Danıştay · 3. Daire

Danıştay 3. Daire 2025/4507 E. 2025/5670 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
3. Daire
Esas No
2025/4507
Karar No
2025/5670
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/4507 Karar No : 2025/5670

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ...Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin İstanbul Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacının ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu şirketlerin mükellefiyet kaydının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 160/A maddesine istinaden re'sen terkin olduğundan bahisle sözü edilen maddeye göre takip edilen mükellefler listesine alınmasına dair tesis edilen işlemin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacının 213 sayılı Kanun'un 160/A maddesi kapsamında takip edilen mükellefler listesine dahil edilmesi yönünde işlem tesis edilmiş ise de gerek davalı idarenin gerek bağlı bulunduğu hiyerarşik üst makamların mükellefleri bu şekilde kategorize edebilmelerine olanak sağlayan yasal düzenleme bulunmadığı gibi Anayasada buna izin veren bir hükmün de yer almadığı, bu şekilde kanuni dayanağı olmadan yapılacak bir sınıflandırmanın vergi barışını bozucu etkiye sebep olacağı ve Anayasada güvence altına alınan temel kişi hak ve hürriyetlerine aykırılık teşkil edeceği gerekçesiyle işlem iptal edilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının 213 sayılı Kanun'un 160/A maddesine göre takip edilen mükellefler listesine alınmasına ilişkin dava konusu işlemin, idarenin hazırlık mahiyetinde iç işlemi olduğu, ortada davacının hukuki durumunu etkileyen idari davaya konu edilebilir nitelikte icrai bir işlem bulunmadığından davanın esasının incelenemeyeceği gerekçesiyle istinaf başvurusu kabul edilerek Vergi Mahkemesi kaldırıldıktan sonra dava incelenmeksizin reddedilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğu, mülkiyet hakkının ihlal edildiği, mükelleflerin bu şekilde kategorize edebilmelerine olanak sağlayan hiç bir yasal düzenleme bulunmadığı, öte yandan, işleme dayanak oluşturan ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu şirketlerin mükellefiyet kaydının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 160/A maddesine istinaden re'sen terkin edilmesine dair işlemlerin mahkemelerce iptal edildiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacının ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu şirketlerin mükellefiyet kaydının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 160/A maddesine istinaden re'sen terkin olduğundan bahisle sözü edilen maddeye göre takip edilen mükellefler listesine alınmasına dair tesis edilen işlemin iptali istemiyle dava açıldığı anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. maddesinin 3. fıkrasının (d) bendinde, dava konusu işlemin idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı yönünden inceleneceği; 15. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, sözü edilen nitelikte bir işlemin bulunmaması durumunda davanın reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 160/A maddesinde, mükellefiyet süresi, aktif ve öz sermaye büyüklüğü, ödenen vergi tutarı, çalışan sayısı, vergisel yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediği gibi hususlar dikkate alınarak mükelleflerin vergisel uyum seviyelerine yönelik olarak Hazine ve Maliye Bakanlığınca yapılan analiz ve değerlendirme çalışmaları neticesinde sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğu tespit edilen mükelleflerin vergi incelemesine sevk edileceği ve bunlar nezdinde yoklama yapılacağı, yoklamayı müteakip, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen esaslar çerçevesinde vergi dairesinin mükellefin sahte belge düzenleme riskinin yüksek olduğuna ilişkin görüşü ve ilgisine göre vergi dairesi başkanı veya defterdarın onayı ile mükellefiyet kaydının terkin edileceği ve bu durumun mükellefe tebliğ edileceği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İptal davasına konu yapılabilecek işlemler idarenin tek yanlı irade açıklamasıyla ilgililerin hukuksal durumunda değişiklik yaratan kesin ve yürütülmesi gereken işlemler olup vergi idarelerinin, idari işlevleriyle ilgili olarak vergi hukuku alanında tesis ettikleri, uygulanabilir nitelikte, ilgililerin menfaatini doğrudan etkileyen ve onların hak ve yükümlülüklerinde değişiklik veya yenilik yaratan irade açıklamaları, doğurduğu hukuki sonuçlar dikkate alındığında, belirtilen türden işlemlerdendir. Bir idari işlemin icrai nitelik taşıması ve bu bağlamda iptal davasına konu olabilmesi için ilgilisinin hukuksal durumuna etki etmesi, ilgilisine yeni hukuki durum veya durumlar yaratması daha açık bir ifadeyle ilgilisinin mevcut hukuki durumunu değiştirmesi yahut ortadan kaldırması gerekmektedir. Bununla birlikte, bir işlemin iptal davasına konu edilebilir nitelikte kesin ve yürütülebilir bir işlem olup olmadığının tespiti, işlemin içeriğine bakılarak yargı yerlerince belirlenecektir. Vergi idarelerinin vergi kayıp ve kaçağını önlemek amacıyla vergi hukuku alanında tesis ettikleri uygulanabilir nitelikte, ilgililerin menfaatini doğrudan etkileyen ve onların hak ve yükümlüklerinde değişiklik veya yenilik yaratan irade açıklamaları 2577 sayılı Yasa'nın 2. maddesi kapsamında davaya konu edilebilirler. Uyuşmazlık konusu olayda, davacının 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 160/A maddesine göre takip edilen mükellefler listesine alınmasına dair tesis edilen işlem, davacıyı, vergi idaresi nezdinde gerçekleştireceği işlemler ile belge basma, hesap açma, havale, eft, kredi kullanma gibi çeşitli ticari faaliyetine yönelik işlemlerde faaliyetini kısıtlayacak tarzda ek külfetlere muhatap bırakabileceği gibi katma değer vergisi indirim ve iade talepleri bakımından ticari ilişkide bulunduğu mükellefler nezdinde ön yargı oluşturacak mahiyette sonuçlar doğurabileceği, sözü edilen durumların ise başta mülkiyet hakkı olmak üzere temel hak ve özgürlüklerine müdahale oluşturduğu dikkate alındığında, ortada idari davaya konu olabilecek icrai, kesin ve yürütülebilir bir işlem olduğu sonucuna varıldığından aksi yöndeki gerekçeyle davanın incelenmeksizin reddine ilişkin Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1.Temyiz isteminin kabulüne, 2.Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının BOZULMASINA, 17/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Atıf: Danıştay 3. Daire, E. 2025/4507, K. 2025/5670, T. 17.12.2025, www.arakarar.com/karar/danistay-3-daire-2025-4507-e-2025-5670-k-246e160108bb