Danıştay · 4. Daire
Danıştay 4. Daire 2023/11528 E. 2025/5832 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 4. Daire
- Esas No
- 2023/11528
- Karar No
- 2025/5832
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/11528 Karar No : 2025/5832
DAVACI : ... Odası VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ..
DAVANIN KONUSU : 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin Ek-2 listesinin 43. maddesinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu düzenlemede, proje ile ilgili olarak ÇED Yönetmeliğinin diğer maddelerinde olduğu gibi kapasite, hacim, alan büyüklüğü vb. herhangi bir kritere yer verilmediği gibi, ekolojik açıdan da herhangi bir kritere yer verilmediği, dolayısıyla kuralın bu haliyle yeraltı suyu sondajını mı yoksa suyun kullanımını mı kapsadığının belirsiz olduğu, yukarıda yer verilen Tüzük kapsamında yeraltı suyu işletme sahaları dışında her arazi sahibinin, arazisinde yeraltı suyunu arama, suyu bulduktan sonra da kendi faydalı amaçları için kullanma hakkına sahip olduğu, kuyuların adedinin, derinliğinin, çekilecek su miktarının Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce tayin ve tespit edildiği, ayrıca ilk su tabakası içinde en çok 10 m derinliğe kadar kuyuların izne tabi olmadığı, ancak dava konusu düzenleme ile söz konusu kullanımların dahi ÇED Yönetmeliğine tabi olduğu, dava konusu maddenin, her arazi sahibinin arazisinde yeraltı suyunu aramasını ve suyu bulduktan sonra kendi faydalı ihtiyaçlarına yetecek miktarını kullanma hakkına sahip olmasını kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiği ileri sürülerek, bu yönüyle, eksik ve hukuka aykırı olan düzenlemenin iptali istenilmiştir.
DAVALININ SAVUNMASI : Eşik değerin kaldırılmasının, davacının iddiasının aksine herhangi bir belirsizlik oluşturmadığı, nitekim bu projelerin 30 yıldır ÇED Yönetmeliğinde yer aldığı ve uygulandığı, ayrıca ileri sürülen iddialar ile davacı odanın amaçlarının bağdaşmadığı, mülga Yönetmeliklerde hacim (m3) eşik değer olarak belirlenmiş ise de, bu projeler bakımından ÇED Yönetmeliğinin ilk yürürlüğe girdiği 1993 yılından günümüze kadarki süreçte Bakanlığa veya Valiliklere yapılan ÇED başvurularının kapsamı ve sayıları da göz önünde bulundurularak, eşik değer bakımından muhtemel çevresel etkilerin değişmeyeceği öngörüldüğünden, eşik değerin kaldırılarak bu projelerin Yönetmeliğin Ek-2 listesi kapsamına alındığı, ayrıca ÇED Yönetmeliğinde yapılan değişikliklerin anlaşılmasını ve uygulanmasını kolaylaştırıcı idari ve teknik hususlar ortaya konularak, uyumun ve uygulamada birliğin sağlanması, ortaya çıkabilecek aksaklıkların önlenmesi amacıyla 09/09/2022 tarih ve 4527998 sayılı "Usul ve Esaslar"ın yayımlandığı, "Usul ve Esaslar"ın 23. maddesinde belirtilen faaliyetlerin zaten dava konusu düzenleme kapsamında değerlendirilmediği, dolayısıyla iddia edildiği gibi, bu düzenleme ile her arazi sahibinin arazisinde yeraltı suyu arama hakkının elinden alınmadığı, gerçek kişiler tarafından bireysel içme-kullanma ve sulama suyu temini amacıyla açılması planlanan kuyuların ÇED Yönetmeliği kapsamı dışında bırakıldığı, dava konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Dava konusu düzenlemenin, aşağıda yer verilen gerekçelerle, hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava, 29.07.2022 günlü, 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Ek-2 listesinin 43. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarenin ehliyet ve süre itirazı yerinde görülmemiştir. 2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde yer alan"Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (İptal üçüncü fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.:2006/99, K.:2009/9 sayılı Kararı ile.) Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmüne dayanılarak hazırlanan ve 29.07.2022 günlü, 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren dava konusu Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 29. maddesi ile 25.11.2014 günlü, 29186 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır. Mülga "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin (ÇED) çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projelerin listesine ilişkin Ek-1 listesinin 12. maddesinde; "10 milyon m3/yıl ve üzeri yeraltı suyu çıkarma veya suyu yeraltında depolama projeleri,"ne, şeçme-eleme kriterleri uygulanacak projelerin yer aldığı Ek-2 listesinin 47. maddesinde de; "(Değişik:RG-26/5/2017-30077) 300.000m3/yıl ve üzerinde, yeraltından su çıkarma veya suyu yeraltında depolama projeleri," ne yer verilmişken dava konusu Yönetmelikte bu projeye çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projelere ilişkin Ek-1 listesinde yer verilmeyerek proje Yönetmeliğin çevresel etkileri ön inceleme ve değerlendirmeye tabi projeler kapsamında Ek-2 listesine alınmış ve listenin 43. maddesinde; "Yeraltı suyu çıkarma veya suyu yeraltında depolama projeleri," olarak düzenlenmiştir. 167 sayılı "Yeraltı Suları Hakkında Kanunun 5. maddesinde; "İlan edilmiş yeraltı suyu işletme sahaları dışında her arazi sahibi; arazisinde yeraltı suyu aramak, suyu bulduktan sonra, bunun kendi faydalı ihtiyaçlarına yetecek miktarını kullanmak hakkına maliktir." hükmüne yer verilmiştir. 08.08.1961 tarihli "Yeraltı Suları Tüzüğü"nün "El ile açılan kuyular" başlıklı 3. maddesinde; "a) Satıh alüvyonları içinde kazma, kürek, varyoz ve baramin gibi el kazısı aletleri ile kazılan her derinlikteki kuyularla, ilk su tabakası içinde en çok 10 metre derinliğe kadar, en çok 100 milimetre çapında boru çakılarak açılan kuyular, el ile açılan kuyu sayılır." hükmü yer almıştır. Davacı tarafından; dava konusu düzenlemede, proje ile ilgili olarak kapasite, hacim, alan büyüklüğü gibi herhangi bir kritere yer verilmediği, ekolojik açıdan da bir kriter getirilmediği, kuralın bu haliyle yeraltı suyu sondajını mı yoksa suyun kullanımını mı kapsadığının belirsiz olduğu, Yeraltı Suları Tüzüğü kapsamında yeraltı suyu işletme sahaları dışında her arazi sahibinin, arazisinde yeraltı suyunu arama, suyu bulduktan sonra da kendi faydalı amaçları için kullanma hakkına sahip olduğu, kuyuların adedi, derinliği ve çekilecek su miktarının Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce tayin ve tespit edildiği, ayrıca ilk su tabakası içinde en çok 10 m derinliğe kadar kuyuların izne tabi olmamasına karşın dava konusu düzenleme ile hiçbir ayrım yapılmaksızın bu kullanımların da ÇED Yönetmeliğine tabi kılındığı iddia edilmektedir. Mülga ÇED Yönetmeliğinde yeraltından su çıkarma ve suyu yeraltında depolama projelerine yönelik olarak projenin kapasitesinin 300.000 m3/yıl ve üzerinde olması halinde projelerin ÇED Yönetmeliğine tabi olduğunun belirlenerek bu eşik değerin altında kalan projelerin ÇED Yönetmeliği kapsamı dışında bırakılmasına karşın, dava konusu yönetmelikte herhangi bir eşik değer veya kriter belirlenmeksizin Ek-2 listesinde "yeraltı suyu çıkarma veya suyu yeraltında depolama projeleri" şeklinde yapılan düzenlemenin uygulamada belirsizliğe ve farklı yorumlamalara yol açabileceği sonucuna varıldığından düzenlemede hukuka uyarlık görülmemiştir. Davalı idare tarafından, yeraltından su çıkarma ve depolama projelerinin tamamının ÇED Yönetmeliğine tabi olmadığı, 09.09.2022 günlü, 4527998 sayılı "Usul ve Esaslar"ın 23. maddesinde belirtilen faaliyetlerin, dava konusu düzenleme kapsamında değerlendirilmediği ileri sürülmüş ise de, 2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde yer alan, çevresel değerlendirmeye tabi plan ve programlar ile konuya ilişkin usul ve esasların yönetmelikle belirleneceği hükmü uyarınca yeraltından su çıkarma ve depolama projelerinin hangilerinin ÇED Yönetmeliği kapsamında değerlendirileceğine yönelik sınır ve çerçevenin yönetmelikle belirlenmesi gerektiği açık olup, alt düzenleyici işlem olan usul ve esaslarla da yönetmelikle belirlenecek olan kuralın uygulamasına yönelik olarak düzenleme yapılması mümkün olduğundan, dava konusu yönetmelikle herhangi bir eşik ve kriter belirlenmeksizin konunun usul ve esaslarla düzenlenmesine olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, 29.07.2022 günlü, 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Ek-2 listesinin 43. maddesinin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince duruşma için taraflara önceden bildirilen 04/11/2025 tarihinde, davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...'