Danıştay · 8. Daire

Danıştay 8. Daire 2023/208 E. 2026/988 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2023/208
Karar No
2026/988
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/208 Karar No : 2026/988

TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNANLAR: 1- (Davalı) ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...

2- (Davacı) ... Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin tarih ... ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: 5809 Sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu kapsamında yetkilendirilmiş olan davacı şirket tarafından, Edirne Belediye Başkanlığı’nın 07/03/2019 tarihli 2019/37 sayılı Meclis Kararı gereğince Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Yönergenin, 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "Özel mülkiyete tabi arsa ve binalarda, fenni mesuliyet üstlenilmek ve Kanunun cezai hükümleri saklı kalmak, 634 sayılı Kanuna göre kat maliklerinin muvafakati alınmak, statik proje müellifince hazırlanacak rapor ilgili idaresine sunulmak, bina estetiğini, görünümünü ve silüeti olumsuz etkilememek ve bina cephelerine 3.00 metreden fazla yaklaşmamak, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun uygun görüşü alınmak kaydıyla ruhsat alınmadan elektronik haberleşme istasyonu kurulabilir. Bina cephelerinde bu fıkrada aranan şartlara ilave olarak, sadece anten ve anten aparatları monte edilmek, cepheye bitişik olmak, dış cephe kaplamasıyla benzer görünümde olmak ve anten boyları 1,55 metreyi geçmemek şartları da aranır. Fenni mesuliyet üstlenilmek ve Kanunun cezai hükümleri saklı kalmak kaydıyla, sabit elektronik haberleşme altyapısında kullanılan; saha dolabı, varlık noktası (Pop noktası), menhol, ankesörlü telefon ve bina içi anahtarlama ekipmanları, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni alınmadan kurulabilir." ibaresinin, 4. fıkrasında yer alan "EHİ'nin kurulabilmesi için, elektronik haberleşme hizmetinin gerekleri dikkate alınarak yer seçim belgesinin Edirne Belediye Başkanlığınca düzenlenmiş olması, yatayda ve düşeyde gerekli ve yeterli koruma mesafesinin bırakılması, koruyucu tedbirlerin alınması, tasarımının kent ve yapı estetiği ile uyumlu olması, Elektronik Haberleşme Cihazlarına Güvenlik Sertifikası Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelikte belirlenen hükümlerin yerine getirilmesi zorunludur. Yaya ve taşıt trafiğini etkilemeyecek şekilde yerleştirilmesi ve açık alanlarda tesis edilecek haberleşme istasyonlarının etrafına en az 1 metre mesafede ve 2 metre yüksekliğinde can ve mal güvenliğini teminen dekoratif tel, çit, bariyer vb. tesis edilmesi zorunludur." ibaresinin, 7. fıkrasında yer alan "Yer seçim belgesi verilecek tesisin öncelikle teknik altyapı alanları, kentsel açık alanlar (yol, meydan, yeşil alan, park, otopark vb.) ile kamuya ait bina ve diğer alanlarda kurulması esastır" ibaresinin, 9. fıkrasında yer alan "İşletmeciye başvuruya konu yerde istasyonu kurmaktan vazgeçmesi halinde yer seçim belgesi ücretinin 2/4'ü 15 gün içinde iade edilir." ibaresinin, 10. fıkrasında yer alan "Mobil Haberleşme İstasyonları için günlük izin ücreti, talep edilen gün sayısı ile çarpılmak suretiyle hesaplanır ve peşin olarak ilgililerinden tahsil edilir." ibaresinin, 6. maddesinde yer alan "(1) Kamuya ait umumi hizmet alanları: Kamuya ait umumi hizmet alanları ile ilgili idarelerin tasarrufu altındaki yol, otopark, yaya bölgesi gibi alanlarda kamu hizmetinin yürütülebilmesi ve iletişimin sürdürülebilmesi için kurulacak sabit ve/veya mobil elektronik haberleşme cihazları tesislerinin veya geçici faaliyetlerinin kurulum izni verilmesine ilişkin esaslar aşağıda gösterilmiştir. a) Edirne Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne aşağıdaki belgelerle müracaat edilir. 1-Dilekçe, 2- Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'ndan alınacak Güvenlik Sertifikası, 3- İlgili detayda projeler (montaj survey), 4- Kurulacak tesis bina içerisinde değil ise; 4-1. Taban alanın gösteren vaziyet planı, 4-2. Coğrafi koordinatları, 4-3. Taşıyıcı direk ve/veya kuleler için statik proje, elektrik projesi, plan, kesit ve görünüş vb.) (5 takım), 5- Bina içerisinde yapılacak olan kurulumlarda; 5-1. İlgili detayda projeler (montaj survey), 5-2. Kurulum yapılacak yerin mimari proje üzerinde gösterimi, 5-3. Kurulum yapılacak bina maliklerinin ve kurulum yapılacak yerin 20 metre çapındaki mesafe içinde bina var ise bu mesafe içinde bulunan bina maliklerin muvafakatı, 5-4. Tapu Kaydı 5-5. Binanın yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi (Bina ortak kullanım alanında olması ve mimari proje müellifinin imzası aranacaktır.) 6- Yer kullanım anlaşması, ( Edirne Belediyesi sorumluluğunda kalan yerlerde, Emlak İstimlak Müdürlüğünden Yer Kullanım Uygunluk Belgesi alınır.) 7- Statik açıdan sakınca bulunmadığına dair İnşaat Mühendislerince hazırlanmış rapor, 8- Yüklenici tarafından inşaat, kurulum, kullanım ve diğer işlemlerle ilgili her türlü sorumluluğun alındığına dair taahhütname. b) Edirne Belediye Başkanlığı İmar Müdürlüğü Komisyonu'nca müracaat değerlendirilip uygun karar sonrası İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce Yer Seçim Belgesi düzenlenir. (1) Uygun bulunan müracaatlar için; 1-1. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesinin Verilmesi ve Ücretlerinin Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında Yer Seçim Belgesi Ücret Tarifesinde belirlenen ücret yatırılır. 1-2. Üst yazı ile ilgilisine ve bilgi için ilçe belediyesine gönderilir. c) Kurulum tamamlanınca Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumun'dan alınacak Güvenlik Sertifikası idareye sunulur ve kurulum yapılan yerde asılı bulundurulur. Kurulum sonrası BTK ya sunulan EMR ölçümü raporu Edirne Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne verilir. Edirne Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce yerinde kontrol edilerek kurulumun tamamlandığına dair tutanak düzenlenir. (2) Özel mülkiyete ait yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni bulunan bina üzerinde kurulacak sabit ve/veya mobil elektronik haberleşme cihazları kurulum izni verilmesine ilişkin esaslar aşağıda gösterilmiştir: a) Edirne Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne aşağıdaki belgelerle müracaat edilir. 1-Dilekçe, 2- Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'ndan alınacak Güvenlik Sertifikası, 3- İlgili detayda projeler (montaj survey), 4- Kurulum yapılacak yerin mimari proje üzerinde gösterimi, 5- Kurulum yapılacak bina maliklerinin ve kurulum yapılacak yerin 20 metre çapındaki mesafe içinde bina var ise bu mesafe içinde bulunan bina maliklerinin muvafakatı, 6- Tapu Kaydı, 7- Binanın yapı ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi (Bina ortak kullanım alanında olması ve mimari proje müellifinin imzası aranacaktır.) 8- Yer kullanım anlaşması. 9- Statik açıdan sakınca bulunmadığına dair inşaat Mühendislerince hazırlanmış rapor, 10- Yüklenici tarafından inşaat, kurulum, kullanım ve diğer işlemlerle ilgili her türlü sorumluluğun alındığına dair taahhütname. b) Edirne Belediye Başkanlığı İmar Müdürlüğü Komisyonu'nca müracaat değerlendirilip uygun karar sonrası İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce Yer Seçim Belgesi düzenlenir. (1) Uygun bulunan müracaatlar için; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesinin Verilmesi ve Ücretlerinin Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında Yer Seçim Belgesi Ücret Tarifesinde belirlenen ücret yatırılır. (2) Uygun bulunmayan müracaatlar hakkında; gerekçeli üst yazı ile eksikliklerin giderilmesi için ilgilisine bilgi verilir. Kurulum tamamlanınca Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumun'dan alınacak Güvenlik Sertifikası idareye sunulur ve kurulum yapılan yerde asılı bulundurulur. Kurulum sonrası BTK ya sunulan EMR ölçümü raporu Edirne Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne verilir. Edirne Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce yerinde kontrol edilerek kurulumun tamamlandığına dair tutanak düzenlenir. (3) Enerji nakil hattı ve aydınlatma direklerine monte edilecek sabit ve/veya mobil elektronik haberleşme cihazları kurulum izni verilmesine ilişkin esaslar aşağıda gösterilmiştir: a) Edirne Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne aşağıdaki belgelerle müracaat edilir. 1-Dilekçe, 2- Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'ndan alınacak Güvenlik Sertifikası, 3- İlgili detayda projeler (montaj survey), 4- Taşıyıcı direk ve/veya kuleler için statik proje, elektrik projesi, kesit ve görünüş planları vb.) (5 takım) 5- Kurulum yapılacak yerin; 20 metre çapındaki mesafe içinde bulunan bina var ise bu mesafe içinde bulunan bina maliklerin muvafakatı, 6- Yer kullanım anlaşması, ( Edirne Belediyesi sorumluluğunda kalan yerlerde, Emlak İstimlak Müdürlüğünden Yer Kullanım Uygunluk Belgesi alınır.) 7- Yüklenici tarafından inşaat, kurulum, kullanım ve diğer işlemlerle ilgili her türlü sorumluluğun alındığına dair taahhütname, b) Belediye Başkanlığı İmar Müdürlüğü Komisyonu'nca müracaat değerlendirilip uygun karar sonrası İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce Yer Seçim Belgesi düzenlenir. (1) Uygun bulunan müracaatlar için; Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesinin Verilmesi ve Ücretlerinin Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında Yer Seçim Belgesi Ücret Tarifesinde belirlenen ücret yatırılır. (2) Uygun bulunmayan müracaatlar hakkında; gerekçeli üst yazı ile eksikliklerin giderilmesi için ilgilisine bilgi verilir. Kurulum tamamlanınca Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumun'dan alınacak Güvenlik Sertifikası idareye sunulur ve kurulum yapılan yerde asılı bulundurulur. Kurulum sonrası BTK ya sunulan EMR ölçümü raporu Edirne Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğüne verilir. Edirne Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce yerinde kontrol edilerek kurulumun tamamlandığına dair tutanak düzenlenir. " ibaresinin, 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "Yapılacak yapı hava alanı, Su Koruma Havzası, Özel Çevre Koruma Bölgesi, askeri bölge vs. gibi yapı yapılması kurum onayı ve iznine tabi olması durumunda ilgili kurumların onay/izin belgesi örneği istenilecektir." ibaresinin, (b) bendinde yer alan "EHİ'lere kent estetiği ve görsellik açısından farklı çözümler getirmeye ancak EBL yetkilidir." ibaresinin, (c) bendinde yer alan "Kurulacak EHİ'lerin birden çok işletmeci tarafından kullanılması esastır. Ancak; her bir işletmeci ayrı ayrı yer seçim belgesi alacaktır." ibaresinin, (d) bendinde yer alan "Tesisin niteliğinin, yerin, sözleşmenin taraflarının değişmesi veya sözleşme süresi sona ermiş olup daha önce yer seçim belgesi alınmamışsa yeniden yer seçim belgesi düzenlenip, ücreti tahsil edilecektir." ibaresinin, (e) bendinde yer alan "Yer seçim belgesi talebinde eksik belge bulunması halinde Edirne Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğünce gerekçeleri belirtilmek suretiyle 15 iş günü içerisinde başvuru sahibine bildirilecektir. Eksikliklerin işletmeci tarafından giderilmesinden sonra tekrar başvuru yapılır." ibaresinin, (f) bendinde yer alan "Yer seçim belgesi verilen tesisin faaliyete geçtiğine ilişkin bilgi, Kurum tarafından ilgili ilçe belediyesine bildirilecektir. Yerinde uygun tesis edilmeyen kamu veya özel elektronik haberleşme istasyonları için 3194 sayılı İmar Kanunu'nun ilgili maddelerine göre idari yaptırımlar, Edirne Belediyesince uygulanır. Bu durumda Edirne Belediye Başkanlığınca verilen yer seçim belgesi iptal edilir." ibaresinin, (g) bendi yer alan "Yer seçim belgesi verilen tesislerin inşasında her türlü fenni ve yasal sorumluluk işletmeciye ait olacaktır." ibaresinin, 8. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "İşletmeci Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na sunulan EMR ölçümü raporunu Edirne Belediyesi'ne de verir." ibaresinin, 2. fıkrasında yer alan "Sabit ve/veya mobil elektronik haberleşme cihazlarının inşa edilmesi sırasında ya da kurulu bulunan istasyonlarının daha sonra yapılacak denetimlerinde işletici/işletmeciler, 'Elektronik Haberleşme Cihazlarına Güvenlik Sertifikası Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelik' uyarınca hazırlanması gereken ölçüm değerleri tablosunu ve/veya güvenlik sertifikasını ibraz etmekle yükümlüdür." ibaresinin ve 4. fıkrasında yer alan "Yer seçim belgesine aykırı veya limit değerlerinin aşıldığının tespiti halinde, EMR raporu BTK'ya bildirilir ve işletmeci/işletici, yazılı bildirim tarihinden itibaren mahsurların giderildiğine ilişkin en geç 15 gün içerisinde yeni bir rapor etmesi istenir. İlgili mevzuatında başka yaptırımlar öngörülmüş olsa dahi elektromanyetik alan şiddeti veya güç akım yoğunluğunun limit değerlerin üzerinde olduğu tespit edilen elektronik haberleşme cihazları ile ilgili olarak 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32 nci, 40 ıncı ve 42 nci maddelerine göre işlem yapılır." ibaresinin ve Edirne Belediyesi Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Yönerge’nin kabul edilmesine dair 07/03/2019 tarih ve 2019/37 Karar sayılı Edirne Belediyesi Meclis Kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; iptali istenilen yönetmelik maddeleri ve ilgili kısımlar ayrı ayrı değerlendirildiğinde, Dava konusu Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergesinin 5. maddesinin 2. fıkrası yönünden ; 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin "Elektronik haberleşme istasyonları" başlıklı 62. maddesinin 2. fıkrasında; "Özel mülkiyete tabi arsa ve binalarda, fenni mesuliyet üstlenilmek ve Kanunun cezai hükümleri saklı kalmak, kat maliklerinin üçte ikisi ve gerekmesi halinde uygulamadan etkilendiği ilgili idaresince belirlenen bağımsız bölüm maliklerinin muvafakati alınmak, statik açıdan sakınca bulunmadığına dair inşaat mühendislerince hazırlanacak rapor ilgili idaresine sunulmak, bina estetiğini, görünümünü ve silueti olumsuz etkilememek kaydıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun uygun görüşü alınarak; (Mülga ibare:RG-25/7/2019-30842) (...) elektronik haberleşme istasyonu kurulabilir. Bina cephelerinde bu fıkrada aranan şartlara ilave olarak, sadece anten ve anten aparatları monte edilmek, cepheye bitişik olmak, dış cephe kaplamasıyla benzer görünümde olmak ve anten boyları 1,55 metreyi geçmemek şartları da aranır. Fenni mesuliyet üstlenilmek ve Kanunun cezai hükümleri saklı kalmak kaydıyla, sabit elektronik haberleşme altyapısında kullanılan; saha dolabı, varlık noktası (PoP noktası), menhol, ankesörlü telefon ve bina içi anahtarlama ekipmanları, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni alınmadan kurulabilir." hükmüne yer verildiği, bu durumda, dava konusu yönerge maddesinin üst norm niteliğinde olan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'ne uygun olması gerekmekte iken, yönetmelikte kat maliklerinin üçte ikisinin muvafakati alınması şartının düzenlendiği ve bina cephesine yaklaşma mesafesi belirlenmediği halde dava konusu yönerge fıkrası ile kat maliklerinin tamamının muvafakatinin alınması gerektiği ve bina cephelerine 3.00 metreden fazla yaklaşmamak şartının düzenlendiği görüldüğünden dava konusu fıkranın "634 sayılı Kanuna göre kat maliklerinin muvafakati alınmak," ifadesinde üst norm niteliğindeki yönetmelik hükmünü daraltıcı şekilde, "ve bina cephelerine 3.00 metreden fazla yaklaşmamak," ifadesinde ise üst norm niteliğindeki yönetmeliğie aykırı şekilde hüküm getirildiğinden, dava konusu 2'nci fıkrasında yer alan "634 sayılı Kanuna göre kat maliklerinin muvafakati alınmak," ile "ve bina cephelerine 3.00 metreden fazla yaklaşmamak," ifadelerinde hukuka uyarlık, geriye kalan kısmının ise üst norm hükümleri doğrultusunda ve bu hükümlerin uygulanması amacıyla düzenlendiği anlaşıldığından hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı; Dava konusu Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergesinin 5. maddesinin 4. fıkrası yönünden; 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin "Elektronik haberleşme istasyonları" başlıklı 62. maddesinin 4. fıkrasında; "Elektronik haberleşme istasyonlarının kurulabilmesi için, elektronik haberleşme hizmetinin gerekleri dikkate alınarak yer seçim belgesinin düzenlenmiş olması, yatayda ve düşeyde gerekli ve yeterli koruma mesafesinin bırakılması, koruyucu tedbirler alınması, tasarımının kent ve yapı estetiği ile uyumlu olması zorunludur." hükmüne yer verildiği, bu durumda, dava konusu yönerge fıkrasının üst norm niteliğinde olan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'ne uygun olması gerekmekte iken, yönetmelikte yatayda ve düşeyde gerekli ve yeterli koruma mesafesinin bırakılması düzenlemesine yer verilmekle yetinildiği, herhangi bir metre kısıtlamasına gidilmediği görülmekte olup yönerge ile yönetmelik hükmünü kısıtlayacak şekilde düzenleme yapılamayacağı anlaşıldığından, dava konusu fıkranın "en az 1 metre mesafede ve 2 metre yüksekliğinde" cümlesinde hukuka uyarlık, geriye kalan kısmının ise üst norm hükümlerine paralel şekilde düzenlendiği anlaşıldığından hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı; Dava konusu Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergesinin 5. maddesinin 7. fıkrası yönünden; 10/11/2008 tarih ve 27050 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun "Kapsam başlıklı 2. maddesinde; "Elektronik haberleşme hizmetlerinin yürütülmesi ve elektronik haberleşme alt yapı ve şebekesinin tesis ve işletilmesi ile her türlü elektronik haberleşme cihaz ve sistemlerinin imali, ithali, satışı, kurulması, işletilmesi frekans dahil kıt kaynakların planlaması ve tahsisi ile bu konulara ilişkin düzenleme, yetkilendirme, denetleme ve uzlaştırma faaliyetlerinin yürütülmesi bu kanuna tabidir." düzenlemesi bulunmakta olup, "Elektronik haberleşme sektöründe yetkili merciler ve görevleri" başlıklı ikinci bölümde Ulaştırma Bakanlığı ve Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumunun görev ve yetkilerinin düzenlendiği "Kurumun görev ve yetkileri" başlıklı 6. maddesinin (f) bendinde; elektronik haberleşme hizmetlerinin sunulması ve şebeke ve alt yapılarının tesis ve işletilmesi için gerekli olan frekans, uydu pozisyonu ve numaralandırma planlamasını ve tahsisini yapmak, (g) bendinde; elektronik haberleşme ile ilgili olarak Bakanlığın strateji ve politikalarını dikkate alarak, yetkilendirme, tarifeler, erişim, geçiş hakkı, numaralandırma, spektrum yönetimi telsiz cihaz ve sistemlerine kurma ve kullanma izni verilmesi, spektrumun izlenmesi ve denetimi, piyasa gözetimi ve denetimi dahil gerekli düzenleme ve denetimleri yapmak, (ğ) bendinde; telsiz sistemlerinin belirlenen tekniklere ve usullere uygun olarak kurulmasının ve çalıştırılmasının kontrolünü yapmak, elektromanyetik girişimleri tespit etmek ve giderilmesini sağlamak, (I) bendinde; yürütülecek elektronik haberleşme hizmetleri, şebeke ve/veya alt yapısı ile ilgili olarak yapılacak yetkilendirmelere ilişkin hüküm ve şartları belirlemek uygulanmasını ve yetkilendirmeye uygunluğu denetlemek, bu hususta gereken iş ve işlemleri yürütmek ve mevzuatın öngördüğü tedbirleri almak, (s) bendinde; elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösterenlerin mevzuata uymasını denetlemek ve/veya denetlettirmek, konu ile ilgili usul ve esasları belirlemek, aykırılık halinde mevzuatın öngördüğü işlemleri yapmak ve yaptırımları uygulamak kurumun görev ve yetkileri olarak düzenlendiği, aynı Kanun'un "Telsiz kurma ve kullanma izni, telsiz ruhsatnamesi ve kullanımına ilişkin esaslar" başlıklı 37. maddesinin 2. fıkrasında; "Telsiz kurma ve kullanma izni ve telsiz ruhsatnamesi verilmesi, izin ve telsiz ruhsatnamesinin süresi, yenilenmesi değişikliği ve iptali ile ilgili usul ve esaslar ile bu çerçevede öngörülen telsiz cihaz veya sistemlerinin kurulması, kullanılması, nakli işletme tipinin değiştirilmesi, devri ve hizmet dışı bırakılmasında kullanıcıların tabi olacağı hususlar kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir" hükmü, 4. fıkrasında; "Ulusal ve uluslararası kuruluşların belirlediği standart değerleri dikkate almak suretiyle telsiz cihaz ve sistemlerinin kullanımında uyulacak elektromanyetik alan şiddeti limit değerlerinin belirlenmesi, kontrol ve denetimleri münhasıran Kurum tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu işlemler ile ilgili usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığının görüşleri de dikkate alınmak suretiyle Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelik ile belirlenir. Yönetmelik ile belirlenen limit değerler ve güvenlik mesafesine uygun bulunan ilgili tesisler başkaca bir işleme gerek kalmaksızın Kurum tarafından güvenlik sertifikası düzenlenmesini müteakip kurulur ve faaliyete geçirilir" hükmü ve 65. maddesinin 2. fıkrasında da; "Diğer Kanunların bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz." hükmünün yer aldığı, yer verilen mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; sabit telekominikasyon cihazlarının kuruluşu, teknik özellikleri, işletilmesi, oluşturduğu elektromanyetik alan limit değerleri, ölçüm yöntemleri ve denetimlerini düzenlemek ve bu cihazları belli bir hukuk disiplini altına almak, başka bir ifadeyle, sayılan hususlar yönünden bu