Danıştay · 5. Daire

Danıştay 5. Daire 2025/10809 E. 2025/15848 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
5. Daire
Esas No
2025/10809
Karar No
2025/15848
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2025/10809 Karar No : 2025/15848

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ...

Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile özlük haklarının iadesine ve parasal haklarının tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla düzeltilerek reddine ilişkin kararın Danıştay 5. Dairesinin 24/10/2023 tarih ve E:2020/5564, K:2023/14463 sayılı kararıyla bozulması üzerine bozma kararına uyulmak suretiyle istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması, dosyanın Mahkemesine iadesi yönünde ... İdare Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı karar üzerine ... İdare Mahkemesince davanın reddi yönünde verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Anayasa ve uluslararası sözleşmelerden doğan haklarının ihlâl edildiği, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine aykırı hareket edildiği, hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmaması nedeniyle masumiyet karinesinin ihlâl edildiği, kendisine savunma hakkı tanınmadığı iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 3. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir." kuralına, 4. fıkrasında, “Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir.” kuralına, 5. fıkrasında da, “Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir.” kuralına yer verilmiştir. Belirtilen hükümlerin değerlendirilmesinden; ilk derece mahkemesince verilen kararda istinaf aşamasında tespit edilen maddî veya hukukî eksikliklerin bölge idare mahkemesi tarafından tamamlanarak nihai kararın da bölge idare mahkemesi tarafından verileceğinin genel kural olduğu; ancak, mahkemenin ilk inceleme üzerine vermiş olduğu kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunun haklı görüldüğü veya ilk derece mahkemesindeki davaya görevsiz ya da yetkisiz mahkeme tarafından yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olduğu hallerde, bölge idare mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile idare mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine kesin olarak karar verileceği anlaşılmaktadır. Bu durumda, esas yönünden yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulması durumunda 2577 sayılı Kanun'un 45/3. maddesi uyarınca bölge idare mahkemesince istinaf başvurusunun reddine; hukuka uygun bulmaması durumunda ise anılan Kanun'un 45/4. maddesi uyarınca bölge idare mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak işin esası hakkında yeniden bir karar verileceği, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilemeyeceği açıktır. Bu hususun istisnaları, ilk inceleme üzerine verilen kararın hukuka aykırı oluşu, davanın görüldüğü idare mahkemesinin görevsiz veya yetkisiz oluşu ile dava dosyasına reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâlleri olup, anılan durumlarda 2577 sayılı Kanun'un 45/5. maddesi uyarınca bölge idare mahkemesince kesin olarak verilecek kaldırma kararıyla birlikte dava dosyası ilgili idare mahkemesine gönderilecektir. Nitekim Anayasa Mahkemesi 29/12/2022 günlü, 32058 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 26/10/2022 günlü, E:2022/89, K:2022/129 sayılı kararında "Uyuşmazlığın bir kısmı hakkında inceleme yapılmadan hüküm kurulması, dava hakkında eksik hüküm kurulması, dava dosyasının tekemmül ettirilmeden uyuşmazlık hakkında karar verilmesi, davanın konusunun hatalı nitelendirilmesi suretiyle yargılama yapılması, duruşma yapılmadan karar verilmesi, dava dilekçesinin reddini veya merciine tevdiini gerektiren sebeplerin bulunmasına rağmen esas hakkında karar verilmiş olması, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına veya davanın incelenmeksizin reddine dair kararların hukuka aykırı bulunması, eksik veya yanlış hasımla davanın görülmesi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında uyumsuzluk bulunması, görüşme tutanağı ile kararın çelişkili olması ve benzeri usule ilişkin durumlarda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının bu mahkemeye gönderilmesi gerektiği, bu eksikliklerin istinaf merciince giderilerek işin esası hakkında bir karar verilmesinin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesine, adil yargılanma hakkına, gerekçeli karar hakkına, kanuni hâkim ve iki dereceli yargılama ilkelerine aykırılık teşkil ettiği" iddialarıyla yapılan ve 2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrasının birinci cümlesinin "...