Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2023/9778 E. 2025/12849 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2023/9778
- Karar No
- 2025/12849
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/9778 Karar No : 2025/12849
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davacı) : ...
İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı tüm özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faizi ile ödenmesine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davalı İdarenin İddialarının Özeti: Temyize konu kararın hukuki dayanaktan yoksun olduğu, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, örgütle iltisak veya irtibatın varlığına kanaat getirilmesine yeter düzeyde verinin dosyada mevcut olduğu ve davacının Anayasa'ya sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
Davacının Savunmasının Özeti : Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 20/11/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY : Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde ... olarak görev yapan davacı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede isminin yer alması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvuru ... tarihli ve ... sayılı işlemle reddedilmiştir. 15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimine müteakip, 6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarihli ve 28380 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarihli ve 29050 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarihli ve 29410 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarihli ve 29762 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmektedir. Sendika, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile de kapatılmıştır. Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması; ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay 16.Ceza Dairesi'nin 20/12/2017 tarihli ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde ... Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen ... gün ve E:..., K:... sayılı kararın 62. sayfasında; Sendika Genel Başkanının Wifi üzerinden erişim sağladığı ByLock programı aracılığı ile diğer ByLock kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır" ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır. Devlet kurumlarında örgütlenme tarzı olarak takiyye’ye (kendilerini koruma/saklama maksadıyla olduğundan farklı görünmeye) ve faaliyetlerinde gizliliğe çok büyük ehemmiyet verdiği anlaşılan FETÖ/PDY mensuplarının, örgütün amaç ve hedeflerine hizmet etme gayesiyle sözde sivil toplum kuruluşu olarak legal görünüm altında kurdukları sendika, vakıf veya derneklere üye oldukları anlaşılmaktadır. FETÖ ile irtibat ve iltisakı tespit edilen kamu görevlilerinin, Milli Güvenliğin tesisi bakımından kamu görevinden çıkarılması olağanüstü tedbir mahiyetinde bir işlem olduğundan, disiplin işlemlerinden farklı olarak kesin ve somut deliller olmasa bile, FETÖ ile irtibat ve iltisakın bulunduğuna karine ve kanaat teşkil edebilecek her türlü bilgi, bulgu ve belgenin işlem tesisinde değerlendirilebileceği kuşkusuzdur. Davacının, Aktif Eğitimciler Sendikası'na 2012 yılı Kasım ayında üye olduğu ve sendikanın fesih tarihine kadar üyeliğini devam ettirdiği, sendikanın 31/03/2013 tarihinde feshini müteakip yeniden kurulma tarihinden sonra 2014 yılı Ocak ayında tekrar sendikaya üye olduğu, 2016 yılı Temmuz ayına kadar üyeliğini devam ettirdiği, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı olduğu değerlendirilerek, davacının yasal görünümlü bir sendika aracılığı ile terör örgütünün eğitim alanındaki amacına uygun tavır ve davranış sergileyerek anılan örgüte taraftarlığını ortaya koyduğu, Ayrıca, FETÖ örgütüne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödeme bilgisinin bulunduğu, çocuğunun FETÖ/PDY'ye müzahir öğretim kurumunda 2015-2016 eğitim öğretim yıllarına ilişkin kaydının olduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı nedeniyle kapatılan şirkete 2014-2016 yılları arasında ödeme bilgisi bulunduğu dosya içeriğinden görülmüştür. Davacı hakkındaki tespitler, yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar doğrultusunda değerlendirildiğinde; FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle Milli güvenliği tehdit eden bu örgütün Devlet kurumlarındaki tüm unsurlarının berteraf edilmesi gayesi gözetilerek, olağanüstü ve Milli güvenlik açısından zorunlu tedbirler kapsamında FETÖ ile iltisaklı olduğu değerlendirilerek kamu görevinden çıkarılması işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabulüyle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabul edilerek dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faizi ile ödenmesi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyoruz.