Danıştay · 4. Daire
Danıştay 4. Daire 2025/82 E. 2025/3860 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 4. Daire
- Esas No
- 2025/82
- Karar No
- 2025/3860
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/82 Karar No : 2025/3860
TEMYİZ EDEN (DAVACLARI) : 1- ... 2- ... VEKİLLERİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Antalya ili, Muratpaşa ilçesi, ... Mahallesi, ... Sokak, No:... adresinde pansiyon olarak faaliyet gösteren iş yeri için düzenlenen ... tarih ve ... sayılı iş yeri açma ve çalışma ruhsatının, turizm işletme belgesi veya basit konaklama turizm işletme belgesi alınmadığından bahisle iptaline ilişkin Muratpaşa Belediye Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; umuma açık istirahat ve eğlence yerleri sınıfına dahil olan ve pansiyon olarak işletilen uyuşmazlık konusu iş yeri için 31/12/2021 tarihli iş yeri açma ve çalışma ruhsatının alındığı, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun geçici 11. maddesinin yürürlüğe girdiği 18/07/2021 tarihinden sonra faaliyet gösteren bu iş yeri için turizm işletme belgesinin bulunmadığı, aynı Kanunu'nun 5/3 maddesinde öngörülen 6 aylık süre zarfında da turizm işletme belgesinin alınmadığı ve bu süreç içinde bir başvuru da yapılmadığı, bu nedenle, Kanun'da öngörülen bu 6 aylık süre zarfında turizm işletme belgesi almayan pansiyonun faaliyette bulunamayacağından, bağlı yetki çerçevesinde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idarece eksik olduğu belirtilen belgelerin temini için kendilerine süre verilmediği, bu hususa ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının üye ...'ın karşı oyuyla, oyçokluğuyla ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 18/06/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 14/3-f bendinde dava dilekçelerinin "husumet" yönünden de ilk incelemesinin yapılacağı, 15/1-c bendinde ise, hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek dava açılması halinde, dava dilekçesinin tespit edilecek gerçek hasma tebliğ edileceği belirtilmiştir. İdari davaların doğru hasımla görülmesi, sağlıklı ve adil bir yargılama yapılması, savunma hakkına riayet edilmesi ve nihayet doğru ve uygulanabilir bir karar verilebilmesi açısından hayati bir öneme sahiptir. Bu önemi nedeniyle husumet, kanun koyucu tarafından yalnızca taraflarca ileri sürülen bir hukuki sav olmaktan öte, idari yargı mercileri tarafından re'sen dikkate alınması zorunlu kılınan bir dava şartı olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle idari yargılamada husumete ilişkin hususlardan sarfı nazar edilerek veya eksik, fazla ya da yanlış hasımla karar verilmesine hukuken imkan bulunmamaktadır. 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun 3. maddesinde, bu Kanunda yer alan Bakanlığın Kültür ve Turizm Bakanlığını ifade edeceği belirtilmiş, "Konaklama ve plaj işletmelerinin belgelendirilmesi ve diğer işlemler" başlıklı 5. maddesinde, "Turizm sektöründe; bu Kanun ve diğer mevzuatta yer alan teşvik tedbirleri ile istisna, muafiyet ve haklardan yararlanabilmek için Bakanlıktan turizm yatırımı belgesi veya turizm işletmesi belgesi alınması zorunludur. (...) Yetkili idare tarafından işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilen konaklama işletmelerinin bu ruhsatı aldıkları tarihten itibaren altı ay içinde Bakanlıktan turizm işletmesi belgesi almaları zorunludur. Bakanlık tarafından turizm işletmesi belgesi iptal edilen konaklama işletmelerinin, iptal kararının tebliğ tarihinden itibaren altı ay içinde yeniden turizm işletmesi belgesi almaları zorunludur. (...) Bu maddede belirtilen süreler içerisinde turizm işletmesi belgesi alamayan konaklama ve plaj işletmeleri, işletmeye açılamaz ve faaliyette bulunamaz. Bu işletmelerin işyeri açma ve çalışma ruhsatı Bakanlıkça yapılan bildirim üzerine yetkili idare tarafından bir ay içinde iptal edilir ve faaliyetlerine son verilir. (...)" hükmüne yer verilmiştir. Yukarıdaki hükümlere göre, turizm sektöründe faaliyet gösteren işletmelerin belirtilen sürede turizm işletmesi belgesi almalarının zorunlu olduğu, söz konusu belgeyi alamayan işletmelerin iş yeri açma ve çalışma ruhsatlarının Bakanlıkça yapılan bildirim üzerine yetkili idare tarafından bir ay içinde iptal edileceği anlaşılmakta olup, bahsi geçen bildirim işleminin Bakanlıkta, ruhsat iptali yetkisinin ise belediyelerde olduğu, söz konusu işlemler bağlı/zincir işlem mahiyetinde olduğundan, ruhsat iptali için belirleyici olan hukuki sebebin Bakanlık tarafından denetim sonucu yapılan bildirim olduğu anlaşılmaktadır. Nitekim Mahkeme kararında da dava konusu işlemin bağlı yetki çerçevesinde tesis edildiği vurgulanmıştır. İdare hukukunda idareye herhangi bir hareket serbestisi ve değerlendirme yetkisinin tanınmadığı, alınacak kararın ve yapılacak işlemin önceden belirlendiği, yasada öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde yine yasada belirlenmiş kararın alınarak işlemin yapılacağı hal bağlı yetki olarak tanımlanmaktadır. Buna göre bağlı yetki söz konusu olduğunda, idarenin mümkün olabilecek kararlar arasında seçim hakkı yoktur, idareye seçim hakkı tanınmamıştır. Yasal düzenlemeler, belirli şart ve durumları belirlemiş ve bunların gerçekleşmesi halinde idarenin hangi kararı alıp uygulayacağını işaret etmiştir. Ancak elbette idare, olayda yasal düzenlemede aranan koşulların somut olarak gerçekleşip gerçekleşmediğini araştıracaktır. Uyuşmazlıkta, Antalya Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı yazı ile (2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca) söz konusu işyerinin turizm işletme belgesi veya belge başvurusunun bulunmadığının tespit edildiği ve bu yazı doğrultusunda işlem yapılmasının davalı Belediye'den istenilmesi üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği görülmektedir. Bu itibarla, işlemin sebep unsurunu anılan tespitler ve anılan Valilik yazısının oluşturduğu, davalı idarenin bağlı yetki kapsamında davaya konu ruhsat iptaline ilişkin işleminin tesis edildiği dikkate alındığında, dava konusu ruhsat iptaline ilişkin işlemin dayanağı ve gerekçesini oluşturan işlemleri tesis eden Antalya Valiliğinin de hasım mevkiine alınarak, dosyanın tekemmülü sağlandıktan sonra davanın karara bağlanması gerekirken, buna uyulmayarak verilen kararda usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. Belirtilen nedenlerle, söz konusu eksiklik giderilmeden verilen kararın usul hükümlerine uygun olmaması nedeniyle İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle Dairemizin onama kararına katılmıyorum.