ün geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ: 2872 sayılı Çevre Kanununun 10. maddesinde dayanılarak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği hazırlanmış ve 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş, aynı Yönetmeliğin 29. maddesi ile 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği yürürlükten kaldırılmıştır. Bakılan dava, 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin Ek-2 listesinin 43. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
İNCELEME VE GEREKÇE : İlgili Mevzuat: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 56. maddesinde; "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler." hükmüne yer verilmiştir. 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır." hükmü, 2. maddesinde; "Çevre korunması: Çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştirmeye, çevre kirliliğini önlemeye yönelik çalışmaların bütününü, Sürdürülebilir çevre: Gelecek kuşakların ihtiyaç duyacağı kaynakların varlığını ve kalitesini tehlikeye atmadan, hem bugünün hem de gelecek kuşakların çevresini oluşturan tüm çevresel değerlerin her alanda (sosyal, ekonomik, fizikî vb.) ıslahı, korunması ve geliştirilmesi sürecini, Sürdürülebilir kalkınma: Bugünkü ve gelecek kuşakların, sağlıklı bir çevrede yaşamasını güvence altına alan çevresel, ekonomik ve sosyal hedefler arasında denge kurulması esasına dayalı kalkınma ve gelişmeyi, Çevresel etki değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları, ifade eder" hükmü, 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (İptal üçüncü fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.:2006/99, K.:2009/9 sayılı Kararı ile.) Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmü, 30. maddesinde; "Çevreyi kirleten veya bozan bir faaliyetten zarar gören veya haberdar olan herkes ilgili mercilere başvurarak faaliyetle ilgili gerekli önlemlerin alınmasını veya faaliyetin durdurulmasını isteyebilir. Herkes, 9/10/2003 tarihli ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında çevreye ilişkin bilgilere ulaşma hakkına sahiptir. Ancak, açıklanması halinde üreme alanları, nadir türler gibi çevresel değerlere zarar verecek bilgilere ilişkin talepler de bu Kanun kapsamında reddedilebilir." hükmü yer almıştır. 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde dayanılarak hazırlanan ve 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren "Çevresel etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin amacı, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinde uyulacak idari ve teknik usul ve esasları düzenlemektir." kuralı, "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde; "Bu Yönetmelik; a) Çevresel Etki Değerlendirmesi Başvuru Dosyası, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu ile Proje Tanıtım Dosyasının hangi tür projeler için isteneceği ve içereceği konuları, b) Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinde uyulacak idari ve teknik usul ve esasları, c) Çevresel Etki Değerlendirmesi kapsamına giren projelerin başvuru, inşaat öncesi, inşaat, işletme ve işletme sonrası izlenmesi, kontrolü ve denetlenmesini, ç) Çevresel Etki Değerlendirmesi sisteminin, çevre yönetiminde etkin ve yaygın biçimde uygulanabilmesi ve kurumsal yapısının güçlendirilmesi için gerekli eğitim çalışmalarını, kapsar." kuralı, "ÇEVRESEL ETKİLERİ ÖN İNCELEME VE DEĞERLENDİRMEYE TABİ PROJELER" başlıklı Ek-2 listesinin dava konusu 43. maddesinde; "Yeraltı suyu çıkarma veya suyu yeraltında depolama projeleri," kuralına yer verilmiştir. 