Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2022/7808 E. 2025/12745 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2022/7808
- Karar No
- 2025/12745
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/7808 Karar No : 2025/12745
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesine dayanılarak kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ yapılanması ile terör örgütü olarak anılmadığı dönemlerde irtibat kurduğu ve örgütsel sayılabilecek hiçbir faaliyete katılmadığı, hiçbir suça karışmamakla birlikte etkin pişmanlıktan faydalanarak bildiklerini adli mercilere anlattığı, örgütün çözülmesine fayda sağlayacak nitelikte etkin pişmanlık kapsamındaki ifadeleriyle FETÖ/PDY soruşturmalarına katkıda bulunduğu, hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını ifade edeceği, ilişkisini kesmiş olduğu döneme kadar bu yapının bir terör örgütü olduğunun bilinmediği, dolayısıyla hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, masumiyet karinesinin ve suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirisine uymamaktadır. Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 24/06/2021 tarih ve E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla, 7086 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sırasında davacının etkin pişmanlıktan faydalanarak samimi ikrarda bulunması işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır. Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan yargılama neticesinde hakkında mahkumiyet kararı verildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür. Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar İdare Mahkemesi kararında davacı hakkında yapılan ceza kovuşturmasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle 5 yıl hapis cezası verildiği belirtilmiş ise de, dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin... tarih ve E:... , K:... sayılı kararı ile FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği sabit görülerek hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilen davacının, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması suretiyle cezasından indirim yapıldığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür. Masumiyet karinesi ilkesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, ilgilisi lehine veya aleyhine bir sonuç doğurmayacağı açık olmakla birlikte, ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak, ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin, ilgililerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibat düzeyinde bir ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği açıktır. ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında davacı, "...2005 yılına kadar FETÖ ile ilk kez lise 2 de bağlantım oldu, şu şekildedir; okuduğum liseye burs vereceklerini söyleyen bir dernek adına birileri geldi, bizlere form doldurttu, ben de bu formu doldurdum. O dönem benim telefonum yoktu, o yüzden abimin telefon numarasını yazdım. Yaklaşık 1 ay sonra bursu kazandığıma dair aradılar. Bu derneğin adı Bahçelievler İş adamları Derneğiydi, beni aradıktan sonra Bahçelievlerde bulunan derneğin binasına gittim, kayıt yaptılar . O dönem yaklaşık 30 TL bir burs vereceklerdi, bu derneğin FETÖ ile bağı olduğunu bilmiyordum. Kayıt yaptıktan sonra belli araklıklarla ay ay beni çağırdılar, gittiğimde elden 30 TL para verdiler ve bu durum yaklaşık 3-4 ay sürdü, sonrasında ÖSS'ye hazırlanmak üzere evlerde kurs verdiklerini söylediler ve evlere dağıtım yapıldı. Eve gittikten sonra bu yapının cemaat olduğunu öğrendim. Ben bu eve tek gittim. Bu dernekte tanıştığım sonradan kaldığım evde kalıyor olduğunu öğrendiğim ... adında bir üniversite öğrencisi vardı, bu şahıs beni eve götürdü. O zaman bana sınava hazırlıkta yardımcı oldu. Ders çalıştırdı. O süreç 3-4 ay kadar sürdü, benden sonra ... ve ... isimli diğer kişiler de benim bulunduğum eve geldi ve birlikte çalışmaya başladık. Sonrasında bizi ... isimli birinin bulunduğu başka bir eve yönlendirdiler. ... isimli şahıs ta aynı şekilde bize ders çalıştırdı. O dönemde cemaat ile ilgili videolar izletti ve kitap okuttu. Ben