Danıştay · 7. Daire
Danıştay 7. Daire 2025/511 E. 2025/1746 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 7. Daire
- Esas No
- 2025/511
- Karar No
- 2025/1746
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2025/511 Karar No : 2025/1746
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) - (E - Tebligat) VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem:... Sanayi İç ve Dış Ticaret Limited Şirketinden tahsil edilemeyen 2011 yılına ait muhtelif kamu alacağının tahsili amacıyla davacı adına şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bozma kararı üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesince Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesinin 02/09/2024 tarihinden itibaren uygulanan ... tarih ve ... sayılı Bölge İdare Mahkemelerine ilişkin iş bölümü kararı uyarınca dosyanın esası kapatılarak Dairelerine gönderildiği, olayda, dava konusu ödeme emri içeriği 2011 yılına ait usulsüzlük cezası yönünden; amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinin Mahkemelerine sunulamadığı, bu durumda asıl borçlu nezdinde usulüne uygun bir takip yapılmaksızın şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin anılan alacağa isabet eden kısmında hukuka uygunluk görülmediği, dava konusu ödeme emri muhteviyatı diğer alacak kalemleri yönünden ise; olayda, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin şirketin bilinen adreslerinde tebliğ edilemediğinden bahisle ilanen tebligat yapılmış ise de; ilgili tebliğ alındısında, muhatabın adreste bulunmadığı hususunun, tebligat memuru tarafından ''komşulardan bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden biri yahut bir zabıta memuru'' nezdinde ve onların imzasını içerecek şekilde tespit edilmediği, bu nedenle ilanen tebliğ koşullarının gerçekleşmediği anlaşılmış olup, ortada asıl borçlu şirket nezdinde usulüne uygun olarak kesinleştirilmiş bir amme alacağı bulunmadığından, ödeme emrinin anılan kısmında da hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gereken dönemdeki şirket ortağının payını devretse bile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre iki yıl daha sorumluluğunun devam ettiği, asıl amme borçlusu şirket adına usulüne uygun tahakkuk ettirilen amme alacağının şirketten tahsil edilememesi üzerine limited şirketi ortağı olan davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na, 3619 sayılı Kanun'la eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... Vergi Dava Dairesinin .. tarih ve E:...., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 14/05/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "temyizen verilen kararlar üzerine yapılacak işlemler" başlıklı 50/3. maddesinde, temyiz incelemesi sonrası bozma kararları verilerek gönderilen dosyaların, BİM tarafından öncelikle incelenerek ya bozma kararına "uyarak" yada kararında "ısrar" ederek bir karar vereceği hükme bağlanmış bu iki yol dışında BİM'ne üçüncü bir karar alma yetkisi verilmemiştir. Buna göre, BİM tarafından, evvelden istinaf edilme üzerine kaldırarak verdiği bir kararın Danıştay'ca bozulması halinde, başkaca bir değerlendirme yapmadan, sadece; "bozma kararına uyularak" dedikten sonra İYUK 45/4. maddesi uyarınca hukuka uygun bulmayarak kaldırdığı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi şeklinde bir karar vermesi, bir başka ifadeyle, hukuk aleminden kaldırıldığından ortada olmayan bir kararı onaylıyorum diyerek ilk derece mahkemesinin kaldırılan kararını işleme koyması mümkün değildir. Olayda, Dairemiz (Danıştay) bozma kararı üzerine, kararı bozulan İstinaf Vergi Dairesi tarafından, bozulan dosyaya ilişkin tebligat işlemleri tamamlandıktan sonra "uyma" kararı verilecekse, kaldırdığı karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi suretiyle değil, işin esası hakkında bozma gereklerine uygun bir değerlendirme yapılarak karar verilmediğinden, iş bu kararın, yukarıda mezkur mevzuat hükümlerine uygun bir karar verilmek üzere bozularak dosyanın geldiği yer istinaf Vergi Dava Dairesine gönderilmesi gerektiği görüşüyle, karara katılmıyorum.