Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2025/4363 E. 2025/10658 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2025/4363
- Karar No
- 2025/10658
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2025/4363 Karar No : 2025/10658
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Üniversitesi VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...
DAVALI YANINDA MÜDAHİL : ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü için 25/07/2023 tarih ve 32259 sayılı Resmi Gazete'de ilan edilen doçentlik kadrosuna başvuran davacının atanmasının uygun görülmemesine ilişkin Balıkesir Üniversitesi Rektörlüğünün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; jüri tarafından hazırlanan raporların ikisinde diğer aday olan müdahilin atamasının uygun olduğu, birinde ise davacının atamasının uygun olduğunun bildirildiği, Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanarak dosyaya sunulan bilirkişi raporunda ise bilirkişi heyetinin oybirliğiyle müdahilin atamasının bilimsel olarak daha uygun olduğu yönünde kanaat belirttiği, bilimsel yeterliğin tek başına puan ve atıf sayısı ile belirlenemeyeceği, davacının akademik puanının daha yüksek olmasına karşın diğer adayın aranan kadro için istenen niteliklere daha uygun olduğu, belirtilen alanda eğitim tecrübesinin daha yüksek olduğu ve davalı idarece tüm sürecin mevzuata uygun olarak yürütüldüğü gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince bilirkişi raporuna istinaden karar verildiği, ancak anılan bilirkişi raporunun son kısmında maddeler halinde yer verilen tespitlerin ilanda aranılan "öğretim teknoloji kullanım ile ilgili çalışmalar yapmış olmak" ek şartından başkaca şartların aranılması anlamına geleceği ve bilirkişilerin subjektif tespitlerini içerdiği, davalı idarece söz konusu kadro için yapılan ilanda "öğretim teknoloji kullanım ile ilgili çalışmalar yapmış olmak" ek şartından başkaca herhangi bir ek şart getirilmediği, ayrıca bilimsel değerlendirme noktasında davacının eserlerinden toplam 30716,41 puan aldığı ve söz konusu kadroya atanan müdahil ...' ün ise puanının 7741,017 olarak tespit edildiği, davacının ve diğer aday olan müdahil ...'ün bilimsel çalışmaları, makaleleri, yayınları, özgeçmiş ve akademik geçmişleri değerlendirildiğinde, genel toplam puan bakımından yapılan karşılaştırmada, davacının diğer adaya üstünlük sağladığının görüldüğü, Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümünde münhal bulunan doçentlik kadrosuna atanmak için davacının daha yeterli ve liyakatli olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüyle Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, başvuru yapan adayların dosyalarının jüriye gönderilmesinin mevzuat uyarınca bir zorunluluk olduğu, adayların bilimsel ve akademik yeterliliklerinin jüri raporları ile ortaya konulduğu, jüri heyetinden iki kişinin müdahil ... hakkında olumlu rapor verdiği, hem jüri raporlarında hem de Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda müdahilin atanmasının uygun görüldüğü, dava konusu işlemin kamu yararı ve hizmet gereği gözetilerek tesis edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, SSCI veya SCI-Expanded kapsamında 10, atanan kişinin ise 2 makalesinin olduğu, açık erişimler üzerinden yapılan araştırmaya göre davacının 16, diğer adayın ise 12 H-indeksinin bulunduğu, Google Akademi üzerinden yapılan araştırmaya göre davacının 1200, diğer adayın ise 500 atıfının bulunduğu, davacının bütün yayınlarının öğretim teknolojileri alanına ilişkin olduğu, davacının doktorasının "Eğitim programları ve öğretim alanı" ile ilgili olmaması nedeniyle bilirkişi tarafından başarısız kabul edildiği ve bilirkişi raporunun dikkate alınmaması gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Bölümü Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim Dalı'na bir adet doçent öğretim üyesi alımı için 25/07/2023 tarih ve 32259 sayılı Resmi Gazete ile akademik personel alım ilanı yapılmış olup; anılan ilanda "Öğretim teknoloji kullanımı ile ilgili çalışmalar yapmış olmak" ek koşuluna yer verilmiştir. Milli Savunma Üniversitesi Kara Astsubay Meslek Yüksekokulu Bilgisayar Teknolojileri Bölümü'nde öğretim üyesi olarak görev yapan davacı ve Balıkesir Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapan müdahil ... tarafından anılan kadroya başvuru yapılmış, yapılan ön değerlendirme sonrasında davacı ile birlikte koşulları sağlayan diğer adaya ait dosyalar değerlendirilmek üzere bilim jürilerine gönderilmiş ve jüri üyelerinin ikisi diğer aday, bir jüri üyesi ise davacı hakkında olumlu rapor vermiştir. Balıkesir Üniversitesi Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile diğer adayın atanmasının uygun görülmesi üzerine ... Rektör Oluru ile anılan kadroya atanmış olup; davacı tarafından atanmasının uygun görülmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinin (e) bendinde, "Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar." hükmüne yer verilmiştir. 12/6/2018 tarih ve 30449 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Öğretim Üyeliğine Yükseltilme Ve Atanma Yönetmeliği'nin doçent kadrolarına atanmanın düzenlendiği 3. bölümünde yer alan "Atanma şartı" başlıklı 8. maddesinde; "(1) Doçent kadrolarına atanabilmek için, 2547 sayılı Kanun'un 24. maddesi uyarınca doçentlik unvanını almış bulunmak veya yurt dışında alınan doçentlik unvanının, 2547 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince Üniversitelerarası Kurul tarafından Türkiye’de geçerli sayılmış olması gereklidir." hükmü; "İlan ve başvuru" başlıklı 9. maddesinde; "(1) Bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsündeki açık bulunan doçent kadroları, Resmî Gazete’de ve üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünün internet ana sayfasında rektörlükçe ilan edilerek duyurulur. Bu ilanda adaylara on beş günden az olmamak üzere başvuru süresi tanınır ve son başvuru tarihi belirtilir. (2) Adaylar özgeçmişlerini, bilimsel çalışma ve yayınlarını kapsayan bir dosyayı dört nüsha olarak, ilanda belirtilen süre içerisinde rektörlüğe teslim eder." hükmü; "Atama süreci" başlıklı 11. maddesinde; "(1) Rektör, ilan edilen doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarının incelenmesi için en az biri başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere adayın başvurduğu bilim alanı ile ilgili olan üç profesörü, ilana son başvuru tarihinden itibaren on beş gün içinde, sözlü sınavın yapılması halinde ise sözlü sınavların bitiş tarihinden itibaren on beş gün içinde tespit eder. İlan edilen kadronun bulunduğu birimin bölüm başkanının profesör olması halinde, tespit edilecek üç profesörden birinin bölüm başkanı olması zorunludur. (2) Rektör, aday veya adayların özgeçmişlerini, bilimsel çalışma ve yayınlarını kapsayan dosyaları bu profesörlere göndererek kişisel raporlarını bir ay içinde bildirmelerini ister. Bu profesörler aday veya adaylar hakkında ayrı ayrı tercih ve görüşlerini rektöre bildirir. (3) Dosya inceleme sonuçlarının bir ay içinde gelmemesi halinde aynı usulle tespit edilen başka profesörlere dosyalar incelenmesi için gönderilir. (4) Rektör dosya inceleme sonuçlarına dayanarak, üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun gerekçeli görüşünü de aldıktan sonra atama hakkındaki kararını verir." hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdareler, kanunlarla kendilerine verilen görev, yetki ve sorumluluklar çerçevesinde, sundukları kamu hizmetinin ifasına yönelik olarak, kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için hizmet gerekleri doğrultusunda -ilgili kanununda bağlı yetki içinde bulunduğu belirtilmediği takdirde- birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatılmışlardır. Ancak; idareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği izahtan varestedir. Takdir yetkisinin yargısal denetimi, bu yetkinin hukuka, eşitlik ilkesine ve kamu yararına uygun olup olmadığı ile sınırlıdır. Bir başka deyişle; idarelerin işlem tesis ederken Anayasa ve yasalarla çizilen çerçeve içinde takdir hakkına sahip oldukları açık ise de, bu takdir hakkı, serbestçe ve keyfi şekilde kullanılanabilecek bir durumu ifade etmeyip, kamu yararı ve hizmet gerekleri açısından hukuka uygun olarak temellendirilmiş olgularla desteklenmelidir. Yukarıda yer alan hükümlerden de anlaşıldığı üzere; idarenin takdir yetkisi kapsamında ilan edilen herhangi bir kadroya başvuran ve jüri değerlendirmesi sonucunda ataması olumlu görülen adaylar arasından söz konusu kadro için en uygun adayın tercihi konusunda yasaların tanıdığı serbesti çerçevesinde tercihte bulunabileceği tartışmasız olup; uyuşmazlıkta, bu takdir yetkisinin öncelikle ilgili mevzuatta belirlenen sınırlar çerçevesinde, 2547 sayılı Kanun'un öngördüğü amaçlar doğrultusunda ve objektif kriterlere dayanılarak ve bu suretle takdir yetkisinin hukuka uygun olarak kullanılıp kullanılmadığının yargısal denetimine imkân verecek şekilde belirlenmesi gerekmektedir. İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde dava dosyasına sunulan 17/05/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle '' (...) SONUÇ: Balıkesir Üniversitesi, Necatibey Eğitim Fakültesi tarafından 25.07.2023 tarihli 32259 Sayılı Resmi Gazete'de Eğitim Bilimleri Bölümü için ilan edilen doçentlik kadrosuna başvuran adaylardan Dr. ...'