Danıştay · 4. Daire
Danıştay 4. Daire 2024/1052 E. 2025/6339 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 4. Daire
- Esas No
- 2024/1052
- Karar No
- 2025/6339
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1052 Karar No : 2025/6339
DAVACI : ... Başkanlığı VEKİLİ : Av. ...
DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : 13/01/2024 tarih ve 32428 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lüks Çadır Tesisleri Nitelikler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin 1. maddesi ile 23/09/2022 tarih ve 31962 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ana Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında yapılan değişiklik ile 2. maddesi ile ana Yönetmeliğin 7. maddesinde yapılan değişikliğin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : 2634 Sayılı Turizmi Teşvik Kanunu'nun 6. maddesinin 4. fıkrasının Anayasanın 2., 56., 63., 153. ve 169. maddelerine aykırı olduğundan bahisle iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği; Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasının Kanuna paralel şekilde düzenlenmiş ise de hükümde "mümkün olan en az müdahale", "çevre dostu" şeklinde hiçbir belirlilik içermeyen uygulamayı bütünüyle yatırımcının ve idarenin inisiyatifine bırakan bir düzenleme getirdiği, Kanunda bu ibarelerle ilgili bir tanım bulunmazken Yönetmelikte de bir tanımlama getirilmeyip belirsizlik yaratıldığı, dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinde yapılan değişiklikle lüks çadır tesislerinin tüm korunan alanlarda yer alması ile ilgili genel bir düzenleme yapıldığı, yapılan değişikliğin planlama ve şehircilik ilkelerine, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği'nde düzenlenen mekansal planlama, plan kademe ve ölçeklerine aykırı olduğu, korunan alanlarda, koruma amaçlı imar planı dikkate alınmaksızın işlem yapılmasının önünün açıldığı, herhangi bir plan kararı olmaksızın yapılacak her türlü yapılaşmanın hukuka aykırı olacağı, 7. maddenin 2. fıkrası yönünden ise; milli parklar ve tabiat varlıklarına ilişkin ifadelerin düzenlemeden çıkarıldığı, ilgili kurum ve kurulların görüşü aranmaksızın, herhangi bir bilimsel ya da teknik veriye dayalı olmaksızın korunan alanlarda yapılaşmaya izin verilmesinin önünün açıldığı, belirlilik ilkesine aykırı olduğu, her ne kadar madde metninden milli parklara ilişkin kısım çıkarılmışsa da lüks çadır tesislerinin korunan alanlarda yer alması ile ilgili olarak yalnızca kurul görüşüne başvurulmasının 2873 sayılı Milli Parklar Kanununa aykırılık taşıdığı, 2873 sayılı Milli Parklar Kanununun 8. maddesinde Milli Park ve Tabiat Parkları alanlarında gelişme planı yapılmadan hiçbir kullanıma izin verilmeyeceğinin kesin bir biçimde ifade edildiği, dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 2. fıkrasında ise anılan Kanun'da yer alan ibareye aykırı bir düzenleme yapıldığı, anılan düzenleme ile birlikte "Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik"te alan kullanımının ve alana tüm etkilerin sınırlandırıldığı, gerektiğinde insanların bu alanlara girişlerinin engellendiği yahut kamusal yarar amacıyla sınırlı yapılaşmaların gerçekleştirilebileceği sit alanlarında da lüks çadır tesisi yapılmasının önünün açıldığı, dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinde, sit alanları, türleri, kesin yapı yasağı getirilen alanlar gözetilmeksizin bütün korunan alanları kapsayan bir düzenleme getirildiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan düzenlemenin, 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun "Doğal turizm kaynaklarının korunması ve kullanılması" başlıklı 6. maddesinin 4. fıkrasının Yönetmeliğe aktarılmasından ibaret olduğu, yerleşim tasarım ve yönetim planlarının hazırlanma ve onaylanma süreçlerinde de ilgili koruma mevzuatına uyulmasının yasal bir zorunluluk olduğu, Kanun, Yönetmelik, ilke kararları ya da uzun devreli gelişim planlarına aykırı bir şekilde kesin yapı yasağı getirilen, korunması gerekli alanlarda lüks çadır tesislerinin yapılmasının söz konusu olmadığı, yönetim planı ile kullanıma açılma uygulamasının konaklama içeren mesire yerlerine ilişkin Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılagelen uygulamadan emsal alınarak düzenlendiği, Yönetmeliğin “Lüks çadır tesislerinin genel nitelikleri” başlıklı 5. maddesinin tamamı incelendiğinde maddede lüks çadır tesislerinde bulunması gerekli niteliklere ayrıntılı biçimde yer verildiğinin görüleceği, gerek dava konusu Yönetmelikteki tanımı, gerekse de Genelge hükümlerine bakıldığında; yerleşim tasarım ve yönetim planının fiziksel planlarda yer alması gereken unsurları taşımasının yanı sıra bu tesislerin yönetim, personel ve işletme özellikleri ile uymak zorunda oldukları fiziki şartlara ve işletmecilik esaslarına ilişkin detaylı kararları içerdiğinin ve imar planlarından daha kapsamlı hazırlandığının görüleceği, ayrıca, yerleşim tasarım ve yönetim planlarının hazırlanma ve onaylanma süreçlerinde de ilgili koruma mevzuatına uyulmasının yasal bir zorunluluk olduğu, Kanun, Yönetmelik, ilke kararları ya da uzun devreli gelişim planlarına aykırı bir şekilde kesin yapı yasağı getirilen, korunması gerekli alanlarda lüks çadır tesislerinin yapılmasının söz konusu olmadığı, mevzuat hükümleri ile lüks çadır tesislerinde bulunması gerekli niteliklere ayrıntılı biçimde yer verildiği ayrıca koşulların Bakanlıkça onaylanacak yerleşim tasarım ve yönetim planı ile belirleneceği dikkate alındığında, iptali istenilen düzenleme ile uygulamayı bütünüyle yatırımcının ve idarenin inisiyatifine bırakan bir düzenleme getirildiği iddiasının hukuki dayanağının bulunmadığı, dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinde özel mülkiyetteki alanlar için imar planı şartı koşulmakla birlikte, Bakanlık tasarrufunda bulunan alanlarda Bakanlık denetim ve gözetimi özel mülkiyetteki alanlara oranla daha yoğun olduğundan bu alanlarda yapılacak lüks çadır tesisleri için yerleşim tasarım ve yönetim planı kapsamında bu tesislerin gerçekleştirilmesinin amaçlandığı, dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 2. fıkrasında, korunan alanlarda yer alan özel mülkiyette lüks çadır tesisi yapılabilmesi için 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve ilgili yönetmelikleri uyarınca koruma amaçlı imar planı yapılması ve ayrıca tescilli taşınmaz kültür varlığı parseli ile bunların korunma alanları içerisinde yer alması durumunda ilgili Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun görüşünün alınması zorunlu tutulmuş olduğundan davacının herhangi bir bilimsel ya da teknik veriye dayalı olmaksızın korunan alanlarda yapılaşmaya izin verileceği iddiasının hukuki dayanağı bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava, 13/01/2024 tarih ve 32428 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lüks Çadır Tesisleri Nitelikler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin 1. maddesi ile 23/09/2022 tarih ve 31962 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ana Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında yapılan değişiklik ile 2. maddesi ile ana Yönetmeliğin 7. maddesinde yapılan değişikliğin iptali istemiyle açılmıştır. Davacının Anayasaya aykırılık iddası ciddi, davalı idarenin usüle ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. Anayasanın 124. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." hükmüne yer verilmiştir. Anayasanın 124. maddesinin 1. fıkrası hükmü uyarınca, idarelerin normlar hiyerarşisine uygun bir şekilde düzenleyici işlem yapma ve bu kapsamda kanun ve cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere yönetmelik çıkarma yetkisi bulunmakla beraber, yönetmeliklerin üst hukuk normlarına aykırı olmaması, kanunla idarelere tanınan yetkiler çerçevesinde ve yine kanunla belirlenen sınırlara bağlı olarak tamamlayıcı, açıklayıcı ve üst normların uygulanmasına yönelik olması gerekmekte olup yönetmelikle kanundaki bir kuralın kapsamının daraltılması, kurala istisna getirilmesi ya da bir istisnanın kapsamının genişletilmesi hukuken olanaklı değildir. 18/07/2021 tarih ve 7334 sayılı Kanunla 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanun'unun 6. maddesine eklenen 4. fıkra ve 8. maddesinin (A) fıkrasına eklenen 4. bent ile daha önce mevzuatımızda yer almayan lüks çadır tesisleri ile ilgili düzenlemeler yapılmış; 6. maddenin 4. fıkrasında, "3621 sayılı Kanununa uygun olmak kaydıyla, yerleşim tasarım ve yönetim planı ile koşulları belirlenen, doğal çevre ile uyumlu, kalıcı yapı içermeyen, gerekli güvenlik tedbirleri alınan iyi donanımlı lüks çadırlarda gelişmiş hizmet sunan geçici lüks çadır tesisleri yapılması amacıyla kiralama yapılabilir. Tesis kapsamında yapılacak her türlü ünite, temelsiz ahşap platform üzerine, mümkün olan en az müdahaleyle, çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılır. Bakanlığın belirlediği kriterlere uygun yapılmayan ve Bakanlıktan turizm işletmesi belgesi almayan tesisler işletmeye açılamaz. Bakanlıktan turizm işletmesi belgesi alınmasını müteakip, başka bir işleme gerek kalmaksızın onbeş gün içinde bu tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilir. Bu fıkra kapsamında sözleşmelerine aykırı olarak Bakanlığın belirlediği kriterlere uygun yapılmayan tesislerin kira sözleşmeleri feshedilir ve taşınmazın tahliyesi sağlanır." hükmüne, 8. maddesinin (A) fıkrasının 4. bendinde, "Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri ile bu bölge ve merkezlerin dışında olmakla birlikte denize kıyısı olan ilçelerde, 9/8/1983 tarihli ve 2873 sayılı Millî Parklar Kanunu gereğince tespit ve ilân edilen yerlerde, ilgili Bakanlıkça belirlenen ve üzerinde konaklama tesisi bulunan veya konaklama tesisi yapılması uygun görülen alanları yatırımcılara tahsis etmeye sadece Bakanlık yetkilidir. Bu yerlerde lüks çadır, çadır ve karavan alanı yapılması ve işletilmesi amacıyla yapılacak kiralamalar hariç ilgili kurumlarca konaklama içeren tesis yapılması amacıyla kiralama veya tahsis yapılamaz, izin verilemez." hükmü yer almıştır. 2863 sayılı Milli Parklar Kanunu'nun "Amaç" başlıklı 1.maddesinde "Bu Kanunun amacı, yurdumuzdaki milli ve milletlerarası düzeyde değerlere sahip milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanlarının seçilip belirlenmesine,özellik ve karakterleri bozulmadan korunmasına, geliştirilmesine ve yönetilmesine ilişkin esasları düzenlemektir." "Gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerine verilecek izinler" başlıklı 8 .maddesinde "Turizm bölge, alan ve merkezleri dışında kalan milli parklar ve tabiat parklarında kamu yararı olmak şartıyla ve plan dahilinde, turistik amaçlı bina ve tesisler yapmak üzere gerçek ve özel hukuk tüzelkişileri lehine Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Orman ve Su İşleri Bakanlığınca izin verilebilir. Bu izin üzerine gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri lehine tesis edilecek intifa hakkı süresi kırkdokuz yılı geçemez. Bu süre sonunda bütün tesisler eksiksiz olarak Hazineye devredilir. Ancak, işletmesinin başarılı olduğu Kültür ve Turizm Bakanlığınca belgelenen hak sahiplerinin intifa hakkı, Orman ve Su İşleri Bakanlığınca tesisin rayiç değeri üzerinden belirlenecek bedelle doksandokuz seneye kadar uzatılabilir. Bu durumda Hazineye devir işlemi bu uzatma sonunda yapılır. Milli park ve tabiat parklarının gelişme planları kesinleşmeden bu Kanunda sözü edilen izin verilemez." hükümlerine yer verilmiştir. Dava konusu Yönetmeliğin "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde " (1) Bu Yönetmelik, 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca ilan edilen kültür ve turizm koruma gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri içinde ya da dışında, lüks çadır tesislerinin yerleşim ve kurulum koşullarının belirlenmesine, bu tesislerin yönetim, personel ve işletme özellikleri ile uymak zorunda oldukları fiziki şartların ve işletmecilik esaslarının belirlenmesi ile belgelendirme, kiralanma ve ruhsatlandırma süreçlerine ilişkin usul ve esasları kapsar." 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde" Lüks çadır tesisi: Yerleşim tasarım ve yönetim planı ile koşulları belirlenen, doğal çevre ile uyumlu, doğal peyzajların çeşitli ve yenilikçi bir şekilde değerlendirildiği, kalıcı yapı içermeyen, temelsiz, gerekli güvenlik tedbirleri alınan iyi donanımlı geçici lüks çadırlarda gelişmiş hizmet sunan, aralarında en az yirmi metre mesafe bırakılmak koşulu ile en fazla kırk dokuz konaklama ünitesi içeren tesisleri," (l) bendinde Yerleşim tasarım ve yönetim planı: Lüks çadır tesislerinin yönetim, yerleşim ve kullanım koşullarını belirleyen, koruma-kullanma dengesi içerisinde doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını yönlendiren, alt ve üst yapı tesislerinin uygulamalarını gösteren, hali hazır durum üzerinde hangi alanların ne şekilde ve hangi maksatla kullanılacağının veya korunacağının özel işaretler ile gösterildiği, orman alanlarında yapılması durumunda ağaç rölöve planını da ihtiva eden, dış sınır alanı koordinatlandırılmış uygun ölçekli planları,ifade eder"hükümlerine yer verilmiştir. Yönetmeliğin 5. maddesinde lüks çadır tesislerinin genel nitelikleri sayılmış, 2. fıkrasında, "Bu Yönetmelik kapsamında aksi belirtilmediği sürece, tesis kapsamında yapılacak her türlü kapalı ünite temelsiz ahşap platform üzerine, mümkün olan en az müdahaleyle, çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılır." düzenlemesi getirilmiş, 7. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, kiralamaya konu edilen, orman vasıflı olanlar dahil Hazine taşınmazları ile tescili mümkün olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde, lüks çadır tesisleri Bakanlıkça uygun görülen yerleşim tasarı ve yönetim planları uyarınca yapılacağı hükmü dava konusu Yönetmelik değişikliği ile 7. maddenin 1. fıkrasında, "Kiralamaya konu edilen, orman vasıflı olanlar dâhil Hazine taşınmazları ile tescili mümkün olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde, lüks çadır tesisleri imar planı şartı aranmaksızın, Bakanlıkça uygun görülen yerleşim tasarım ve yönetim planları uyarınca yapılır, bu tesislerin korunan alanlarda veya tescilli taşınmaz kültür varlığı parselinde yer alması durumunda ilgili kurul ve komisyondan sit sınırlarının doğruluğu ve ilke kararlarına uygunluğu konusunda olumlu görüş alınır." düzenlemesi yapılarak, lüks çadır tesislerinin orman vasıflı olanlar dâhil Hazine taşınmazları ile tescili mümkün olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde imar planı şartı aranmaksızın yapılmasına imkan sağlanmış; 2. fıkrasında