bu şahsıların gerçek adlarını bilmiyorum. Ben liseyi 3 yıl okudum. Lisenin son dönemlerine yakın az önce isimlerini söylediğim diğer 2 kişi gelmemeye başladı, sadece burs verilecek zamanlarda gelirlerdi. ... olarak söylediğim kişiyi emniyette teşhis etmiştim. Bu kişiler aralıklarla gelirlerdi, ben ise ders çalışmak için haftada bir ya da üç haftada bir giderdim Ben lisenin yaklaşık son 1.5 yılı yani lise bitene kadar bu evlere gittim. Sonrasına bize askeri sınavlara hazırlanmak niyetim de olduğu için ...'un da yönlendirmesi ile askeri sınava hazırlanmaya başladım. O dönem ÖSS sınavına girdim, Yıldız Teknik Üniversitesini kazandım, ayı zamanda ÖSS formunda bulunan askeri okullar şıkkını da işaretledim. Askeri okul sınavını kazandığım zaman tektim. İstanbul ilinde beni ... aradı, yanına çağırdı, yanına gittim, kendisi bana Balıkesir ilinde biriyle irtibatlayacağını söyledi ancak ben o dönem ...'a biraz güvenmiştim bu yüzden başka biri ile görüşmeyeceğimi söyledim. Ben sanırım 2006 yılı Eylül ayı gibi Balıkesir Astsubay MYO'na gittim, askeri okula başlamadan önce kendime bir telefon aldım. Bu telefon numarasının kendi üzerime mi yoksa abimin üzerine mi kayıtlı olduğunu hatırlamıyorum. Askeri okuldayken ... beni yaklaşık 3-4 kez aradı ancak sabit hattan mı aradığını hatırlamıyorum ve yine o dönemde 2-3 kez Balıkesir'e geldi ve dışarıda buluştuk, yemek yedik, sadece bir defaya mahsus beni bir eve götürdü, bu evde başka kimse yoktu ve aile evine benziyordu, evde namaz kıldık ve sohbet ettik, bana okul hayatımın nasıl olduğunu ve okulda değişik kişilikli insanlar olup olmadığında sorular sordu. Bana telefon konusunda aradığı telefonun kayıtlı olmaması hususlarında tedbirli olmam konusunda tavsiyelerde bulundu. Namaz kılma hususunda da tavsiyede bulundu ancak ben bunlara uymadım. Bana göz ile namaz kılmam, ya da abdest alırken teyemmüm şeklinde almam yani duvara sürtünerek abdest almam hususlarında tavsiyelerde bulundu. Ancak ben namaz konusundaki tavsiyelerine hep karşı çıktım, hiç uygulamadım. Askeri okulda bulunduğum 2 yıllık dönemde başka bir durum olmadı. Beni başka biriyle grup yapmaya çalışmadı. 2 yıllık okul sürecimin sonunda ben 2008 yılı ağustos sonrasındaki dönemde İzmir Narlıdere İstikam okuluna eğitim için 8 aylığına gittim. Gitmeden önce yine buluştuk, şu an hatırlamıyorum ama yüksek ihtimal sabit hattan araması neticesinde buluştuk. Beni devretmek istedi ben de yine kabul etmedim, başka birisi ile görüştürecekse kimse ile görüşmeyeceğimi söyledim, o da ısrar etti, ben de başka biriyle görüşmektense bırakacağımı söyledim o da başka biri ile görüşmememi kabul etti. İzmir'de de birkaç kez beni sabit hattan aradı. Birkaç kez benimle görüşmeye geldi, geldiğinde yine dışarıda görüştük yine sadece bir kez eve gittik, eve gittiğimizde namaz kıldık, yine aynı şekilde durumumu sordu ve kitap okuduk, bu kitap sanırım risalei nurdu. Ben sadece 1 kez para verdim, o dönem İzmir'deydim, o dönem kurban bağışı adı altında parayı ...'a verdim. ...'un hangi üniversitede ne okuduğunu bilmiyorum ama edebiyat ya da ilahiyat tarzı sözel bir bölüm okuyor olabilir. İzmir'de ki eğitimim 2009 yılı Haziran döneminde bitti, atamam Van Başkale Albayrak'a çıktı. Tayinim çıktığında yine görüştük, bu görüşmemizde artık evlenmem konusunda cemaatten olan ve başı açık olan biriyle evlenmem konusunda tavsiyelerde bulundu. Bu durum bana uymadığı için kabul etmedim. Ben evleneceğim kişinin başının kapalı olmasını tercih edeceğim için bana uymadığını söyledim. O bana ısrar etti ama ben bu şekilde bir evliliğimin olmayacağını söyledim tayin çıktıktan sonra Van Başkale Albayrak'a katılım yaptım ve Astsubay Çavuş olarak görevime başladım. Orası merkezi bir yer değildi, İran sınırındaydı. Merkeze gidiş gelişim yoktu. Bu dönemde ... beni 3-4 kez aradı ve Van merkeze geldiğimde görüşmemizi söyledi ancak ben 2010 yılı Haziran'a kadar kimse ile görüşmedim. Burada 2 yıl görev yaptım. 