Danıştay · 8. Daire
Danıştay 8. Daire 2023/4251 E. 2026/778 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 8. Daire
- Esas No
- 2023/4251
- Karar No
- 2026/778
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/4251 Karar No : 2026/778
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İnşaat Tic. A.Ş. VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Bitlis ili, Adilcevaz ilçesi sınırları dahilinde ... sayılı II-(a) grubu işletme ruhsat sahibi olan davacı şirket tarafından, hakkında ruhsat olmadan 530.052,11 ton üretimin beyan edilmediğinin heyet tarafından tespit edildiğinden 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 12/4. maddesi uyarınca 848.083,40-TL idari para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünce tesis edilen ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ruhsat sahası içerisinde 2014 yılından, ruhsatın iptal edildiğinin davacı şirkete bildirildiği 10/01/2018 tarihine kadar üretimin yapıldığı, davalı idare tarafından 03/12/2020 tarihinde yapılan denetim sırasında, sahada bilimsel verilen kullanılmak suretiyle yapılan ölçüm neticesinde, ruhsat sahasında toplam 765.881,27 ton malzeme çıkartıldığının tespit edildiği ve davacı şirket tarafından ruhsat süresi içerisinde 2014 yılında 130.500,00 ton, 2015 yılında 31.014,45 ton ve 2016 yılında 50.000,00 ton olmak üzere toplam 221.514,45 ton üretim ve satış yapıldığının beyan edildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, ruhsat sahası içerisinde toplamda üretim ve satışı beyan edilmeyen 554.367,27 ton üretimin yapıldığı, bunun da 3213 sayılı Kanunu'nun 12'nci maddesinin 4'üncü fıkrası uyarınca idari para cezasını gerektiğinin açık olduğu, ancak, davalı idare tarafından 2014 yılında işletmeye başlanılan ruhsat sahası içerisinde, üretimin devam ettiği 2014, 2015, 2016 ve 2017 yılları itibarıyla hiçbir denetim faaliyetini yerine getirmediği, davacının 2014, 2015 ve 2016 yılları itibarıyla bildirdiği üretim ve satış miktarlarının gerçek miktarları yansıtıp yansıtmadığı yönünde bir inceleme ve araştırma yapmaksızın, anılan üretim ve satışı beyan edilmeyen 554.367,27 ton üretimin hangi yıl/yıllar itibarıyla çıkarıldığı yönünde araştırma ve incelemelerde bulunulmaksızın, belirlenen kaçak üretim ve satışın 2017 yılında yapıldığı varsayımıyla, anılan kaçak üretim miktarına 2017 yılı ocak başı satış fiyatları (8,00-TL) uygulanmak suretiyle yapılan hesaplama sonucunda tespit edilen dava konusu idari para cezası tahakkuk ettirilmiş ise de, anılan 554.367,27 ton üretimin ne zaman yapıldığı konusunun davalı idare tarafından ortaya konulamaması nedeniyle bu üretimin ne zaman yapıldığı ve hangi yıl fiyat listesinin uygulanması gerektiği konusunun davacı şirket lehine yorumlanmak suretiyle, 2014 yılı ocak başı satış fiyatları esas alınmak suretiyle dava konusu idari para cezasının hesaplanması gerekmekte iken belirlenen kaçak üretim ve satışın 2017 yılında yapıldığı varsayımıyla, anılan kaçak üretim miktarına 2017 yılı ocak başı satış fiyatları uygulanmak suretiyle yapılan hesaplama sonucunda tespit edilen dava konusu idari para cezasının tahakkuk ettirilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, maden hukukunda beyana güvenin esas olduğu, faaliyetlerin uygunluğunun sahada yapılan denetimlerle tespit edilebildiği, yapılan incelemede davacının son olarak 2017 yılında faaliyette bulunabileceği öngörüldüğünden davacının üretiminin 2017 yılında olduğunun kabul edildiği, ve idari para cezasının 2017 yılı ocakbaşı satış fiyatı esas alınarak düzenlendiği, 2017 yılı işletme faaliyet raporunun nin beyan edilmediği, işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından, beyan edilmeyen üretimin söz konusu olmadığı, davalı idare heyetince şirketin mali kayıtları incelenmeden ruhsatın iptalinden yaklaşık 45 ay sonra yapılan incelemeye göre 2017 yılında 530.052,11 ton kalker üretim ve sevkiyatının bildirilmemesi gibi bir yanılgıya düşüldüğü, işletme ruhsatının 21/02/2017 tarihinde iptal edildiği, davalı idarece hesaplanan 530.052,11 ton kalkerinde bu tarih aralığında üretilmesinin teknik olarak imkansız olduğu, davalı idarece yayımlanan ocak başı satışlarına ilişkin listede Bitlis ilinin 2017 yılı tüvenan kalker ocak başı fiyatı 4,50-TL olarak ilan edilmesine rağmen hesaplamalarda 8,00-TL alınması dava konusu işlemdeki hesaplamanın gerçeğe uygun olmadığını ortaya koyduğu, davalı idare heyetince verimin %90 olarak işletme projesinde beyan edildiği belirtilmiş ise de işletme projesinin davalı idareden istenmesi halinde projedeki verimin %80 olarak projelendirilmiş olacağının görüleceği ancak işletme faaliyetinde %65 civarında verimin gerçekleştiği, sahadan çıkan malzemenin yoğunluk tayini sahadan alınacak numunelerin analiz sonuçlarına göre tayin edilmeden 2,7 yoğunluk değeri esas alınmasının hatalı olduğu, tesis edilen idari para cezasının toptancı bir anlayışla tüm eksik beyanların 2019 yılında yapıldığı varsayımıyla hesaplanmasının hatalı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Dosyanın incelenmesinden; ruhsat sahasında 03/12/2020 tarihinde yapılan denetim sırasında sahada yapılan ölçüm neticesinde, ruhsat sahasında toplam 765.881,27 ton kazı yapıldığı, 2014 yılında 130.500,00 ton, 2015 yılında 31.014,45 ton ve 2016 yılında 50.000,00 ton olmak üzere toplam 221.514,45 ton satışın beyan edildiği, ruhsatın iptal edildiği yıl olan 2017 yılında beyanda bulunulmadığı ve işletme faaliyeti içerisinde davacı şirket tarafından beyan edilmeyen 554.367,27 ton üretim ve satış yapıldığının tespit edilmesi üzerine, üretimin yapılıp da beyanda bulunulmayan 2017 yılı ocak başı satış fiyatı (8,00-TL) esas alınmak suretiyle dava konusu idari para cezası tahakkuk ettirildiği görülmüştür. Hacim hesabına yönelik olarak; dosyada mevcut olan imalat planları ve haritaları, teknik raporlar ile diğer bilgi ve belgelerden yararlanılması suretiyle boşaltılan hacmin hesaplanması, söz konusu hacim hesaplaması yapılırken Devlet hakkının doğru şekilde hesaplanabilmesi için hacim hesabının her bir yıl için ayrı ayrı yapılması gerekmektedir. Toplam hacmin bulunması üzerine, davacının önceki yıllara ait yıllık üretim miktarları ve pasa hacimleri dikkate alınarak orantılama yapılmak suretiyle bu hesabın yapılabileceği değerlendirilmektedir. Ocak verimine ilişkin; olarak davacının işletme projesinde %80 olarak beyan edilmesine karşın dava konusu işlemde %90 olarak belirlenmiştir. Oysa ki sahada üretilen kalker ocağının verim hesabının yapılmasında, satış bilgi formları, işletme faaliyet raporları, davalı idarelerce sahada yapılan denetimler sonucunda düzenlenen mahallinde tetkik raporları, davacı tarafından sunulan işletme projesinde beyan edilen verim miktarı birlikte ele alınarak tespiti yapılmalıdır. Maden Kanunu ve kanunun uygulanmasına yönelik çıkartılan yönetmelik hükümleri uyarınca davalı idarenin dayanaklarını ortaya koymak suretiyle asgari emsal fiyat tespiti yapma konusunda yetkili olduğunda kuşku bulunmamaktadır. Bu bakımdan idarece dava konusu ceza miktarı hesaplanırken ilgili yıl için ilan edilen ocakbaşı satış fiyatı dikkate alınarak hesaplama yapılacağı açıktır. Uyuşmazlıkta davalı idarece davacının maden sahasında geçmiş yıllarda denetim yapılmadığının beyan edildiği, dolayısıyla ruhsat iptalinden sonra yapılan denetimde kaçak üretim nedeniyle dava konusu işlem tesis edilmiş ise de; davacının 2014, 2015 ve 2016 yılları itibarıyla bildirdiği üretim ve satış miktarlarının gerçek miktarları yansıtıp yansıtmadığı yönünde bir inceleme ve araştırma yapmaksızın, anılan üretim ve satışı beyan edilmeyen 554.367,27 ton üretimin hangi yıl/yıllar itibarıyla çıkarıldığı yönünde araştırma ve incelemelerde bulunulmadığı açıktır. Kaldı ki 12/08/2011 yılında imzalanan 2018 yılına kadar süreli rödovans sözleşmesi imzalandığı görülmüş olup, uyuşmazlık konusu kaçak üretim fiilini gerçekleştiren kişinin davacı mı yoksa rödovansçı mı olduğunun açıkça ortaya konulması gerekmektedir. Devlet hakkına ilişkin ocak başı satış fiyatının, ait olduğu her bir yıl için ayrı ayrı tespit edilerek uygulanması gerekmektedir. Ruhsat sahasından boşaltılan hacmin hesaplanmasına yönelik yukarıda yer verilen açıklamalara göre, her bir yıl için ayrı hesaplama yapılacağından idari para cezasının hesaplanmasında dikkate alınan Devlet hakkının da yıllara göre ocak başı satış fiyatı dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerektiği tabiidir. Bu durumda; yukarıda yer alan açıklamalar uyarınca da hukuka uygun bulunmayan dava konusu işlemin iptaline dair Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmemiştir. Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen açıklamayla ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine, 4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak, 12/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.