Danıştay · 2. Daire

Danıştay 2. Daire 2024/920 E. 2024/3207 K.

Mahkeme
Danıştay
Daire
2. Daire
Esas No
2024/920
Karar No
2024/3207
Karar Tarihi

T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2024/920 Karar No : 2024/3207

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.

YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; emekli polis memuru olan davacının, İzmir İl Emniyet Müdürlüğünde görevli olduğu dönemde “rüşvet almaya teşebbüs” suçunu işlediğinden bahisle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi gereğince meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin ... günlü, ... sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu işleminin iptali istemiyle açılmıştır. ... İdare Mahkemesinin ...günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla "davanın yetki yönünden reddine" karar verilmiş; dava dosyasının gönderildiği ... İdare Mahkemesince davanın reddi yolunda verilen ... günlü, E:..., K:...sayılı karar, Danıştay Beşinci Dairesinin 16/10/2017 günlü, E:2016/15433, K:2017/21093 sayılı kararıyla bozulmuş ve karar düzeltme istemi de anılan Dairenin...günlü, E:..., K:...sayılı kararıyla reddedilmiş; anılan bozma kararı sonrasında ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla, "davanın yetki yönünden reddine" karar verilerek, dava dosyası ... İdare Mahkemesine gönderilmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : ... İdare Mahkemesince, Danıştay Beşinci Dairesinin anılan bozma kararına uyularak dava dosyası yeniden incelenmek suretiyle verilen temyize konu kararla; dosyanın incelenmesinden; İzmir Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü kadrosunda görev yaptıkları dönemde, polis memurları A.Z. ve davacının, " Ö.G. isimli şahsın aracına kesilen trafik cezasını iptal ettirdikleri, S.S. isimli şahsın fuhuş amaçlı pazarlamış olduğu yabancı uyruklu bayanlar ile cinsel ilişkiye girmek üzere Alaybey semtindeki eve 09/05/2008 tarihinde geldikleri, E.E. isimli şahsın sürücülüğünü yaptığı ve servis aracı olarak kullandığı plaka ve belgeleri olmayan ... plakalı aracın belediye otobüsü ile karıştığı trafik kazası sonrası araç ile ilgili gerekli cezai işlemlerin yapılmadığı" yönündeki iddialar üzerine haklarında adli ve idari soruşturma başlatıldığı, idari soruşturma sonucunda hazırlanan soruşturma raporunda; polis memuru A.Z.'nin gayrimeşru işlerle uğraşan şahıslarla ilişki kurup menfaat sağladığının açık ve net olduğu, davacının ise kısmi ve pasif olarak olayın içinde bulunduğu, her iki polis memurunun da kusurlu oldukları gerekçesiyle polis memuru A.Z.'nin Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/7 maddesi gereğince meslekten çıkarma cezasıyla, davacının ise; suç işlediğine dair kesin inandırıcı kanıt bulunmadığı, pasif konumda olduğu ve sicilinin temiz olması nedeniyle, anılan Tüzüğün 15. maddesi uygulanarak "24 ay uzun süreli durdurma" cezası ile tecziye edilmesi gerektiği yönünde teklif getirildiği, İzmir İl Polis Disiplin Kurulunca, her iki polis memuru hakkında meslekten çıkarma cezası ile tecziyeleri gerektiği kararıyla dosyanın Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kuruluna gönderildiği, ... günlü, ... sayılı dava konusu işlemle; davacının, "rüşvet almaya teşebbüs" suçu nedeniyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine karar verildiği, bakılan davada; ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... günlü, E... K... sayılı kararıyla davacının "rüşvet almak" suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve anılan cezanın ertelenmesine karar verilmesi üzerine, davalı idarece rüşvet almaya teşebbüs fiilinin işlendiğinin sübuta erdiğinden bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği görülmekte ise de, UYAP kayıtlarının incelenmesinden; anılan kararın, Yargıtay ...Ceza Dairesi'nin... günlü, E:..., K:...sayılı kararıyla bozulduğu, akabinde anılan Mahkemenin ...günlü, E:..., K:...sayılı kararı ile davacının rüşvet almak suçundan 5 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın Yargıtay... Ceza Dairesi'nin ... günlü, E:...K:... sayılı kararıyla tekrar bozulması üzerine, adı geçen Mahkemenin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla, davacının eyleminin "görevi kötüye kullanma" suçunu oluşturduğu ve fiilin işlendiği tarih itibarıyla zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle "düşme" kararı verildiği, anılan kararın temyiz aşamasında olduğu, bu durumda; yapılan disiplin soruşturması neticesinde düzenlenen soruşturma raporu ve tüm dosya muhteviyatı ile dava dosyasında mevcut olan Yargıtay'ın bozma kararı birlikte dikkate alındığında, davacının fiilinin "rüşvet almaya teşebbüs" olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davacıya isnat edilen eylem ile disiplin cezası verilmesini öngören yasa maddesindeki fiilin örtüşmesi anlamına gelen "tipiklik" koşulunun somut olayda sağlanmadığı anlaşıldığından, davacının "rüşvet almaya teşebbüs" suçunu işlediği gerekçesiyle tesis edilen işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, davalı idarece davacı hakkında tipiklik unsuru kapsamında yapılacak değerlendirme üzerine yeniden işlem tesis edileceğinin açık olduğu gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; yapılan soruşturma sonucunda davacının üzerine atılı suçun sübuta erdiği, ceza mahkemesinde davacıya ceza verilmemiş olmasının disiplin cezası verilmesini engellemeyeceği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davalı idarenin yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin, gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. ... İdare Mahkemesince verilen... günlü, E:..., K:... sayılı kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/05/2024 tarihinde gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :

Dava; emekli polis memuru olan davacının, İzmir İl Emniyet Müdürlüğünde görevli olduğu dönemde "rüşvet almaya teşebbüs" suçunu işlediğinden bahisle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6 maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin disiplin kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır. Mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 2. maddesinde, "E) Meslekten çıkarma, memurun, Emniyet Teşkilatı hizmetlerinde bir daha çalıştırılmamak üzere meslekten çıkarılmasıdır." tanımına yer verilmiş olup; aynı Tüzük'ün "Meslekten çıkarma" başlıklı 8. maddesinin 6. bendinde ise, "Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasden adam öldürme veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti, suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira'' suçu, "meslekten çıkarma" cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanak maddesi olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda; Anayasa Mahkemesi'nin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, "yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 08/03/2018 günlü, 30354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7068 sayılı "Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun"un 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Öte yandan, 7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." şeklinde geçici hüküm yer almış; anılan Kanun'da Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6 maddesinde yer alan düzenlemeyle aynı veya benzer nitelikte bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Dava devam ederken, davacının fiiline uygulanacak disiplin cezasına ilişkin mevzuatta değişiklik olması nedeniyle uyuşmazlığın çözülebilmesi için, davacının işlediği fiile, hangi mevzuat hükmünün uygulanması gerektiğinin de belirlenmesi gerekmektedir. Ceza hukuku kökenli bir ilke olan, ancak zaman içinde hukukun tüm dallarında geçerli bir ilke olarak benimsenen "lehe olan hükmün uygulanması ilkesi"; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiilin, sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunması veya sonradan yürürlüğe giren düzenlemenin, suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehine sonuçlar doğurması durumunda, failin lehine olan sonraki normun, daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir.

İdare hukuku alanında, kural olarak, idari işlemlerin yargısal denetimi, tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. İdari işlem niteliğindeki disiplin cezasının da, tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, lehe olan normun uygulanması ilkesinin, disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir.

Dolayısıyla fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise, disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır. 7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'ne göre verilen disiplin cezalarının, bu Kanun hükümlerine göre verilmiş addolunacağı, dava konusu işlemin dayanağı olan anılan Tüzük'ün 8/6 maddesinde düzenlenen fiile veya benzer bir fiile, 7068 sayılı Kanun'da yer verilmediği, anılan Kanun'da suç olarak betimlenmeyen eylemin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitine ve işlemin tesis edildiği tarihteki mevzuat uyarınca yargısal denetiminin yapılmasına imkan bulunmadığı sonucuna varıldığından, hukuki dayanaktan yoksun hale gelen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.

Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/05/2019 günlü, E:2018/944, K:2019/2096 sayılı; 16/03/2020 günlü, E:2019/2706, K:2020/765 sayılı ve 28/01/2021 günlü, E:2020/3248, K:2021/145 sayılı kararları da bu yöndedir.

Atıf: Danıştay 2. Daire, E. 2024/920, K. 2024/3207, T. 28.01.2021, www.arakarar.com/karar/danistay-2-daire-2024-920-e-2024-3207-k-cbd082119948