Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2025/15574 E. 2025/14834 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2025/15574
- Karar No
- 2025/14834
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2025/15574 Karar No : 2025/14834
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Komutanlığı / ... VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarının iadesine, ekonomik haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının çocuklarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle kapatılan okulda eğitim görmüş olması, eşi, teyzesinin oğulları, kayınvalidesi, kayınpederi, eşinin kardeşleri hakkında FETÖ/PDY kapsamında adli işlem yapılması, eşinin örgütle irtibatı tespit edilen derneğe üyeliğinin bulunması ve eşinin ve kendisinin örgütle irtibatı tespit edilen derneğe bağışta bulunmaları hususlarının bir bütün halinde değerlendirilmesi sonucunda, davacının ve kendisini etkileyebilecek nitelikteki yakın çevresinin yoğun ve çeşitli yol ve yöntemlerle FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğunun açık olduğu, ifa edilen görevin niteliği de dikkate alındığında davacının da bu kapsamda FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunduğu sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, Danıştay Beşinci Dairesinin 21/11/2024 tarih ve E:2021/4562, K:2024/19120 sayılı kararıyla bozulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Anayasal ve kanuni güvencelerinin ihlal edildiği, Devlete sadakat yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahsedilmiş olmakla birlikte bunu ne suretle gerçekleştirdiğine dair herhangi bir tespitte bulunulmadığı, çocuklarının Devletten eğitim teşviki alan okulda eğitim gördükleri, eşinin esnaf olması nedeniyle kapatılan dernekte üyeliğinin bulunduğu, eşi hakkında verilmiş bir mahkumiyet hükmünün bulunmadığı, yardımda bulunduğu derneğin kamuya yararlı dernek statüsünde olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY VE İLGİLİ MEVZUAT : Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır. 23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(f) maddesinde; 14/07/1965 tarih ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile bu Kanun Hükmünde Kararnamenin 3. maddesinde belirtilenler hariç diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dahil) istihdam edilen personelin, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgisine göre ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, "...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya (Anayasa Mahkemesinin 12/01/2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 30/06/2022 tarih ve E:2018/137 K:2022/86 sayılı kararıyla, 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 26. maddesiyle 27/06/1989 tarih ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’ye eklenen geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan...üyeliği, mensubiyeti veya" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen; ... 9) 657 sayılı Kanuna ve diğer mevzuata tabi her türlü kadro, pozisyon ve statüde (işçi dâhil) istihdam edilen personel, ilgili kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan kurum veya kuruluşun en üst yöneticisi başkanlığında bağlı, ilgili veya ilişkili olunan bakan tarafından oluşturulan kurulun teklifi üzerine ilgili bakan onayıyla kamu görevinden çıkarılır. Bu maddenin (A) fıkrasında belirtilenlerin işlemleri ise söz konusu fıkradaki usule göre yapılır." hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(f) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. Davacı, davalı idare bünyesinde ... olarak görev yapmakta iken, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve özlük haklarının iadesine, ekonomik haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır. Diğer yandan, UYAP ortamında yapılan incelemede davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ya da yardım etme suçlarından yürütülen adli soruşturma ya da kovuşturma bulunmadığı görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Temyize konu kararda yer alan davacı hakkındaki tespit ve değerlendirmeler incelendiğinde; a) İdare Mahkemesi kararında davacının çocuklarının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan ve FETÖ/PDY'ye ait olan okullarda eğitim alması hususunun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak; Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; çocuğunu iyi bir eğitim almasını sağlamak amacıyla Devletin izniyle kurulan ve Devletin denetim ve gözetimi altında faaliyet gösteren yine Devlet tarafından verilen eğitim teşviki ile okula gönderdiği ve bu durumun aleyhine değerlendirilemeyeceği ileri sürülmüştür. Davacının, çocuklarını örgüte müzahir okula gönderdiği hususu gerek dosyadaki bilgi ve belgelerle gerekse de davacının kendi beyanıyla sabit olmakla birlikte, davacının eğitim saikiyle böyle bir tercihte bulunduğuna yönelik yukarıda yer verilen beyanlarının aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut herhangi bir tespit, tanık beyanı ya da başkaca bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, belirtilen hususun davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