09/09/2022 tarih ve 4527998 sayılı "ÇED Yönetmeliğinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar"ın 23. maddesi; "Aşağıdaki faaliyetler, ÇED Yönetmeliği'nin, EK-2 Listesi 43. maddesinde yer alan "Yeraltı suyu çıkarma veya suyu yeraltında depolama projeleri" kapsamında değerlendirilmediğinden; - ÇED kararı bulunan projelerde yeraltı suyu izleme yapılması amacıyla açılması planlanan gözlem kuyuları, - Yeraltı sularının fiziksel, kimyasal veya bakteriyolojik analizleri için örnekleme yapılması amacıyla açılması planlanan gözlem kuyuları,- Herhangi bir su temini amacı olmayan, sadece araştırma-inceleme amacıyla sahada gerçekleştirilen hidrojeolojik etüt kapsamında açılması planlanan kuyular, - Herhangi bir ticari işletme, tesis veya endüstriyel faaliyette kullanılmaksızın, gerçek kişiler tarafından bireysel içme-kullanma ve sulama suyu temini amacıyla açılması planlanan kuyular, - Belediyeler, Su ve Kanalizasyon İdareleri, Özel İdareler vb. kamu kurum/kuruluşları tarafından açılması planlanan içme suyu amaçlı sondaj kuyuları için ÇED Yönetmeliği hükümlerinin uygulanmasına gerek bulunmamaktadır." şeklinde düzenlenmiştir. Diğer taraftan, 167 sayılı "Yeraltı Suları Hakkında Kanun"un "İlan edilmiş yeraltı suyu işletme sahaları dışında yeraltı suyu aranması ve kullanılması" başlıklı 5. maddesinde; "İlan edilmiş yeraltı suyu işletme sahaları dışında her arazi sahibi; arazisinde yeraltı suyu aramak, suyu bulduktan sonra, bunun kendi faydalı ihtiyaçlarına yetecek miktarını kullanmak hakkına maliktir." hükmüne yer verilmiştir. 08/08/1961 tarih ve 10875 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Yeraltı Suları Tüzüğü"nün "El ile açılan kuyular" başlıklı 3. maddesinde; "a) Satıh alüvyonları içinde kazma, kürek, varyoz ve baramin gibi el kazısı aletleri ile kazılan her derinlikteki kuyularla, ilk su tabakası içinde en çok 10 metre derinliğe kadar, en çok 100 milimetre çapında boru çakılarak açılan kuyular, el ile açılan kuyu sayılır." kuralı yer almıştır.
UYUŞMAZLIĞA KONU YÖNETMELİĞİN İPTALİ İSTENİLEN MADDESİNİN İNCELENMESİ: Mülga 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin Ek-1 listesinin 12. maddesinde; "10 milyon m3/yıl ve üzeri yeraltı suyu çıkarma veya suyu yeraltında depolama projeleri," kuralı, Ek-2 listesinin 47. maddesinde; "(Değişik:RG-26/5/2017-30077) 300.000m3/yıl ve üzerinde, yeraltından su çıkarma veya suyu yeraltında depolama projeleri," kuralına yer verilmiştir. Dava konusu Yönetmelikte ise söz konusu proje sadece Yönetmeliğin Ek-2 listesinin 43. maddesinde; "Yeraltı suyu çıkarma veya suyu yeraltında depolama projeleri," olarak düzenlenmiştir. Davacı tarafından; dava konusu düzenlemede, proje ile ilgili olarak ÇED Yönetmeliğinin diğer maddelerinde olduğu gibi kapasite, hacim, alan büyüklüğü vb. herhangi bir kritere yer verilmediği gibi, ekolojik açıdan da herhangi bir kritere yer verilmediği, dolayısıyla kuralın bu haliyle yeraltı suyu sondajını mı yoksa suyun kullanımını mı kapsadığının belirsiz olduğu, yukarıda yer verilen Tüzük kapsamında yeraltı suyu işletme sahaları dışında her arazi sahibinin, arazisinde yeraltı suyunu arama, suyu bulduktan sonra da kendi faydalı amaçları için kullanma hakkına sahip olduğu, kuyuların adedinin, derinliğinin, çekilecek su miktarının Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce tayin ve tespit edildiği, ayrıca ilk su tabakası içinde en çok 10 m derinliğe kadar kuyuların izne tabi olmadığı, ancak dava konusu düzenleme ile söz konusu kullanımların dahi ÇED Yönetmeliğine tabi olduğu, dava konusu maddenin, her arazi sahibinin arazisinde yeraltı suyunu aramasını ve suyu bulduktan sonra kendi faydalı ihtiyaçlarına yetecek miktarını kullanma hakkına sahip olmasını kapsayacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiği, bu