cihazlarla ilgili düzenleme yapma yetkisinin Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumunun görev alanına girdiği, bu hususlardaki usul ve esasların bakanlıkça belirleneceği, özel uzmanlık ve teknik bilgi gerektiren telekominikasyon hizmetlerinin düzenlenmesi, denetlenmesi ve gerektiğinde yaptırım uygulama hususlarıyla birlikte, söz konusu hizmetlerin insan sağlığı ve çevre kirliliği konularındaki etkileri açısından da değerlendirme yapmak ve gerekli tedbirleri almak konusunda Kurumun münhasıran yetkili olduğu anlaşılmakta olup, baz istasyonlarının denetimi hakkında Belediyelere ilgili Kanun hükümleriyle verilen yetkilerin sadece kent ve yapı estetiği ile elektronik haberleşme hizmetinin gerekleri dikkate alınarak ücret karşılığı yer seçim belgesi vermekten ibaret olduğu, yer seçim belgesi verilirken kuruluş yerini münhasıran belirleme gibi bir görev ve yetkisinin bulunmadığı, Bilgi Teknolojileri Kurumunca tespit edilen yere verilecek yer seçim belgesini düzenlerken sadece kent ve yapı estetiği ile elektronik haberleşme sistemlerinin gerekliliği ile sınırlı olarak denetim yapılabileceği ve bu denetimin de 12/11/2012 tarihinden sonra kurulacak baz istasyonları için yapılabileceğinin anlaşıldığı; bu durumda, davalı idarece yer seçim belgesi verilirken kuruluş yerini belirleme gibi bir görev ve yetkisinin olmadığı, kurumca belli edilen yere verilecek yer seçim belgesini düzenlerken kent ve yapı estetiği yönünden denetimin sınırlı olduğu görüldüğünden, yetkisi olmadığı halde davalı idarenin dava konusu yönerge ile kendisine yetki atfeden bir düzenlemeyi yürürlüğe koymasının normlar hiyerarşisine aykırılık teşkil edeceği açık olduğundan bahsi geçen fıkrada hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı; Dava konusu Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergesinin 5. maddesinin 9. fıkrası yönünden; 27/01/2018 tarih ve 30314 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesinin Verilmesine ve Ücretlerinin Belirlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 6. maddesinin 6. fıkrasında; "İşletmecinin başvuruya konu yerde istasyonu kurmaktan vazgeçmesi halinde yer seçim belgesi ücretinin 3/4'ü 15 gün içinde iade edilir. " hükmüne yer verildiği, bu durumda, yönetmelikte işletmecinin başvuruya konu yerde istasyonu kurmaktan vazgeçmesi halinde yer seçim belgesi ücretinin 3/4'ünün iade edileceğinin belirlendiği, davalı idarece bu oran yerine işletmeci aleyhine olacak şekilde 2/4 oranının belirlendiği, yönetmelikte belirlenen iade oranından farklı bir oran belirlenmesinin (işletmeciler aleyhine) normlar hiyerarşisine aykırılık teşkil edeceği açık olduğundan bahsi geçen fıkrada hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı, Dava konusu Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergesinin 5. maddesinin 10. fıkrası yönünden; 27/01/2018 tarih ve 30314 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesinin Verilmesine ve Ücretlerinin Belirlenmesine İlişkin Yönetmeliğin "Yer seçim belgesi ücreti" başlıklı 6. maddesinin 7. fıkrasında; "Yer seçim belgesi verilmesi kapsamında, Belediyeler tarafından işletmecilerden yer seçim belgesi ücreti dışında başkaca herhangi bir ücret talep edilemez." hükmüne yer verildiği, bu durumda, üst norm niteliğinde olan yönetmelik ile yer seçim belgesi ücreti dışında başkaca herhangi bir ücretin talep edilemeyeceği kuralı düzenlendiği halde, söz konusu fıkrada günlük izin ücreti tahsil edileceğinin düzenlendiği ve yönetmeliğin ekinde yer seçim belgesi ücret tarifesinin bulunduğu görüldüğünden günlük izin ücreti diye adlandırılan bir ücretin talep edilemeyeceği gibi gün sayısı ile çarpılmak suretiyle hesaplama yapılma yönteminin de yönetmeliğe uygun olmadığı anlaşıldığından anılan fıkrada hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı; Dava konusu Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergesinin 6. maddesi yönünden; 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ve 26/09/2011 tarih ve 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname uyarınca, sabit telekominikasyon cihazlarının kuruluşu, teknik özellikleri, işletilmesi, oluşturduğu elektromanyetik alan limit değerleri, ölçüm yöntemleri ve denetimlerini düzenlemek ve bu cihazları belli bir hukuk disiplini altına almak, başka bir ifadeyle, sayılan hususlar yönünden bu cihazlarla ilgili düzenleme yapma yetkisinin Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumunun görev alanına girdiği, bu hususlardaki usul ve esasların bakanlıkça belirleneceği, özel uzmanlık ve teknik bilgi gerektiren telekominikasyon hizmetlerinin düzenlenmesi, denetlenmesi ve gerektiğinde yaptırım uygulama hususlarıyla birlikte, söz konusu hizmetlerin insan sağlığı ve çevre kirliliği konularındaki etkileri açısından da değerlendirme yapmak ve gerekli tedbirleri almak konusunda Kurumun münhasıran yetkili olduğu anlaşılmakta olup, baz istasyonlarının denetimi hakkında Belediyelere ilgili Kanun hükümleriyle verilen yetkilerin sadece kent ve yapı estetiği ile elektronik haberleşme hizmetinin gerekleri dikkate alınarak ücret karşılığı yer seçim belgesi vermekten ibaret olduğu, yer seçim belgesi verilirken, kuruluş yerini belirleme gibi bir görev ve yetkisinin bulunmadığı, Bilgi Teknolojileri Kurumunca tespit edilen yere verilecek yer seçim belgesini düzenlerken sadece kent ve yapı estetiği ile elektronik haberleşme sistemlerinin gerekliliği ile sınırlı olarak denetim yapılabileceği ve bu denetimin de 12/11/2012 tarihinden sonra kurulacak baz istasyonları yönünden yapılabileceğinin anlaşıldığı, bu durumda, davalı idarece ilgili Kanun ve Yönetmelik hükümleriyle Bilgi Teknolojileri Kurumunun görev ve yetki alanına dahil edilmiş hususlarda yetkisi olmadığı halde davalı idarenin dava konusu yönerge ile kendisine kurulum izni yetkisi veren herhangi bir üst norm bulunmadığından kendisine yetki atfeden bir düzenlemeyi yürürlüğe koymasının normlar hiyerarşisine aykırılık teşkil edeceği açık olduğundan dava konusu maddenin tamamında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı; Dava konusu Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergesinin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi yönünden; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 5. maddesinde, "Yapı; karada ve suda, daimi veya muvakkat, resmi ve hususi yeraltı ve yerüstü inşaatı ile bunların ilave, değişiklik ve tamirlerini içine alan sabit ve müteharrik tesislerdir.” hükmüne yer verildiği, bu durumda, elektronik baz istasyonlarının 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca yapı niteliğinde olduğu, dava konusu bent hükmünde anılan kurumların onayı ve iznine tabi olması halinde ilgili kurumların onay/izin belgesi istenileceği düzenlemesine yer verildiği, hali hazırda böyle bir yükümlülüğü olmayan yerler için yeni bir düzenleme getirilmediği görüldüğünden dava konusu bentte hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı; Dava konusu Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergesinin 7. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi yönünden ; 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesine 12/11/2012 tarihinde eklenen (r) bendinde elektronik haberleşme istasyonlarına kent ve yapı estetiği ile elektronik haberleşme hizmetinin gerekleri dikkate alınarak ücret karşılığı yer seçim belgesi vermek görev ve yetkisinin belediyeye verildiği görüldüğünden bu konuya ilişkin olarak yeni düzenleme ve farklı çözümler getirmeye davalı idarenin yetkili olduğu anlaşıldığından dava konusu bentte hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı; Dava konusu Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergesinin 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi yönünden; 27/01/2018 tarih ve 30314 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesinin Verilmesine ve Ücretlerinin Belirlenmesine İlişkin Yönetmeliğin "Yer seçim belgesi verilmesine ilişkin hususlar" başlıklı 5. maddesinin 11. fıkrasında; "Tesis paylaşımı yapılması durumunda, yer seçim belgesi yalnızca elektronik haberleşme istasyonunu ilk kuran işletmeci tarafından alınır." hükmüne yer verildiği, metnine yer verilen yönetmelik hükmünde tesis paylaşımı yapılmasının ihtiyari olduğu ve yer seçim belgesinin yalnızca elektronik haberleşme istasyonunu ilk kuran işletmeci tarafından alınacağı düzenlemesi karşısında EHİ'lerin birden fazla işletmeci tarafından kullanılmasının esas olduğu ve her bir işletmecinin ayrı ayrı yer seçim belgesi alması gerektiği yönündeki dava konusu yönerge hükmünün üst norm niteliğinde olan yönetmelik hükmüne aykırı olduğu anlaşıldığından dava konusu bentte hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı; Dava konusu Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergesinin 7. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi yönünden ; 27/01/2018 tarih ve 30314 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesinin Verilmesine ve Ücretlerinin Belirlenmesine İlişkin Yönetmeliğin "Yer seçim belgesi verilmesine ilişkin hususlar" başlıklı 5. maddesinin 9. fıkrasında; "Elektronik haberleşme istasyonunun konumu değişmediği sürece, yer kullanım anlaşmasının değişmesi veya yenilenmesi yer seçim belgesi alınmasını gerektirmez." hükmüne yer verildiği, metnine yer verilen yönetmelik hükmünde yalnızca elektronik haberleşme istasyonunun konumu değişmesi durumunda yeniden yer seçim belgesi alınması gerektiği düzenlendiğinden yönetmelik hükmünün genişletilmesi (davacılar aleyhine daraltılması) şeklinde yeni düzenleme yapıldığı görüldüğünden, üst norm niteliğinde olan yönetmelik hükmüne aykırı olduğu anlaşılan dava konusu bentte hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dava konusu Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergesinin 7. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi yönünden; mevzuat hükümleri uyarınca elektronik haberleşme istasyonlarına yer seçim belgesi verme yetkisinin davalı idarede olduğu, dolayısıyla yer seçim belgesi alınması için sunulması gereken evraklarda eksiklikler olması halinde nasıl bir yol izleneceğinin de davalı idarece düzenlenmesinin uygun olduğu, öte yandan davalı idarece eksikliklerin 15 iş günü içerisinde başvuru sahibine bildirileceği şeklindeki düzenleme ile kendi iç işleyişini düzenlediği ve kendisini yükümlülük altına soktuğu anlaşıldığından dava konusu bentte hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı; Dava konusu Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergesinin 7. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi yönünden; mevzuat hükümleri uyarınca, elektronik haberleşme istasyonlarının 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca yapı niteliğinde olduğu, yapı niteliğinde olan baz istasyonlarına ilgili belediyelerce 3194 sayılı Kanun'un ilgili maddeleri uyarınca idari yaptırımlar uygulanacağı açık olduğundan, 3194 sayılı Kanun uyarınca belediyelere verilen yetkinin tekrarı niteliğinde olan, hukuk aleminde bir yenilik doğurmayan dava konusu bentte hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı; Dava konusu Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergesinin 7. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi yönünden; anılan bentteki, her türlü fenni ve yasal sorumluluk ibaresinin, idarenin yasal sorumluluktan kaçınması olanaklı olmadığından izahtan vares olup, öte yandan yasal sorumlulukların dava konusu yönerge ile bertaraf edilemeyeceği de dikkate alındığında dava konusu bentte hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı; Dava konusu Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergesinin 8. maddesinin 1. fıkrası yönünden; 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun ilgili hükümleri uyarınca, sabit telekominikasyon cihazlarının kuruluşu, teknik özellikleri, işletilmesi, oluşturduğu elektromanyetik alan limit değerleri, ölçüm yöntemleri ve denetimlerini düzenlemek ve bu cihazları belli bir hukuk disiplini altına almak, başka bir ifadeyle, sayılan hususlar yönünden bu cihazlarla ilgili düzenleme yapma yetkisinin Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumunun görev alanına girdiği, bu hususlardaki usul ve esasların bakanlıkça belirleneceği, özel uzmanlık ve teknik bilgi gerektiren telekominikasyon hizmetlerinin düzenlenmesi, denetlenmesi ve gerektiğinde yaptırım uygulama hususlarıyla birlikte, söz konusu hizmetlerin insan sağlığı ve çevre kirliliği konularındaki etkileri açısından da değerlendirme yapmak ve gerekli tedbirleri almak konusunda Kurumun münhasıran yetkili olduğu belirtildiğinden, dava konusu EMR ölçüm raporlarının, söz konusu raporlar hakkında bir denetim veya değerlendirme yapma yetkisi bulunmayan davalı idareye sunulmasına ilişkin düzenlemenin üst normlara aykırı olduğu ve işletmeciye üst normlarda olmayan yeni yükümlülük yüklediği anlaşıldığından dava konusu fıkrada hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı; Dava konusu Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergesinin 8. maddesinin 2. fıkrası yönünden; sabit telekominikasyon cihazlarının kuruluşu, teknik özellikleri, işletilmesi, oluşturduğu elektromanyetik alan limit değerleri, ölçüm yöntemleri ve denetimlerini düzenlemek ve bu cihazları belli bir hukuk disiplini altına almak, başka bir ifadeyle, sayılan hususlar yönünden bu cihazlarla ilgili düzenleme yapma yetkisinin Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumunun görev alanına girdiği, bu hususlardaki usul ve esasların bakanlıkça belirleneceği, özel uzmanlık ve teknik bilgi gerektiren telekominikasyon hizmetlerinin düzenlenmesi, denetlenmesi ve gerektiğinde yaptırım uygulama hususlarıyla birlikte, söz konusu hizmetlerin insan sağlığı ve çevre kirliliği konularındaki etkileri açısından da değerlendirme yapmak ve gerekli tedbirleri almak konusunda Kurumun münhasıran yetkili olduğu, dava konusu Elektronik Haberleşme Cihazlarına Güvenlik Sertifikası Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelik uyarınca hazırlanması gereken ölçüm değerleri tablosunu ve/veya güvenlik sertifikasının davalı idareye ibraz edilmesine ilişkin düzenlemenin üst normlarda olmayan bir düzenleme olduğu, dolayısıyla üst normlara aykırı olduğu anlaşıldığından dava konusu fıkrada hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı; Dava konusu Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergesinin 8. maddesinin 4. fıkrası yönünden; sabit telekominikasyon cihazlarının kuruluşu, teknik özellikleri, işletilmesi, oluşturduğu elektromanyetik alan limit değerleri, ölçüm yöntemleri ve denetimlerini düzenlemek ve bu cihazları belli bir hukuk disiplini altına almak, başka bir ifadeyle, sayılan hususlar yönünden bu cihazlarla ilgili düzenleme yapma yetkisinin Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumunun görev alanına girdiği, bu hususlardaki usul ve esasların bakanlıkça belirleneceği, özel uzmanlık ve teknik bilgi gerektiren telekominikasyon hizmetlerinin düzenlenmesi, denetlenmesi ve gerektiğinde yaptırım uygulama hususlarıyla birlikte, söz konusu hizmetlerin insan sağlığı ve çevre kirliliği konularındaki etkileri açısından da değerlendirme yapmak ve gerekli tedbirleri almak konusunda Kurumun münhasıran yetkili olduğu, dava konusu düzenlemenin, davalı idarenin kent ve yapı estetiği ile sınırlı olan denetim yetkisinin dışına çıkıldığı bu sebeple üst normlara aykırı olduğu anlaşıldığından dava konusu fıkrada hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle, Sonuç olarak Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergenin dava konusu edilen 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "634 sayılı Kanun'a göre kat maliklerinin muvafakati alınmak," ve "ve bina cephelerine 3.00 metreden fazla yaklaşmamak," cümleleri, 5. maddesinin 4. fıkrasında yer alan "en az 1 metre mesafede ve 2 metre yüksekliğinde" cümlesi ile 5. maddesinin 7. 9. ve 10. fıkralarının, 6. maddesinin tamamının, 7. maddesinin 1. fıkrasının (c), (d) ve (g) bentlerinin, 8. maddesinin 1, 2 ve 4. fıkralarının iptaline, davanın geriye kalan kısmının ise reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacı tarafından, şirketin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile imzalamış olduğu imtiyaz sözleşmeleri ve IMT Altyapılarının Kurulması ve İşletilmesi İle Hizmetlerinin Sunulmasına İlişkin Hak ve Yükümlülükler Belgesi uyarınca 5809 sayılı Elketronik Haberleşme Kanunu kapsamında yetkilendirilmiş olduğu, söz konusu imtiyaz çerçevesinde aynı zamanda bir kamu hizmeti ifa edildiği, bu kapsamda elektronik haberleşme kapsama alanı yaratmakla yükümlü olduğu, dava konusu Yönergenin 5. maddesinin 2. fıkrasının Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 62. maddesinin 2. fıkrasına aykırı olduğu, Yönergenin 5. maddesinin 4. fıkrasının Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 62. maddesinin 4. fıkrasına aykırı olduğu, Yönergenin 5. maddesinin 7. fıkrasının ilgili mevzuatta karşılığı olmadığı, şebeke mimarisinin oluşturulmasına da engel teşkil edebilecek nitelikte olduğu, Yönergenin 5. maddesinin 10. fıkrasının Anayasa'da yer alan belirlilik ilkesine aykırı olduğu, Yönergenin 6. maddesinin tamamen keyfi bir uygulama ile mevzuata aykırı şekilde belge talebine ilişkin olduğu, Yönergenin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde YSB Yönetmeliğinde yer almayan belgeler talep edilerek yetki aşımı yapıldığı, Yönergenin 7. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde yetki aşımında bulunularak hiçbir ölçüt getirilmeden davalı idarenin kendisine ucu açık bir yetki verdiği, Yönergenin 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin YSB Yönetmeliğinin 5/11. maddesine aykırı olduğu, Yönergenin 7. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin YSB Yönetmeliğinin 5/9. maddesine aykırı olduğu, Yönergenin 7. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi ile YSB Yönetmeliğinde yer alan sürelerin keyfi olarak değiştirildiği, Yönergenin 7. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin YSB Yönetmeliğine aykırı olduğu, Yönergenin 7. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin YSB Yönetmeliğine aykırı olduğu, Yönergenin 8. maddesinin 1. fıkrası ile davalı idare tarafından yetki gasbında bulunulduğu, EMR ölçüm sonuçlarının Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliği uyarınca Bilgi İletişim ve Teknoloji Kurumu'na ibraz edileceği, Yönergenin 8. maddesinin 2. fıkrası ile haberleşme sektörünün gerekleri ve teknik özellikleri konusunda bilgi sahibi olmayan yerel yönetimlerin uzmanlık alanında olmayan bir konu hakkında yaptırım uygulamasına sebep olacağı, Yönergenin 8. maddesinin 4. fıkrası ile davalı idare tarafından yetki sınırları aşılarak Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun yaptırım uygulama yetkisine müdahale edildiği, bu haliyle elektronik haberleşme mevzuatına aykırı olduğu, belirtilen düzenlemelerin dava konusu Yönerge ile düzenlenemeyeceği, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 65/2. maddesi uyarınca diğer Kanunların bu Kanuna aykırı hükümlerinin uygulanmayacağı, dava konusu Yönergenin davalı idarece düzenlenmesinin yetki tecavüzü niteliğinde olduğu, dava konusu maddelerin sebep ve amaç unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek davanın reddine ilişkin kısımlar yönünden temyize konu kararın bozulması gerektiği iddia edilmektedir. Davalı idare tarafından, dava konusu Yönergenin iptali istenilen 5. maddesinin 2. fıkrası, 4. fıkrası ve 7. fıkrasının Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 62. maddesinin 1, 2 ve 4. fıkraları esas alınarak düzenlendiği, dava konusu Yönergenin 5. maddesinin 10. fıkrasının Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesinin Verilmesi ve Ücretlerinin Belirlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesinin 8. fıkrasına aykırı olmadığı, dava konusu Yönergenin 6. maddesinin Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 62. maddesinin 5. fıkrası ile Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesinin Verilmesi ve Ücretlerinin Belirlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesinin 4. fıkrası hükümlerine uygun olarak düzenlendiği, dava konusu Yönergenin 7. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ile (b) bendinin Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesinin Verilmesi ve Ücretlerinin Belirlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesinin 4. fıkrası ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 62. maddesinin 4. fıkrası hükümlerine uygun olarak düzenlendiği, dava konusu Yönergenin 7. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinin Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesinin Verilmesi ve Ücretlerinin Belirlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesinin 11. fıkrasına uygun olarak düzenlendiği, dava konusu Yönergenin 7. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinin Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesinin Verilmesi ve Ücretlerinin Belirlenmesine İlişkin Yönetmeliğin 5. maddesinin 9. fıkrasına uygun olarak düzenlendiği, dava konusu Yönergenin 7. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendinin 3194 sayılı İmar Kanunu'nda belirtilen yaptırımlar için düzenlendiği, dava konusu Yönergenin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek temyize konu kararın aleyhe olan kısımlarının bozulması gerektiği savunulmaktadır.

