Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2026/1160 E. 2026/1538 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2026/1160
- Karar No
- 2026/1538
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2026/1160 Karar No : 2026/1538
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ... Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: İstinaf aşamasının, 3 yıl 4 ay boyunca sonuçlandırılmamış olması, makul sürede yargılanma hakkının ağır bir ihlali olduğu, kabul edilebilir hiç bir olguya dayanmayan bu durum, yargı görevinin yerine getirilmesinde, konusu suç teşkil edebilecek, ağır bir ihmale işaret ettiği, dosyada eksik araştırmanın olduğu, terör örgütleri ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibat şeklinde herhangi bir ilişkisinin bulunmadığı, dava konusu işlemi tesis eden davalı idarenin tek taraflı beyanlarının, bu konuda hiçbir araştırma ve değerlendirme yapmadan hükme esas alınmasının ve hiçbir somut ve hukuken kabul edilebilir bilgi, belge ve veriye dayanılmaksızın salt takdir yetkisinden hareketle tesis edilen kamu görevinden çıkarma işleminin açıkça hukuka aykırı olduğu, mülkiyet hakkının, adil yargılanma hakkının, gerekçeli karar hakkının, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, masumiyet karinesinin ve suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ... Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar, bunlardan hiçbirine uymamaktadır. Dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesi neticesinde, davacı hakkında yürütülen ceza davasında, ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararının Yargıtay .... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği görülmüş olup, söz konusu kararda yer alan; "...Tanık E.O.; "Sanık...'yu 2003 yılı Eylül ayından beri tanırım. O dönem, Devlet Planlama Müsteşarlığında birlikte çalışıyorduk. Daha doğrusu, o yıl bu kurumda planlama uzman yardımcısı olarak işe başlamıştık. Oryantasyon programında da sanığı tanımıştım. 2003 yılı Ekim ayında ben bu yapının sohbetlerine katılmaya başlamıştım. Bu sohbetlerde...da var idi. Bu sohbetler, genellikle haftalık olarak yapılıyordu. Ancak, iş yoğunluğuna bağlı olarak bazen süre değişiyordu. Ben, 2010 yılı Ağustos ayında yüksek lisans eğitimi için yurt dışına gitmiştim. Yurt dışına gidinceye kadar bu sohbetlere devam ettim. Yanlış hatırlamıyorsam... da benden iki yıl kadar önce yine yüksek lisans eğitim için yurt dışına gitmişti. O da, yurt dışı yüksek lisans eğitimine gidinceye kadar bu sohbetlere devam etmişti. Ben, yüksek lisans için ABD'ye gitmiştim. 2012 yılı Haziran ayında yurt dışından dönerek o zamanki adıyla Kalkınma Bakanlığında tekrar işe başladım. Ben, işe tekrar başladığımda ... da Kalkınma Bakanlığı'nda çalışmakta idi. Yurt dışından geldikten bir müddet sonra benimle yeniden irtibata geçtiler ve ben 2012 yılı Ekim ayında yeniden sohbetlere katılmaya başladım. Bu sohbet grubunda yine... da vardı. 2012 yılı sonunda gerçek adının sonrada ... olduğunu öğrendiğim ... bey isminde bir kişi gelerek bizleri farklı bir sohbet grubuna aldı. Bu sohbet grubunun yapısı, Kalkınma Bakanlığı içinde sohbet veren abilerden oluşmasıydı. ... bey bizden içinde ... ve benim de bulunduğum gruptan sohbet abiliği yapmamızı isteyerek böyle bir grup oluşturmuştu. Daha doğrusu, böyle bir grup zaten önceden vardı. Biz de bu gruba dahil edilmiştik. Bu arada biz de sohbet vereceğimiz grupların başına getirilmiş olduk.... ile birlikte bu şekilde katıldığım ortak sohbet 2014 yılı sonuna kadar devam etti. Bununla birlikte benim sorumlu olduğum gruba da sohbetlerime devam ediyordum. Bu arada 2014 yılı başlarında ... bey ayrılmış, yerine gerçek adının sonradan ... olduğunu öğrendiğim ...isimli kişi gelmişti. 2014 yılı sonlarında ..., ... ... ile birlikte olduğum sohbet grubunu ikiye böleceğini ve iki ayrı grup haline getireceğini söylemişti. Sohbet abilerinden oluşan bu grup ikiye bölündü. Sanık ...ikimiz farklı gruplarda yer aldık. Bu tarihten sonra ...'nun faaliyetlerinin ne şekilde devam ettiği konusunda bir bilgiye sahip değilim. Sonraki süreçte ben ByLock programını kullandım. Ben, burada ... isimli kişiye ekliydim. Bana ekli olan kişiler de benim grubumda olan kişilerdi. Ancak, benim bylock mesaj tespit tutanağım mevcut değildir.... ile birbirimizi bylock isimli program üzerinden eklemedik. Çünkü ben kendisiyle ByLock üzerinden herhangi bir görüşme yapmadım. Her ne kadar soruşturma aşamasında ...'nun tüm grupların bilgilerini topladığı yönünde beyanım mevcut ise de aslında bu beyanım ... yönünden idi. Fakat her nasılsa iddianameye... olarak geçmiştir. Benim, ...'nun bu yapı içerisindeki konumuyla ilgili bildiklerim bunlardan ibarettir..." şeklinde beyanda bulunduğu ... Kalkınma Bakanlığı'na bağlı Batı Karadeniz Kalkınma Ajansı genel sekreterliği görevini yürüten sanık ...'nun silahlı terör örgütü üyeliği suçlamasını kabul etmediği, sanığın adına kayıtlı ve kendi kullanımında olduğunu beyan ettiği ... numaralı hat üzerinden münhasıran ByLock erişimine tahsis edilen IP adreslerine erişim bilgilerine ilişkin CGNAT kayıtlarının dosya içerisine aldırıldığı buna rağmen sanığa ait ByLock ID numarası tespit edilemediğinden ByLock mesaj tespit ve değerlendirme tutanağının dosya içerisinde mevcut olmadığı; Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin son dönemde istikrar kazanmış içtihatlarına göre ByLock kullanımı iddiasının belirleyici delil olması durumlarında CGNAT kayıtlarının salt mahkumiyet için yeterli olamayacağı, mutlaka kullanıcı adı ve şifresinin gerektiği, ortaya konulmuş olmasına göre kovuşturma aşamasında tanık E.O.'nun tespit edilen yeminli anlatımına göre sanık İbrahim Kuzu'nun Kalkınma Bakanlığı içerisinde oluşturulan sohbet gruplarına sohbet abisi olarak yer aldığı, ayrıca sohbet abilerinden oluşturulan ortak bir sohbet grubunda da birlikte yer aldıkları dikkate alındığında sanığın hakkındaki ByLock tespiti ve tanık beyanına göre örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girdiği, örgütün kuruluş amaçlarını faaliyet ve eylemlerini benimseyerek, gönüllü olarak hiyerarşiye dahil olmayı tercih ettiği..." tespitleri ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 03/03/2026 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.