yönüyle, eksik ve hukuka aykırı olan düzenlemenin iptali istenilmiştir. Davalı idare tarafından; eşik değerin kaldırılmasının, davacının iddiasının aksine herhangi bir belirsizlik oluşturmadığı, nitekim bu projelerin 30 yıldır ÇED Yönetmeliğinde yer aldığı ve uygulandığı, ayrıca ileri sürülen iddialar ile davacı odanın amaçlarının bağdaşmadığı, mülga Yönetmeliklerde hacim (m3) eşik değer olarak belirlenmiş ise de, bu projeler bakımından ÇED Yönetmeliğinin ilk yürürlüğe girdiği 1993 yılından günümüze kadarki süreçte Bakanlığa veya Valiliklere yapılan ÇED başvurularının kapsamı ve sayıları da göz önünde bulundurularak, eşik değer bakımından muhtemel çevresel etkilerin değişmeyeceği öngörüldüğünden, eşik değerin kaldırılarak bu projelerin Yönetmeliğin Ek-2 listesi kapsamına alındığı, ayrıca ÇED Yönetmeliğinde yapılan değişikliklerin anlaşılmasını ve uygulanmasını kolaylaştırıcı idari ve teknik hususlar ortaya konularak, uyumun ve uygulamada birliğin sağlanması, ortaya çıkabilecek aksaklıkların önlenmesi amacıyla 09/09/2022 tarih ve 4527998 sayılı "Usul ve Esaslar"ın yayımlandığı, "Usul ve Esaslar"ın 23. maddesinde belirtilen faaliyetlerin zaten dava konusu düzenleme kapsamında zaten değerlendirilmediği, dolayısıyla iddia edildiği gibi, bu düzenleme ile her arazi sahibinin arazisinde yeraltı suyu arama hakkının elinden alınmadığı, gerçek kişiler tarafından bireysel içme-kullanma ve sulama suyu temini amacıyla açılması planlanan kuyuların ÇED Yönetmeliği kapsamı dışında bırakıldığı, dava konusu düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmuştur. Türkiye Cumhuriyeti idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, görev alanlarına ilişkin olarak yönetmelik dışında, yönerge, tebliğ, genelge, talimat gibi çeşitli adlar altında da düzenleme yapabildiği, ancak bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" ilkesine göre hukuk düzeninin, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içerdiği ve her normun geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan aldığı göz önünde bulundurulduğunda, bu nitelikleri gereği, anılan normların dayandıkları üst hukuk normlarına aykırı hüküm ihtiva etmeleri mümkün değildir. Normlar hiyerarşisine göre, kanundan sonra gelen tüzük, yönetmelik, genelge, tebliğ, talimat gibi düzenlemelerin ancak kanunda verilmiş olan hakkın kullanılmasının açıklanması ile ilgili olacağı, bu metinlerde kanun ile verilmiş olan hakkı genişletici veya daraltıcı mahiyette hükümlere yer verilemeyeceği hukukun genel ilkelerindendir. İdarenin düzenleyici idari işlem tesis etme yetkisinin, "Yasama yetkisinin devredilmezliği" ilkesinin bir sonucu olarak ikincil nitelikte bir kural koyma yetkisi olduğu göz önüne alındığında, söz konusu yetkinin kanunların çizdiği çerçeve içinde ve kanunlara uygun olarak kullanılması zorunludur. Bu bağlamda, kanunun öngördüğü düzenleme yetkisinin yine kanunda belirtildiği gibi kullanılması; kanun hükmü, bir konunun yönetmelikle düzenlenmesini öngörüyorsa düzenlemenin yönetmelikle yapılması, ayrıca normlar hiyerarşisinde yönetmeliğe göre daha alt düzeyde yer alan düzenleyici işlemlerin de yönetmelikle çizilen sınırı aşmaması ve yönetmeliğe uygun olması bir diğer zorunluluktur. Mülga Yönetmelikteki düzenlemede, bu projelerin ÇED Yönetmeliğine tabi olup olmadığının belirlenmesi amacıyla eşik değerin öngörüldüğü, nitekim yeraltından su çıkarma veya suyu yeraltında depolama projesinin kapasitesi en az 300.000m3/yıl olduğunda ÇED Yönetmeliği kapsamında, söz konusu eşik değer altında kalan projelerin ise ÇED Yönetmeliğinin kapsamı dışında kaldığı anlaşılmaktadır. Böyle bir durumda da Yönetmelikteki bu kuralın uygulanmasını göstermek amacıyla "açıklayıcı" hükümler taşıyan, yeni bir yöntem ve usul getirmeyen alt düzenleyici işlemlerin yapılması mümkündür. İptali istenilen kurala gelince; herhangi bir kriter belirlenmeksizin tüm yeraltından su çıkarma veya suyu