TARAFLARIN SAVUNMALARI : Taraflarca savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararın kısmen onanması, kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu kapsamında yetkilendirilmiş olan davacı şirket tarafından Edirne Belediye Başkanlığı’nın 07/03/2019 tarihli 2019/37 sayılı Meclis Kararı gereğince Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Yönergesi’nin 5. maddesinin 2, 4, 7, 9 ve 10. fıkrası, 6. maddesi, 7. maddesinin 1. fıkrasının a,b,c,d,e,f,g bendi ve 8. maddesinin 1, 2 ve 4. fıkrasının ve söz konusu Edirne Belediyesi Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Yönerge’nin kabul edilmesine dair 07/03/2019 tarih ve 2019/37 karar sayılı Edirne Belediyesi Meclis Kararının iptali istenilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 56. maddesinde; herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesinin (r) bendinde; belediye mücavir alan sınırları içerisinde 05/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu, 26/09/2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve ilgili diğer mevzuata göre kuruluş izni verilen alanda tesis edilecek elektronik haberleşme istasyonlarına kent ve yapı estetiği ile elektronik haberleşme hizmetinin gerekleri dikkate alınarak ücret karşılığında yer seçim belgesi vermek, belediyenin yetkileri ve imtiyazları arasında sayılmış; aynı maddede ayrıca (r) bendine göre verilecek yer seçim belgesi karşılığında alınacak ücretin Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığınca belirleneceği, ücreti yatırılmasına rağmen yirmi gün içerisinde verilmeyen yer seçim belgesinin verilmiş sayılacağı, büyükşehir sınırları içerisinde yer seçim belgesi vermeye ve ücretini almaya büyükşehir belediyelerinin yetkili olduğu kural altına alınmıştır. 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin "Haberleşme Genel Müdürlüğü" başlıklı 13. maddesinde (703 sayılı Kanun Hükmünde kararname ile mülga); sabit ve mobil haberleşme altyapısı veya şebekelerinde kullanılan her türlü baz istasyonu, anten, kule, dalga kılavuzu, konteynır ve benzeri araç, gereç ve tesisatın kurulması, bunların taşınmazlar üzerine yerleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar ile bunların taşınmazlar üzerine yerleştirilmesi için uygulanacak ücret tarifelerini belirlemek ve denetlemek, Haberleşme Genel Müdürlüğü'nün görevleri arasında sayılmış, "Ortak görevler ve hükümler" başlıklı 28. maddesinde; 7 ila 14 üncü maddelerde düzenlenen Bakanlık hizmet birimlerinin gerekli idari düzenlemeleri hazırlamak görevinin bulunduğu, 34. maddesinde; Bakanlığın görev, yetki ve sorumluluk alanına giren ve kanunla belirlenmiş konularda idari düzenlemeler yapabileceği belirtilmiştir. 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 483. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde; 655 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 13. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendi ile aynı şekilde düzenleme yapılarak, "Sabit ve mobil haberleşme altyapısı veya şebekelerinde kullanılan her türlü baz istasyonu, anten, kule, dalga kılavuzu, konteyner ve benzeri araç, gereç ve tesisatın kurulması, bunların taşınmazlar üzerine yerleştirilmesine ilişkin usul ve esaslar ile bunların taşınmazlar üzerine yerleştirilmesi için uygulanacak ücret tarifelerini belirlemek ve denetlemek," yine Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının görevleri arasında sayılmıştır. 10/11/2008 tarih ve 27050 sayılı mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun "Kapsam başlıklı 2. maddesinde; "Elektronik haberleşme hizmetlerinin yürütülmesi ve elektronik haberleşme alt yapı ve şebekesinin tesis ve işletilmesi ile her türlü elektronik haberleşme cihaz ve sistemlerinin imali, ithali, satışı, kurulması, işletilmesi frekans dahil kıt kaynakların planlaması ve tahsisi ile bu konulara ilişkin düzenleme, yetkilendirme, denetleme ve uzlaştırma faaliyetlerinin yürütülmesi bu kanuna tabidir." düzenlemesi bulunmakta olup, "Elektronik haberleşme sektöründe yetkili merciler ve görevleri" başlıklı ikinci bölümde Ulaştırma Bakanlığı ve Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumunun görev ve yetkileri düzenlenmiştir. "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 3. maddesinde, "Kurum" ibaresinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunu, ifade ettiği belirtilmiş; "Kurumun görev ve yetkileri" başlıklı 6. maddesinde; "g) Elektronik haberleşme ile ilgili olarak Bakanlığın strateji ve politikalarını dikkate alarak, yetkilendirme, tarifeler, erişim, geçiş hakkı, numaralandırma, spektrum yönetimi, telsiz cihaz ve sistemlerine kurma ve kullanma izni verilmesi, spektrumun izlenmesi ve denetimi, piyasa gözetimi ve denetimi de dahil gerekli düzenlemeler ile denetlemeleri yapmak. ğ) Telsiz sistemlerinin belirlenen tekniklere ve usullere uygun olarak kurulmasının ve çalıştırılmasının kontrolünü yapmak, elektromanyetik girişimleri tespit etmek ve giderilmesini sağlamak. (...) n) Elektronik haberleşme sektöründe kullanılacak her çeşit sistem ve cihazların, uyumlaştırılmış ulusal standartlarını yayımlatmak ve uygulanmasını sağlamak, teknik düzenlemelerini yapmak, piyasa denetimini yapmak ve/veya yaptırmak, bu amaçla laboratuvarlar kurup işletebilmek ve bu laboratuvarlarda verebileceği eğitim ve danışmanlık hizmetleri karşılığında alınacak ücretleri belirlemek. (...) s) Elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösterenlerin mevzuata uymasını denetlemek ve/veya denetlettirmek, konu ile ilgili usul ve esasları belirlemek, aykırılık halinde mevzuatın öngördüğü işlemleri yapmak ve yaptırımları uygulamak." Kurumun görevleri arasında yer almıştır. Aynı Kanun'un "Telsiz kurma ve kullanma izni, telsiz ruhsatnamesi ve kullanıma ilişkin esaslar" başlıklı 37. maddesinde; (1) Radyo ve televizyon yayınlarına ilişkin ilgili kanununda belirtilen hükümler saklı kalmak kaydıyla, Kurum düzenlemelerinde belirtilen ve işletilmesi için frekans tahsisine ihtiyaç gösteren telsiz cihaz veya sistemi kullanıcıları, telsiz kurma ile kullanma izni ve telsiz ruhsatnamesi almak zorundadır. Bu kapsamdaki kullanıcılar telsiz cihaz veya sistemlerini Kurum düzenlemeleri ve telsiz ruhsatnamesinde belirtilen esaslara uygun olarak kurmak ve kullanmak mecburiyetindedirler. (2) Telsiz kurma ve kullanma izni ve telsiz ruhsatnamesi verilmesi, izin ve telsiz ruhsatnamesinin süresi, yenilenmesi, değişikliği ve iptali ile ilgili usul ve esaslar ile bu çerçevede öngörülen telsiz cihaz veya sistemlerinin kurulması, kullanılması, nakli, işletme tipinin değiştirilmesi, devri ve hizmet dışı bırakılmasında kullanıcıların tabi olacağı hususlar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Yetkilendirmeye tabi bulunmayan telsiz kurma ve kullanma izinleri en fazla beş yıl için verilir. Süresi içerisinde yenilenmeyen telsiz kurma ve kullanma izni ve telsiz ruhsatnamelerinde belirtilen cihaz ve sistemler için tahsis edilen frekanslar iptal edilir. Kurum tarafından yetkilendirilmiş olmak suretiyle telsiz hizmeti sunan işletmecilerin sistemlerine dahil telsiz cihazı kullanıcıları, telsiz kullanma izni ve telsiz ruhsatnamesinden bu Kanunun 46 ncı maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde muaftırlar. (3) Kurum düzenlemelerinde belirlenen ve işletilmesi için frekans tahsisine ihtiyaç duyulmayan özel amaçlar için tahsis edilmiş frekans bantlarında ve çıkış gücünde çalışan Kurumca onaylı telsiz cihaz ve sistemleri, herhangi bir telsiz kurma ve kullanma iznine ve telsiz ruhsatnamesine ihtiyaç göstermeksizin kullanılabilir. (4) Ulusal ve uluslararası kuruluşların belirlediği standart değerleri dikkate almak suretiyle telsiz cihaz ve sistemlerinin kullanımında uyulacak elektromanyetik alan şiddeti limit değerlerinin belirlenmesi, kontrol ve denetimleri münhasıran Kurum tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu işlemler ile ilgili usul ve esaslar, Sağlık Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığının görüşleri de dikkate alınmak suretiyle Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelik ile belirlenir. Yönetmelik ile belirlenen limit değerlere ve güvenlik mesafesine uygun bulunan ilgili tesisler başkaca bir işleme gerek kalmaksızın Kurum tarafından güvenlik sertifikası düzenlenmesini müteakip kurulur ve faaliyete geçirilir." hükümleri yer almaktadır. 3194 sayılı İmar Kanunu'na 7256 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile eklenen Ek 9. madde ve 27. maddesi ile eklenen Geçici 24. maddede hangi elektonik haberleşme istasyonlarının imar planında gösterileceği ve hangileri için yapı ruhsatı aranacağı gibi hususlar hüküm altına alınmıştır. Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin "Elektronik haberleşme istasyonları" başlıklı 62. maddesinde; "(1) Kamuya ait umumi hizmet alanları ile ilgili idarelerin tasarrufu altındaki yol, otopark, yaya bölgesi gibi yerlerde kamu hizmetinin yürütülebilmesi ve iletişimin sürdürülebilmesi için gerekli tedbirler ile Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun uygun görüşü alınmak suretiyle ruhsat alınmadan elektronik haberleşme istasyonu kurulabilir. (2) Özel mülkiyete tabi arsa ve binalarda, fenni mesuliyet üstlenilmek ve Kanunun cezai hükümleri saklı kalmak, kat maliklerinin üçte ikisi ve gerekmesi halinde uygulamadan etkilendiği ilgili idaresince belirlenen bağımsız bölüm maliklerinin muvafakati alınmak, statik açıdan sakınca bulunmadığına dair inşaat mühendislerince hazırlanacak rapor ilgili idaresine sunulmak, bina estetiğini, görünümünü ve silueti olumsuz etkilememek kaydıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun uygun görüşü alınarak; ruhsat alınmadan elektronik haberleşme istasyonu kurulabilir. Bina cephelerinde bu fıkrada aranan şartlara ilave olarak, sadece anten ve anten aparatları monte edilmek, cepheye bitişik olmak, dış cephe kaplamasıyla benzer görünümde olmak ve anten boyları 1,55 metreyi geçmemek şartları da aranır. Fenni mesuliyet üstlenilmek ve Kanunun cezai hükümleri saklı kalmak kaydıyla, sabit elektronik haberleşme altyapısında kullanılan; saha dolabı, varlık noktası (PoP noktası), menhol, ankesörlü telefon ve bina içi anahtarlama ekipmanları, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni alınmadan kurulabilir. (3) Elektronik haberleşme istasyonları 5/11/2008 tarihli ve 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu, 26/9/2011 tarihli ve 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve ilgili diğer mevzuata göre kuruluş izni verilen alanda ve imar planı kararı aranmaksızın kurulur. (4) Elektronik haberleşme istasyonlarının kurulabilmesi için, elektronik haberleşme hizmetinin gerekleri dikkate alınarak yer seçim belgesinin düzenlenmiş olması, yatayda ve düşeyde gerekli ve yeterli koruma mesafesinin bırakılması, koruyucu tedbirler alınması, tasarımının kent ve yapı estetiği ile uyumlu olması zorunludur. (5) Yer seçim belgesi için gerekli belgelerin eksiksiz olarak idareye teslim edilmesinden ve ücretin ödenmesinden itibaren yirmi gün içerisinde verilmeyen yer seçim belgesi verilmiş sayılır. Büyükşehir sınırları içerisinde, yer seçim belgesi vermeye ve ücretini almaya büyükşehir belediyeleri yetkilidir. (6) Uygulamalar Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun sorumluluğunda yürütülür." hükümlerine yer verilmiştir. 