ise, "Lüks çadır tesislerinin özel mülkiyette yapılabilmesi için yerleşim tasarım ve yönetim planlarının yanı sıra ilgili mevzuat uyarınca imar planlarının da onaylanması, bu tesislerin korunan alanlarda yer alması durumunda ise 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve ilgili yönetmelikleri uyarınca koruma amaçlı imar planı yapılması ve ayrıca tescilli taşınmaz kültür varlığı parseli ile bunların korunma alanları içerisinde yer alması durumunda ilgili Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun görüşünün alınması zorunludur." kuralı yer almıştır. Anayasa'nın "Sağlık hizmetleri ve çevrenin korunması" başlıklı 56. maddesinde; herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevrenin kirlenmesini önlemenin Devletin ve vatandaşların görevi olduğu belirtilmiştir. Bu madde hükmüne göre çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevrenin kirlenmesini önlemeye yönelik gerekli her türlü tedbiri almak ve bu konuda düzenlemeleri yapmak devletin temel ödevlerindendir. Buna göre toplumun sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının korunması ve çevrenin geliştirilmesi amacıyla başta 3194 sayılı İmar Kanunu olmak üzere imara ilişkin tüm mevzuatta oldukça ayrıntılı düzenlemelere, bir takım kısıtlayıcı hükümlere ve prosedürlere yer verilmiştir. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 1. maddesinde, bu kanunun amacının, yerleşim yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre koşullarına uygun olarak oluşmasını sağlamak olduğu belirtilmiştir. Bu kapsamda imar planlarının amacı ise insan, toplum ve çevre ilişkilerinde bireyleri ve toplum hayatını yakından etkileyen fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak ve kamu yararını ve toplum yararını sağlayacak hukuki çerçeveyi oluşturmaktır. Yerleşim yerleri ve bu yerlerdeki yapılaşmaların sağlıklı bir şekilde teşekkülünün sağlanması, 3194 sayılı İmar Kanunu’na göre hazırlanacak bir imar planının varlığına bağlıdır. Diğer taraftan, 3621 sayılı Kıyı Kanunu'nda yer alan kıyıların, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olduğuna ve uygulama imar planı kararı ile yapılabilecek bir takım yapılar hariç buralarda yapı yapılmasının kesinlikle yasak olduğuna ilişkin düzenleme (m. 6) ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nda yer alan, koruma bölge kurullarınca sit alanı olarak ilan edilen alanlarda koruma amaçlı imar planlarının yapılmasına ve bu planların da koruma bölge kurullarından alınacak uygun görüş doğrultusunda onaylanmasına ilişkin düzenlemeler (m. 17) kıyılarda ve korunması gereken alanlarda yapılacak planlama faaliyetlerini kısıtlayan ve prosedüre bağlayan düzenlemelerden bazılarıdır. 2634 sayılı Kanun hükümleri uyarınca dava konusu Yönetmelik ile yüksek kalite standartlarında, planlı ve kontrollü gelişimi amaçlanan lüks çadır tesislerinin doğal çevre ile uyumlu olması ve kalıcı yapı içermemesi; anılan tesisler kapsamında inşa edilecek her türlü ünitenin çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak temelsiz ahşap platform üzerine ve mümkün olan en az müdahaleyle doğal ekosisteme uygun olarak yapılması gerekmektedir. Bu durumda,13/01/2024 tarih ve 32428 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lüks Çadır Tesisleri Nitelikler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin 1. maddesi ile 23/09/2022 tarih ve 31962 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ana Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında yapılan değişiklik yukarıda anılan Yasaya uygun düzenlemeler içerdiğinden hukuka aykırı bulunmamıştır. 2634 sayılı Kanun hükümleri uyarınca dava konusu Yönetmelik ile yüksek kalite standartlarında, planlı ve kontrollü gelişimi amaçlanan lüks çadır tesislerinin doğal çevre ile uyumlu olması ve kalıcı yapı içermemesi; anılan tesisler kapsamında inşa edilecek her türlü ünitenin çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak temelsiz ahşap platform üzerine ve mümkün olan en az müdahaleyle doğal ekosisteme uygun olarak yapılacağı ifade edilmiş ise de, lüks çadır tesislerinin çevrenin korunması, plan, fen, sağlık ve çevre koşullarına uygun olarak planlı ve kontrollü gelişiminin sağlanabilmesi için yapılacağı alanların ve koşullarının imar planı ve kararlarına göre belirlenmesi gerektiğinden, kiralamaya konu edilen, orman vasıflı olanlar dâhil Hazine taşınmazları ile tescili mümkün olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde, lüks çadır tesislerinin imar planı şartı aranmaksızın yapılmasına imkan sağlayan dava konusu Yönetmelik değişikliğinde hukuka uygunluk görülmemiştir. 13/01/2024 tarih ve 32428 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lüks Çadır Tesisleri Nitelikler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin 2. maddesi ile 23/09/2022 tarih ve 31962 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ana Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişiklikte hukuka uyarlık görülmemiştir. 2873 sayılı Yasa maddesi uyarınca Milli Park ve Tabiat Parkları alanlarında gelişme planı yapılmadan hiçbir kullanıma izin verilmeyeceği kesin bir biçimde ifade edilmiştir. Yönetmeliğin 7. maddesinin ikinci fıkrasında ise Kanun'da yer alan ibareye aykırı bir düzenleme getirilmiştir. Yönetmeliğin 7.maddesinin ikinci fıkrasında lüks çadır tesislerinin özel mülkiyette yapılmasında imar planlarının onaylanması zorunluluğu düzenlenmiş iken, maddenin 1.fıkrasında orman vasıflı olanlar dahil Hazine taşınmazları ile tescili mümkün olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde imar planı şartı aranmamış olup, 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili Yönetmeliklerde imar planı aranmasında özel mülkiyet kamu mülkiyeti ayrımına gidilmemiş olup, imar planı yapılma gerekliliği mülkiyetin sahipliğine göre değil; arazi vasfının değişip değişmediğine göre belirlenmektedir. Açıklanan nedenlerle, 13/01/2024 tarih ve 32428 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lüks Çadır Tesisleri Nitelikler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin 1. maddesi ile 23/09/2022 tarih ve 31962 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ana Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. Fıkrası ve 7.maddesinin2.fıkrasında yapılan değişiklikler yönünden davanın reddine, 2. maddesi ile ana Yönetmeliğin 7. Maddesinin 1. Fıkrasının "imar planı şartı aranmaksızın" ibaresinin İptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Dava, 13/01/2024 tarih ve 32428 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lüks Çadır Tesisleri Nitelikler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmeliğin 1. maddesi ile 23/09/2022 tarih ve 31962 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ana Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında yapılan değişiklik ile 2. maddesi ile ana Yönetmeliğin 7. maddesinde yapılan değişikliğin iptali istemiyle açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 124. maddesinin 1. fıkrasında, "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." hükmüne, "Ormanların korunması ve geliştirilmesi" başlıklı 169. maddesinde, "Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. Ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamaz; münhasıran orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz. Ormanları yakmak, ormanı yok etmek veya daraltmak amacıyla işlenen suçlar genel ve özel af kapsamına alınamaz. Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler ile 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz." hükmüne yer verilmiştir. 18/07/2021 tarih ve 7334 sayılı Kanunla 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 6. maddesine eklenen 4. fıkra ve 8. maddesinin (A) fıkrasına eklenen 4. bent ile daha önce mevzuatımızda yer almayan lüks çadır tesisleri ile ilgili düzenlemeler yapılmıştır. 2634 sayılı Kanunun 6. maddesinin 4. fıkrasında, "3621 sayılı Kanuna uygun olmak kaydıyla, yerleşim tasarım ve yönetim planı ile koşulları belirlenen, doğal çevre ile uyumlu, kalıcı yapı içermeyen, gerekli güvenlik tedbirleri alınan iyi donanımlı lüks çadırlarda gelişmiş hizmet sunan geçici lüks çadır tesisleri yapılması amacıyla kiralama yapılabilir. Tesis kapsamında yapılacak her türlü ünite, temelsiz ahşap platform üzerine, mümkün olan en az müdahaleyle, çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılır. Bakanlığın belirlediği kriterlere uygun yapılmayan ve Bakanlıktan turizm işletmesi belgesi almayan tesisler işletmeye açılamaz. Bakanlıktan turizm işletmesi belgesi alınmasını müteakip, başka bir işleme gerek kalmaksızın onbeş gün içinde bu tesisler için işyeri açma ve çalışma ruhsatı verilir. Bu fıkra kapsamında sözleşmelerine aykırı olarak Bakanlığın belirlediği kriterlere uygun yapılmayan tesislerin kira sözleşmeleri feshedilir ve taşınmazın tahliyesi sağlanır." hükmüne, 8. maddesinin (A) fıkrasının 4. bendinin dava konusu düzenleyici işlemin Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükte olan halinde, "Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri ile bu bölge ve merkezlerin dışında olmakla birlikte denize kıyısı olan ilçelerde, 9/8/1983 tarihli ve 2873 sayılı Millî Parklar Kanunu gereğince tespit ve ilân edilen yerlerde, ilgili Bakanlıkça belirlenen ve üzerinde konaklama tesisi bulunan veya konaklama tesisi yapılması uygun görülen alanları yatırımcılara tahsis etmeye sadece Bakanlık yetkilidir. Bu yerlerde lüks çadır, çadır ve karavan alanı yapılması ve işletilmesi amacıyla yapılacak kiralamalar hariç ilgili kurumlarca konaklama içeren tesis yapılması amacıyla kiralama veya tahsis yapılamaz, izin verilemez." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanunun 8. maddesinin (A) fıkrasının 4. bendi 02/11/2023 tarih ve 32357 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 25/10/2023 tarih ve 7464 sayılı Kanunun 14. maddesi ile "9/8/1983 tarihli ve 2873 sayılı Millî Parklar Kanunu gereğince tespit ve ilân edilen yerlerde, ilgili Bakanlıkça belirlenen ve üzerinde turizm maksatlı konaklama tesisi bulunan veya konaklama tesisi yapılması uygun görülen alanları, uzun devreli gelişme planları ve gelişme planlarına uygun olarak, gelirleri Tarım ve Orman Bakanlığı döner sermayesine ait olmak üzere yatırımcılara tahsis etmeye sadece Bakanlık yetkilidir. Bu fıkrada belirtilen yerlerde sadece çadır ve karavan içeren kamp alanları yapılması ve işletilmesi amacıyla ilgili mevzuatı uyarınca ilgili kurum tarafından kiralama yapılabilir, bu şekilde kiralanan taşınmazların tahsis amacı ve kullanım şekli değiştirilemez." şeklinde değiştirilmiştir. Aynı Kanunun Ek 4. maddesinde, "(Ek: 24/7/2003-4957/6 md.) Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri dışında, 6831 sayılı Orman Kanununa göre Devlet ormanı sayılan yerler ile 2873 sayılı Millî Parklar Kanunu ve 383 sayılı Özel Çevre Koruma Kurumu Kurulmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince tespit ve ilân edilen yerlerde turizm yatırımı için arazi tahsisi Çevre ve Orman Bakanlığının uygun görüşü alındıktan sonra Bakanlıkça yapılır. (Değişik ikinci fıkra: 27/5/2004-5178/8 md.) Kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgelerinde yer alan mera, yaylak ve kışlakların tahsis amacı 25.2.1998 tarihli ve 4342 sayılı Mera Kanunu hükümlerine göre değiştirilir." hükmüne, Ek 5. maddesinde, (Ek: 23/5/2019-7175/10 md.) (Değişik:18/7/2021-7334/16 md.) Ormanlık alanlar üzerinde bulunan ve 6831 sayılı Kanunun 17 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca turizm maksatlı izin verilen alanlarda Orman Genel Müdürlüğü sabit kıymetlerine alınan tesislerden konaklama amaçlı kullanılması mümkün olan yerler ile her tür ve kapasitede konaklama tesisi içeren mesire yerlerini tahsis etmeye, gelirleri Orman Genel Müdürlüğüne ait olmak üzere sadece Bakanlık yetkilidir. (Ek cümle:25/10/2023-7464/15 md.) Orman sayılan alanlarda sadece çadır ve karavan içeren kamp alanları yapılması ve işletilmesi amacıyla ilgili mevzuatı uyarınca Orman Genel Müdürlüğü tarafından kiralama yapılabilir, bu şekilde kiralanan taşınmazların tahsis amacı ve kullanım şekli değiştirilemez. Bu madde kapsamında kalan yerlerin Bakanlığa tahsisi ile Bakanlık tarafından yatırımcılara tahsis edilmesinde 8 inci madde hükümleri uygulanır. (Mülga cümle:25/10/2023-7464/15 md.) hükmüne yer verilmiş, 37. maddesinde ise, turizm yatırımı ve turizm işletmesi belgelerinin verilmesi, bu işletmelerin yönetim, personel ve işletme özellikleri ile uymak zorunda oldukları fiziki şartlar ve diğer konuların Yönetmelik ile düzenlenmesi öngörülmüştür. 2873 sayılı Milli Parklar Kanununun "Gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerine verilecek izinler" başlıklı 8. maddesinde, "Turizm bölge, alan ve merkezleri dışında kalan milli parklar ve tabiat parklarında kamu yararı olmak şartıyla ve plan dahilinde, turistik amaçlı bina ve tesisler yapmak üzere gerçek ve özel hukuk tüzelkişileri lehine Maliye Bakanlığının görüşü alınarak Orman ve Su İşleri Bakanlığınca izin verilebilir. Bu izin üzerine gerçek ve özel hukuk tüzelkişileri lehine tesis edilecek intifa hakkı süresi kırkdokuz yılı geçemez. Bu süre sonunda bütün tesisler eksiksiz olarak Hazineye devredilir. Ancak, işletmesinin başarılı olduğu Kültür ve Turizm Bakanlığınca belgelenen hak sahiplerinin intifa hakkı, Orman ve Su İşleri Bakanlığınca tesisin rayiç değeri üzerinden belirlenecek bedelle doksandokuz seneye kadar uzatılabilir. Bu durumda Hazineye devir işlemi bu uzatma sonunda yapılır. Milli park ve tabiat parklarının gelişme planları kesinleşmeden bu Kanunda sözü edilen izin verilemez." hükmüne yer verilmiştir. Milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı, tabiatı koruma alanı ve sulak alanların tescil, onay ve ilanı ile tabiat varlığı, doğal sit alanı ve özel çevre koruma bölgelerinin tespit, tescil, onay, değişiklik ve ilanına dair usul ve esasların belirlenmesi amacıyla hazırlanan ve 19/07/2012 tarih ve 28358 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Korunan Alanların Tespit, Tescil ve Onayına İlişkin Usul ve Esaslara Dair Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinde, "ö) Korunan alan: Biyolojik çeşitliliğin, doğal ve bununla ilişkili kültürel kaynakların korunması ve devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili mevzuata göre yönetilen; milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan kara, su ya da deniz alanlarını, ifade eder" hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu Yönetmeliğin "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde, "(1) Bu Yönetmelik, 12/3/1982 tarihli ve 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu uyarınca ilan edilen kültür ve turizm koruma gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri içinde ya da dışında, lüks çadır tesislerinin yerleşim ve kurulum koşullarının belirlenmesine, bu tesislerin yönetim, personel ve işletme özellikleri ile uymak zorunda oldukları fiziki şartların ve işletmecilik esaslarının belirlenmesi ile belgelendirme, kiralanma ve ruhsatlandırma süreçlerine ilişkin usul ve esasları kapsar." hükmüne, 4. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinde, "g) Lüks çadır tesisi: Yerleşim tasarım ve yönetim planı ile koşulları belirlenen, doğal çevre ile uyumlu, doğal peyzajların çeşitli ve yenilikçi bir şekilde değerlendirildiği, kalıcı yapı içermeyen, temelsiz, gerekli güvenlik tedbirleri alınan iyi donanımlı geçici lüks çadırlarda gelişmiş hizmet sunan, aralarında en az yirmi metre mesafe bırakılmak koşulu ile en fazla kırk dokuz konaklama ünitesi içeren tesisleri, ifade eder" hükmüne, aynı fıkranın (l) bendinde, "l) Yerleşim tasarım ve yönetim planı: Lüks çadır tesislerinin yönetim, yerleşim ve kullanım koşullarını belirleyen, koruma-kullanma dengesi içerisinde doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını yönlendiren, alt ve üst yapı tesislerinin uygulamalarını gösteren, hali hazır durum üzerinde hangi alanların ne şekilde ve hangi maksatla kullanılacağının veya korunacağının özel işaretler ile gösterildiği, orman alanlarında yapılması durumunda ağaç rölöve planını da ihtiva eden, dış sınır alanı koordinatlandırılmış uygun ölçekli planları, ifade eder." hükmüne yer verilmiştir. Dava konusu Yönetmeliğin "Lüks çadır tesislerinin genel nitelikleri" başlıklı 5. maddesinin dava konusu düzenleyici işlemin Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükte olan halinde, "(1) Lüks çadır tesislerinin faaliyette bulunabilmesi için bu Yönetmelikte belirlenen niteliklerde yapılması ve Bakanlıktan turizm işletmesi belgesi alması zorunludur. (2) Bu Yönetmelik kapsamında aksi belirtilmediği sürece, tesis kapsamında yapılacak her türlü kapalı ünite temelsiz ahşap platform üzerine, mümkün olan en az müdahaleyle, çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılır. (3) Tesis kapsamında, doğada lüks ve konforlu konaklama imkanı sunan, doğa ve hava etkilerine karşı korunaklı, ilgili akreditasyon kuruluşlarından sertifika almış, yangına dayanıklı, ses ve su geçirmeyen malzeme kullanılan, nitelikli tefriş dekorasyon malzemeleri kullanılan çadırlar yer almalıdır. (4) Tesis bünyesinde yer alan açık alan kullanımlarında, geçirgen zemin malzemesi ve gerektiğinde gölgelikler kullanılarak düzenleme yapılabilir. Çevre düzenlemelerinde beton, çimento, tuğla, seramik, plastik ve asfalt kullanılamaz. Açık alanda kullanılan ekipmanlar ahşap ve/veya metal malzeme olmalıdır. (5) Tesislerin, orman alanlarında yapılması durumunda ağaç rölöve planının da hazırlanması zorunludur. Tesislerin kurulumunda ağaç kesilmemesi esastır. Alanın doğal dokusuna aykırılık teşkil edecek şekilde peyzaj düzenlemesi yapılamaz. (6) Konaklamaya ayrılan her bir çadır ayrı bir konaklama birimi olarak değerlendirilir ve standart konaklama ünitesi iki kişiliktir. Suit ve aile çadırı yapılması durumunda 31/5/2019 tarihli ve 1134 sayılı Cumhurbaşkanı Kararıyla yürürlüğe konulan Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmelikteki hesaplama yöntemi geçerlidir. Konaklama üniteleri arasında en az yirmi metre mesafe bırakılması zorunludur. (7) Konaklama üniteleri haricinde, tesis bünyesinde kullanılan diğer çadır tiplerine uyumlu olmak koşuluyla, tesis yöneticilerinin gerektiğinde kalması için bir adet çadır daha yapılabilir. (8) Mutfak, çamaşırhane, atık biriktirme ekipmanları, atık geçici depolama alanı, ahır alanları, kompost alanları ve benzeri hizmet üniteleri, teknik zorunluluklar gereği ahşap malzeme kullanılmamak koşulu ile prefabrik, sökülüp takılabilir çelik profil, konteyner olabilir. Bu ünitelerin her biri elli m2’yi geçemez. Bu birimler yer seçimi, fonksiyonlar arası olumsuz bir etkileşim olmayacak şekilde kurgulanmalıdır. (9) Aynı tesis alanı içerisinde farklı kullanım türlerine izin verilmez. Tesis içerisindeki üniteler, amacı dışında kullanılamaz. (10) Tesislerde müşteri yatak kapasitesinin en az %50’sine denk gelen sayıda personel istihdamı zorunludur. (11) Tesis genelinde kullanılacak her türlü temizlik malzemesi (yüzey temizleyiciler, bulaşık deterjanı, şampuan ve duş jelleri ve benzeri) ve tesisten atık olarak çıkacak her türlü malzeme (ambalaj, saklama kapları, çöp poşeti ve benzeri) doğada biyolojik olarak parçalanabilir ve çevre dostu olmalıdır. (12) Kullanılan tüm elektrik ve mekanik tesisatın, yüksek enerji tasarruflu ve çevreye duyarlı olması zorunludur. (13) Enerji temininde yenilenebilir enerji kaynaklarının tercih edilmesi esastır. (14) Tesis alanının sınırları çit veya diğer doğal sınırlayıcılar ile net bir şekilde belirlenmelidir. (15) Tesis alanındaki aydınlatmanın tesisin içerisinde bulunduğu doğal alana ve vahşi yaşama zarar vermesinin ve ışık kirliliğinin önüne geçilmesi amacıyla; zaman ayarlı, harekete duyarlı, ihtiyaç duyulan lümende, hedef bölgeyi aydınlatacak nitelikte odaklanmış ve monokromatik aydınlatma ekipmanlarının kullanılması ve vahşi yaşamı daha fazla etkileyen beyaz ve mavi ışık tonlarının kullanımı yerine, amber, sarı veya yeşil renkli aydınlatmaların kullanılması gerekmektedir. (16) Tesis içerisinde kurgulanacak olan açık hava yürüyüş yollarının en az yüzde sekseni iki metreden geniş olmayacak şekilde doğal dokuya uyumlu malzeme kullanılarak yapılmalıdır. Geçirgen olmayan yüzeyler tasarlanamaz. (17) Lüks çadır tesislerinin zorunlu ünitelerinde aşağıdaki asgari nitelikler aranır: a) Konaklama birimleri; temelsiz ahşap platform üzerine, çadır malzemesi kullanılarak, doğal ışık alacak şekilde ve banyolu olarak düzenlenir. Uygun tefriş elemanlarıyla rahat kullanım imkânı verebilecek şekilde dekore edilir. Odalarda teknik normlara uygun yatak, kişi başı bir yastık, yastık kılıfı, çarşaf, iklim koşullarına göre pike veya yorgan, yatak başucu sehpası veya benzeri düzenleme, genel aydınlatma, priz, tuvalet masası veya benzeri düzenleme, gece lambası, en az ikili atık biriktirme ekipmanı, minibar, müşterilerin sıcak içecek hazırlamasına imkan sağlayan donanım ve servis ikram malzemeleri, kıymetli eşya kasası, iklim koşullarına göre ısıtma ve soğutma sistemi, elbise dolabı veya benzeri düzenleme bulunur. Oda ve banyolarda bulunan donanım ve cihazların kullanımına, tesiste yer alan ünitelere ve verilen hizmetlere ilişkin bilgilendirme sağlanır. Banyolarda, suyun yayılımını engelleyici önlemler alınır; vitrifiye, armatür, batarya, duş donanımı, ayna, priz, en az ikili atık biriktirme ekipmanı, on beş adet buklet malzemesi ile el, banyo ve ayak havlusu bulundurulur. Oda servis hizmeti verilir. Kesintisiz sıcak ve soğuk su bulunur. b) Kabul holü/resepsiyon; açık veya kapalı olarak düzenlenebilir. c) Yeme-içme tesisi; açık veya kapalı olarak düzenlenebilir. ç) Mutfak; mutfak alanı teknik zorunluluklar gereği konteyner, ahşap bungalov ya da karavan olabilir. (18) Lüks çadır tesislerinde çocuk oyun ünitesi, SPA, hobi atölyesi, sağlık, güzellik ve bakım ünitesi, eğlence ve spor ünitesi, yoga ve meditasyon alanı bulunması durumunda, bu ünitelerde