Danıştay · 4. Daire
Danıştay 4. Daire 2024/2252 E. 2025/3015 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 4. Daire
- Esas No
- 2024/2252
- Karar No
- 2025/3015
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/2252 Karar No : 2025/3015
TEMYİZ EDEN TARAFLAR: (DAVACILAR) 1-... 2- ... VEKİLİ : Av. ...
(DAVALI) 3- ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek taraflarca aleyhlerine olan kısımların bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem : 29/11/2011 tarih ve 28098 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 26/09/2011 tarih ve 2011/2281 sayılı Bakanlar Kurulu kararı uyarınca, Kırıkkale Keskin Arazi Toplulaştırma ve Tarla İçi Geliştirme Hizmetleri Projesi kapsamında, Kırıkkale ili, Çelebi ilçesi, ... Köyünde yer alan ve davacının hissedarı olduğu ... ada ..., ... ve ... parsel sayılı taşınmazların bulunduğu alanda yapılan arazi toplulaştırmasının anılan parsellere ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararda; davacıların hissedarı olduğu Kırıkkale ili, Çelebi ilçesi, ... Köyünde bulunan .../... ve .../... parsellerdeki davacı hisselerine karşılık olarak tek bir parsel olan .../... parsele yapılan tahsis ile .../... sayılı parselin bulunduğu alanda oluşturulan .../... sayılı parsele yapılan tahsisin toplulaştırmanın amaç ve ilkeleri ile dağıtım esasları ve verimlilik kriterlerine uygun olarak yapıldığı anlaşıldığından, bu kısma ilişkin olarak dava konusu parselasyon, toplulaştırma işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı, davaya konu .../... parselin 18.500,37 m2'lik kısmına isabet eden 48.907.08 m2 yüz ölçümündeki kısmının tamamı eğimli ve verimsiz bir parsel olduğu anlaşılan .../... parsele davacıların hisseleri oranında yapılan tahsisin ise toplulaştırmanın amaç ve ilkeleri ile dağıtım esasları ve verimlilik kriterlerine uygun olarak yapılmadığı anlaşıldığından, bu kısma ilişkin toplulaştırma işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve taraflarca ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI: Davacı tarafından, bilirkişi raporunda davacıların payının arttığı belirtilmekle beraber, gerçekte bir artış olmadığı, tahsis öncesi ve sonrası taşınmazların kaç metre kare olduğu hususunda açıklama olmadığı, hem daha verimsiz hem de daha küçük toprak tahsisi yapıldığı ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI : Davalı idare tarafından, yapılan planlamada davacının mağduriyetinin olmadığı, tarımsal kullanım alanının arttığı ileri sürülmektedir.
DAVACININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. DAVALININ SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1.Tarafların temyiz istemlerinin reddine, 2.Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA, 3.Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine, 14/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY : 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Mecburi Dava Arkadaşlığı" başlıklı 59. maddesinde "Maddi hukuka göre, bir hakkın birden fazla kimse tarafından birlikte kullanılması veya birden fazla kimseye karşı birlikte ileri sürülmesi ve tamamı hakkında tek hüküm verilmesi gereken hâllerde, mecburi dava arkadaşlığı vardır." ve 60. maddesinde "Mecburi dava arkadaşları, ancak birlikte dava açabilir veya aleyhlerine de birlikte dava açılabilir. Bu tür dava arkadaşlığında, dava arkadaşları birlikte hareket etmek zorundadır." hükümlerine yer verilmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun "Elbirliği Mülkiyeti" başlıklı 701. maddesinde; "Kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyeti, elbirliği mülkiyetidir. Elbirliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı, ortaklığa giren malların tamamına yaygındır." hükmüne, 702. maddesinde; "Ortakların hakları ve yükümlülükleri, topluluğu doğuran kanun veya sözleşme hükümleri ile belirlenir. Kanunda veya sözleşmede aksine bir hüküm bulunmadıkça, gerek yönetim, gerek tasarruf işlemleri için ortakların oybirliğiyle karar vermeleri gerekir." hükmüne, aynı Kanunun "Miras Ortaklığı" başlıklı 640. maddesinde ise; "Birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar, mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere, terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler." hükmüne yer verilmiştir. Yukarıda aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, aralarında elbirliği ile mülkiyetten kaynaklı ortaklık bağı (mirasçılık, sözleşme vb.) bulunan kişilerin bu ortaklık nedeniyle söz konusu şeye birlikte malik olup, birlikte tasarrufta bulunabileceklerinden 6100 sayılı Kanun kapsamında aralarında bir mecburi dava arkadaşlığının olduğu, dolayısıyla böyle durumlarda aralarında ortaklık bağı bulunanların birlikte dava açmaları gerektiği ya da dava açmayan ortakların dava açan ortağa muvafakatname vermeleri gerektiği açıktır. Dosyaya sunulan bilirkişi raporunun incelenmesinden; davacılar ile birlikte dava dışı üçüncü şahısların dava konusu taşınmazlara elbirliği ile malik oldukları ancak iki hissedar tarafından görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Elbirliği halinde mülkiyetin söz konusu olduğu hallerde taraflar arasında zorunlu takip ve dava arkadaşlığı bulunduğundan bir kısım hissedarın tek başına dava açma hakkının bulunmadığı, davanın tüm hissedarlar tarafından birlikte açılması gerektiği veya dava dışı kalan diğer hissedarların davaya katılmalarının sağlanması veya açılmış bulunan davaya karşı olurlarının alınması, böylece taraf teşkilinin sağlanması gerekmektedir.
Bu durumda elbirliği mülkiyetinin söz konusu olduğu bakılan davada, dava konusu edilen parsellerde bütün hissedarlar birlikte dava açmadığı gibi ilk inceleme aşamasında dava açmayan hissedarların muvafakatlarının da alınmadığı görüldüğünden, iştirak halinde diğer maliklerin açılan işbu davada muvafakatlarının olup olmadığı tespit edildikten sonra duruma göre, davanın esasına geçilmesi ya da birlikte dava açma şartının mevcut olmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde taraf teşkili sağlanmaksızın doğrudan işin esasına girilerek verilen kararda hukuki isabet bulunmadığından bozulması gerektiği görüşüyle, temyize konu kararın onanması yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.