Danıştay · 9. Daire
Danıştay 9. Daire 2024/5725 E. 2025/4978 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 9. Daire
- Esas No
- 2024/5725
- Karar No
- 2025/4978
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DOKUZUNCU DAİRE Esas No : 2024/5725 Karar No : 2025/4978
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...Tekstil Kumaş Kırtasiye İnşaat Boya Apre Sanayi Ticaret Anonim Şirketi ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı şirket adına düzenlenen ... tarih ve...sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:...Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emrine dayanak ihbarnamelerin ikinci defa tebliğe çıkarılması sonucu düzenlenen tebliğ evraklarında adreste bulunamama nedeniyle pusulanın kapıya yapıştırıldığına dair şerh bulunması gerektiği halde böyle bir şerhin dağıtıcı tarafından yazılmadığı görüldüğünden, bu şekilde yapılan tebligatlar geçerli bir tebligat olmadığı, bu durumda, usulüne uygun olarak tebliğ edilip kesinleştirilmediği anlaşılan amme alacakları için düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı şirket adına dava açan ...'un 15/12/2013 tarihinden itibaren üç yıl süreyle şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu, bu tarihten sonra başkaca bir yetkilendirme yapılmadığı, bu durumda; dava konusu ödeme emrinin hukuken hayatta olan ve ticaret sicilinden silinmemiş olan şirket adına düzenlenmesi, dava açan ...'un dava tarihi itibariyle şirketi temsile yetkili olmaması, yetki süresi bittikten sonra şirketi temsile yetkili kişi veya kişilerin seçilmemiş olmasının yetkisinin devam ettiği sonucunu doğurmayacağı, sırf ödeme emrinin kendisine tebliğ edilmesi nedeniyle menfaatinin zarar görmesi ve davacı yönünden hukuki bir sonuç doğurmasının söz konusu olamayacağı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Ödeme emrine dayanak ihbarnamelerin usulüne uygun tebliğ edilmediği, bu nedenle, kesinleşmemiş ve ödeme aşamasına gelmemiş vergi ve cezalar için ödeme emri düzenlenemeyeceği iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacı şirket adına düzenlenen ...tarih ve... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Dilekçeler üzerine ilk inceleme" başlıklı 14. maddesinde, dilekçelerin, Danıştayda daire başkanının görevlendireceği bir tetkik hakimi, idare ve vergi mahkemelerinde ise mahkeme başkanı veya görevlendireceği bir üye tarafından: a) Görev ve yetki, b) İdari merci tecavüzü, c) Ehliyet, d) İdari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) Süre aşımı, f) Husumet, g) 3 ve 5 inci maddelere uygun olup olmadıkları, yönlerinden sırasıyla inceleneceği, dilekçelerin bu yönlerden kanuna aykırı görülürse durumun görevli daire veya mahkemeye bir rapor ile bildirileceği, tek hakimle çözümlenecek dava dilekçeleri için rapor düzenlenmeyeceği ve 15 inci madde hükümlerinin ilgili hakim tarafından uygulanacağı, "İlk inceleme üzerine verilecek karar" başlıklı 15. maddesinde, Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince 14. maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14. maddenin; 3/c, 3/d ve 3/e bentlerinde yazılı hallerde davanın reddine karar verileceği ifade edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 359. maddesinde, anonim şirketin, esas sözleşmeyle atanmış veya genel kurul tarafından seçilmiş, bir veya daha fazla kişiden oluşan bir yönetim kurulu bulunacağı, 365. maddesinde, anonim şirketin, yönetim kurulu tarafından yönetileceği ve temsil olunacağı, 367. maddesinde, yönetim kurulunun esas sözleşmeye konulacak bir hükümle, düzenleyeceği bir iç yönergeye göre, yönetimi, kısmen veya tamamen bir veya birkaç yönetim kurulu üyesine veya üçüncü kişiye devretmeye yetkili kılınabileceği, yönetimin, devredilmediği takdirde, yönetim kurulunun tüm üyelerine ait olduğu, 371. maddesinde, temsile yetkili olanların şirketin amacına ve işletme konusuna giren her tür işleri ve hukuki işlemleri, şirket adına yapabileceği ve bunun için şirket unvanını kullanabileceği, 374. maddesinde, yönetim kurulunun ve kendisine bırakılan alanda yönetimin, kanun ve esas sözleşme uyarınca genel kurulun yetkisinde bırakılmış bulunanlar dışında, şirketin işletme konusunun gerçekleştirilmesi için gerekli olan her çeşit iş ve işlemler hakkında karar almaya yetkili olduğu belirtilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Yukarıda yer verilen hükümlerin değerlendirilmesinden anonim şirketlerin kural olarak yönetim kurulu tarafından temsil ve idare edileceği, esas sözleşmeye konulacak bir hüküm ile yönetim kurulu tarafından temsil ve idare yetkisinin tamamının ya da bir kısmının yönetim kurulu üyesi olan murahhaslara veya pay sahibi olmayan üçüncü kişilere devredilebileceği, belirli bir süre ile kişiye temsil yetkisi verildiği durumlarda da sürenin sona ermesinden itibaren yeni bir kişi belirlenmediği takdirde yönetim kurulunun hep birlikte şirketi temsile yetkili hale geleceği sonucuna ulaşılmaktadır. Dosyanın incelenmesinden; davacı şirket adına düzenlenen... tarih ve... sayılı ödeme emrinin iptali istemiyle davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Olayda, ...'un tek ortağı olduğu davacı şirketin kuruluşunun 09/04/2013 tarihinde tescil edildiği, yönetim kurulu üyesi ve başkanı olarak aynı kişinin seçildiği, anılan kişinin 3 yıl süre ile şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili kılındığı, bu hususların 16/04/2013 tarih ve 8301 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığı, anılan 3 yıllık sürenin bitiş tarihinden sonra ise yeni yönetim kurulu oluşturulmadığı gibi şirketin temsiline yönelik kimse de belirlenmediği için yönetim kurulunun şirketi temsile yetkili olduğunun kabulü gerektiği, zira böyle bir durumda şirketin organsız kaldığından söz etme imkanı bulunmadığından, yönetim kurulu üyesi ve başkanı olan ... tarafından davacı şirket adına açılan işbu davada, anılan kişinin dava açma ehliyeti olduğu sonucuna ulaşıldığından, özette yer verilen gerekçeyle davayı ehliyet yönünden reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında yasal isabet görülmemiştir. Öte yandan, Bölge İdare Mahkemesince yeniden yapılacak değerlendirmede, öncelikle ilk incelemedeki diğer hususlar incelendikten sonra işin esasına geçilmesi halinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 58. maddesi kapsamında ileri sürülebilecek iddialar dikkate alınarak karar verileceği tabiidir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; Davacının temyiz isteminin kabulüne, ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ...Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 20/11/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.