sertifikalı veya eğitimli personel çalıştırılması zorunludur. (19) Konaklama birimleri hariç olmak üzere, tesiste yer alan kullanımlarda, yaratıcı tasarımların desteklenmesi amacıyla, yerleşim tasarım ve yönetim planında belirtilmek koşulu ile variller, jeodezik kubbeli yapılar, ağaç hamak ve benzeri malzeme kullanılabilir. (20) Otopark alanları, tesis müşterilerinin (konaklayan veya restorana gelen) araçlarını park edebilecekleri yeterli büyüklükte tasarlanmalı ve tesiste araç trafiğinden kaynaklı ses ve egzoz oluşturmayacak şekilde belirli bir mesafede yer almalıdır. Müşterilerin otoparktan tesise erişimi, elektrikli araçlar ya da diğer doğa dostu sessiz ulaşım araçları ile sağlanmalıdır." hükmüne yer verilmiş iken 13/01/2024 tarih ve 32428 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lüks Çadır Tesisleri Nitelikler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 5. maddesinin 2. fıkrası "Tesis kapsamında yapılacak her türlü kapalı ünite temelsiz ahşap platform üzerine, mümkün olan en az müdahaleyle, çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılır." şeklinde değiştirilmiştir. Dava konusu Yönetmeliğin iptali istenilen "Planlama" başlıklı 7. maddesinin 23/09/2022 tarih ve ve 31962 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ilk halinde, "(1) Kiralamaya konu edilen, orman vasıflı olanlar dâhil Hazine taşınmazları ile tescili mümkün olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde, lüks çadır tesisleri Bakanlıkça uygun görülen yerleşim tasarım ve yönetim planları uyarınca yapılır. (2) Lüks çadır tesislerinin özel mülkiyette yapılabilmesi için yerleşim tasarım ve yönetim planlarının yanı sıra ilgili mevzuat uyarınca imar planlarının da onaylanması zorunludur. Bu tesislerin milli park, tabiat parkı ile 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında bulunan sit alanları içerisinde yer alması durumunda, ilgili kurum, kurul ve komisyonların olumlu görüşü alınması, bununla birlikte yerleşim tasarım ve yönetim planının yanı sıra 2863 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikleri uyarınca koruma amaçlı imar planı yapılması da zorunludur. Ayrıca tescilli taşınmaz kültür varlığı parseli ile bunların korunma alanları içerisinde yer alması durumunda ilgili Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun görüşünün alınması zorunludur." hükmüne yer verilmiş iken 13/01/2024 tarih ve 32428 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lüks Çadır Tesisleri Nitelikler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile asıl Yönetmelik'in 7. maddesi, "(1) Kiralamaya konu edilen, orman vasıflı olanlar dâhil Hazine taşınmazları ile tescili mümkün olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde, lüks çadır tesisleri imar planı şartı aranmaksızın, Bakanlıkça uygun görülen yerleşim tasarım ve yönetim planları uyarınca yapılır, bu tesislerin korunan alanlarda veya tescilli taşınmaz kültür varlığı parselinde yer alması durumunda ilgili kurul ve komisyondan sit sınırlarının doğruluğu ve ilke kararlarına uygunluğu konusunda olumlu görüş alınır. (2) Lüks çadır tesislerinin özel mülkiyette yapılabilmesi için yerleşim tasarım ve yönetim planlarının yanı sıra ilgili mevzuat uyarınca imar planlarının da onaylanması, bu tesislerin korunan alanlarda yer alması durumunda ise 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve ilgili yönetmelikleri uyarınca koruma amaçlı imar planı yapılması ve ayrıca tescilli taşınmaz kültür varlığı parseli ile bunların korunma alanları içerisinde yer alması durumunda ilgili Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun görüşünün alınması zorunludur.” şeklinde değiştirilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacının Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmemiştir. Anayasa'nın 123. maddesinde; "İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir" hükmüne, 124. maddesinde ise; "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler." kuralına yer verilmiştir. Anayasa'nın anılan hükmü ve normlar hiyerarşisi ilkesi uyarınca, alt hukuk normlarının üst hukuk normuna aykırı hükümler içermemesi gerekmektedir. Normlar hiyerarşisine göre kanundan sonra gelen tüzük, yönetmelik, genelge, tebliğ kılavuz gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği, yeni bir yöntem ve usul getiremeyeceği, dayanağı olan mevzuatta yer alan hükümler dışında yeni bir düzenleme içeremeyeceği hukukun genel ilkelerindendir. İdarenin düzenleyici idari işlem tesis etme yetkisinin "Yasama yetkisinin devredilmezliği" ilkesinin bir sonucu olarak ikincil nitelikte bir kural koyma yetkisi olduğu göz önüne alındığında; söz konusu yetkinin kanunların çizdiği çerçeve içinde kalması ve kanunlara uygun olarak kullanması zorunludur. Bu bağlamda kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin yine kanunda belirtildiği gibi kullanılması, kanun hükmü bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa düzenlemenin yönetmelikle yapılması, ayrıca normlar hiyerarşisinde yönetmeliğe göre daha alt düzeyde yer alan düzenleyici işlemlerin yönetmelikle çizilen sınırı aşmaması ve yönetmeliğe uygun olması bir diğer zorunluluktur. Anayasa Mahkemesinin birçok kararında ifade edildiği üzere, hukuk devletinin bir gereği olan "hukuki belirlilik ilkesi"; kanuni ve idari düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, keyfiliğe yani idare tarafından takdir yetkisine dayanılarak keyfi uygulamalar yapılmasına imkan vermeyecek şekilde yapılmasını gerektirmektedir. Değişikliğe ilişkin Yönetmeliğin 1. maddesiyle değiştirilen, ana Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrası yönünden; dava konusu ana Yönetmeliğin 5. maddesinde, lüks çadır tesislerinin genel nitelikleri ile zorunlu ünitelerine ilişkin asgari niteliklere yer verilmiş olup, ana Yönetmeliğin Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükte olan ilk halinde maddenin 2. fıkrasında, "(2) Bu Yönetmelik kapsamında aksi belirtilmediği sürece, tesis kapsamında yapılacak her türlü kapalı ünite temelsiz ahşap platform üzerine, mümkün olan en az müdahaleyle, çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılır." düzenlemesine yer verilmiş iken, ana Yönetmeliğin 5. maddesinin değişiklikten önceki halinin iptali istemiyle açılan davada Danıştay Altıncı Dairesi tarafından verilen yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin 09/03/2023 tarih ve E:2022/8503 sayılı karara karşı yapılan davacının itirazının kısmen kabulü ile ana Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında değişiklikte önce yer alan "aksi belirtilmediği sürece" ibaresinin yürütmesinin durdurulması yolundaki Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/0572023 tarih ve E:2023/205 sayılı kararı üzerine, 13/01/2024 tarih ve 32428 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lüks Çadır Tesisleri Nitelikler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 1. maddesi ile anılan 2. fıkra "Tesis kapsamında yapılacak her türlü kapalı ünite temelsiz ahşap platform üzerine, mümkün olan en az müdahaleyle, çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılır." şeklinde değiştirilmiştir. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/05/2023 tarih ve E:2023/205 sayılı kararında; "Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında "aksi belirtilmediği sürece" ibaresine yer verilmek suretiyle Kanun hükümleri ile konulan "tesis kapsamında yapılacak her türlü ünitenin temelsiz ahşap platform üzerine, mümkün olan en az müdahaleyle, çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılacağı" kuralına istisna getirilmesine olanak sağlayacak bir düzenleme yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "aksi belirtilmediği sürece" ibaresinin dayanak Kanun hükümlerine aykırı olduğu ve bu ibarenin yer aldığı fıkraya istinaden tesis edilebilecek bireysel idari işlemlerle özellikle korunan alanlarda ahşap dışındaki platformlar üzerine ve kalıcı yapı niteliğindeki üniteler içeren lüks çadır tesislerinin kurulabileceği hususu göz önüne alındığında anılan ibarenin yürütülmesi halinde telafisi güç ya da imkansız zararların doğabileceği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, anılan ibarenin yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesi gerekirken yürütmenin durdurulması isteminin reddine dair Daire kararının bu ibareye ilişkin kısmında isabet görülmemiştir." gerekçesiyle ana Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında değişiklikten önce yer alan "aksi belirtilmediği sürece" ibaresinin yürütmesinin durdurulmasına, Danıştay Altıncı Dairesinin 09/03/2023 tarih ve E:2022/8503 sayılı kararının anılan fıkranın diğer kısımları yönünden yürütmenin durdurulması isteminin reddine ilişkin kısmına yönelik itirazın reddine karar verilmiştir. Diğer taraftan, Danıştay Dördüncü Dairesinin 02/12/2025 tarih ve E:2023/13548, K:2025/6337 sayılı kararıyla (Danıştay Altıncı Dairesinin E:2022/8503 sayılı dosyası, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 27. maddesi gereğince, "18/12/2020 tarih ve 2020/62 sayılı Danıştay Dava Daireleri Arasındaki İşbölümü Kararında Değişiklik Yapılmasına Dair" Danıştay Başkanlık Kurulunun 19/07/2023 tarih ve 2023/33 sayılı kararı uyarınca Danıştay Dördüncü Dairesine devredilmiştir.) ana Yönetmeliğin 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "aksi belirtilmediği sürece" ibaresinin iptaline, anılan fıkranın "aksi belirtilmediği sürece" ibaresi dışında kalan kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda, dava konusu değişikliğin yargı kararıyla hukuka aykırı bulunan "aksi belirtilmediği sürece" ibaresinin anılan fıkra metninden çıkarılmasından ibaret olduğu, söz konusu değişikliğin yargı kararının uygulanması amacıyla yapılmış olduğu göz önünde bulundurulduğunda iptali istenilen düzenlemede hukuka aykırılık görülmemiştir. Değişikliğe ilişkin Yönetmeliğin 2. maddesiyle değiştirilen, ana Yönetmeliğin 7. maddesinin yönünden; ana Yönetmeliğin iptali istenilen "Planlama" başlıklı 7. maddesinin 23/09/2022 tarih ve ve 31962 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ilk halinde, "(1) Kiralamaya konu edilen, orman vasıflı olanlar dâhil Hazine taşınmazları ile tescili mümkün olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde, lüks çadır tesisleri Bakanlıkça uygun görülen yerleşim tasarım ve yönetim planları uyarınca yapılır. (2) Lüks çadır tesislerinin özel mülkiyette yapılabilmesi için yerleşim tasarım ve yönetim planlarının yanı sıra ilgili mevzuat uyarınca imar planlarının da onaylanması zorunludur. Bu tesislerin milli park, tabiat parkı ile 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında bulunan sit alanları içerisinde yer alması durumunda, ilgili kurum, kurul ve komisyonların olumlu görüşü alınması, bununla birlikte yerleşim tasarım ve yönetim planının yanı sıra 2863 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelikleri uyarınca koruma amaçlı imar planı yapılması da zorunludur. Ayrıca tescilli taşınmaz kültür varlığı parseli ile bunların korunma alanları içerisinde yer alması durumunda ilgili Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun görüşünün alınması zorunludur." hükmüne yer verilmiş iken, 13/01/2024 tarih ve 32428 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Lüks Çadır Tesisleri Nitelikler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 2. maddesi ile ana Yönetmelik'in 7. maddesi, "(1) Kiralamaya konu edilen, orman vasıflı olanlar dâhil Hazine taşınmazları ile tescili mümkün olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde, lüks çadır tesisleri imar planı şartı aranmaksızın, Bakanlıkça uygun görülen yerleşim tasarım ve yönetim planları uyarınca yapılır, bu tesislerin korunan alanlarda veya tescilli taşınmaz kültür varlığı parselinde yer alması durumunda ilgili kurul ve komisyondan sit sınırlarının doğruluğu ve ilke kararlarına uygunluğu konusunda olumlu görüş alınır. (2) Lüks çadır tesislerinin özel mülkiyette yapılabilmesi için yerleşim tasarım ve yönetim planlarının yanı sıra ilgili mevzuat uyarınca imar planlarının da onaylanması, bu tesislerin korunan alanlarda yer alması durumunda ise 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve ilgili yönetmelikleri uyarınca koruma amaçlı imar planı yapılması ve ayrıca tescilli taşınmaz kültür varlığı parseli ile bunların korunma alanları içerisinde yer alması durumunda ilgili Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun görüşünün alınması zorunludur.” şeklinde değiştirilmiştir. Davacı tarafından, 7. maddenin 1. fıkrası yönünden yapılan değişikliğin planlama ve şehircilik ilkelerine aykırı olduğu, tesislerin koruma alanlarında olması durumunda koruma amaçlı imar planı dikkate alınmaksızın işlem yapılmasının önünün açıldığı, her hangi bir plan kararı olmaksızın yapılacak yapılaşmanın hukuka aykırı uygulamalara neden olacağı, 7. maddenin 2. fıkrası yönünden ise, değişiklikle milli parklar ve tabiat varlıklarına ilişkin ifadelerin düzenlemeden çıkarıldığı, ilgili kurum ve kurulların görüşünün aranmasından vazgeçildiği, her hangi bir bilimsel veriye dayanılmadan korunan alanlarda yapılaşmaya izin verilmesinin önünün açıldığı, 2873 sayılı Kanunun 8.maddesinde Milli Park ve Tabiat Parklarında gelişme planı yapılmadan hiçbir kullanıma izin verilemeyeceğinin düzenlendiği ancak anılan 2. fıkrada 2873 sayılı Kanunun 8. maddesine aykırı bir düzenleme yapıldığı, sit alanları, türleri, kesin yapı yasağı getirilen alanları gözetmeden tüm korunan alanlarda lüks çadır tesislerinin yapılmasının önünün açıldığı iddia edilmektedir. Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 2634 sayılı Kanunun 6. maddesinin 4. fıkrasında, lüks çadır tesislerinin koşullarının yerleşim tasarım ve yönetim planı ile belirleneceği düzenlenmiş, tesis kapsamında doğal çevre ile uyumlu, kalıcı yapı içermeyen, gerekli güvenlik tedbirleri alınan iyi donanımlı lüks çadırlarda gelişmiş hizmet sunulması, ayrıca tesis kapsamında yapılacak her türlü ünitenin, temelsiz ahşap platform üzerine, mümkün olan en az müdahaleyle, çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılması öngörülmüştür. Anılan Kanun hükmünün gerekçesinde "... özellikle lüks çadır tesislerinin doğal niteliği yüksek alanlarda yer seçme eğilimleri dikkate alınarak, tesislerde yer alacak ünitelerin yapı niteliği taşımaması, imara konu olmaması, temelsiz ahşap platform üzerine, mümkün olan en az müdahaleyle, çevre dostu çadır malzemesi kullanarak, doğal ekosisteme uygun konumlandırılması şart koşulmuştur. Ayrıca, tesislerin kontrollü gelişiminin sağlanması ve yüksek nitelik taşımasını teminen, Kültür ve Turizm Bakanlığından turizm işletmesi belgesi almayan tesislerin işletmeye açılamayacağı ve bu Bakanlıkça onaylanacak yerleşim tasarım ve yönetim planı ile koşulların belirleneceği özellikle vurgulanmıştır." hususlarına yer verildiği görülmektedir. 