yeraltında depolama projelerinin ÇED Yönetmeliğine tabi olarak düzenlendiği görülmüştür. Her ne kadar davalı idare tarafından, davacının iddiasının aksine, tüm yeraltından su çıkarma projelerinin ÇED Yönetmeliğine tabi olmadığı, 09/09/2022 tarih ve 4527998 sayılı "Usul ve Esaslar"ın 23. maddesinde belirtilen faaliyetlerin, dava konusu düzenleme kapsamında değerlendirilmeyerek söz konusu Yönetmelikten muaf tutulduğu ileri sürülmüş ise de, anılan "Usul ve Esaslar"ın uygulamada birliğin sağlanması, ortaya çıkabilecek aksaklıkların önlenmesi amacıyla düzenlendiği dikkate alındığında, alt düzenleyici işlemlerden olan "Usul ve Esaslar"ın normlar hiyerarşisinin gereği olarak yönetmelikle çizilen sınırı aşmayacak şekilde kurallar içermesi gerekmekte olup, davalı idare tarafından, herhangi bir kriter öngörülmeksizin ÇED Yönetmeliğinin Ek-2 listesinde yer verilen yeraltından su çıkarma veya suyu yeraltında depolama projelerinden bazıları ÇED Yönetmeliğinden muaf tutulmak isteniyorsa, muafiyete ilişkin hususlara alt düzenleyici işlem olan "Usul ve Esaslar"da yer verilmesi yerine, ÇED Yönetmeliğinin diğer maddelerinde olduğu gibi (örneğin Ek-2 listesinin 45. maddesinin (ç) ve (d) bentleri), ÇED Yönetmeliğinde açıkça yer verilmesi veya ÇED Yönetmeliğine tabi olmak bakımından bir kriter öngörülerek, uygulanmasını gösteren hükümlerin "Usul ve Esaslar"a bırakılması suretiyle düzenleme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin Ek-2 listesinin 43. maddesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 6352 sayılı Kanun ile değişik 27. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen koşulların birlikte gerçekleşmesi nedeniyle 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin Ek-2 listesinin 43. maddesinin Üye ...'in karşı oyu ve oyçokluğuyla İPTALİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, 4. Varsa posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 06/11/2025 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY : Dava; 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin Ek-2 listesinin 43. maddesinin iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle açılmıştır. Mülga 25/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin Ek-1 listesinin 12. maddesinde; "10 milyon m3/yıl ve üzeri yeraltı suyu çıkarma veya suyu yeraltında depolama projeleri," kuralı, Ek-2 listesinin 47. maddesinde; "(Değişik:RG-26/5/2017-30077) 300.000m3/yıl ve üzerinde, yeraltından su çıkarma veya suyu yeraltında depolama projeleri," kuralı yer verilmiştir. Dava konusu Yönetmelikte ise söz konusu proje sadece Yönetmeliğin Ek-2 listesinin 43. maddesinde; "Yeraltı suyu çıkarma veya suyu yeraltında depolama projeleri," olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlıkta; eşik değerin kaldırılmasının, davacının iddiasının aksine herhangi bir belirsizlik oluşturmadığı, uygulamada ÇED başvurularının kapsamı ve sayıları da göz önünde bulundurularak, eşik değer bakımından muhtemel çevresel etkilerin değişmeyeceği öngörüldüğünden, eşik değerin kaldırılarak bu projelerin Yönetmeliğin Ek-2 listesi kapsamına alındığı, ayrıca ÇED Yönetmeliğinde yapılan değişikliklerin anlaşılmasını ve uygulanmasını kolaylaştırıcı idari ve teknik hususlar ortaya konularak, uyumun ve uygulamada birliğin sağlanması, ortaya çıkabilecek aksaklıkların önlenmesi amacıyla 09/09/2022 tarih ve 4527998 sayılı "Usul ve Esaslar"ın yayımlandığı, bu düzenleme ile her arazi sahibinin arazisinde yeraltı suyu arama hakkının elinden alınmadığı, gerçek kişiler tarafından bireysel içme-kullanma ve sulama suyu temini amacıyla açılması planlanan kuyuların ÇED Yönetmeliği kapsamı dışında bırakıldığı, dolayısıyla dava konusu düzenlemenin, hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla; "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin Ek-2 listesinin 43. maddesi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile Dairemiz kararına katılmıyorum.