2 yıllık görev süremin bittiğini söylediğimde o da Van Merkez'e geldi, bir parkta buluştuk, daha sonarsında parka din kültürü öğretmeni olduğunu bildiğim biri geldi ve ... bana bundan sonra bu kişi ile görüşeceğimi söyledi ve bu şahıs benim numaramı aldı, beni arayacağını söyledi. ...'un nereden geldiğini tam bilmiyorum ancak İstanbul civarlarında oturduğunu düşünüyorum. Beni devralan kişinin adını hatırlamıyorum, ben bu kişi ile zaten 1 kez görüştüm. Görüştükten sonra bu kişi de beni başka birine devretti, beni en son devralan kişinin adını hatırlamıyorum ancak Trabzon'lu ve beden eğitimi öğretmeni olduğunu biliyorum. Zaten Van'da görev sürem bitmişti. Görüşemedik. Sonrasında 2011 yılı Ağustos ayında Trabzon'lu olan kişi tayinimin İstanbul ili 23. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı Askeri Sosyal Tesislere Astsubay Kıdemli Çavuş olarak tayin olduğumu söyledim ve o da beni İstanbul'da ki birine yönlendirdi. Trabzon'lu olan bu şahıs, ben İstanbul'a gittikten sonra İstanbul'a gelip beni sabit hattan aradı ve yine adını hatırlamadığım biriyle irtibatlandırdı. İstanbul ilinde görev yaptığım 2011-2013 yılları arasında hiç kimseyle görüşmedim, sonrasında en son İstanbul ilinde teslim edildiğim kişiyi ben aradım. O zaman benimle çok görüşmedi, bana meşgul olduğunu ve başka bir zaman arayacağını söyledi, sonrasında 1-2 ay boyunca kimse aramadı. Bundan sonra onun adına Adını ... olarak bildiğim başka biri aradı ve Esenler'de buluşma sözü aldık. ... ile yaklaşık 4-5 kez dışarıda kafelerde görüştük, ayrıca bu kişi beni 1 kez Esenyurt'ta bulunan bir eve götürdü. Bu dönem bu yapı ile hükumet arasında sıkıntıların çıktığı döneme denk geldiği için benim de bu yapıya karşı tutumum değişti ve uzak durmaya çalıştım. Çünkü hükumet açısından ayrıştırıcı söylemler vardı. Eve gittiğim zaman asker emeklisi olduğunu düşündüğüm bir kişi bana bu yapı ile bağımı koparmamı ve sorgulamamamı söyledi. 2017 yılında İstanbul ilinden Kars iline tayin oldum. Her ne kadar kolluk ifademde örgütsel aramalarımın 2016 Şubat ayına kadar devam ettiği şeklinde beyanım geçmişse de benim irtibatım yaklaşık olarak 2014 yılı Şubat ayında bitmişti. Benim kesinlikle 2015 yılında aranmam olmadı..." şeklinde savunma yaptığı, yine anılan karada; sanık hakkında ardışık-tekil aranmalara ilişkin Kars İl Emniyet Müdürlüğü'nün 30/04/2021 tarihli inceleme ve tespit tutanağı yazısının incelenmesinde; 07/02/2014 tarihinde ... numaralı hattan, 25/08/2014 tarihinde ... numaralı hattan ve 09/12/2014 tarihinde ... sabit hatlardan 0 saniye olarak arandığı, sanığın İstanbul ilinde bulunan sabit hattan 07/02/2014 tarihi 19:41:28 - 19:43:25 saatleri arasında S. Ç. ve Ö. K. isimli şahıslar ile ardışık olarak arandığı, sanığın İstanbul ilinde bulunan sabit hattan 25/08/2014 tarihi 19:56:35 - 19:59:15 saatleri arasında S. Ç. isimli şahıs ile ardışık olarak arandığı, sanığın İstanbul ilinde bulunan sabit hattan 09/12/2014 tarihi 10:14:43 -10:17:30 saatleri arasında O.K. isimli şahıs ile ardışık olarak arandığı anlaşılmıştır. Kars İl Emniyet Müdürlüğünün 30/04/2021 tarihli cevabi yazısı ekinde yer alan, sanık hakkında sabit/ankesörlü hatlardan ardışık/tekil arama bulunup bulunmadığı ve hakkında aleyhe beyan ve teşhis bulunup bulunmadığının 81 il üzerinden sorgulanmasına ilişkin en güncel tutanaklar incelendiğinde; Sanık ... adına kayıtlı olan ... numaralı hattın İstanbul ilinden... numaralı sabit hattan 15/02/2013 tarihinde "57" saniye olarak tekil arandığı, Sanık ... adına kayıtlı olan ... numaralı hattın İstanbul ilinden... numaralı sabit hattan 07/02/2014 tarihinde "79" saniye olarak ... isimli asker şahıs ile ardışık olarak arandığı, Sanık ... adına kayıtlı olan ... numaralı hattın İstanbul ilinden ... numaralı sabit hattan 25/08/2014 tarihinde "39" saniye olarak ... isimli asker şahıs ile ardışık olarak arandığı, sanık ... adına kayıtlı olan ... numaralı hattın İstanbul ilinden ... numaralı sabit hattan 09/12/2014 tarihinde 3 kez "52" saniye olarak O. K. isimli asker şahıs ile ardışık olarak arandığı..." yönünde tespitlerin bulunduğu görülmüştür. Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hüküm hukuka aykırı ise de, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 20/11/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.