21/04/2011 tarih ve 27912 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Elektronik Haberleşme Cihazları Güvenlik Sertifikası Yönetmeliği'nin "Kuruluş yeri" başlıklı 5. maddesinde; "Bu Yönetmelik kapsamındaki sabit elektronik haberleşme cihazlarından, Radyo-TV verici cihazları yayıncı kuruluşların Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna yapmış olduğu ve Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından belgelenen lisans tipine uygun bölgelerde, diğer cihazlar ise Kurum tarafından verilen sistem kurma izinlerinde belirtilen bölgelerde ve sayıda kurulur." hükmüne, "Güvenlik sertifikası" başlıklı 7. maddesinde; "(1) İşletici ve işletmeci bu Yönetmelik hükümlerine göre sabit elektronik haberleşme cihazı için EK-1’de yer alan Güvenlik Sertifikasını almakla yükümlüdür. (2) Güvenlik Sertifikası alınmaksızın sabit elektronik haberleşme cihazının kurulması halinde 23 üncü maddenin birinci ve üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır." hükümleri bulunmaktadır. 27/01/2018 tarih ve 30314 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesinin Verilmesi ve Ücretlerinin Belirlenmesine İlişkin Yönetmeliğin "Yer seçim belgesi verilmesine ilişkin hususlar" başlıklı 5. maddesinde; "(1) Belediye mücavir alan sınırları içerisinde elektronik haberleşme istasyonu kurulabilmesi için yetkili belediyeden yer seçim belgesi alınması zorunludur. (2) Belediye mücavir alan sınırları dışında kurulacak elektronik haberleşme istasyonlarına yer seçim belgesi alınmaz. (3) Büyükşehirlerde yer seçim belgesi vermeye ve ücretini almaya büyükşehir belediyeleri, diğer yerlerde mücavir alan sınırlarına göre ilgili belediyeler yetkilidir. (4) Yer seçim belgesi için yapılan başvurular kent ve yapı estetiği ile elektronik haberleşme hizmetinin gerekleri birlikte dikkate alınarak değerlendirilir. Haberleşmenin önemi göz önünde bulundurulur ve bu konuda keyfi uygulamalar kesinlikle yapılamaz. (5) Yer seçim belgesi almak için yapılan başvurular gerekçesiz olarak reddedilemez. Başvurunun reddedilmesi durumunda, reddetme gerekçeleri işletmeciye yazılı olarak bildirilir. Başvurunun gerekçesiz olarak reddedilmesi halinde, red cevabı geçersiz sayılır ve 20 günlük süre işlemeye devam eder. (6) Belediye tarafından 20 gün içerisinde reddedilen veya başvuruya ilişkin eksiklikleri bildirilen veya revizyon talep edilen yer seçim belgesi başvuruları hariç olmak üzere, ücreti yatırılmasına rağmen 20 gün içerisinde verilmeyen yer seçim belgesi verilmiş sayılır. (7) Belediye tarafından başvurunun reddedilmeyerek bildirilen eksikliklerin veya talep edilen revizyonların işletmeci tarafından tamamlanmasını müteakip 10 gün içerisinde yer seçim belgesi verilir. (8) Mobil istasyonların kurulumunda yer seçim belgesi alınmaz. (9) Elektronik haberleşme istasyonunun konumu değişmediği sürece, yer kullanım anlaşmasının değişmesi veya yenilenmesi yer seçim belgesi alınmasını gerektirmez. (10) Tesis paylaşımı yapılması durumu dahil olmak üzere, elektronik haberleşme istasyonunda teknoloji değişikliği, ilavesi veya revizyon yapılması (anten ve kabinet tipi, sayısı, yönünün değişmesi gibi) durumunda tekrar yer seçim belgesi düzenlenmez. (11) Tesis paylaşımı yapılması durumunda, yer seçim belgesi yalnızca elektronik haberleşme istasyonunu ilk kuran işletmeci tarafından alınır. (12) Bir baz istasyonunun üzerindeki radyolink antenleri ve ekipmanı ayrı bir elektronik haberleşme istasyonu olarak değerlendirilmez. (13) Belediyelere yer seçim belgesi almak için başvuru yapılmadan önce, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından Güvenlik Sertifikası düzenlenmiş olması gerekir. (14) Belediyelerce verilecek yer seçim belgesi Ek-2’deki formata uygun olarak düzenlenir." düzenlemesi yer almaktadır. "Yer seçim belgesi ücreti" başlıklı 6. maddesinin 6. fıkrasında; "İşletmecinin başvuruya konu yerde istasyonu kurmaktan vazgeçmesi halinde yer seçim belgesi ücretinin 3/4'ü 15 gün içinde iade edilir. " hükmüne, 7. fıkrasında; "Yer seçim belgesi verilmesi kapsamında, Belediyeler tarafından işletmecilerden yer seçim belgesi ücreti dışında başkaca herhangi bir ücret talep edilemez." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu edilen Bölge İdare Mahkemesi kararının; Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Yönergenin dava konusu edilen 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan ("bina cephelerine 3.00 metreden fazla yaklaşmamak," ibarelerinin dışında kalan kısmın), 4. fıkrasında yer alan ("en az 1 metre mesafede ve 2 metre yüksekliğinde" ibarelerinin dışında kalan kısmın), 9 ve 10. fıkralarının, 7. maddesinin 1. fıkrasının c, d, ve g bentlerinin, 8. maddesinin 1., 2. ve 4. fıkralarının iptaline; 7. maddesinin 1. fıkrasının a, b, e, f bentlerinin iptali istemine ve 07/03/2019 tarih ve 2019/37 karar sayılı Edirne Belediyesi Meclis Kararına yönelik davanın reddine ilişkin kısımları yönünden yapılan incelemede; Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın bu kısımları usul ve hukuka uygun olup, davalı belediyenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Temyize konu edilen Bölge İdare Mahkemesi kararının; Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Yönergenin dava konusu edilen; 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "bina cephelerine 3.00 metreden fazla yaklaşmamak," ibaresinin, iptaline ilişkin kısmı yönünden yapılan incelemede; Anayasa'nın 124. maddesinde, kamu tüzel kişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenleme, idarenin ikincil düzenleme yetkisinin anayasal dayanağını oluşturmaktadır. Anayasa'da düzenleyici işlem olarak sadece yönetmelikler belirtilmiş ise de; idarenin düzenleme yetkisi bununla sınırlı olmayıp, idareler, değişik adlar altında da (genelge, tamim, sirküler vb.) düzenleyici işlemler yapmaktadırlar. Anayasa'ya göre, idarenin, düzenleme yetkisini kanunlar çerçevesinde ve kanunlara uygun olarak kullanması gereklidir. Kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin yine kanunda belirtildiği gibi kullanılacağı tabiidir. Ayrıca, normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup; bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği açıktır. Bu bakımdan; başka alt norm niteliğindeki düzenleyici işlemlerin, bir hakkın kullanımını üst normda öngörülmeyen bir şekilde daraltamayacağı veya kısıtlayamayacağı; dolayısıyla, düzenleyici bir işlemin kendinden önce gelen kanun ve yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlemeler getiremeyeceği kabul edilmektedir. Tebliğ, genelge ve yönerge gibi düzenleyici işlemler ise; bir yönetmeliğin veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin uygulanmasını göstermek amacıyla ve onlara aykırı hükümler içermemek şartıyla yönetmeliklerde veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde gösterilen usul ve yöntemleri "açıklayıcı" hükümler taşıyan, dayanağı olan mevzuatta yer alan hükümleri aşan düzenleme içermeyen genel düzenleyici işlemlerdir. 03/07/2017 tarih ve 30113 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin "Elektronik haberleşme istasyonları" başlıklı 62. maddesinin 2. fıkrasında; "Özel mülkiyete tabi arsa ve binalarda, fenni mesuliyet üstlenilmek ve Kanunun cezai hükümleri saklı kalmak, kat maliklerinin üçte ikisi ve gerekmesi halinde uygulamadan etkilendiği ilgili idaresince belirlenen bağımsız bölüm maliklerinin muvafakati alınmak, statik açıdan sakınca bulunmadığına dair inşaat mühendislerince hazırlanacak rapor ilgili idaresine sunulmak, bina estetiğini, görünümünü ve silueti olumsuz etkilememek kaydıyla Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun uygun görüşü alınarak; (Mülga ibare:RG-25/7/2019-30842) (...) elektronik haberleşme istasyonu kurulabilir. Bina cephelerinde bu fıkrada aranan şartlara ilave olarak, sadece anten ve anten aparatları monte edilmek, cepheye bitişik olmak, dış cephe kaplamasıyla benzer görünümde olmak ve anten boyları 1,55 metreyi geçmemek şartları da aranır. Fenni mesuliyet üstlenilmek ve Kanunun cezai hükümleri saklı kalmak kaydıyla, sabit elektronik haberleşme altyapısında kullanılan; saha dolabı, varlık noktası (PoP noktası), menhol, ankesörlü telefon ve bina içi anahtarlama ekipmanları, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni alınmadan kurulabilir." hükmüne yer verilmiştir. Uyuşmazlıkta mahkemece dava konusu yönerge maddesinin üst norm niteliğinde olan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'ne uygun olması gerekmekte iken, yönetmelikte bina cephesine yaklaşma mesafesi belirlenmediği halde dava konusu yönerge fıkrası ile bina cephelerine 3.00 metreden fazla yaklaşmamak şartının düzenlendiği dava konusu fıkranın üst norm niteliğindeki yönetmeliğe aykırı şekilde hazırlandığından bahisle düzenleyici işlemin iptaline karar verilmiş ise de dava konusu yönerge hükmü ile getirilen “bina cephelerine 3.00 metreden fazla yaklaşmamak” şartının; Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 62. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “bina estetiği ve siluetin korunması” amacına hizmet ettiği, elektronik haberleşme altyapılarının şehir dokusu ve yapı güvenliği üzerindeki etkileri dikkate alınarak somut ve ölçülebilir bir teknik standart getirdiği, bu yönüyle üst normda öngörülen ilkenin uygulanmasını açıklayıcı ve tamamlayıcı nitelikte olduğu, üst normu daraltıcı bir hüküm koymaktan ziyade mevcut düzenlemenin uygulanmasını kolaylaştıran idari teknik düzenleme niteliği taşıdığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla; dava konusu düzenlemenin, üst normda öngörülmeyen bir sınırlama getirdiğinden söz edilemeyeceği, aksine üst normda yer alan genel ilkeleri somutlaştıran ve uygulanabilir hale getiren tamamlayıcı bir düzenleme olduğu görüldüğünden, "bina cephelerine 3.00 metreden fazla yaklaşmamak," ibaresinin iptaline ilişkin temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır. 5. maddesinin 4. fıkrasının "en az 1 metre mesafede ve 2 metre yüksekliğinde" ibaresinin iptaline ilişkin kısmı yönünden yapılan incelemede; İlk derece mahkemesince; dava konusu Yönerge fıkrasının üst norm niteliğindeki Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 62. maddesine uygun olması gerektiği, yönetmelikte "koruma mesafesi" ifadesine yer verilmekle yetinildiği ancak somut bir metre/ölçü kısıtlaması getirilmediği, bu nedenle yönerge ile getirilen ölçü sınırlamasının üst normu daraltıcı nitelikte olduğu gerekçesiyle ilgili ibarenin iptaline karar verilmiştir. Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği’nin 62. maddesi, elektronik haberleşme istasyonları (EHİ) için "yatayda ve düşeyde gerekli ve yeterli koruma mesafesinin bırakılmasını" ve "koruyucu tedbirlerin alınmasını" hükmüne yer vermektedir. Yönetmelikte geçen "yeterli koruma mesafesi" ve "koruyucu tedbir" kavramları genel çerçeve hükümler olup, bu hükümlerin uygulama sahasında somutlaştırılması gerekmektedir. Davalı belediye tarafından getirilen "en az 1 metre mesafe ve 2 metre yükseklik" düzenlemesi, üst hukuk normunu daraltan veya engelleyen bir hüküm değil; aksine üst normun icrasını sağlamak üzere getirilen, belirsizliği gideren ve standart belirleyen bir düzenlemedir. Dava konusu düzenleme incelendiğinde, bu ölçülerin "can ve mal güvenliğini teminen" getirildiği, elektronik haberleşme istasyonları ünitelerinin yüksek voltaj ve elektromanyetik alan ihtiva eden teknik cihazlar olduğu gözetildiğinde, bu alanların kontrolsüz erişime kapatılmasının idarenin, kamu sağlığını koruma ödevi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Uyuşmazlıkta mahkemece iptal edilen ibare ile işletmeciler üzerine yönetmelikte bulunmayan tamamen yeni ve ağır bir külfet yüklememekte, aksine yönetmeliğin emrettiği "koruyucu tedbir" yükümlülüğünün asgari sınırlarını çizerek idari uygulamada keyfiliği önlemekte ve tüm operatörler için yeknesak bir standart oluşturmaktadır. Ölçülerin (1 metre mesafe, 2 metre yükseklik) insan boyu ve erişim mesafesi dikkate alındığında "makul ve gerekli" olduğu, teknik emniyet sınırları içerisinde kaldığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle dava konusu düzenlemenin üst hukuk normunu kısıtlayan değil, üst hukuk normun uygulama esaslarını kamu sağlığı ve güvenliği lehine somutlaştıran bir düzenleme olduğu görüldüğünden "en az 1 metre mesafe ve 2 metre yükseklik" ibaresinin iptaline ilişkin temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır. 5. maddesinin 7. fıkrasının iptaline ilişkin kısmı yönünden yapılan incelemede; Dava konusu fıkrada "Yer seçim belgesi verilecek tesisin öncelikle teknik altyapı alanları, kentsel açık alanlar (yol, meydan, yeşil alan, park, otopark vb.) ile kamuya ait bina ve diğer alanlarda kurulması esastır." düzenlemesine yer verildiği görülmektedir. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 15. maddesinin (r) bendinde, belediye mücavir alan sınırları içerisinde 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu, 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ve ilgili diğer mevzuata göre kuruluş izni verilen alanda tesis edilecek elektronik haberleşme istasyonlarına kent ve yapı estetiği ile elektronik haberleşme hizmetinin gerekleri dikkate alınarak ücret karşılığında yer seçim belgesi vermek, belediyenin yetkileri ve imtiyazları arasında sayılmıştır. Buna göre, belediyenin yer seçim belgesi verirken 5809 sayılı Kanun kapsamında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'nun yetki alanına müdahale edemeyeceği, elektronik haberleşme hizmetlerinin gereklerini dikkate alarak karar vereceği, ancak bunu yaparken kent ve yapı estetiğini göz önünde bulunduracağı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta mahkemece 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu uyarınca elektronik haberleşme altyapılarının kurulacağı yerlerin belirlenmesi ve teknik esasların düzenlenmesinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun görev alanında bulunduğu, belediyelerin ise yalnızca kent ve yapı estetiği yönünden sınırlı denetim yapabileceği, dava konusu düzenlemenin ise bu sınırı aşarak yer belirleme yetkisi doğurduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ise de dava konusu yönerge hükmünde; Elektronik haberleşme tesislerinin öncelikle teknik altyapı alanları, Kentsel açık alanlar (yol, meydan, yeşil alan, park, otopark vb.), Kamuya ait bina ve alanlar gibi yerlerde kurulmasının esas alınacağı düzenlenmiştir. Bu haliyle düzenlemenin şehir bütünlüğünün korunması, görsel kirliliğin önlenmesi, plansız ve düzensiz yerleşimlerin engellenmesi, elektronik haberleşme altyapısının şehir dokusuna uyumlu şekilde yerleştirilmesi amaçlarına hizmet ettiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan dava konusu düzenleme ile davalı idareye bağlayıcı ve mutlak bir yer belirleme yetkisi verilmediği, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun teknik ve idari yetkilerine müdahale edilmediği, davalı idarenin kendi görev alanı kapsamında, estetik ve planlama ilkeleri çerçevesinde değerlendirme yapmasına imkân tanındığı belediyeye kanunla tanınan yetki sınırları içerisinde kaldığı, üst normlara aykırı yeni bir yetki ihdası niteliği taşımadığı, aksine mevcut yetkinin açıklanması ve uygulanmasının somutlaştırılması amacını taşıdığı görüldüğünden dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır. 6. maddesinin iptaline ilişkin kısmı yönünden yapılan incelemede; Uyuşmazlıkta Davacı tarafından, Edirne Belediye Başkanlığı Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergesi’nin 6. maddesinin tamamının iptali istenmiştir. Mahkemece, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca elektronik haberleşme cihazlarının kuruluşu, teknik özellikleri, elektromanyetik alan limit değerleri, ölçüm yöntemleri ve denetimlerine ilişkin düzenleme yapma yetkisinin münhasıran Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna ait olduğu, belediyelere bu kapsamda yalnızca yer seçim belgesi verilmesi yönünden sınırlı bir yetki tanındığı, dava konusu düzenleme ile belediyeye üst normlarda öngörülmeyen bir kurulum izni yetkisi tanındığı gerekçesiyle maddenin tamamının iptaline karar verilmiştir. Uyuşmazlık konusu olayda Edirne Belediye Başkanlığı Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergesi’nin iptali istenen 6. maddesi incelendiğinde; düzenlemenin yalnızca teknik denetim ve ölçüm alanına ilişkin hükümler içermediği, aynı zamanda yer seçim belgesi verilmesine ilişkin başvuru usulleri, istenilecek belgeler, mülkiyet ilişkileri, yer kullanım izinleri ve yapı güvenliği gibi belediyelerin görev ve yetki alanına girebilecek hususları da kapsadığı görülmektedir. 3194 sayılı İmar Kanunu ve 5393 sayılı Belediye Kanunu uyarınca belediyeler, beldenin imar düzeni, şehir estetiği ve yapı güvenliğinin sağlanmasından sorumludur. Bu kapsamda, yer seçim belgesi verilmesi sürecinde; tapu kaydı, yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi, vaziyet planı, statik rapor gibi belgelerin istenilmesi, ilgili belediyenin yer seçim belgesi ve kent estetiği açısından tesis edeceği işlemin daha sağlıklı olabilmesi bakımından ihtiyaç duyduğu hususlardır.. Her ne kadar elektromanyetik alan ölçümleri ve teknik denetim yetkisi 5809 sayılı Kanun kapsamında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna ait ise de; belediyelerin kent ve yapı estetiği ile yerel ihtiyaçlar çerçevesinde yer seçim belgesi verme ve bu sürece ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisinin bulunduğu, 5393 sayılı Kanun’un 15. maddesinin (r) bendi ile açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu durumda, dava konusu düzenlemede yer alan bazı teknik içerikli hususların Kurumun görev alanıyla ilişkili olması, maddenin tamamının üst normlara aykırı olduğu sonucunu doğurmayacaktır. Nitekim düzenlemede yer alan hükümlerin bir kısmının Belediye mevzuatından kaynaklanan görev ve yetkileri kapsamında kaldığı açıktır. Bu itibarla, dava konusu maddenin içerdiği düzenlemeler yönünden herhangi bir ayrım yapılmaksızın ve düzenlemenin her bir unsurunun ayrı ayrı değerlendirilmesini gerektiren uyuşmazlıkta hangi düzenlemelerin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun münhasır yetkisi kapsamında kaldığı, hangilerinin ise belediyenin imar, şehircilik ve yapı güvenliği alanındaki yetkileri kapsamında bulunduğu yönünde bir ayrıştırma yapılmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile dava konusu düzenleyici işlemin tamamının iptaline karar verilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle, 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, davacının temyiz isteminin ise reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının; a) Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Yönergenin dava konusu edilen 6. maddesinin iptaline ilişkin kısmının oybirliği ile, 5. maddesinin 2. fıkrasının "bina cephelerine 3.00 metreden fazla yaklaşmamak," ibaresi, 4. fıkrasının "en az 1 metre mesafede ve 2 metre yüksekliğinde" ibaresi ve 7. fıkrasının iptaline ilişkin kısımlarının ise oyçokluğu ile BOZULMASINA, b) Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Yönergenin dava konusu edilen 5. maddesinin 9 ve 10. fıkralarının, 7. maddesinin 1. fıkrasının c, d, ve g bentlerinin iptaline; 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan ("bina cephelerine 3.00 metreden fazla yaklaşmamak," ibaresinin dışında kalan kısmın), 4. fıkrasında yer alan ("en az 1 metre mesafede ve 2 metre yüksekliğinde" ibarelerinin dışında kalan kısmın), 7. maddesinin 1. fıkrasının a, b, e ve f bentlerinin iptali istemine ve Edirne Belediye Başkanlığı’nın 07/03/2019 tarih ve 2019/37 sayılı Meclis Kararına yönelik davanın reddine ilişkin kısımlarının oybirliği ile; 8. maddesinin 1., 2. ve 4. fıkralarının iptaline ilişkin kısımlarının ise oyçokluğu ile ONANMASINA 3. Bozulan kısımlar hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. Kullanılmayan ...-TL yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine, 5. Kesin olarak, 23/02/2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY : (X)-Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Yönergenin dava konusu edilen 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "bina cephelerine 3.00 metreden fazla yaklaşmamak," ibaresi ve 4. fıkrasında yer alan "en az 1 metre mesafede ve 2 metre yüksekliğinde" ibaresi yönünden; Temyizen incelenen kararın bu kısımları usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.

KARŞI OY : (XX)-Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Yönergenin dava konusu edilen 5. maddesinin 7. fıkrası yönünden; Temyizen incelenen kararın bu kısımları usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

KARŞI OY : (XXX)- Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Yönergenin dava konusu edilen 8. maddesinin 1. fıkrası yönünden; Uyuşmazlık, dava konusu Yönerge'nin 8. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “İşletmeci, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna sunulan EMR ölçümü raporunu Edirne Belediyesine de verir.” şeklindeki düzenlemenin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu uyarınca elektromanyetik alan (EMR) ölçümleri, bu ölçümlerin denetimi ve bu alandaki teknik düzenlemelerin yapılmasının münhasıran Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun görev ve yetki alanında bulunduğu, davalı belediyenin söz konusu raporlar üzerinde herhangi bir denetim veya değerlendirme yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu düzenlemenin üst normlara aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu düzenlemenin iptaline karar verilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun "Belediyenin görev ve sorumlulukları" başlıklı 14. maddesinde, "Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım," hükmü ile belediyelerin mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; imar, çevre ve çevre sağlığı, toplum sağlığını ilgilendiren hizmetleri yürütmekle görevli olduğu düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 15. ve devamı maddelerinde de belediyelere bu görevlerini yerine getirebilmek için gerekli idari tasarruflarda bulunma ve düzenleme yapma yetkisi tanınmıştır. Bu kapsamda belediyeler, yerel düzeyde kamu sağlığının korunması, çevresel etkilerin izlenmesi ve mahallî müşterek ihtiyaçların karşılanması bakımından genel görev ve sorumluluğa sahiptir. Elektronik haberleşme istasyonlarının oluşturduğu elektromanyetik alanın insan sağlığı ve çevre üzerindeki etkilerinin, doğrudan yerel halkı ilgilendirdiği açıktır. Dava konusu düzenleme ile işletmecilere getirilen yükümlülük, yeni bir teknik denetim veya ölçüm yükümlülüğü olmayıp; halihazırda Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna sunulması zorunlu olan EMR ölçüm raporlarının bir örneğinin belediyeye de verilmesine ilişkindir. Bu yönüyle düzenleme, üst normlarda öngörülmeyen yeni bir teknik yükümlülük ihdas etmekten ziyade, mevcut bir belgenin ilgili yerel idare ile paylaşılmasını sağlamaktadır. Nitekim idarelerin görev alanlarına giren hususlarda dava açabilmeleri veya koruyucu tedbirler alabilmeleri için gerekli bilgi ve belgelere ulaşabilmeleri, idarenin etkinliği ve kamu yararının sağlanması bakımından zorunludur. Bu itibarla, dava konusu düzenlemenin, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun münhasır teknik düzenleme ve denetim yetkisini ortadan kaldırmadığı, bu yetkiye müdahale etmediği; yalnızca belediyenin 5393 sayılı Kanun’dan kaynaklanan mahallî müşterek ihtiyaçları karşılama görevini yerine getirebilmesi amacıyla bilgi edinmesine yönelik olduğu anlaşıldığından kamu yararı ve kamu sağlığının gözetilmesi açısından işlemin bu kısmı hukuka uygun olup, iptale yönelik temyize konu kararın bu kısmının bozulması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.

KARŞI OY: (XXXX)- Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Yönergenin dava konusu edilen 8. maddesinin 2. fıkrası yönünden; Uyuşmazlık Edirne Belediye Başkanlığı Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Usul ve Esaslar Yönergesi’nin 8. maddesinin 2. fıkrasında yer alan; işletmecilerin, ‘Elektronik Haberleşme Cihazlarına Güvenlik Sertifikası Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelik’ uyarınca hazırlanması gereken ölçüm değerleri tablosu ve/veya güvenlik sertifikasını belediyeye ibraz etmesine ilişkin düzenlemedir. Mahkemece, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu uyarınca elektromanyetik alan limit değerlerinin belirlenmesi, ölçüm yöntemlerinin tespiti ve bu alandaki teknik denetim yetkisinin münhasıran Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna ait olduğu gerekçesiyle dava konusu düzenlemenin üst normlara aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu düzenlemenin iptaline karar verimiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun "Belediyenin görev ve sorumlulukları" başlıklı 14. maddesinde, "Belediye, mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; a) İmar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı; coğrafî ve kent bilgi sistemleri; çevre ve çevre sağlığı, temizlik ve katı atık; zabıta, itfaiye, acil yardım, kurtarma ve ambulans; şehir içi trafik; defin ve mezarlıklar; ağaçlandırma, park ve yeşil alanlar; konut; kültür ve sanat, turizm ve tanıtım," hükmü ile belediyelerin mahallî müşterek nitelikte olmak şartıyla; imar, çevre ve çevre sağlığı, toplum sağlığını ilgilendiren hizmetleri yürütmekle görevli olduğu düzenlenmiştir. Aynı Kanun’un 15. ve devamı maddelerinde de belediyelere bu görevlerini yerine getirebilmek için gerekli idari tasarruflarda bulunma ve düzenleme yapma yetkisi tanınmıştır. Elektronik haberleşme istasyonlarının oluşturduğu elektromanyetik alanın insan sağlığı ve çevre üzerindeki etkilerinin doğrudan yerel halkı ilgilendirdiği açık olup, belediyelerin bu etkileri değerlendirebilmesi için gerekli bilgi ve belgelere erişiminin sağlanması, kamu yararının bir gereğidir. Dava konusu düzenleme ile işletmecilere getirilen yükümlülük, teknik ölçüm yapılması veya denetim yetkisi kullanılması sonucunu doğurmamakta; yalnızca ilgili mevzuat uyarınca zaten düzenlenmesi zorunlu olan ölçüm değerleri tablosu ve güvenlik sertifikasının belediyeye ibraz edilmesini öngörmektedir. Bu yönüyle düzenlemenin, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun münhasır teknik düzenleme ve denetim yetkisini ortadan kaldırmadığı veya bu yetkiye müdahale etmediği açıktır. Öte yandan, belediyelerin kamu sağlığının korunmasına yönelik görevleri kapsamında, söz konusu bilgi ve belgeler ışığında değerlendirme yapabilmeleri ve gerektiğinde idari veya yargısal yollara başvurabilmeleri, idarenin etkinliği ve hukuki denetimin sağlanması bakımından önem arz etmektedir. Bu itibarla, dava konusu düzenlemenin, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun münhasır teknik düzenleme ve denetim yetkisini ortadan kaldırmadığı, bu yetkiye müdahale etmediği; yalnızca belediyenin 5393 sayılı Kanun’dan kaynaklanan mahallî müşterek ihtiyaçları karşılama görevini yerine getirebilmesi amacıyla bilgi edinmesine yönelik olduğu anlaşıldığından kamu yararının ve kamu sağlığının gözetilmesi açısından işlemin bu kısmı hukuka uygun olup, iptale yönelik temyize konu kararın bu kısmının bozulması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

KARŞI OY: (XXXXX)-Elektronik Haberleşme İstasyonlarına Yer Seçim Belgesi Verilmesine Dair Yönergenin dava konusu edilen 8. maddesinin 4. fıkrası yönünden; Uyuşmazlıkta "Yer seçim belgesine aykırı veya limit değerlerinin aşıldığının tespiti halinde, EMR raporu BTK'ya bildirilir ve işletmeci/işletici, yazılı bildirim tarihinden itibaren mahsurların giderildiğine ilişkin en geç 15 gün içerisinde yeni bir rapor etmesi istenir. İlgili mevzuatında başka yaptırımlar öngörülmüş olsa dahi elektromanyetik alan şiddeti veya güç akım yoğunluğunun limit değerlerin üzerinde olduğu tespit edilen elektronik haberleşme cihazları ile ilgili olarak 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32 nci, 40 ıncı ve 42 nci maddelerine göre işlem yapılır." ibaresinin iptali istemiyle dava açılmıştır. Mahkemece; elektronik haberleşme cihazlarının teknik özellikleri, elektromanyetik alan (EMR) limit değerleri ve denetimi konusundaki münhasır yetkinin Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu'na (BTK) ait olduğu, belediyelerin yetkisinin kent ve yapı estetiği ile sınırlı olduğu, bu nedenle belediyenin teknik limitlere dayalı bir denetim yapıp yaptırım öngöremeyeceği gerekçesiyle dava konusu fıkranın iptaline karar verilmiştir. 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun "Belediyenin görev ve sorumlulukları" başlıklı 14. maddesi, belediyelere çevre ve çevre sağlığı hizmetlerini yapma veya yaptırma görevini açıkça yüklemiştir. Aynı Kanun'un 15/r maddesi ise belediyelere, elektronik haberleşme istasyonlarına yer seçim belgesi verirken sadece kent estetiğini değil, "elektronik haberleşme hizmetinin gereklerini" de dikkate alma yetkisi tanımıştır. Yerleşim alanları içerisinde bulunan ve toplum sağlığını doğrudan etkileme potansiyeli olan EMR değerlerinin, onaylanan yer seçim belgesindeki kriterlere aykırı olması hali, belediyenin çevre sağlığını koruma ödeviyle doğrudan ilintilidir. Uyuşmazlık konusu yönerge hükmünde "EMR raporunun BTK'ya bildirileceği" ibaresi yer almaktadır. Bu düzenleme, belediyenin BTK yerine geçerek teknik bir karar vermediğini, aksine bir aykırılık tespit edildiğinde yetkili olan kuruma (BTK) bildirimde bulunarak idari koordinasyonu sağladığını göstermektedir. Belediye, tespit ettiği aykırılığı BTK'ya bildirirken, eş zamanlı olarak kendi sorumluluk alanındaki imar ve yapı güvenliği (İmar Kanunu md. 32, 40, 42) yönünden gerekli idari süreci işletme yetkisine haizdir. Bu nedenle dava konusu yönerge hükmünün, belediyenin kamu sağlığını koruma, çevre kirliliğini önleme ve imar mevzuatını uygulama yetkileri çerçevesinde tesis edildiği, BTK'nın münhasır yetkileriyle çatışmadığı, aksine tamamlayıcı bir denetim mekanizması oluşturduğu anlaşıldığından temyize konu kararın bu kısmının bozulması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Atıf: Danıştay 8. Daire, E. 2023/208, K. 2026/988, T. 23.02.2026, www.arakarar.com/karar/danistay-8-daire-2023-208-e-2026-988-k-8464cbf60a85