18/7/2021 tarihli ve 7334 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 4. maddesiyle 2634 sayılı Kanun’un 6. maddesine eklenen dördüncü fıkranın; dava konusu kuralın kıyılarda lüks çadır tesislerinin kurulmasına imkân tanımak suretiyle kamunun kıyılardan serbestçe yararlanmasına engel olabileceği, hâlbuki kıyılardan yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetilmesi gerektiği, bu yönüyle kuralın kıyıların rant amacıyla kullanılmasına yol açacağı, ekonomik yönden dezavantajlı kişiler bakımından ayrımcılık yaratacağı, kuralda bu nitelikteki tesislerin orman ve meralarda kurulmasının mümkün kılınmasına karşın bu alanların ekosisteminin korunmasına ilişkin herhangi bir düzenlemeye yer verilmediği, orman alanlarının turizm amaçlı kullanılması konusunda adil bir dengenin de gözetilmediği ve orman köylüsünün korunmasına ilişkin güvencelere yer verilmediği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 5., 10., 43., 45., 56., 169. ve 170. maddelerine aykırı olduğu iddiasıyla iptali istemiyle açılan davada Anayasa Mahkemesinin 24/03/2025 tarih ve 32851 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 17/10/2024 tarih ve E:2021/100, K:2024/174 sayılı kararıyla; iptali istenilen düzenlemenin 3. ve 4. cümleleri dışında kalan kısmına ilişkin olarak, "...Dava konusu kuralın birinci cümlesinde Kanun kapsamında kalan yerlerde geçici lüks çadır tesislerin yapılması amacıyla kiralama mümkün hâle getirilmekte, bunun yanı sıra kiralama yapılmasına sebep olacak işin niteliği ayrıntılı olarak gösterilmektedir. Bu çerçevede kiralama yalnızca Kanun’a uygun olmak kaydıyla, yerleşim tasarım ve yönetim planı ile koşulları belirlenen, doğal çevre ile uyumlu, kalıcı yapı içermeyen, gerekli güvenlik tedbirleri alınan iyi donanımlı lüks çadırlarda gelişmiş hizmet sunan geçici lüks çadır tesislerinin inşası için söz konusu olabilmektedir. Kuralın ikinci cümlesinde tesis kapsamında yapılacak ünitelerin temelsiz ahşap platform üzerine mümkün olan en az müdahaleyle çevre dostu çadır malzemesi kullanılarak ve doğal ekosisteme uygun olarak yapılacağı, beşinci cümlede ise sözleşmelerine aykırı olarak Bakanlığın belirlediği ölçütlere uygun yapılmayan tesislerin kira sözleşmelerinin feshedilip ve taşınmazın tahliye edileceği hüküm altına alınmıştır. Bu itibarla kuralla kamu yararına katkı sunacağı açık olan turizm sektörünün gelişmesi bakımından Anayasa’da özel olarak koruma altına alınan kıyıların kiralanabilmesi suretiyle kullanılmasına imkân tanındığı, bu kullanımın şartlarının kanunda ayrıntılı olarak düzenlendiği, şartlara uyulmadığı takdirde söz konusu kullanımın sona erdirilmesine ilişkin güvencenin de öngörüldüğü gözetildiğinde kuralda devletin kıyıların korunmasına yönelik yükümlülüğüne aykırı bir yön bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 43. maddesine aykırı değildir. İptal talebinin reddi gerekir. Kuralın Anayasa’nın 5. maddesine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 43. maddesi yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 5. maddesi yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir. Kuralın Anayasa’nın 10., 45., 56., 169. ve 170. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir." gerekçesiyle, iptali istenilen düzenlemenin 3. ve 4. cümleleri dışında kalan kısmının Anayasa'ya aykırı olmadığına ve iptal isteminin reddine karar verilmiştir. Dava konusu Yönetmeliğin "Tanımlar" başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinde, yerleşim tasarım ve yönetim planı, "Lüks çadır tesislerinin yönetim, yerleşim ve kullanım koşullarını belirleyen, koruma-kullanma dengesi içerisinde doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını yönlendiren, alt ve üst yapı tesislerinin uygulamalarını gösteren, hali hazır durum üzerinde hangi alanların ne şekilde ve hangi maksatla kullanılacağının veya korunacağının özel işaretler ile gösterildiği, orman alanlarında yapılması durumunda ağaç rölöve planını da ihtiva eden, dış sınır alanı koordinatlandırılmış uygun ölçekli plan" olarak tanımlanmış, "Yerleşim tasarım ve yönetim planı" başlıklı 8. maddesinde anılan planların kapsamında yer alması gereken hususlar ve plan ekinde Bakanlığa iletilmesi gereken bilgi ve belgeler düzenlenmiş, "Turizm yatırımı belgesi" başlıklı 10. maddesinde turizm yatırımı belgesi verilmesi için yapılan başvurularda aranan bilgi ve belgeler arasında yerleşim tasarım ve yönetim planı ve ekleri de sayılmış, "Turizm belgesinin iptali" başlıklı 15. maddesinin 6. fıkrasında yerleşim tasarım ve yönetim planına aykırı inşa edilen tesislerin belgesinin iptal edileceği, aykırılığa neden olan unsurların otuz gün içinde ilgili idaresince yıkılacağı, bu tesislerin başka bir tür adı altında yeniden belgelendirilemeyeceği düzenlenmiştir. Öte yandan yerleşim tasarım ve yönetim planlarının sağlaması gereken koşullar davalı idarenin 18/01/2023 tarih ve 2023/1 sayılı Genelgesinde ve bu genelgeyi yürürlükten kaldıran 02/04/2023 tarih ve 2023/5 sayılı Genelgesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Diğer taraftan, biyolojik çeşitliliğin, doğal ve bununla ilişkili kültürel kaynakların korunması ve devamlılığının sağlanması amacıyla ilgili mevzuata göre yönetilen; milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan kara, su ya da deniz alanları olarak tanımlanan korunan alanlar ile tarım alanları, mera alanları ve kıyılarda söz konusu tesislerin yapılmasının söz konusu olduğu durumlarda, lüks çadır tesislerinin koşullarını belirleyen yerleşim tasarım ve yönetim planlarının hazırlanması sırasında anılan alanlara ilişkin ilgili mevzuatın göz önünde bulundurulmasının zorunlu olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Dava konusu Yönetmeliğin dayanağı olan 2634 sayılı Kanunun 6. maddesinin 4. fıkrasında, lüks çadır tesislerinin koşullarının yerleşim tasarım ve yönetim planı ile belirleneceğinin düzenlenmiş olması karşısında, anılan Kanun hükmünün uygulanması amacıyla yapılan dava konusu Yönetmeliğin 7. maddesinin 1. fıkrasındaki lüks çadır tesislerinin, orman vasıflı olanlar dâhil Hazine taşınmazları ile tescili mümkün olan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerde imar planı şartı aranmaksızın Bakanlıkça uygun görülen yerleşim tasarım ve yönetim planları uyarınca yapılabileceğine dair düzenlemede ve üst hukuk normuna ve hukuka aykırılık görülmemiştir. Yönetmeliğin 7. maddesinin 2. fıkrasında ise özel mülkiyete tabi yerlerde yapılması planlanan lüks çadır tesisleri için, Yönetmeliğin lüks çadır tesislerinin yüksek kalite standartlarında planlı ve kontrollü gelişiminin sağlanması şeklindeki amacı doğrultusunda yerleşim tasarım ve yönetim planı yanında imar planı yapılmasının, yerin niteliğine göre ilgili kurum, kurul ve komisyonların olumlu görüşünün alınmasının aranmasında üst hukuk normlarına, dava konusu Yönetmeliğin amacına ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmasız davalar için belirlenen ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 02/12/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.