın kendisini kurtarmak için bu şekilde ifade verdiği; Danıştay Başsavcılığı düşüncesinin yerinde olduğu; Daire kararında çelişkiler mevcut olduğu; irtibat veya iltisakı haklı gösterecek bir fiil gerçekleştirmediği; lehe tanık beyanlarının Dairece görmezden gelindiği ve gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği; milli ve milletlerarası hukuk kurallarına uygun davranılmadığı belirtilerek, Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 02/12/2020 tarih ve E:2018/2835, K:2020/5497 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. 11/12/2023 tarihinde oybirliği ile kesin olarak, karar verildi.

Atıf: Danıştay Danıştay, E. 2021/1934, K. 2023/3051, www.arakarar.com/karar/danistay-danistay-2021-1934-e-2023-3051-k-75a70336ccbf