Danıştay · 7. Daire
Danıştay 7. Daire 2025/318 E. 2025/1376 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 7. Daire
- Esas No
- 2025/318
- Karar No
- 2025/1376
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2025/318 Karar No : 2025/1376
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı adına ... Gümrük Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına tescilli ...-..., ...-... tarih ve sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamelerine ekli Form-A menşe belgelerinin sahte olduğundan bahisle 2018 yılında ek olarak tahakkuk ettirilen gümrük vergisi ile bu vergi üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezasına vaki itirazın reddine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bozma kararı üzerine, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nda, ithalatta gümrük yükümlülüğünün ithalat vergilerine tabi eşyanın serbest dolaşıma girmesiyle doğacağı, yapılan denetlemeler sonucunda hiç alınmadığı veya noksan alındığı belirlenen gümrük vergilerine ilişkin tebligatın, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl içinde yapılacağı, gümrük vergileri alacaklarının, ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması ve zamanaşımı daha uzun bulunan bu fiil nedeniyle ceza davası açılmış olmak kaydıyla, bu alacakların Türk Ceza Kanunu'ndaki dava ve ceza zamanaşımı süreleri içinde kovuşturulup tahsil edileceğinin hükme bağlandığı, olayda, davacı adına tescilli 17/03/2011 ve 25/03/2011 tarihli 2 beyanname muhteviyatı eşya nedeniyle ek olarak tahakkuk ettirilen vergi ve ceza kararına ilişkin tebligatın gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıllık süre geçirildikten sonra 30/03/2018 tarihinde yapıldığı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla davacı hakkında atılı suçlar bakımından zaman aşımı süresinin dolması nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ise ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Ceza Dairesi ... tarih ve ..., K:... sayılı kararıyla reddedilerek kesinleştiği; bu durumda, ceza zaman aşımı uygulanmasını gerektirecek bir mahkumiyet hükmü bulunmadığından, dava konusu vergiler ve üzerinden hesaplandığı para cezasının zaman aşımına uğradığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Vergilerin zaman aşımına uğramadığı, bu nedenle tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi.... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K... sayılı kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 26/03/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY : 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 197/2. maddesinde; yapılan denetlemeler sonucunda hiç alınmadığı veya noksan alındığı belirlenen veya birinci fıkrada belirtilen şekilde tebliğ edilemeyen gümrük vergilerine ilişkin tebligatın, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl içinde yapılacağı, şu kadar ki, gümrük yükümlülüğünün doğduğu olayla ilgili olarak dava açılmasının zamanaşımını durduracağı" 4. fıkrasında da, "gümrük vergileri alacakları, ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması ve zamanaşımı daha uzun bulunan bu fiil nedeniyle ceza davası açılmış olmak kaydıyla, bu alacakların Türk Ceza Kanunundaki dava ve ceza zamanaşımı süreleri içerisinde kovuşturulup tahsil edileceği" belirtilerek, gümrük yükümlülüğüne ilişkin olayın yargıya intikali halinde, tahakkuk zamanaşımı süresinin uzayacağı dolayısıyla, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren 3 yıldan daha fazla süre geçmiş olmasının, vergilerin tahakkukuna engel teşkil etmeyeceği, davanın neticelenmesini müteakip kaldığı yerden itibaren yeniden tahakkuk zamanaşımı süresinin işlemeye başlayacağı açıklamasına yer verilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden, davacı adına tescilli beyannameler muhteviyatı eşya nedeniyle ek olarak tahakkuk ettirilen vergiler ve karara bağlanan para cezasına ilişkin tebligatın, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıllık süre geçirildikten sonra yapılmış olmakla birlikte; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla davacı hakkında atılı suçlar bakımından zaman aşımı süresinin dolması nedeniyle kamu davasının düşmesine karar verildiği, anılan karara yapılan istinaf başvurusunun ise ... Bölge Adliye Mahkemesin ... Ceza Dairesinin ... tarih ve..., K:...2 sayılı kararıyla reddedilerek kesinleştiği, bu haliyle gümrük vergilerine ilişkin kamu alacakları hakkında suçun tabi olduğu zaman aşımı süresinin uygulanamayacağı değerlendirilmek suretiyle karar verildiği anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3.maddesinde, "vergi kanunlarının lafzı ve ruhu ile hüküm ifade