Danıştay · 5. Daire
Danıştay 5. Daire 2022/7106 E. 2026/509 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 5. Daire
- Esas No
- 2022/7106
- Karar No
- 2026/509
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2022/7106 Karar No : 2026/509
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ... Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: İdare Mahkemesi ve Bölge İdare Mahkemesinin yeterli gerekçeye yer vermediği, gerekçesiz bir şekilde tesis edilen dava konusu işlemle idarenin takdir yetkisinin yerinde kullanılmadığı hiçbir somut olgu ve olaya dayanılmadan ve bireyselleştirme yapılmadan kamu görevinden çıkarıldığı, bu durumun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ile Anayasa'ya aykırı olduğu, sosyolojik ve ekonomik olarak mağdur olduğu, dava konusu işlemde yetki, şekil, konu, maksat ve sebep unsurları bakımından hukuka uygunluk bulunmadığı iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ... Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup davacı tarafından ileri sunulan hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır. Her ne kadar İdare Mahkemesi kararında davacı hakkında yapılan ceza kovuşturmasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle mahkumiyet kararı verildiği belirtilmiş ise de, dava dosyasının ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden, anılan ceza mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusu neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının temyiz aşamasında 18/09/2024 ve 19/09/2024 tarihli dilekçeleri ile etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini bildirip bu yönde bilgi vediği, davacının duruşmada hazır edilerek beyanlarının alınıp, vereceği bilgilerin örgüt içerisindeki kaldığı süre, örgütsel faaliyet ve konumlarına uygun faydalı bilgiler olup olmadığı eldeki bilgiler ile örtüşüp örtüşmediği ilgili birimlerden sorulup değerlendirilerek karar verilmesi gerekçesiyle bozma kararı sonrasında yapılan yargılama sonucunda, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı dosyasında yer alan; "Tanık B.Y. Beyanında: "Benim hakkımda FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye olma suçundan ... ACM'de yargılamam devam etmektedir. Ekranda gördüğüm sanığı tanıyorum. Sanığı Diyarbakır'da Hava Kuvvetleri'nde astsubay olarak biliyordum. Sanıkla evde tanışmıştık. Diyarbakır'da kendisinin kaldığı şahsi bir evdi. Ben o zamanlar Diyarbakır'da sanığın sorumlusuydum, abisiydim. Sivilde bir iş yapmıyordum. Mesleğim yoktur. Diyarbakır'da bir arkadaştan sanığı devralmıştım. Ancak şuan ismini hatırlamıyorum. Resim olarak görsem çıkartabilirim. Tanıştıktan sonra kendisi biraz sorumsuzdu. Evine gittiğimde genellikle sanığı göremedim. Öyle canı gönülden gelen birisi değildi. Genellikle evinde görüşme yapılıyordu. Ben Diyarbakır'da bir yıl kaldım. Bu dönem içerisinde en fazla 4 kez görüşebildim. Sanık üç kişilik gruptaydı. ... ve Tarık diye bir arkadaşı vardı. Bu üç kişi grup halindeydi. Tam olarak devrettiğim tarihi hatırlamıyorum ancak yanılmıyorsam ... diye birisine devrettim. Benim bu yapı içerisinde daha sonra tayinim Batman'a çıktı. Sonrasını bilmiyorum. Görüştüğümüz süre içerisinde sanıktan himmet adı altında para aldığımı emin olmamakla birlikte hatırlamıyorum. Görüştüğüm süre zarfında dini sohbetler, namaz, Kuran'ı Kerim okunuyordu. Sanığın telefon numarasını bilmediğimden ankesörden hiç aramadım, genelde arkadaşları üzerinden iletişime geçerdim. T. K'yı tanımıyorum. S. A.'yı tanıyorum. S. A. bu arkadaşların grubuna sonradan eklenen bir arkadaştı. Oradan tanıyorum. Üç kişilik gruptan ...'ın tayini çıkmıştı. ...'ın yerine S. A. dahil olmuştu..." şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmış olup tanık ifadeleri, etkin pişmanlıkta bulunan davacının samimi ifadeleri içeriğine göre terör örgütü mensuplarının kendilerinden sorumlu mahrem imam tabir edilen şahısların sabit hatlar üzerinden kendileri ile iletişim kurdukları, konuşmaların genelde kısa gerçekleştirildiği, aynı telefondan ardışık ve birden fazla örgüt üyesi asker şahıslarla iletişime geçildiği, gizli iletişim ağının bu şekilde sağlandığı, örgütün bu anlamda hücre yapılanmasının bulunduğu, hts kaydına göre elde deliller uyarınca dosya kapsamında tespit edilen sabit hattan aramanın gerçekleştirildiği, bu kapsamda sanığın ardışık olarak arandığı, davacının savunmasının da bu yönde ikrara mahiyetinde olduğu davacının silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediğinin sabit görüldüğü, yapılan yargılamada davacının etkin pişmanlık hükümlerinden yararlandığı ve bu neticede hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmektedir. Bu itibarla, davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasında davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyetine karar verildiği ve TCK'nın "etkin pişmanlık" hükümleri kapsamında ceza indirimi yapılarak hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisinin kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğu anlaşılmaktadır.Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, bir mahkumiyet kararı olmamakla birlikte anılan ceza yargılaması sırasında elde edilen delil ve tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının değerlendirilmesi bakımından dikkate alınabileceği açıktır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 11/02/2026 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.