Danıştay · Danıştay
Danıştay 2018/1131 E. 2018/2574 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- Danıştay
- Esas No
- 2018/1131
- Karar No
- 2018/2574
T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2018/1131 Karar No : 2018/2574 Temyiz Edenler : (Davalılar) : 1- ... - ... 2- ... Bakanlığı - ANKARA Vekili : I. Hukuk Müşaviri Yrd.... (Davalı İdare Yanında Davaya Katılan) : ... Belediye Başkanlığı Vekili : Av.... Karşı Taraf (Davacı) : ... İstemin Özeti : Danıştay Altıncı Dairesinin 16/11/2017 günlü, E:2016/10050, K:2017/9464 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması, davalı idareler ve davalı idareler yanında davaya katılan tarafından istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi :Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının gerekçeli olarak onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava; İstanbul İli, Gaziosmanpaşa İlçesinde ilan edilen riskli alan sınırları içerisindeki taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı Bakanlar Kurulu kararının davacıya ait Gaziosmanpaşa İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Danıştay Altıncı Dairesince; 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun hükümleri uyarınca, riskli yapıların yıktırılmasında ve bunların bulunduğu alanlar ile riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarındaki uygulamalarda, öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesinin esas olduğu, uygulama alanındaki yıkım işlemlerine başlamadan önce yapılması gereken işlemlerin Kanunda tahdidi olarak sayıldığı, tahliye ve yıkım işlemleri gerçekleştikten sonra da arsanın malikleri tarafından değerlendirilmesinin esas olduğu, taşınmaz üzerindeki bina yıktırılmadan önce yapılması gereken uygulamalarda paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verileceği, bu karara katılmayanların paylarının diğer paydaşlara açık arttırma usulü ile satılacağı, paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, taşınmazın rayiç bedeli ile Hazine adına tescil edilebileceği, ancak arsanın maliklerine yapılan tebligatı takip eden otuz gün içinde en az üçte iki çoğunlukla anlaşma sağlanmaması halinde gerçek kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar için Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği, bu durumda 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunda belirtildiği üzere öncelikli olarak malikler ile anlaşma yoluna gidilmesi, taşınmazların malikleri tarafından değerlendirilmesinin esas alınması, Kanunda belirtilen uygulamaların Bakanlıkça yerine getirilmesi, ancak üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın malikleri üçte iki çoğunluğu sağlayamazsa acele kamulaştırma yoluna gidilmesi gerekirken, anılan hususlar gözetilmeksizin dava konusu taşınmazın acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen Bakanlar Kurulu Kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Davalı idareler ve davalı idareler yanında davaya katılan, anılan kararı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedirler. Danıştay Altıncı Dairesince, 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun'un 6. maddesi uyarınca acele kamulaştırma yapılabilmesi için aranan "en az üçte iki çoğunluk ile anlaşma sağlanamaması" şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle dava konusu Bakanlar Kurulu kararının hukuka aykırı olduğuna hükmedilmiş ise de; 6306 sayılı Yasa'nın 6. maddesinde yer alan "acele kamulaştırma" haline ilişkin şartların uyuşmazlık konusu olayda uygulanabilir olup olmadığının öncelikle irdelenmesi gerekmektedir. 6306 sayılı Yasa'nın 6. maddesinin 2. fıkrasında: "Üzerindeki bina yıkılmış olan arsanın maliklerine yapılan tebligatı takip eden otuz gün içinde en az üçte iki çoğunluk ile anlaşma sağlanamaması hâlinde, gerçek kişilerin veya özel hukuk tüzel kişilerinin mülkiyetindeki taşınmazlar için Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından acele kamulaştırma yoluna da gidilebilir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükümle; riskli alan ilan edilen alanlarda yapılacak dönüşüm uygulamalarında; kural olarak üzerindeki binaların yıkıldığı arsalar bakımından maliklerin anlaşması usulü benimsenmiş, üçte iki çoğunlukla anlaşma sağlanamaması halinde, uygulamayı yapan Bakanlık, idare ya da TOKİ'ye acele kamulaştırma yapabilmesi bakımından yetki tanınmış olup, bu yetkinin, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesiyle Bakanlar Kurulu'na tanınan acele kamulaştırma yetkisiyle herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Nitekim, dava konusu işlemin dayanağı olarak 6306 sayılı Yasanın 6. maddesi değil, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi gösterilmiş olup, Dairece, uyuşmazlığın 6306 sayılı Yasa hükmü kapsamında çözümlenmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır. Ancak, uyuşmazlığın, ivedi yargılama kapsamında yer alması nedeniyle, dava konusu işlemin hukuka uygunluk denetiminin Kurulumuzca yapılması gerekmektedir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun "Acele kamulaştırma" başlıklı 27. maddesinde: "3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir." kuralına yer verilmiştir. Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasaya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Bu hükümlerden hareketle bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) ancak kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile acele kamulaştırmada olağan kamulaştırmaya oranla özel koşulların varlığı aranmış ve üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi, Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacı ve özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Bakanlar Kurulunca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerektiği açıktır. Nitekim anılan maddenin gerekçesinde de, acele ve istisnai hallerde, Kanunun önceki hükümlerine uyulmasının çeşitli sakıncalar yaratabileceği gibi, kamunun büyük zararlara uğramasının da muhtemel olabileceği belirtilerek maddede belirtilen şartların varlığına bağlı olarak kıymet takdiri dışındaki bazı kanuni işlemlerin sonraya bırakılarak, maddede öngörülen süre ve şekilde taşınmaza el konulması düzenlenmiştir. Bu durumda; davalı idareler tarafından kentsel dönüşüm işlemleri kapsamında yapılacak uygulamalarda 2942 sayılı Kanunun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırma usulünün uygulanmasına ihtiyaç duyulduğu belirtilmekte ise de; hangi gerekçelerle acele kamulaştırma usulünün uygulanmasının istenildiği konusunda yeterince açıklamaya yer verilmediği, alanın riskli alan ilan edilmesinin tek başına acele kamulaştırma yapılması için yeterli olmadığı; öte yandan, Bakanlar Kurulu kararında 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde öngörülen acele kamulaştırma prosedürünün uygulanması için gerekli olan olağanüstü durumların ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının somut olarak ortaya konulmadığı, nitekim; ilgili Gaziosmanpaşa Belediye Başkanlığınca da, listede yer alan taşınmazların tamamının kamulaştırılmasının Belediye bütçesi açısından mümkün olmadığı ve ihtiyaç duyulduğunda acele kamulaştırma prosedürünün uygulanacağının belirtildiği görülmekte olup, bu itibarla acele kamulaştırmaya yönelik dava konusu Bakanlar Kurulu kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalı idareler ve davalı idareler yanında davaya katılanın temyiz istemlerinin reddine, Danıştay Altıncı Dairesinin 16/11/2017 günlü, E:2016/10050, K:2017/9464 sayılı kararının, yukarıda yer alan gerekçe ile ONANMASINA, kesin olarak, 28/05/2018 gününde oybirliği ile karar verildi.