İlk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde,..." bölümünün iptaline karar verilmesi talebiyle yapılan itirazın, temyize tâbi kararlar yönünden reddine karar vermiştir. Anılan kararda; Kanun'un 45. maddesinin 5. fıkrasında yer alan hâllerin dışındaki konularda bölge idare mahkemesinin dosyayı ilk derece mahkemesine gönderemeyeceği ve davanın esasını da kendisinin karara bağlayacağı gerekçesine yer verildiği, usul ekonomisi ve yargılamanın uzamasının önlenmesi amaçları dikkate alınarak Bölge İdare Mahkemesinin ilk derece Mahkemesi kararını kaldırdığı durumlarda işin esasını kendisinin karara bağlamasında Anayasal güvencelere aykırılık oluşturan bir durum bulunmadığı vurgulanmıştır. Buna göre; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla istinaf incelemesine konu olan ilk derece mahkemesi kararının yukarıda alıntısı yapılan 2577 sayılı Kanun'un 45/5. maddesinde sayılan sınırlı hâller arasında yer almaması nedeniyle Dairemizce verilen 24/10/2023 tarih ve E:2020/5564, K:2023/14463 sayılı bozma kararı üzerine 2577 sayılı Kanun'un 45/4. maddesi uyarınca Bölge İdare Mahkemesince işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, anılan Kanun'un 45/5. maddesine göre dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesi kararı usule ve hukuka uygun görülmemiş ise de, usul ekonomisi ilkesi gereği gelinen aşamada bozma sebebi olarak görülmemiştir. Davacı hakkında FETÖ/PDY Silâhlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde (E:..., K:..., ...) hapis cezasına hükmolunarak cezanın ertelendiği, istinaf dairesince başvurunun esastan reddedildiği, Yargıtay tarafından verilen karar içeriği incelendiğinde (... Ceza Dairesi, E:..., K:..., ...) davacı hakkında 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulamasının tartışılmadığı gerekçesiyle verilen bozma kararı üzerine yeniden görülen davada davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla FETÖ/PDY Silâhlı Terör Örgütüne Üye Olmak suçundan hükmolunan hapis cezasının açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, dosyanın gerekçeli karar yazımı aşamasında olduğu, ceza yargılamasının bu aşamada davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün olmamakla birlikte 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca bir kamu görevlisinin terör örgütüne üyeliği olmasa da bu terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabildiği, devam eden ceza yargılamasının ilgili hakkında tesis edilen kamu görevinden çıkarma işleminin hukuka uygunluğu yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılmasına engel olmayacağı açıktır. Davacı hakkında ... Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davaya ilişkin dosyanın incelenmesinden İdare Mahkemesi kararında yer verilen olgulara ilaveten asker olan davacının beyanlarına göre asker olan kişilerle örgüt içerisinde görevli mahrem imamlar tarafından ardışık olarak arandığı, mahrem imam A.B. tarafından devre arkadaşı A.A. ile grup yapıldığı, örgüt tarafından uygulanması istenen tedbirlerin 2014 yılında buluştuğu mahrem imam A.B. tarafından iletildiği, mahrem imam A.B. tarafından sabit/ankesörlü hatlardan arandığı, mahrem İmam Ö. tarafından kendisinden himmet istediği ve aynı mahrem imamca 2014-2015 yılları arasında sabit/ankesörlü hatlardan arandığı, E. isimli mahrem imam ile 2015 yılında yaptığı görüşmede örgütsel tedbirin tekrar hatırlatıldığı ve aynı mahrem imam tarafından sabit/ankesörlü hatlardan 2016/Nisan dönemine kadar arandığı, HTS kayıtlarının davacının ikrar mahiyetindeki bu beyanlarıyla uyumlu olduğu, neticeten davacının yıllara sari olarak mahrem imamlar arasında devredildiği anlaşılmaktadır. Bu kapsamda, dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki tespitler birlikte değerlendirildiğinde davacının FETÖ/PDY Silâhlı Terör Örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 30/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 5. Daire, E. 2025/10809, K. 2025/15848, T. 30.12.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-5-daire-2025-10809-e-2025-15848-k-75b4fb32da49