ün atanmasına diğer aday Dr. ...'in itiraz etmesi üzerine ... her iki adayın başvurularının atamaya esas ölçütler açısından incelenerek, hangi adayın atanmasının uygun olacağı konusunda bilirkişi incelemesi yapılması isteği doğrultusunda gerekli inceleme yapılmış ve yukarıdaki değerlendirmeler doğrultusunda aşağıda belirtilen sonuca ulaşılmıştır. Bilirkişi heyeti gerekli incelemeyi yaparak raporunu oluşturmuş ve ulaştığı sonuçlar aşağıda yer almıştır. 1. Her iki adayın da doçentlik kadro ilanında belirtilen şartları taşıdığı, 2. Adayların lisansüstü öğrenim özellikleri incelendiğinde davalı ve kadroya atanan Dr. ...'ün doktora derecesinin ilan edilen Eğitim Programları ve Öğretim Alanı ile ilişkili olduğu ancak davacı Dr. ...'in doktorasının ise ilan edilen alanla ilişkili (Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri) olmadığı belirlenmiştir. Bu durum ilan edilen kadroya başvurmak için bir sakınca olmamakla birlikte, atanma sonrası özellikle lisansüstü düzeyde ders verme ve danışmanlık yürütme açısından dikkate alınması gereken bir husustur. Nitekim YÖK'ün almış olduğu kararlar gereği bir lisansüstü alanda danışmanlık yapabilmek ve ders vermek ve için öğretim üyesinin doktorasının veya doçentliğinin ilgili anabilim dalından olması gereklidir: Bu açıdan Davacı Dr. ...'in durumunun atanmaya uygun olmadığı, 3. Adayların puanları incelendiğinde atanmayan ve davacı olan Dr. ...'in puanlarının daha yüksek olduğu ancak yayınlarının neredeyse tamamının Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri alanı ile ilişkili olduğu, oysa atanan ve davalı olan Dr. ...'ün de yayınları içerisinde Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri alanı ile ilişkili yayınlar da olmakla birlikte kadro ilanının verildiği Eğitim Programları ve Öğretim Alanı ile doğrudan ilişkili yayınları olduğu, 4. Adayların verdikleri dersler incelendiğinde davacı Dr....'in verdiği tüm derslerin kadro ilanı verilen alan ile ilişkili olmadığı, oysa davalı ve kadroya atanan Dr. ...'ün verdiği dersler arasında kadro ilanı verilen Eğitim Programları ve Öğretim alanı ile doğrudan ilişkili derslerin yer aldığı, dikkate alındığında Balıkesir Üniversitesi tarafından 25/07/2023 tarihli 32259 sayılı Resmi Gazete de ilan edilen Balıkesir Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim Dalı Doçent kadrosuna Doç. Dr. ...'ün atanmış olmasının kamu yararı ve hizmet gerekleri yönünden uygun olduğu değerlendirilmektedir." şeklinde bilimsel görüş ve kanaate yer verilmiştir. Uyuşmazlıkta; jüri üyelerinden Prof. Dr. ...'ın 09/10/2023 tarihli raporunda diğer adayın toplam puanının 7.741,017; davacının toplam puanının ise 30.716,41 olarak yer aldığı ve anılan kadroya davacının atanmasının uygun olacağı yönünde görüş beyan edildiği, ayrıca bilirkişi raporunda da davacının diğer adaya göre puan üstünlüğü olduğu hususunun kabul edildiği görülmekle birlikte; bilirkişi raporunda yer verilen "..davacı olan Dr. ...'in puanlarının daha yüksek olduğu ancak yayınlarının neredeyse tamamının Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri alanı ile ilişkili olduğu, oysa atanan ve davalı yanında müdahil olan Dr. ...'ün de yayınları içerisinde Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri alanı ile ilişkili yayınlar da olmakla birlikte kadro ilanının verildiği Eğitim Programları ve Öğretim Alanı ile doğrudan ilişkili yayınları olduğu" tespiti de dikkate alınarak davacının puan üstünlüğünün ilan edilen alana ilişkin bilimsel yayınlarının fazlalığından kaynaklanmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda; atanan kişi hakkındaki iki olumlu jüri raporu ve İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda yer verilen atanan kişinin bilimsel ve akademik yeterliliğine ilişkin tespitler dikkate alındığında davacının anılan kadroya atanmasının uygun görülmemesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, davanın reddi yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 31/12/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY : (X)- İdareler, kanunlarla kendilerine verilen görev, yetki ve sorumluluklar çerçevesinde, sundukları kamu hizmetinin ifasına yönelik olarak, kamu hizmetinin etkili ve verimli bir biçimde yürütülmesi, kamu yararının daha somut bir biçimde ortaya konulması için hizmet gerekleri doğrultusunda -ilgili kanununda bağlı yetki içinde bulunduğu belirtilmediği takdirde- birden çok seçenekten birisini tercihte takdir yetkisiyle donatılmışlardır. Ancak; idareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği izahtan varestedir. Takdir yetkisinin yargısal denetimi, bu yetkinin hukuka, eşitlik ilkesine ve kamu yararına uygun olup olmadığı ile sınırlıdır. Uyuşmazlıkta; anılan kadro ilanına davacı ve müdahil ... olmak üzere iki kişinin başvuru yaptığı, yapılan ön değerlendirme sonrasında davacı ile birlikte koşulları sağlayan diğer adaya ait dosyaların değerlendirilmek üzere bilim jürilerine gönderildiği ve jüri üyelerinin ikisinin diğer aday, bir jüri üyesinin ise davacı hakkında olumlu rapor verdiği, Balıkesir Üniversitesi Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile diğer adayın atanmasının uygun görülmesi üzerine ...'