Danıştay · 2. Daire
Danıştay 2. Daire 2023/708 E. 2024/3206 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 2. Daire
- Esas No
- 2023/708
- Karar No
- 2024/3206
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/708 Karar No : 2024/3206
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri V. Dr. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... (Vasisi :...) ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir.
YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; 2. sınıf emniyet müdürü olan davacının, İzmir İl Emniyet Müdürlüğünde görevli olduğu dönemde “zimmet” suçunu işlediğinden bahisle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesi gereğince meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin ...günlü, ...sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle mahrum kalınan maaş ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. ...İdare Mahkemesince, dava konusu işlemin iptali, davacının maaş ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden karar verilmesine yer olmadığı yolunda verilen... günlü, E:..., K:... sayılı karar, davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine, Danıştay Beşinci Dairesinin 28/02/2018 günlü, E:2016/23586, K:2018/10810 sayılı kararıyla bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti :... İdare Mahkemesince, Danıştay Beşinci Dairesinin anılan bozma kararına uyularak dava dosyası yeniden incelenmek suretiyle verilen temyize konu kararla; dava dosyasının incelenmesinden; İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ve bağlısı şube müdürlüklerinde müfettişlerce yapılan denetimler sırasında bazı bilgisayarların harddisklerinin değiştirilmiş olduğu bilgisine ulaşılması üzerine başlatılan soruşturma sonucu hazırlanan raporda; "18/12/2013 günü şube müdürü E.G.'nin polis memuru V.Ö.'yü çağırarak kendisinin ve M.A.Ş., M.E. ve T.A'nın bilgisayarlarındaki harddiskleri değiştirme talimatı verdiği, V.Ö.'nün harddiskleri değiştirerek çıkan harddiskleri bir torbanın içinde muhafaza ettiği, harddisklerin herhangi bir resmi imha tutanağı düzenlenmeden imha edildiği, davacının kullanımında olan masa üstü bilgisayarın harddiskinin de değiştirildiği, bilgisayarlardaki harddisklerin ortak iradeyle kayıt ve tutanak altına alınmadan değiştirilerek bazı usulsüz ve saklanmak istenen verilerin yok edilmeye çalışıldığı, davacının devlet malı bilgisayar harddiskini "zimmetine geçirdiği"nden bahisle getirilen teklif doğrultusunda, dava konusu işlemin tesis edildiği, olayda; Mahkemelerince yapılan ara kararı gereği sunulan evraklar incelendiğinde; davacı ve diğer şüpheliler hakkında İzmir İl Emniyet Müdürlüğünce hazırlanan 27/03/2014 günlü suç duyurusunda şüphelilerin eyleminin "zimmet ve görevi kötüye kullanma"; bilahare İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı'nın 15/04/2014 günlü yazısında, eylemin "Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk" olarak nitelendirilmesi talep edilmişse de, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüpheliler hakkındaki eylemin bütün olarak "Bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, erişilmez kılma" suçunu oluşturduğundan bahisle kamu davası açıldığı, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ...günlü, E:..., K:...sayılı kararı ile davacının beraatine karar verildiği ve anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi...Ceza Dairesinin... günlü, E:..., K:...sayılı kararıyla reddedilerek beraat kararının kesinleştiği, bakılan davada; davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına neden olan "zimmet" fiilinin Türk Ceza Kanunu'nda da suç olarak tanımlandığı, davacı hakkında zimmet fiili nedeniyle ceza soruşturması, kovuşturması ya da mahkumiyeti bulunmadığı, Danıştay Beşinci Dairesinin 28/02/2018 tarihli bozma kararında belirtilen ve davacının "bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme" suçunu işlediğinden bahisle açılan davada verilen beraat kararı 13/01/2022 tarihinde kesinleştiğinden, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, davacının maaş ve özlük haklarının yasal faiziyle ödenmesi istemine ilişkin olarak ise; davacının, aynı dava konusu işlemle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 12. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin kısmının iptali istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla "davanın açılmamış sayılmasına" karar verildiğinden, işbu davada verilen kararın davacının kamu görevine iadesi sonucunu doğurmayacağı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle mahrum kaldığı maaş ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemi yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; yapılan disiplin soruşturması ile, davacıyla birlikte soruşturmada adı geçen diğer 4 personelin, kendi kullanımlarına tahsis edilen devlet malı bilgisayarlarındaki orijinal harddiskleri yeni harddisklerle değiştirdikleri ve orijinal harddiskleri hiç bir gerekçe olmadan, kayıt ve tutanak altına almaksızın imha ettiklerinin tespit edildiği, Emniyet Genel Müdürlüğünün konuyla ilgili genelgeleri uyarınca, söz konusu harddisklerin ekonomik ömürlerini doldurmaları veya arızalı olmaları durumunda HEK'e (hurda/enkaz/köhne) ayrılması ve bilgi güvenliği açısından Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü'ne teslim edilmeleri gerektiği halde, davacı ve soruşturmada adı geçen diğer personelin bu yükümlülüğe aykırı hareket ettikleri, üzerine atılı disiplin suçu sübuta eren davacı hakkında tesis olunan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı idare üzerinde bırakılmasına, 4. Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştay'da karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/05/2024 tarihinde gerekçede oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava; 2. sınıf emniyet müdürü olan davacının, "zimmet" suçunu işlediğinden bahisle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6 maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin disiplin kurulu kararının iptali ile bu işlem nedeniyle mahrum kalınan maaş ve diğer özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 2. maddesinde, "E) Meslekten çıkarma, memurun, Emniyet Teşkilatı hizmetlerinde bir daha çalıştırılmamak üzere meslekten çıkarılmasıdır." tanımına yer verilmiş olup; aynı Tüzük'ün "Meslekten çıkarma" başlıklı 8. maddesinin 6. bendinde ise, "Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasden adam öldürme veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti, suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira'' suçu, "meslekten çıkarma" cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün dayanak maddesi olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin iptali istemiyle açılan dava sonucunda; Anayasa Mahkemesi'nin 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, "yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa'nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu" gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 08/03/2018 günlü, 30354 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7068 sayılı "Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin Kabul Edilmesine Dair Kanun"un 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Öte yandan, 7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." şeklinde geçici hüküm yer almış; anılan Kanun'da Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6 maddesinde yer alan düzenlemeyle aynı veya benzer nitelikte bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Dava devam ederken, davacının fiiline uygulanacak disiplin cezasına ilişkin mevzuatta değişiklik olması nedeniyle uyuşmazlığın çözülebilmesi için, davacının işlediği fiile, hangi mevzuat hükmünün uygulanması gerektiğinin de belirlenmesi gerekmektedir. Ceza hukuku kökenli bir ilke olan, ancak zaman içinde hukukun tüm dallarında geçerli bir ilke olarak benimsenen "lehe olan hükmün uygulanması ilkesi"; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiilin, sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunması veya sonradan yürürlüğe giren düzenlemenin, suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehine sonuçlar doğurması durumunda, failin lehine olan sonraki normun, daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir.
İdare hukuku alanında, kural olarak, idari işlemlerin yargısal denetimi, tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. İdari işlem niteliğindeki disiplin cezasının da, tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, lehe olan normun uygulanması ilkesinin, disiplin cezaları yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir.
Dolayısıyla fiilin işlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise, disiplin cezası ile cezalandırılacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır. 7068 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'ne göre verilen disiplin cezalarının, bu Kanun hükümlerine göre verilmiş addolunacağı, dava konusu işlemin dayanağı olan anılan Tüzük'ün 8/6 maddesinde düzenlenen fiile veya benzer bir fiile, 7068 sayılı Kanun'da yer verilmediği, anılan Kanun'da suç olarak betimlenmeyen eylemin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespitine ve işlemin tesis edildiği tarihteki mevzuat uyarınca yargısal denetiminin yapılmasına imkan bulunmadığı sonucuna varıldığından, hukuki dayanaktan yoksun hale gelen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, Mahkeme kararının dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmının belirtilen gerekçeyle onanması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.
Nitekim, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 02/05/2019 günlü, E:2018/944, K:2019/2096 sayılı; 16/03/2020 günlü, E:2019/2706, K:2020/765 sayılı ve 28/01/2021 günlü, E:2020/3248, K:2021/145 sayılı kararları da bu yöndedir.