b) İdare Mahkemesi kararında; davacının, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneğine SMS ile bağışta bulunması hususunun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak; Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; Kimse Yok Mu Derneği'nin örgütle iltisaklı ya da irtibatlı olduğunu bilmediği, söz konusu derneğe insani duygularla yardım amacıyla para göndermesinin örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceği ileri sürülmüştür. Dava dosyasının incelenmesinden; Kimse Yok Mu Derneği'ne SMS yoluyla bağışta bulunmasının insani duygularla bağış amacı dışında örgüte finansal destek sağlamak amacıyla yapıldığına dair herhangi bir somut tespit bulunmadığı anlaşıldığından, anılan hususun davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
c) İdare Mahkemesi kararında; davacının eşi hakkındaki tespitlerin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı ve iltisakı açısından Mahkemelerinin kanaatini pekiştirici nitelikte görüldüğü değerlendirilmesiyle ilgili olarak; Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; suç ve cezaların şahsiliği ilkesi gereğince eşinin eylemlerinden dolayı sorumlu tutulamayacağı, anılan tespitlerin doğrudan kendisine isnat edilemeyecek nitelikte tespitler olduğu ileri sürülmüştür. UYAP ortamı üzerinde yapılan araştırma neticesinde, davacının eşi M.G. hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla silahlı terör örgütüne yardım etmek suçundan dolayı verilen mahkumiyet kararının; ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:...; K:... sayılı kararı ile bozulduğu, karar içeriğinden "..bank asya da hesabının bulunması ve örgütle iltisaklı ÇARSİAD üyesi konumunda bulunması dolayısıyla örgüte yardım suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ise de,ilgili bankadan temin edilen hesap hareketlerinin incelenmesinde,her ne kadar 03/12/2012 tarihinde açtırdığı hesabına örgütün sözde liderinin talimatına denk gelen dönemde ilgili bankada katılım hesapları açtırıp para yatırmış ise de,sanığın 2013 haziran ayı itibariyle bakiyesinin 17687 TL olduğu,savunmasıyla uyumlu şekilde ticari faaliyetlerinde kullandığının değerlendirildiği,sanığın üyesi bulunduğu dernek kapsamında örgütsel faaliyetler de bulunduğuna dair somut bir delil bulunmadığı,örgütün gizli haberleşme programlarını kullandığına dair bir iddia ve tespit bulunmadığı,sanığın sohbet,himmet,mütevelli,mahrem birimlerde görev alma v.s örgütsel faaliyetler yürütüğünü dair iddia ve tespit bulunmadığı,bu çerçevede sanığın eyleminin silahlı terör örgütü üyeliği veya silahlı terör örgütüne yardım etme niteliğinde değerlendirilemeyeceği.." tespitlerine yer verildiği görülmüştür. Netice itibarıyla, davacının eşine yönelik olan söz konusu iddiaların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. d) İdare Mahkemesi kararında davacının teyzesinin oğulları, kayınvalidesi, kayınpederi, eşinin kardeşleri hakkında FETÖ/PDY kapsamında adli işlem yapılması hususlarının davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesiyle ilgili olarak; Davacı tarafından, bu tespite ilişkin olarak dava dosyasındaki beyanlarında özetle; suç ve cezaların şahsiliği ilkesi gereğince yakınlarının eylemlerinden sorumlu tutulamayacağı, anılan tespitlerin doğrudan kendisine isnat edilemeyecek tespitler olduğu ileri sürülmüştür. Davacının yakınları hakkındaki tespitlerde, davacının bizzat kendisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkilendirecek herhangi bir hususa yer verilmediği görülmüştür. Netice itibarıyla, davacının yakınlarına yönelik olan söz konusu iddiaların, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatını ve/veya iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır. Diğer taraftan, Dairemizin 21/11/2024 tarih ve E:2021/4562, K:2021/146 sayılı bozma kararı üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesince yapılan 20/02/2025 tarihli ara kararı uyarınca davalı idare ve ara kararda belirtilen kurum ve kuruluşlarca verilen cevaplardan davacının örgütle iltisakı ve irtibatına dair başkaca somut bilgi ve belgenin de bulunmadığı görülmüştür. Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka uyarlık; davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 17/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.