ün Rektör Oluru ile anılan kadroya atandığı anlaşılmıştır. Dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesi neticesinde; anılan kadroya atanma konusunda bilimsel ve akademik anlamda yeterliliği olan kişiler arasından hangi adayın tercih edileceği konusunda davalı idarenin takdir yetkisinin olduğu ve somut uyuşmazlıkta davalı idarece takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gerekleri gözetilerek kullanıldığı sonucuna varıldığından davacının atanmamasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla; davanın reddi yönündeki Mahkeme kararına yönelik istinaf isteminin kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında bu gerekçeyle hukuki isabet bulunmadığından gerekçe yönünden Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyorum.
KARŞI OY : (XX)-
I-DAVANIN KONUSU: Dava ,doçentlik kadrosuna atanmak için başvuran davacının jüri tarafından puanının bariz şekilde üstün olduğu tespit edilmesine rağmen, düşük puanlı diğer adayın atanmasına ilişkindir.
II-HUKUKİ OLAY:
A-ANAYASAL İLKELER İdari davalar; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile pozitif norma uygunluk denetimi yapılmak suretiyle çözümlenmekte iken, bireysel başvuru yolunun getirilmesi üzerine Anayasa Mahkemesince bu davalar anayasal ilkeler kullanılmak suretiyle çözümlenmiştir. Böyle olunca da derece Mahkemelerinde ve Danıştay'da pozitif norm esas alınarak verilen kararların, Anayasa Mahkemesince anayasal ilkeler kullanılarak kaldırıldığı görülmektedir. Hak eksenli hukuk anlayışının gelişmesi sebebiyle anayasal ilkelerin idari davalarının çözümünde de kullanılması zorunlu hale gelmiştir.
Kanunilik ilkesi: 2709 sayılı Anayasa'nın 13.maddesinde; "İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir" hükmü yer almaktadır. Bu maddeden doğan kanunilik ilkesi, sadece idarenin kanun ile kurulması anlamıyla sınırlı olmayıp, bunun yanında idarenin görev ve yetkilerinin kanunla belirlenmesi, bu yetkileri kullanırken uyacağı kuralların Kanuna uygun olarak düzenleyici işlemler ile belirlenmesi, idarenin tesis etmiş olduğu işlemlerin kanun ve buna bağlı çıkarılan düzenleyici işlemlere uygun bulunması anlamını da içermektedir.
Hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesi: Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin ön koşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki güvenlik ilkesi hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir." (AYM'nin 28/12/2017 tarih ve E.2016/150, K.2017/179 sayılı kararı)
"Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temel ilkelerinden biri “belirlilik ilkesi”dir. Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olması ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. (AYM'nin 27/02/2014 tarih ve E.2012/87, K.2014/41 sayılı kararı) "Ancak gelişen koşul ve durumlara göre sık sık değişik önlemler alma, bunları kaldırma ve süratli biçimde hareket etme zorunluluğunun bulunduğu alanlarda, yasama organının temel kuralları saptamasından sonra, çerçevesi çizilmiş ve değişen koşullar karşısında farklılık gösterebilecek ve bu sebeple dinamik bir mevzuatla yönetilmesi gereken alanda yürütme organının düzenleme yapması, hukuk devletinin belirlilik ilkesine aykırı değildir" (AYM'nin 29/12/2011 tarih ve E.2010/80, K.2011/178 sayılı kararı) "Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup bireyin, kanundan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini verdiğini bilmesidir." (AYM'nin 01/03/2012 tarih ve E.2011/59, K.2012/34sayılı kararı) "Hukuk devletinin temel unsurlarından biri de belirlilik ilkesidir. Bu ilkeye göre yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesi gerekir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup kişinin kanundan belirli bir kesinlik içinde hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini verdiğini bilmesini zorunlu kılmaktadır. Kişi ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlayabilir. Hukuki güvenlik ilkesi bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. (AYM'nin 07/05/2025 tarih ve E.2024/151, K.20125/107 sayılı kararı) "Belirlilik" ilkesi yalnızca yasal belirliliği değil, daha geniş anlamda hukuki belirliliği ifade etmektedir. Erişilebilir, bilinebilir ve öngörülebilir gibi niteliksel gereklilikleri karşılaması koşuluyla yasalar, mahkeme içtihatları ve yürütmenin düzenleyici işlemleri ile de hukuki belirlilik sağlanabilir. Aslolan muhtemel muhataplarının mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini öngörmelerini mümkün kılacak bir normun varlığıdır (AYM, E.2009/9, K.2011/103, K.T. 16/6/2011).
BU ANAYASAL İLKELER İLE BEKLENİLEN AMAÇ: Kanunilik, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri ile, idari işlemlerin tesis edilme süreci açık, net , belirli olacak şekilde düzenlenmek suretiyle, kamu otoritelerinin takdir hakkının keyfi olarak kullanılmasının önlenmesi amaçlanmıştır. Bu sürecin nesnel ölçütlerle işletilmesi halinde, hukuki güvenlik ilkesi gerçekleşecektir.
B-İLGİLİ KANUNİ DÜZENLEMELER 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun "Doçentlik ve atama" başlıklı 24. maddesinin (e) bendinde, "Doçentlik unvanına sahip olanlar yükseköğretim kurumları tarafından ilan edilen doçent kadrolarına başvurur. Doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarını incelemek üzere rektör tarafından, varsa biri ilgili birim yöneticisi, en az biri de o üniversite dışından olmak üzere üç profesör tespit edilir. Bu profesörler her aday için ayrı ayrı olmak üzere birer rapor yazarlar ve kadroya atanacak birden fazla aday varsa tercihlerini bildirirler. Üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun bu raporları göz önünde tutarak alacağı karar üzerine, rektör atamayı yapar." hükmüne yer verilmiştir. 12/6/2018 tarih ve 30449 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Öğretim Üyeliğine Yükseltilme Ve Atanma Yönetmeliği'nin doçent kadrolarına atanmanın düzenlendiği 3. bölümünde yer alan "Atanma şartı" başlıklı 8. maddesinde; "(1) Doçent kadrolarına atanabilmek için, 2547 sayılı Kanun'un 24. maddesi uyarınca doçentlik unvanını almış bulunmak veya yurt dışında alınan doçentlik unvanının, 2547 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince Üniversitelerarası Kurul tarafından Türkiye’de geçerli sayılmış olması gereklidir." hükmü; "İlan ve başvuru" başlıklı 9. maddesinde; "(1) Bir üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsündeki açık bulunan doçent kadroları, Resmî Gazete’de ve üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünün internet ana sayfasında rektörlükçe ilan edilerek duyurulur. Bu ilanda adaylara on beş günden az olmamak üzere başvuru süresi tanınır ve son başvuru tarihi belirtilir. (2) Adaylar özgeçmişlerini, bilimsel çalışma ve yayınlarını kapsayan bir dosyayı dört nüsha olarak, ilanda belirtilen süre içerisinde rektörlüğe teslim eder." hükmü; "Atama süreci" başlıklı 11. maddesinde; "(1) Rektör, ilan edilen doçent kadrosuna başvuran adayların durumlarının incelenmesi için en az biri başka üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsünden olmak üzere adayın başvurduğu bilim alanı ile ilgili olan üç profesörü, ilana son başvuru tarihinden itibaren on beş gün içinde, sözlü sınavın yapılması halinde ise sözlü sınavların bitiş tarihinden itibaren on beş gün içinde tespit eder. İlan edilen kadronun bulunduğu birimin bölüm başkanının profesör olması halinde, tespit edilecek üç profesörden birinin bölüm başkanı olması zorunludur. (2) Rektör, aday veya adayların özgeçmişlerini, bilimsel çalışma ve yayınlarını kapsayan dosyaları bu profesörlere göndererek kişisel raporlarını bir ay içinde bildirmelerini ister. Bu profesörler aday veya adaylar hakkında ayrı ayrı tercih ve görüşlerini rektöre bildirir. (3) Dosya inceleme sonuçlarının bir ay içinde gelmemesi halinde aynı usulle tespit edilen başka profesörlere dosyalar incelenmesi için gönderilir. (4) Rektör dosya inceleme sonuçlarına dayanarak, üniversite veya yüksek teknoloji enstitüsü yönetim kurulunun gerekçeli görüşünü de aldıktan sonra atama hakkındaki kararını verir." hükmü yer almaktadır. Balıkesir Üniversitesi Öğretim Üyesi Kadrolarına Başvuru, Yükseltilme, Atanma/Yeniden Atanma Kriterleri'nin 7.maddesinin 2. Fıkrasında Doçentlik kadrosuna atanma koşulları düzenlenmiş, (b) bendinin 2. Kısmında; " Adayın, doktora sonrası için Balıkesir Üniversitesi Öğretim Üyesi Kadrolarına Başvuru ve Atanma/Yeniden Atanma Puanlama Tablosundan; 2) Sosyal Bilimler ve Güzel Sanatlar Temel Alanında; 1, 2 ve 3. maddeler (3. maddeden en fazla 10 puan, Filoloji, Hukuk ve İlahiyat alanlarında en fazla 20 puan alınabilir) kapsamında en az 40 puan almış olmak şartıyla toplamda 100 puan almış olması gerekir." hükmüne yer verilmiş, kriterlerin ekinde ise adayların puanlamasında kullanılacak kriterler; 1-Uluslararası Makale 2 -Ulusal Makale 3 -Kitap 4-Atıf 5-Lisansüstü Tez Danışmanlığı 6- Bilimsel Araştırma Projesi 7 -Bilimsel Toplantı 8- Eğitim-Öğretim 9 Patent/Faydalı Model 10- Ödül 11-Editörlük 12- Diğer " olarak sayılmış, ayrıca belirtilen her birim kriter açısından puanlama yaparken nelerin esas alınacağı ayrıntılı tablolar şeklinde düzenlenmiş bulunmaktadır.
III-HUKUKİ OLAYIN DEĞERLENDİRİLMESİ: Üniversiteler, Anayasa’nın 130. maddesinde bilimsel çalışmaların yapıldığı ve bilimin öğretildiği kurumlar olarak nitelendirilmiş ve bilimsel özerkliğe sahip kılınmıştır. Kanunilik ilkesine uygun olarak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile yükseköğretimle ilgili amaç ve ilkeler, yükseköğretim kurumlarının ve üst kuruluşlarının teşkilatlanması, işleyiş, görev, yetki ve sorumlulukları ile eğitim - öğretim, araştırma, yayım, öğretim elemanları, öğrenciler ve diğer personel ile ilgili esasları bir bütünlük içinde düzenlemiştir. Ayrıca hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri uyarınca öğretim üyeliğine atanma koşulları ve adayların bilimsel çalışmalarının puanlaması ve puanlamada göz önünde tutulacak kriterler, ilgili Yönetmelik ve Esaslar ile açık, net, anlaşılır , ölçülebilir ve öngörülebilir şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesinin yukarıda alıntısı yapılan kararlarında yer aldığı üzere, kanunilik ilkesi ile idarenin görev ve yetkilerinin ayrıntılı şekilde düzenlenmesi, bu düzenlemelerin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesi ile de açık, net, anlaşılır ve öngörülebilir olmasının amacı, kamu otoritelerinin keyfi davranmasının önüne geçilmesidir. İlan aşamasından atama yapılıncaya kadar geçen süreçte, kamu otoritelerinin tercih ve takdirini etkileyecek pek çok unsur bulunmaktadır. Her bir kamu otoritesinin, takdir ve tercih hakkını kullanırken, kendi düşünce ve anlayışına göre bu unsurlardan bazılarını öncelik sebebi sayacağı, bazılarına ise hiç değer atfetmeyeceği, bunun ise keyfiliğe ve güvensizliği neden olacağı açıktır. Bu unsurların Öğretim Üyeliğine Yükseltilme ve Atama Kriterleri ile düzenlenmesinin sebebi, keyfiliğin önlenmesi ve konunun objektif olarak ele alınmasının sağlanmasıdır. Balıkesir Üniversitesi Öğretim Üyesi Atama Kriterleri ve eki puanlama cetvellerinin ayrıntılı olarak düzenlenmiş olması, jürilerin puanlama yaparken keyfi davranmalarının önüne geçmek amacını taşımaktadır. Adaylar, önceden belli olan ilkeler ve kriterlere göre kendilerini ayarlamakta ve başvurularını yapmakta, idarelere bu ilkeleri uygulayacağı konusunda güven duymaktadır. Hukuki güvenlik ilkesinin gereği ve sonucu da budur.
IV- MADDİ OLAY: Dosyasının incelenmesinden; 25/07/2023 tarih ve 32259 sayılı Resmi Gazete'de Balıkesir Üniversitesi, Necatibey Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim Dalı'nda çalıştırılmak üzere doçentlik kadrosunun ilan edildiği, anılan kadroya başvurabilmek için "eğitim programları ve öğretim alanında doktorasını yapmış ve doçentliğini almış olmak" şartının belirlendiği, davacının da söz konusu kadroya başvurduğu, davacının ve diğer başvuran adayın bilimsel değerlendirmeleri yapıldıktan sonra davacının ilan edilen doçentlik kadrosuna davacının değil de iş bu davaya müdahil E.Y.'nin atanması üzerine de görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bununla birlikte jüri raporlarında diğer adayın toplam puanının 7.741,017; davacının toplam puanının ise 30.716,41 olarak yer aldığı ve anılan kadroya davacının atanmasının uygun olacağı yönünde görüş beyan edildiği, ayrıca mahkemece yaptırılan bilirkişi raporunda da davacının diğer adaya göre puan üstünlüğü olduğu hususunun kabul edildiği görülmekle birlikte; bilirkişi raporunda yer verilen "..davacı olan Dr. ...'in puanlarının daha yüksek olduğu ancak yayınlarının neredeyse tamamının Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri alanı ile ilişkili olduğu, oysa atanan ve davalı yanında müdahil olan Dr. ...'ün de yayınları içerisinde Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri alanı ile ilişkili yayınlar da olmakla birlikte kadro ilanının verildiği Eğitim Programları ve Öğretim Alanı ile doğrudan ilişkili yayınları olduğu" tespiti de dikkate alınarak davacının puan üstünlüğünün ilan edilen alana ilişkin bilimsel yayınlarının fazlalığından kaynaklanmadığının belirtildiği görülmektedir. Bir başka anlatımla tercih ve takdir yetkisini, sadece ek koşul oluşturmuştur.
V- UYUŞMAZLIĞIN DÜĞÜMLENDİĞİ YER Uyuşmazlık, ek koşul yönüyle eşit olunması ve puanlama aşamasına geçilince de adaylar arasında bariz puan farkı (müdahilin puanı 7.741,017; davacının puanı 30.716,41) çıkması halinde, sadece ek koşula dayalı olarak takdir yetkisinin kullanılıp kullanılamayacağı, diğer bir anlatımla objektif ölçütlere göre belirlenen puanın ihlal edilip edilemeyeceği konusunda düğümlenmektedir.
VI- DEĞERLENDİRME: Anayasal ilkeler olan kanunilik, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri uyarınca öğretim üyelerinin atanması yöntemi, adaylarının bilimsel çalışmalarının puanlanmasında aranılacak kriterler açık, net, belirli ve öngörülebilir şekilde düzenlenmiştir. Atama ilkelerinin bu derece ayrıntılı düzenlenmesinin sebebi jüri üyelerinin ve atama amirinin keyfi davranmasının önüne geçilmesidir. Nesnel, açık, belirli ve öngörülebilir kriterler esas alınarak yapılan değerlendirme sonucunda davacı 30.716,41 puan almış, müdahil ise 7.741,017 puan almıştır. Buna göre nesnel ölçütlere göre davacının bariz puan üstünlüğünün bulunduğu hem jüri üyelerince hem de Mahkemece yaptırılan bilirkişilerce kabul edilmiştir. Bariz puan üstünlüğü bulunmasına rağmen davacının tercih edilmemesinin sebebi olarak, müdahilin puanlamaya esas alınan çalışmalarının ek koşula ilişkin olması gösterilmiştir. Ek koşul, ilanda yer alan zorunlu koşullardan olup, bu koşulu davacı da taşımaktadır. Davacı ek koşulu taşımasa, zaten puanlama aşamasına geçilmeden asgari şartların yokluğundan dolayı başvurusu reddedilecek idi. Ek koşul incelemesi ve puanlama aşaması geçildikten sonra, tercih ve takdir kullanımında esas alınacak ilke, puan üstünlüğüdür. Tercih ve takdir yetkisi konusuna gelince; adayların çalışmaları değerlendirilirken gerek jüri üyelerince gerekse atamayı yapan rektör tarafından tercihte bulunulması konusunda takdir hakkının bulunduğu kabul edilmelidir. Ancak takdir hakkı, keyfi olarak kullanılmamalıdır. Bu konuda Dairemiz içtihadı, adaylar arasında puan farkının birbirine yakın olması halinde takdir hakkının kullanılmasına hukuken itibar edilebileceğine ilişkindir. (Danıştay 8.Dairesinin 28/04/2021 tarih ve E.2020/5406, K.2021/2550) Gelinen noktada; takdir hakkının kullanılabilmesi için aday puanları arasında yakınlık bulunması gerektiği, olayda ise puanlar arasında bir eşitlik yada yakınlık bulunmadığı, aksine bariz puan üstünlüğünün bulunduğu görülmektedir. Bariz puan farkı oluştuktan sonra, idareler sınırlı olarak takdir hakkı kullanabilirler. Adayların nesnel ölçütlere göre yarıştırılmasının sebebi, bilimsel olarak yapılan çalışmanın puan olarak değerlendirilmesidir. Puan üstünlüğü bariz bir şekilde ortaya çıktıktan sonra, tercih ve takdir hakkının puan üstünlüğüne rağmen kullanılması, puanlama ile hedeflenen amacı zedeler ve puanlama yönteminin tamamen ortadan kaldırılmasına sebep olur. Ek koşulun tercih ve takdir sebebi olmasında hizmet gereği ve kamu yararı bulunduğu iddiasına gelince; Ek koşulun ilana konulmasının sebebi, hizmet gereği ve kamu yararının sağlanması içindir. Bu sebeple ek koşul, başvuru yapabilmek için aranılan zorunlu koşuldur. Davacı da bu koşulu sağlamaktadır. Yani davacı da hizmet gerekleri ve kamu yararına uygundur. Bu koşulu sağladığı için davacı diğer adayla birlikte puanlama aşamasına geçmiştir. Puanlama aşamasına geçilmesinin sebebi, ek koşulu taşıyan yani kamu yararı ve hizmetleri şartına sağlayan adayların bilimsel çalışmalarının yarıştırılmasıdır. Bu yol izlenirken puanlama kriterleri en ince ayrıntısına kadar önceden belirlenmiştir ki, jüri üyelerince değerlendirme yapılırken keyfilikten kaçınılsın. Puanlama yapıldıktan ve bariz puan farkı ortaya çıktıktan sonra, tekrar ek koşula dönülerek ek koşulun takdir ve tercih sebebi yapılması, puanlama aşamasını "prosedür gereği" veya usulen yapılan "gereksiz" bir konuma indirger. Böyle bir durumda, kadro açılarak kişiyi tarif eder şekilde ek koşul getirildiği, ek koşulu sağlayan başkaca adayların bulunması karşısında, puanlama aşamasına geçilmek zorunda kalındığı, bariz puan farkı oluşunca da ek koşulun tercih sebebi yapıldığı söylenebilir ki, bu da sürecin objektif ve nesnel ölçütlerle yürütülmediği sonucunu doğurur. Bir başka anlatımla bu süreçte işletilen tek objektif ve nesnel ölçült olan puanlama kriterleri tamamen değerlendirme dışı bırakılmıştır.
VII-GEREKÇE 2547 sayılı Yasada, Öğretim Üyelerinin Atanması ve Yükseltilmesi Yönetmeliğinde ve ilgili Atama Kriterlerinde, doçentlik kadrosuna adayların atanmasına ilişkin kurallar ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Kadro ilanı ile atama onayı arasında geçen süreci düzenleyen bu kurallar ile, sürecin açık, net, öngörülebilir şekilde gerçekleşmesi amaçlanmıştır. Anayasa Mahkemesi kararlarında yer aldığı üzere, bu kuralların düzenleniş amacı kamu otoritelerinin keyfi davranmasının önlenmesidir. Bu kurallar ve kriterler kapsamında nesnel ölçütlere göre davacının bariz puan üstünlüğünün bulunduğu ihtilafsızdır. Bariz puan üstünlüğü tespit edilmiş iken, idarenin takdir hakkı kullanarak puanı düşük olan adayı tercih etmesi, puanlamada kullanılan nesnel ölçütlerin değerlendirme dışında tutulması sonucunu doğurur. Dairemizin istikrar kazanmış içtihadı, adayların puanlarının birbirine yakın olması halinde idarenin takdir hakkı bulunduğuna ilişkindir. Olayda bariz puan farkı oluştuğuna göre, takdir hakkı kullanılacak alan kısıtlanmıştır. Bu itibarla, ek koşulu sağlaması yönüyle kamu yararı ve hizmet gerekleri koşulununun sağlama açısından eşit olan adaylar arasında, nesnel ölçütler esas alınarak yapılan değerlendirme sonucunda davacının bariz puan farkı ortaya çıkmış iken, puan üstünlüğünü yok sayan ve davacının puanı ile kıyaslanamayacak derecede düşük olan puana öncelik tanıyan takdir hakkının, puanlama müessesesinin amacını, değerini ve kıymetini tamamen ortadan kaldırması sebebiyle objektif olarak kullanılmadığı, kısaca takdir yetkisinin keyfi olarak kullanıldığı sonucuna varıldığından, hukuki güvenlik, belirlilik ve kanunilik ilkelerinden beklenilen amacın ihlal edilmesi sebebiyle dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamıştır.
VIII-SONUÇ Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkün olup, temyizen incelenen karar sonuç itibarı ile usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen temyiz nedenleri anılan kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda yer alan gerekçe ile onanması gerektiği görüşü ile aksi yöndeki Dairemiz çoğunluk kararına katılmıyorum.