Danıştay · 13. Daire
Danıştay 13. Daire 2022/4913 E. 2025/1361 K.
- Mahkeme
- Danıştay
- Daire
- 13. Daire
- Esas No
- 2022/4913
- Karar No
- 2025/1361
- Karar Tarihi
T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/4913 Karar No:2025/1361
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR): 1-... 2- ... VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Fonu VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacıların İktisat Bankası kaynaklı Fon alacağından edinen sıfatıyla sorumlu tutulmalarına ilişkin ... tarih ve... sayılı Fon Kurulu kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacıların Fon alacağından edinen sıfatıyla sorumlu tutulmalarına ilişkin ... tarih ve ... sayılı Fon Kurulu Kararı ile bu karar uyarınca 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesi kapsamında malvarlıklarına uygulanan ihtiyati hacizlerin iptali istemiyle .... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasından dava açıldığı, Mahkemenin ... tarih ve K.... sayılı kararı ile "davanın reddine" karar verildiği, bu kararın Danıştay Onüçüncü Dairesinin 20/05/2021 tarih ve E:2019/2875, K:2021/1819 sayılı kararıyla kesinleştiği, bu kez davacılar tarafından, Fon alacağından edinen sıfatıyla sorumlu tutulmalarına ilişkin 26/11/2015 tarih ve 280 sayılı Fon Kurulu Kararının iptali istemiyle 16/12/2021 tarihinde bakılan davanın açıldığı; davacılar tarafından dava konusu işlemin iptali istemiyle .... İdare Mahkemesinin E:... sayılı dosyasından açılan davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği anlaşıldığından davanın konusunun, sebebinin ve taraflarının aynı olduğu, kesinleşen hükmün tüm hususları ile dava konusu işlemi kapsadığı, işbu davanın kesin hüküm nedeniyle incelenmesine hukuken olanak bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; davacılar tarafından, işbu davanın farklı bir sebebe dayandığı iddiasıyla davada kesin hükmün koşullarının oluşmadığı, kararın kanunilik şartını taşımadığı, edinen olarak sorumlu olmadıkları iddiasıyla istinaf kanun yoluna başvurulduğu, İstinafa konu kararın ilk inceleme üzerinden verilen usule yönelik bir karar olması nedeniyle davacıların esasa yönelik iddialarının bu aşamada hukuken değerlendirilmesine olanak bulunmadığı, kesin hüküm nedeniyle davanın incelenmeksizin reddi yönündeki usul kararına yönelik iddiaların ise gerekçeli karar hakkı kapsamında karşılanması (hukuksal değerlendirilmesinin yapılması) gerektiği, Davacıların, kesin hüküm konusunun 2577 sayılı Kanun'un 31. maddesinde 6100 sayılı Kanun'a yapılan atıflarda yer almadığı, bu nedenle müdahalenin kanunilik şartını taşımadığı ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda “kesin hüküm” koşulları ve hukuksal sonuçlarına yönelik herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi aynı Kanun'un 31. maddesinde "kesin hüküm" konusunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na herhangi bir gönderme de bulunmadığı ancak, bir toplumun yürürlükte bulunan hukukunun işlerliğinin ve güvenliğinin sağlanmasının, o toplumun hukuk düzeni içinde yargı yerlerince verilecek yargısal kararlara “kesinlik” tanınmasıyla olacağı, kesin hüküm müessesesinin kabul edilmesinin temel amacının kesin olarak karara bağlanmış bir uyuşmazlığın tekrar incelenmesini ve aynı uyuşmazlık için farklı yönde kararlar verilmesini önlemek ve nihayetinde hukuki güvenliği ve istikrarı sağlamak olduğu, kesin hüküm nedeniyle verilen kararın esas itibarıyla da davanın usul açısından reddine yönelik olduğu, bu nedenle müdahalenin kanunilik şartını taşımadığı ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasının yerinde görülmediği, Davacıların,...İdare Mahkemesince açılan davanın sebebinin ortada dolanlı işlem bulunmaması nedenine dayandığı, işbu davadaki sebebin mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun ek 6. maddesine dayandığı, ek 6. maddenin uyuşmazlığa etkisinin taraflarca ileri sürülmediği, bu yönden kararda değerlendirme yapılmadığı, bu yönüyle bu dava sebebinin, işlemin iptalini gerektiren yeni bir dava sebebi olduğu iddiası yönünden: Davacıların işbu davayı idari yargıda açtığı 16/12/2021 tarihinden önce, ... İdare Mahkemesinin .../... ve .../... esas numaralı dava dosyalarında verilen davanın reddine yönelik kararların 20/05/2021 tarihi itibarıyla kesinleştiği, bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerektiği, işbu dava ile .... İdare Mahkemesinin ...ve...esas numaralı dava dosyalarında görülen davalarda taraflar ile davanın konusu aynı olup, bu yönde bir ihtilaf bulunmadığı, davacıların esas iddiası olan dava sebebinin farklı olduğuna ilişkin iddia yönünden ise, idari yargı yerlerinin tarafların ortaya koydukları maddi olay, hukuki durum ve ileriye sürdükleri hukuki nedenlerle bağlı olmayıp, her türlü inceleme ve araştırmayı kendiliğinden yapacağı, bu kapsamda, tarafların dilekçelerinde ileri sürdüğü maddi olayların gerçeğe uygun olup olmadığını "resen araştırma yetkisi" kapsamında kendiliğinden araştırarak uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için gerekli olan bilgi ve belgeleri ilgili yerlerden temin ederek uyuşmazlık hakkında bir karar vereceği, hakimin Türk hukukunu resen uygulayacağı, idari yargı yerinin tarafların bildirdiği maddi olay ve sebeplerle ve kendisine sunulan delillerle bağlı olmayıp, idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygun olup olmadığına resen araştırma suretiyle karar verdiği, buna göre ... tarih ve ... sayılı Fon Kurulu kararına karşı açılan davada, işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygun olup olmadığı yönünden İdare Mahkemesince değerlendirme yapılarak, işlemin hukuka aykırı olmadığı yönünde karar verilmek suretiyle davanın esası hakkında karar verildiği ve bu kararın Danıştay Onüçüncü Dairesince de onararak kesinleştiği, anılan Fon Kurulu kararı yönünden davacılar açısından şekli ve maddi anlamda kesinleşmiş bir karar bulunduğu, davacılar tarafından, ... İdare Mahkemesinde açılan davanın sebebinin ortada dolanlı işlem bulunmaması nedenine dayandığı, işbu davadaki sebebin mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun ek 6. maddesine dayandığı, ek 6. maddenin uyuşmazlığa etkisinin taraflarca ileri sürülmediği, bu yönden kararda değerlendirme yapılmadığı iddia edilmekte ve buna ilişkin hukuki mütalaa, doktrin görüşleri ve yargı kararı sunulmakla birlikte, davacıların söz konusu iddiasının "davanın sebebine" ilişkin olmayıp "ileri sürülen iddia"ya ilişkin olduğu, 6100 sayılı Kanun'un 303. maddesinin hukuk yargılamasına özgü getirilmiş olup, maddenin 2577 sayılı Kanun'a göre yorumlanması gerektiği, hukuk mahkemelerinde yapılan yargılamada, ispat yükünün kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait (6100 sayılı Kanun, madde 190) olduğu ancak idari yargıda resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu, buna göre bir idari işlemin iptali istemiyle açılan davada, idari yargı yerinin tarafların bildirdiği maddi olay ve sebeplerle ve kendisine sunulan delillerle bağlı olmayıp, idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden hukuka uygun olup olmadığına resen araştırma suretiyle karar verildiği, davacıların öne sürdüğü mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun ek 6. maddesinin işlem tarihinden önce de yürürlükte olan bir madde olduğu, İstanbul 7. İdare Mahkemesinde açılan davalarda ileri sürülmese dahi hukuk kurallarının idari yargı mercilerince resen uygulandığı, bu durumda aynı işlemin iptali istemiyle daha önce idari yargıda açılan davada işin esasına yönelik olarak verilen ve kesinleşen davanın reddine ilişkin karar kesin hüküm niteliği taşıdığından, aynı işlemin iptali istemiyle bu kez farklı bir hukuki iddiaya dayalı olarak yeniden dava açılamayacağından, kesin hüküm nedeniyle davanın incelenmeksizin reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuki isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davacıların istinaf başvurusunun belirtilen açıklamayla reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI: Davacılar tarafından, aynı idari işleme karşı farklı bir dava sebebine dayanılması halinde ret kararının maddi anlamda kesin hüküm oluşturmayacağı, davacının başka bir maddi vakıaya dayanarak aynı işlem hakkında yeniden dava açabilmesinin mümkün olduğu, resen araştırma yetkisinin varlığının idari yargı yerlerinin dava konusu işlemleri her dava sebebi yönünden incelediğini göstermediği, işbu davada ileri sürülen dava sebebinin .... İdare Mahkemesi'nce araştırıldığına ve incelendiğine dair hiçbir somut veri bulunmadığı, Bölge İdare Mahkemesinin temyize konu kararında yer alan açıklamasıyla idari yargı yerlerinin hiçbir tartışma, değerlendirme ve gerekçelendirme yapmadıkları konularda zımni bir ret iradesiyle hareket ettiklerini kabul ettiği, resen araştırma yetkisinin Bölge İdare Mahkemesince benimsenen yorumunun idari yargılama usulü kurallarına da aykırılık teşkil ettiği, 4389 sayılı Kanun'un ek 6. maddesinde yer alan 5 şartın davacılar yönünden gerçekleştiği, anılan maddenin daha önce taraflarca ileri sürülmediği ve yargı yerlerince de resen gözetilmediği, mahkemeye erişim, adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, dava konusu Fon Kurulu kararına karşı daha önce açılan davanın ret yönünde kesinleştiği, kesinleşmiş yargı kararının göz ardı edilerek hukuka uygunluğu teyit edilen idari işlemin yeniden yargı denetimine tabi tutulmasının amaçlandığı, uyuşmazlıkta 4389 sayılı mülga Bankalar Kanunu'nun Ek 6. maddesinde yer alan şartların gerçekleştiğine ilişkin iddiaların Danıştay 13. Dairesi'nin 05/05/2017 tarih ve E:2016/4396, K:2017/1368 sayılı kararında yer alan tespit ve açıklamalar çerçevesinde de afaki ve hukuki dayanaktan yoksun olduğu, idari yargı mercilerinin taraflar ileri süremese de inceledikleri işlemin sakat sayılması yahut sayılmaması için başka bir sebep görmeleri halinde buna dayanabilecekleri, kesin hükmün amacının, mahkeme kararlarına güvenilmesini ve uyulmasını sağlamak, çelişik kararlar verilmesine engel olmak ve toplum için zorunlu olan hukuki istikrarı sağlamak olduğu, bir uyuşmazlığın daha önce kesin hükümle sonuçlandırılmamış olmasının dava şartlarından olduğu, idari yargıdaki resen araştırma ilkesinin gereği olarak bir davada maddi olguları belirleyerek hukuki değerlendirmeyi yapmak ve uygulanacak yasa maddelerini bulmanın hakimin görevi olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz istemlerinin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle incelenmeksizin reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacılara iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 25/03/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.