edeceği, lafzın açık olmadığı hallerde, vergi kanunlarının hükümlerinin konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı göz önünde tutularak uygulanacağı", hükme bağlanmıştır. Buna göre, ancak ihtilafa uygulanan bir kanun hükmünün lafzının açık olmadığı durumlarda, kanun metnine, o metinde geçen her bir kelimenin, cümlenin, cümle içindeki kelimeler arasında ve sonunda konulan dil bilgisi işaretlerine bakılarak, ilgili kanun maddesinin ne anlatmak istediğinin ortaya konulmasını gerektirir bir durumun varlığında, metnin yoruma tabi tutulması gerekecektir. Oysaki olayda, ihtilafa uygulanan kanun metninde yoruma muhtaç bir durumun varlığı ortaya konulmaksızın, Gümrük Kanunu'nun 197/4.maddesinde geçen "...ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması" ifadesinden, gümrük vergilerine ilişkin 3 (üç) yıllık zamanaşımının, dava açılmasıyla duracağı yolundaki 197/2.maddesi hükmünün geçerliliği, açılan dava sonrası hakkında dava açılanın o davada "mahkum" olmasının gerektiği yorumuna bağlanmasının; lafzi yorum yöntemine aykırı olduğu, madde metninin diğer ilgili maddeler ile birlikte değerlendirilmesinden de, "... zamanaşımının durması için dava açılmasının" yeterli olacağının anlaşıldığı, üstelik, konu hakkında Anayasa Mahkemesinin 28/9/2017 gün ve E:2016/198, K:2017/144 sayılı kararıyla Gümrük Kanununun 197/4.maddesinde geçen "…ceza davası açılmış olmak kaydıyla…" ifadesinin "Kanunun 197. maddesi ile 181. maddesinde yer alan düzenlemelerin bir bütün olarak ele alınması ve sistematik şekilde yorumlanması durumunda belirsizlik" içermediğine, Anayasanın 2. maddesinde yazılı olan ‘"belirlilik" ilkesine aykırı olmadığına vurgu yapılarak, maddenin yorum gerektirmeyecek şekilde açık olduğu da teyit edilmişken, davacı hakkında ek olarak tahakkuk ettirilen gümrük vergileri ve bu vergiler üzerinden hesaplanarak karara bağlanan para cezasında zamanaşımı bulunmadığından temyize konu kararın bu gerekçeyle bozulması gerektiği oyu ile, karara katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY: 4458 Sayılı Gümrük Kanunu'nun 197.maddesinin 4.fıkrasında; gümrük vergisi alacaklarının ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması ve zaman aşımı daha uzun bulunan bu fiil nedeniyle ceza davası açılmış olmak kaydıyla, bu alacakların Türk Ceza Kanunundaki dava ve ceza zaman aşımı süreleri içerisinde kovuşturulup tahsil edileceği hükme bağlanmıştır. Anılan yasal düzenleme kapsamında gümrük vergisi alacaklarının ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması nedeniyle ceza davası açılmış olması halinde, zaman aşımı daha uzun bulunan fiile ilişkin ceza ve dava zaman aşımı sürelerinin geçerli olacağı düzenlenmiştir. Madde metninde gümrük vergisi alacaklarına ilişkin zaman aşımının daha uzun olan dava ve ceza zaman aşımı olarak uygulanabilmesi için öngörülen temel koşul, konuya ilişkin bir ceza davasının açılmış olması ve bu davanın ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması nedeniyle açılmış olmasıdır. Kanun koyucu yaptığı düzenlemede belirtilen nedenle dava açılmasını daha uzun olan zaman aşımı sürelerinin uygulanması için yeterli görmüştür. Ancak, ceza davasının ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olduğu kabul edilerek açılmasından sonraki yargısal süreçte ortaya çıkan ve kesinleşen kararların davanın belirtilen nedene, başka bir deyişle "ceza uygulamasını gerektiren bir fiile ilişkin olması" nedenine dayalı olarak açılıp açılmadığı konusuna açıklık getirdiği ve bu hususu aydınlattığı hallerde kuşkusuz gümrük vergisi alacakları yönünden dava ve ceza zaman aşımı sürelerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususunu etkileyeceği açıktır. Örneğin ceza yargısı kararı isnada konu fiilin sübut bulmadığı, ceza uygulamasını gerektiren bir fiil niteliğini taşımadığı yönünde olduğu takdirde maddi anlamda ceza gerektiren bir fiil olmadığı ortaya çıkacağından sadece biçimsel yönden ceza davasının açılmış olmasının mükellef açısından aleyhe değerlendirilmesi evrensel hukuk ilkelerine aykırı olacaktır. Fakat dava konusu olayda olduğu gibi ceza mahkemelerinde davanın süresi içinde karara bağlanamaması gibi şekli bir duruma bağlı olarak ortaya çıkan zaman aşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi halinde açılan davanın "ceza uygulaması gerektiren bir fiile ilişkin olmadığı"nı kabul etmeye imkan veren bir hal bulunmadığından, dava ve ceza zaman aşımı içinde yapılan gümrük vergisi tahakkukunun zaman aşımına uğradığından söz edilemeyecektir. Belirtilen nedenle, davanın esasının incelenmesi gerektiği görüşüyle temyize konu kararın bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyorum.